Yazara Gore Listeleme

  • Ömer F. Oyal
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    584,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Şahitlik, adı konulmamış bir tutsaklıktır, akıp geçenin hatırasına hapsolmaktır.” 25 Temmuz 1943… Çukurova Ekspresi iki gün sürecek Adana-İstanbul seferi için yola koyulur. Namus derdi ya da yasak aşk yüzünden kaçanlardan, askerlere, memurlara, müzisyenlere, mahkûmlara, kondüktörlere dek pek çok insanı ve hikâyeyi taşıyan, üstelik bütün bu hikâyelere büyük bir merakla kulak veren 11 numaralı vagondayız. Anlatıcı ise bu meraklı vagonun ta kendisidir. 11 numaralı vagonun ağzından iki gün boyunca tanık olduklarını ve sefere ilk çıktığı 1900 başlarından Bağdat demiryolunun inşasını ve haliyle bir imparatorluğun yıkılıp yeni bir devletin inşasının 1943 yılına kadar gelen hikâyesini dinleriz. Zaman Lekeleri, Ömer F. Oyal’ın kaleminden sürükleyici bir memleket ve memleketten insan manzaraları tarihi…
  • Ömer F. Oyal
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    450,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bir kentin uzantısından başka nedir ki bir ruh? Yıllar önce işlediği bir günahla kirlenen ruhunu zamanla, hem de zamanın ta kendisiyle arındırmaya çalışan çaresiz bir adam; dönüştükçe değişen, değiştikçe yıkılan bir ömür; Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Uzakdoğu’dan İstanbul’a uzanan çarpıcı bir hikâye... YKY okurlarının “Magda Döndüğünde” ile tanıdıkları Ömer F. Oyal, “Sürgün Ruhun Rüya Defteri”nde mucizeyle sınanmış lanetli bir adamın tedirgin sesine kulak veriyor: “Dilin zamanlarüstü yasası”nın izinde, zaafların ve erdemlerin, iyi’lerin ve kötü’lerin ötesine bakıyor... Yerini yadırgayan bütün ruhlar için. Uçuruma doğru giden atın üzerinden bir türlü atlayamazsınız. Felaketinize yapışmışsınızdır. Günahına tutkuyla sarılmak... O zamanlar, günahı onarmak üzere bir hayatı inşa etmeyi anlamıyordum henüz. Sadece ürperdiğimi biliyorum. O rahibin kendini suçlu hissetmesinin ululuğu ve benim boş vermişliğimdeki sefil zavallılık. İki ruh arasında fark bu kadar olur! O merdivenlerin başında gerçekten utanmıştım. Utanç, ruhu olgunlaştıran yağmur gibidir. Utanç hissetmeyen bir ruhun arınması mümkün değil. Utancı acı, acıyı çaresizlik, çaresizliği yine utanç izler. Böylece kavrula kavrula arınıp yavaş yavaş başka birisi olursunuz.