Yazara Gore Listeleme

  • Frederick Copleston
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    771,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Platon'un felsefesinin Felsefe Tarihindeki yeri öylesine benzersizdir ki, bütün bir İdealizmin başlangıcı gibi ereği de ondadır. Hiç kuşkusuz bilgelik-sevgisi onda Parmenides'ten Herakleitos'a, Zenon'dan Sokrates'e antik çağın tüm soylu eytişimcilerini kucaklar. Ama ancak onun felsefi yaşamı düşüncesiyle ve eylemiyle bütünleştiren İdealizmindedir ki tüm ön felsefi çabanın gerçek değeri ve gücü kendini gösterir, ve ussallığın, İdeanın varoluşun gerçek değer ve anlamının kaynağı olduğu kavrayışı doğar. Kendini ilkesinde gösteren bu erek nedeniyle, ilkesi ile bir olan erek nedeniyledir ki Felsefe Tarihinin kendisi doğal olarak Platonizmin tarihinden, felsefi gerçekliğin açınımı özsel olarak Platonik İdeanın açınımdan başka birşey değildir. Onun İdealar Kuramı felsefi dizgeler içersinden ilerleyen kurgul düşüncenin yarattığı her yeni tabloyu bir kez daha çizecek, Kavramın felsefe tarihinde kendinde ve kendi için her yeni irdelenişi özsel olarak bir kez daha "Parmenides"te en çarpıcı sergilenişini bulan o eytişimsel ustalık ve üretkenlik düzeyine yükselişi arayacaktır. Eğer Platon kuramıyla insanın Gerçeğe yetenekli olduğunu tanıtlamışsa, eylemiyle de Erdeme yetenekli olduğunu göstermiştir. Eğer Eğitimin insanın gerçekleşmesi için biricik yöntem olduğunu göstermişse, gerçek eğitim olarak Felsefenin bütün öneminin ve bütün anlamının ideal insan bilincini üretme girişimi olmasında yattığını da göstermiştir.
  • frederick copleston
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    138,94 KB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tarayan: Kitap Sevenler
    Hobbes büyük İngiliz `felsefecisi`dir. Şu nedenlerle: 1. Avrupa`da düşünen her insanın despotizme başkaldırmaya başladığı bir dönemde, Kralların Saltık Yetkeciliğini savunmayı sürdürmüştür. 2. Yalnızca cisimsel/özdeksel şeylerin varlığını kabul ederek ve aynı zamanda Tanrının varlığını da kabul ederek, Tanrının da cisimsel olduğunu ileri sürmüştür. 3. Yine, insan ruhu da `doğal bir cisim` olduğuna göre, insan tutkularından doğan sonuçların irdelenişini, `törebilim` dediği şeyi, `fiziğin` bir alt dalı olarak görmüştür. 4. Uslamlamayı yalnızca ADların bir "dir" koşacı yoluyla bitiştirilmesi olarak, bir hesaplama işlemi (toplama ve çıkarma) olarak görmüştür. 5. İlk gerçeklikleri (belitler) AD`ları saptayanlar tarafından keyfi olarak belirlenen şeyler olarak görmüştür. Hobbes ile modern Avrupa`da yeni bir `felsefe` tarihi başlar. Locke da bir `felsefeci` idi. Felsefenin a priori doğasını reddetti. Tüm bilgeliğini beş duyularına borçlu olduğuna, kavramlarının boş bir tablet olan anlığı üzerine duyuları aracılığıyla basıldıklarına inandı. Ve her nasılsa bu yolda üretilen evrensellerin (adsal özlerin) hiç kuşkusuz şeylerin kendilerinin (olgusal özler) değil ama düşüncelerin ve sözcüklerin bir yüklemi olduğunu, bilginin gerçek varlık ile ilgisiz ve yalnızca düşüncelerimiz arasındaki ilişki olduğunu, "deneysel felsefe"de tanıtlama ya da gerçekliğin söz konusu olmadığını, doğal bilimin hiçbir zaman bir bilim olamayacağını, dahası "pekala kendi varlığımızdan da kuşku duyabileceğimizi" belirtti. Ne Platon`dan ne de Aristoteles`ten, ne de modern Descartes`tan felsefe üzerine hiçbirşey öğrenemeyen Locke `düşünce` tarihinde barbarlığın da söz hakkı olduğunu gösterdi. Ve İngiliz Görgücülüğünün anamalcılık ile, sömürgecilik ile, kölecilik ve kitle kıyımları ile en iyi bağdaşan entellektüel yapı olduğunu sözü ve eylemiyle tanıtladı. 17`nci yüzyılda "Carolina`nın Temel Anayasası" (The Fundamental Constitutions of Carolina) için taslağın yazarı John Locke`dur. Bu anayasa-bi