En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 36240 sonuçtan 34441 - 34450 arası görüntüleniyor.
metin - Türkçe
12 Ayrım
1,59 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 4
metin - Türkçe
17 Ayrım
3,09 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 4
metin - Türkçe
10 Ayrım
1,34 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 4
metin - Türkçe
13 Ayrım
2,02 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 4
Altı Nokta Körler Derneği
insan sesi mp3 - Türkçe
1 Ayrım
158 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 4
Konusu:
İki ayda bir çıkan süreli dergi.
Andreas H. Schmachtl
insan sesi mp3 - Türkçe
2 Ayrım
13,8 MB
Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
Görüntülenme Sayısı: 4
Konusu:
Tilda Elmaçekirdeği şaşırmış durumda: Birdenbire bütün arkadaşları ondan bir şeyler gizlemeye başlamış! Ama nedeni çok geçmeden anlaşılıyor: Köyde herkesin hevesle hazırlandığı bir dikiş yarışması yapılacak. Elbette bizim pamuk gibi bembeyaz faremizin aklına da çok gizli tutacağı müthiş bir fikir geliyor ve o da katılıyor bu yarışmaya, ne de olsa kazanmak önemli. Ama unutmayalım, Tilda için arkadaşları her şeyden daha önemli.
Said TÜRKOĞLU
insan sesi mp3 - Türkçe
13 Ayrım
394 MB
Eser Alt Türü: Deneme
Görüntülenme Sayısı: 4
Konusu:
Gönül şehri yücelik ve ululuk şehri. dünyadaki bütün şehirlerin üstünde bir şehir. Bu şehrin kapıları onu arayanlara açıktır. Birkez gönül yıktıysan bu kıldığın namaz değil, diyebilen müstesna insanlara bağışlanmıştır. Gönül sahipleri, gönül şehrinin muhtelif kapılarından içeri girerek bu şehri okumaya, yorumlamaya, ondan beslenmeye çalışır.
Adam Ross
bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
36 Ayrım
732,92 MB
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 4
Konusu:
David Pepin karısını öldürmeyi ilk defa hayal ettiğinde, bunu kendi işlediği bir cinayet olarak değil, tesadüfi bir gelişme ya da ilahi takdir olarak zihninde canlandırmıştı. Karı koca kumsalda piknik yaptıkları sırada fırtına çıktığını, sandalyelerini, piknik ör-tülerini ve içki şişelerini toplarlarken şimşek çaktığını ve üzerine yıldırım isabet eden karısının, tıpkı bir çizgi filmdeki gibi önce iskeleti görünerek üzerinde dumanı tüten bir kül yığınına dönüştüğünü geçirdi aklından David. Karısı kumun üzerinde hızlı adımlarla yürürken David onu izledi. Açıklık alanda karısından daha uzun bir şey yoktu. Hatta Alice bir ara gökyüzünde kümelenen bulutları seyretmek için durdu. “Amma fırtınaymış ha” dedi. David, böbürlenerek ölüme meydan okudu. “Ben, David Pepin, Tanrı’dan daha akıllı ve açıkgözüm ve ben, David Pepin, tam şu anda, bu kumsalda, Jones Plajı’nda Tanrı’nın, karımın üzerine yıldırım düşürmeyeceğini biliyorum” diye ilan etti içinden. Tanrı karısına yıldırım isabet ettirmedi. David iyi biliyordu...
Altı Nokta Körler Derneği
insan sesi mp3 - Türkçe
17 Ayrım
184,89 MB
Eser Türü: Dergi
Görüntülenme Sayısı: 4
Konusu:
Aylık Sesli Dergi  
Taylan Altuğ
bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
30 Ayrım
651,73 MB
Eser Alt Türü: Sanat
Görüntülenme Sayısı: 4
Konusu:
Son Bakışta Sanat Sanatın ve sanat eserlerinin hayatımızda ne kadar yeri var? Sanata nasıl bakıyoruz? Sanat bizim için ne ifade ediyor? Ya da ediyor mu? Bu sorulara yanıt vermeden önce şöyle bir düşünelim. Kendimizle, iç dünyamızla olan bütünlüğümüzü kaybettikçe aklımız da duyular dünyasına yabancılaşmaya başlamıyor mu? Maddi sınırlar içine sıkışıp kalan aklımız, nedensel bağlardan uzaklaşıp bizi ne kadar zenginleştirebiliyor? Görünen o ki doğadan kopan insana akıl şekil vermeye başladıkça duyular köreliyor. Akıl her şeyi belirler olduğunda bilgi, bilim de uzmanlaşarak bütünselliğini yitiriyor. Uzmanlaşan insan da bütünsel bakış geliştirmekten uzaklaşıyor. Bir alanda uzmanlaşırken birçok alandaki yetilerimiz körelmeye başlıyor. Ve ne yazık ki gelişmenin yegâne yolu da bu olarak görülüyor. Dolayısıyla çoğumuz için biçim içerikten daha önemli bir hale geliyor. Çünkü akıl biçimi meşrulaştırıyor içeriği değil. İşte tam da bu noktada, bu kısırdöngüden çıkabilmek için yukarıdaki soruları sormak önem kazanıyor. Taylan Altuğ, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan kitabının adına Son Bakışta Sanat demiş. Buradaki “Son Bakış”, kendi ifadesiyle ilk elde, felsefi estetiğin sanata ve sanat eserlerine bakışını ima ediyor. Yazar, felsefi estetiğin sonda gelen, sonradan gelen bir son-görü olarak, sanatla olan zorunlu bağına, etkileşimine ve karşılıklı bağımlılığına bir telmihte bulunuyor; bunu yaparken “… zamanımızda salt duyumda duyulara hoş gelen şeyle eyleşip duran postmodern yüzey estetiği içinde ölüp gitmekte olan sanatın” yeniden kazanılıp kazanılamayacağını irdeliyor. Bir umut arayışının: Felsefi estetik çerçevesinde, sanatın bir şeyi ifade ederken aynı zamanda onu gizleyen özelliğinin peşine düşüyor.

Sayfalar