Yazara Gore Listeleme

  • Gürsel Korat
    insan sesi mp3 - Türkçe
    37 Ayrım
    568,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nazan Başaran
    Pek çok kültürün biçim verdiği, Anadolu’nun eşsiz zenginliğini yansıtan önemli bir tarih mirası… Kapadokya… Gürsel Korat, Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya’da, bölgenin tarihöncesi dönemden başlayarak Selçuklu’nun ilk dönemlerine kadar uzanan kültürünü mimari, tarihsel ve dinsel özellikleriyle anlatıyor. 200 fotoğraf ve 40 çizimle zenginleştirilen ve büyük bir titizlikle hazırlanan Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya, bölgeye ruhunu veren özellikleri bir edebiyatçının kaleminden okumak, bu coğrafyanın en gizli saklı köşelerini, bağrına bastığı inançları ve barındırdığı hayatları bilmek isteyenler için ayrıntılı bir rehber… “Kapadokya ile ilgili kitapların en iyilerinden biri romancı Gürsel Korat’ınki. Korat, Bizans ikonografisinin simge ve metaforlarını tutku ve yetkinlikle araştırdığı bu kitapta, daha önce yöreye hiç gelmemiş ziyaretçilere, Hıristiyan mimarisini ve görsel sanatını anlamak için gereken anahtarları veriyor.” - Paul Dumont -
  • Gürsel Korat
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    1220,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mücella Tekeoğlu
    "Bir olay yazılınca zaman kaybolur ve canlanmak için okuyanın bakışını bekler..." 12 Haziran 1915 günü Nevşehir'de, bir bozkır sabahı: İğde kokuları içindeyiz, serinlikten ürpererek gözlerimizi ovuşturuyoruz. Yaşam olağan akışındadır, ölüm bu dünyaya yakışmaz görünmektedir. Oysa her şey koşup gelecek birazdan. On gün içinde devran değişecek. Hiç kimse o sabahtan sonra eskisi gibi olamayacak. Gürsel Korat Unutkan Ayna'da insanlığın soluğunu tuttuğu ve bakışlarını Anadolu'ya diktiği bir zaman parçasını anlatıyor: "Unutmanın" bazen "her şeyi eksiksiz görmek" anlamına geldiğini söyler gibi. "Bana bak" dedi Mayreni, iyice kızmıştı, "Önümüzde kaç gün var, onu bile bilmiyoruz. Belki mezarımız bile olmayacak. Belki bu çocuklar birbirinden muradını alamayacak." Mayreni'nin gözleri, ne söylediğini o an anlamış birinin şaşkınlığıyla doldu, yüzü dehşetle gerildi, sesi giderek boğuklaştı: "Belki en sevdiklerimizin ölüsünü elimize alacağız."
  • Gürsel Korat
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    357,22 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yelda
    Aşk dolu bir geceden sonra aklımızda kalan tek şey ne kadar sevildiğimizdir, oysa aklımıza ne kadar sevdiğimiz gelse aşka inanabilirdim.” Geçmişi acısıyla ve gülünç yanlarıyla ironi içinde anlatan bir roman Ay Şarkısı. Cezaevinde tek tip giysi direnişi, kedisever bir binbaşı, isteklerini kabul ettirmek için binbaşının kedisini rehin alan mahkûmların komik yargılama süreci. Ve aşk; her koşulda yeşeren, yeşerebilen... Gürsel Korat, en acımasız koşullarda bile mizaha yer veren bir incelikle yansıtıyor 80’lerin Türkiyesi’ni; ezilenle ezenin, aşkla kızgınlığın, sadakatle ihanetin hızla yer değiştirdiği insan hallerini. Koğuşta heyecan vardı. İnsanı coşturacağı akla bile gelmeyen bir sevinç haliydi bu. Yaratıcılık ve eğlence dolu. Çocuksu. Kediyi kaçırıp rehin almak herkese bir şeyler esinliyordu. Kimileri “hiç vermeyelim” diyor, kimileri onu köpek gibi bağlamaktan söz ediyordu. ... Hasan’ın “Kediyi yargılasak nasıl olur?” demesi, bu komik heyecanı oyuna dönüştürdü. Durum o anda herkese kendi içinde iki kere gülünç göründü. Tutuklular tutuklayan olacaklarını ve üstelik yaşamlarında ilk kez çocukça bir eylem yapacaklarını sezerek şaştılar. (Tanıtım Bülteninden)
  • Gürsel Korat
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    741,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşe Star
    Neden yaşadıklarını anlamaya çalışan üç adam... İnsana dokunan maharetli bir anlatım ve kederli bir mizahla resmedilen kibirli, kibrinden pişman olan erkekler ve sadakatsiz hayalleriyle kadınlar... İtaat ve isyanı anlatan, zamanı arayan, Kalenderileri konuşturan bir Anadolu romanı. İpek kadar yumuşak ve ipek kadar güçlü... "Şundan dirim böyle: Sinâğih vızıltısı arınınkinden incedir. Bebenih sesi anadan, avradıh sesi herifden. Bir farenih kemirişine bak, bir de inâğihkine. Bundan şuha varırım ki, gôğde iriyise hareket yavaşdır. Hareket yavaşısa zaman da yavaşdır." "Ya Allah’ın zamanı?," Kalenderiye, üç ayrı dönemde geçiyor, her biri üçer günde yaşanan üç bölümden oluşuyor. İnsani zaafları, şaşırma ve irkilme hissiyatını, hakikati ararken ölümün kıyılarında dolaşan insanları, iyiliği ve utanmayı hatırlatıyor. Gürsel Korat, Zaman Yeli ve Güvercine Ağıt romanlarında olduğu gibi yine bir Kapadokya hikâyesi anlatıyor. Özgün deyiş, mecaz ve lehçeler kullanan Korat, memleket edebiyatının özgün sesli bir anlatıcısı olarak yazarlık yolculuğunu sürdürüyor. Kalenderiye, Gürsel Korat’tan bugüne ve yarına seslenen bir roman.
  • Gürsel Korat
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    350,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ruhun ağırlığınca öyküler “Yaşam, düş gibiydi gerçekten. Ama neden gerçeklik, insanı bu kadar derinden incitiyordu?” Kadim zamanlarda, antik dönemlerde ya da günümüzde geçen; şehirleri, ülkeleri, kültürleri kateden, bütün zamanlara ait öyküler… Zamanın ve aşkın derinliklerinde gezinen gizli bir el, ruhun katmanlarını ustalıkla harmanlayıp seriyor önümüze… Dalgın Dağlar, Gürsel Korat’ın daha önce yayımlanan Çizgili Sarı Defter ve Gölgenin Canı adlı öykü kitaplarını bir araya getiriyor. “Ela gözlerini düşündüm; bu gözlerde kurumuş nehir boyları, sazlıklar, yalnızlıklar, çocuk yaşta ölmüş bir oğul için dökülen yaşlar, annesi için gülen, babası için yakaran, kocası için seven bakışlar saklıydı. Su kuşlarının tedirgin neşesiyle bakmıştı bu gözler; otlar, uzun kavaklar görmüştü, sarı tarlaların içinde yitip giden çocukluğu için ağlamış, uzun bir nehre benzeyen telaşlı ömrünün son üzüntülerini de içine alarak, sımsıkı kapanmıştı.”
  • Gürsel Korat
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    321,36 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Geçmiş neydi? Yaşanıp bitmiş bir düş. Zaman neydi? Şimdi." "Zamanın geçişi, duruşlara benziyor. Zaman geçip gitti derken maddenin biçim ve yer değiştirdiğini söylemiş oluyoruz yalnızca; çünkü zaman bir soyutlamadan başka bir şey değil" diyen Gürsel Korat'tan, tarihsel bilinçaltını zaman'la kazıyan ve "yeniden kuran" bir roman. Babai İsyanını'nın ardından Moğol istilasıyla sarsılan Selçuklu ülkesinde, Kapadokya'nın her göreni afallatan, çok dinli-çok dilli büyülü topraklarında dolaşıp duran kör bir Latin askeri ile "İnsan sevmeyen zalimler, nasıl tanrı adına hükmederler?" diyen sağır bir kilise ressamının, zamanın tozunu attıran hikâyesidir Zaman Yeli'nde anlatılan... İsyancılara karşı Selçuklu askerleriyle birlikte savaşıp esir düşen, sonra da kendilerini yollara vuran Kör Leon ile Sağır Dimitri'nin yöredeki sıradışı varlığı, beyinden ırgatına, papazından dervişine, bölgenin çaresiz insanları için yeni bir isyanın kıvılcımı haline gelecek; hiçbir şeye inancı kalmamış Emîr Haydar'ı bile değiştiren bu "dünya depremi", dinleri ve mezhepleri kaynaştırıp Kapadokya'nın karanlık yeraltı şehirlerini umutla aydınlatan "insanca" bir yaşamın müjdecisi olacaktır. Tadımlık Zaman geçip gidiyor ve yaşananların düş olup olmadığı bile bilinmiyor. Az önceki zamanın bile. Zamanın geçişi, duruşlara benziyor. Biraz önce alnımda duran elim sanki şimdi dizimin üstünde değil; sanki hareket denen şey yalan. Sanki zaman diye bir şey yok. Geçmiş ve gelecek diye bir şey yok, "şimdiki zaman" da yok. Nesneler yer değiştiriyor; biz de buna "zaman" diyoruz. (...) Bazı gecelerde, iri inci taneleri gibi nazlı yıldızlarıyla salınan gökyüzüne baktığımda, elimin altından akıp giden zaman yelini anımsıyor, onun sırtını sıvazlıyorum. Elimin altından mı gelip geçmişti o aslan yeli? Vasili'nin baykuş yüzündeki hırçınlığa tanık olmuş muydum hiç? (Tanıtım Bülteninden)
  • Gürsel Korat
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    381,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yelda
    “Dünya büyük bir yalnızlık diyarıydı, insan yalnızca kendisini bilmenin yalnızlığı içindeydi.” Güvercine Ağıt, Gürsel Korat’ın “Zaman Yeli”nden sonra yazdığı ikinci Kapadokya odaklı roman. Bu hikâyeye adım attığımız andan itibaren 13. yüzyıl sonlarındaki çokkültürlü, çokdilli etnik zenginliğin içinde dolaşıyoruz. Yazarın ayağını sıkıca bastığı İç Anadolu coğrafyasında dervişler, keşişler, Moğol askerleri, Venedikli tüccarlar var. Dönemin iktidar kavgası ise derinliğine kavranmış kişilerin ardındaki panoramada görünüyor. Bir “olumsuz kahraman” romanı bu: Stavro, bütün kötülükleriyle ama bütün ruhsal açıklığı içinde gözümüzün önünde. Bir adanmış kişilikler ve aşklar romanı aynı zamanda: Saruca Abdal ve Gülbeyaz göz kamaştırıcı bir öyküyle belirginleşiyor. “Güvercine Ağıt”, tutku ve cömertlik romanı biraz da: Civan ile Şamnalika unutulmaz. “Güvercine Ağıt”ı saflığın ve iyilikseverliğin romanı haline getiren Endülüslü Tüccar Fâzıl ile yol arkadaşı Mihayıl, sözleri kulağımızda çınlayan Alitokuş, hırsıyla can sıkıcı Muhyiddin, iyilik dolu Türkmen kocaları, güçlü ve çarpıcı kadın kahramanlar, hepsi bütün diğer karakterlerle birleşiyor ve zihnimizde koca bir destana dönüşüyor. Sarsıcı ve büyük bir destana…
  • Gürsel Korat
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    46 Ayrım
    481,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gvz Gül
    “Bir olay yazılınca zaman kaybolur ve canlanmak için okuyanın bakışını bekler...” 12 Haziran 1915 günü Nevşehir’de, bir bozkır sabahı: İğde kokuları içindeyiz, serinlikten ürpererek gözlerimizi ovuşturuyoruz. Yaşam olağan akışındadır, ölüm bu dünyaya yakışmaz görünmektedir. Oysa her şey koşup gelecek birazdan. On gün içinde devran değişecek. Hiç kimse o sabahtan sonra eskisi gibi olamayacak. Gürsel Korat “Unutkan Ayna”da insanlığın soluğunu tuttuğu ve bakışlarını Anadolu’ya diktiği bir zaman parçasını anlatıyor: “Unutmanın” bazen “her şeyi eksiksiz görmek” anlamına geldiğini söyler gibi. “Bana bak” dedi Mayreni, iyice kızmıştı, “Önümüzde kaç gün var, onu bile bilmiyoruz. Belki mezarımız bile olmayacak. Belki bu çocuklar birbirinden muradını alamayacak.” Mayreni’nin gözleri, ne söylediğini o an anlamış birinin şaşkınlığıyla doldu, yüzü dehşetle gerildi, sesi giderek boğuklaştı: “Belki en sevdiklerimizin ölüsünü elimize alacağız.”
  • Gürsel Korat
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    820,83 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Bir olay yazılınca zaman kaybolur ve canlanmak için okuyanın bakışını bekler..." 12 Haziran 1915 günü Nevşehir'de, bir bozkır sabahı: İğde kokuları içindeyiz, serinlikten ürpererek gözlerimizi ovuşturuyoruz. Yaşam olağan akışındadır, ölüm bu dünyaya yakışmaz görünmektedir. Oysa her şey koşup gelecek birazdan. On gün içinde devran değişecek. Hiç kimse o sabahtan sonra eskisi gibi olamayacak. Gürsel Korat Unutkan Ayna'da insanlığın soluğunu tuttuğu ve bakışlarını Anadolu'ya diktiği bir zaman parçasını anlatıyor: "Unutmanın" bazen "her şeyi eksiksiz görmek" anlamına geldiğini söyler gibi. "Bana bak" dedi Mayreni, iyice kızmıştı, "Önümüzde kaç gün var, onu bile bilmiyoruz. Belki mezarımız bile olmayacak. Belki bu çocuklar birbirinden muradını alamayacak." Mayreni'nin gözleri, ne söylediğini o an anlamış birinin şaşkınlığıyla doldu, yüzü dehşetle gerildi, sesi giderek boğuklaştı: "Belki en sevdiklerimizin ölüsünü elimize alacağız." (Tanıtım Bülteninden)
  • Gürsel Korat
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    394,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: GVZ Gül
    Zamanın sahibi yok... Geçmiş, gelecek ve şimdi'ye dair bir roman: “Rüya Körü” "Yine Dogˆdu Tanyıldızı" (2014) ve "Zaman Yeli" (2015) adlı romanları da YKY'den çıkan Gürsel Korat'ın kendine özgü dilinden yeni bir roman: “Rüya Körü”... Sürekli yok olmaya mahkûm bir şimdi'nin çemberinde, biri gelecekle, diğeri geçmişle sınanan iki adam... Hassas ve kırılgan ruhundan azap yeleğini bir türlü çıkaramayan umutsuz âşık Stefanos ile tutkusu, cazibesi ve kudretiyle kaderinin sınırlarını zorlayan Andronikos: Biri rüyalarında gelecekte yaşanacakları görüyor, diğeri geçmişte olup bitenleri... Hırsın, öfkenin, taht ve aşk kavgalarının arasında birbirlerine yaklaştıkça bütünlenen zaman, ikisini de kendi yoluna sürüklüyor. Bizans'ın ve Selçuklu'nun loş koridorlarında, eski Anadolu'nun rüzgârlı ovalarında dolaşan Gürsel Korat'tan, geçmişi ve geleceği kırılgan bir şimdiki zamanda buluşturan, rüyayı gerçeğe, gerçeği rüyaya dönüştüren bir roman... Gürsel Korat, “edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.”

Sayfalar