En Son Eklenenler

Toplam 58986 sonuçtan 21 - 30 arası görüntüleniyor.
  • Simon Gilham
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    77,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Ayşe Yılmaz
    Konusu:
    “Dış etkenler ruh hâlini etkilerken, nasıl tepki vereceğini ve hangi eylemleri gerçekleştireceğini seçme gücüne sahip olan sensin. Öz bakımı, pozitif düşünmeyi ve kişisel gelişimi önceliklendir. Neyin sana neşe ve tatmin getirdiğine odaklanarak kendi refahının sorumluluğunu al. Mutluluğunda kendi rolünü fark ederek hayatın iniş çıkışlarını dirençle aşabilir, daha mutlu ve tatmin edici bir hayat yaratabilirsin.” Kendine Yalan Söylemeyi Bırak, hayatını değiştirebilmen için farkına varman gereken 101 acı gerçeği, içinde bulunduğun duygudan daha güçlü bir şekilde çıkabilmen için sana hatırlatıyor. Unutmamalıyız ki hayatın iniş çıkışlarında güç bulabilmek ancak ve önce kendimize dürüst olmakla kolaylaşacaktır.
  • Arzu Polat
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    219,22 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Seslendiren : Nuray Koç
    Konusu:
    Sevgili okur, bu kitap bir yas kitabı. Aslında kendi kendime yazıldı ama sen de okursan ne mutlu bana! Okuyacaklarında tüm duygular çok samimi, çok gerçek, her şey yaşandığı gibi. Yas, sanki silahsız yumruk yumruğa yapılan kanlı bir meydan savaşı. Yeniden kendin olmakla her hücrende hissettiğin o derin acının sana yaptıklarının, yaptırdıklarının savaşı. Bu savaşın galibi de yok, biliyor musun? Çünkü yaşadığın her duyguyu kucaklamazsan, onları reddedersen bu savaş hiç bitmiyor. Süresi de yok bu savaşın; eskilerin dediği gibi kiminde kırk gün, kiminde senelerce sürüyor. Tek gerçek, yasını yaşarken değişeceğin ve asla eski sen olmayacağın. Böylesine derin bir acıdan daha çok ne törpüleyebilir ne değiştirebilir ki insanı! Ölüp tekrar doğmak gibi. Çünkü aslında asıl ölen geride kalan. Yazdıklarım sana kederli gelebilir ama yaşamın içinde mutlulukla birlikte keder de yok mu? Sayılı günler de olsa, önemli olan o mutlu günlere ve güzel anılara tutunabilmek değil mi? O yüzden yüzünü gülümsetenlere, elini hiç bırakmadan tutanlara, seni olduğun gibi kabul edenlere, koşulsuz sevenlere sıkı sıkı sarıl şimdi, bir gün sonrasını hiç düşünmeden. Çünkü ölüm ansızın geliveriyor… (Tanıtım Bülteninden)
  • Gülseren Özdeniz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    283,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Seslendiren : Didem Ünüvar
    Konusu:
    Zaman bu aileyi Razgrad’ın soğuk rüzgârlarından alıp, İzmir’in sıcak güneşine bırakırken, bir bakarsınız Moda’nın deniz kokan sokaklarındasınız, bazen de Niğde’nin elma bahçelerinde dolaşıyorsunuz. Bir ailenin sessiz kahramanlarıdır onlar. Sevgiye, aileye ve yaşama tutunan güçlü insanlar. Bu roman bir dönemin değil, bir yüzyılın ruhunu taşır. İstanbul’un çini sobasıyla ısınan salonlarından Anadolu’nun karla örtülü kasabalarına uzanan yaşamların öyküsüdür bu kitap. Bir gece Moda'da çıkan bir yangınla evin yanışıyla değil, bir dönemin sönüşüyle sarsılan hayatların hikâyesidir okuyacaklarınız. Osmanlı’nın son zamanlarına, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna tanıklık etmiş, İstanbul’un Kadıköy yakasında Moda semtine yerleşmiş modern Türk ailelerinden olan büyüklerimin, onların köklerinin hikâyesidir bu yazdıklarım. Ben bunları dinleyerek büyüdüm. Evlatlarıma torunlarıma kalsın istedim. “Her aile bir tarihtir” demiş Fransız yazar. Bu sözden yola çıktım, büyük ailemin hikâyesini yazdım.
  • Geza Gardonyi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    591,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Olcay Daş Uğur
    Konusu:
    “Babam beni köle olarak sattığı zaman 12 yaşındaydım. Bir piliç, yahut bir köpek eniği veya bir sıpa gibi, pazara çıkarıldım. Bunun için şikayetçi olduğum sanılmasın, hayır: babam buna ağlaya ağlaya razı olmuştu. Oturduğumuz yer Doğu Roma İmparatorluğu’nun Trakya Eyaleti’ndeydi. Hükümetin vergi için durmadan sıkıştırdığı günlerdi. Bu sırada Hunlara ödenecek vergiyi halkın sırtından çıkarmayı adet edinmişlerdi. Zaten bütün dünya Hunların adıyla çalkalanıyordu.” Hunların torunları Macarlar, bu kardeş halk, klasik edebi eserleriyle Yeni İnsan Edebiyat’ta sıra sıra diziliyor. Tarihi roman okumayı sevenler, gelin bu kez bir büyük Macar romancının gözünden çok çok öncelere gidelim. Ancak coğrafya tanıdık: Trakya. Devletler tanıdık: Bizans ve Hunlar. Hikaye ise çok sıradışı. Hayatına özgür başlayıp köle olarak satılan bir çocuk ve onun adım adım bu karmaşık siyasi iklimde, kendini yokluktan kurtarma mücadelesi. Anlaşılmayan İnsan, editörlerimizi önce adıyla cezbetmişti. Ne de olsa hepimiz bir miktar bu sıkıntıyı çekeriz. Peki metin; öyle akıcı, öyle ustaca kurgulanmış ki güçlü bir nehir gibi, önüne çıkanı ardına katıp, akıp gidiyor. Üstelik okurun zihninde yeni tarihsel inşalara olanak veriyor, okurun tarihsel imgeleminin sınırlarını zorluyor. “Ertesi sabah Atilla’nın borazan başı Kaszon, kral sarayının kulesinde göründü. Büyük, fildişi borusunu kaldırarak ufuklarda akisler uyandıran hareket işaretini verdi. Sanki binlerce boru bu sesle uyanmış, yer gök boru sesleriyle çınlamıştı. Zurnalı çalgı takımları da boru sesine katılmış, hepsi bir ağızdan çalıyordu. Şehir boru ve çalgı sesleriyle inliyordu.”
  • Carla Bardi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    41,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Yemek Kitabı
    Seslendiren : Neslihan Kayıkçı
    Konusu:
    30 Farklı tarifle, her gün yeni bir kurabiye deneyebilirsiniz. Kurabiye kitabındaki tarifler, beş çayında, beslenme çantasında sağlıklı ev yapımı kurabiyelere yer açmanız için size yeni bir fırsat tanıyor. Kitabın özel mıknatıslı yapısı buzdolabınıza ya da herhangi bir metal yüzeye yapıştırmanıza olanak sağlıyor.
  • CÉCILE BERLY
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    227,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Seslendiren : Hülya Bengü
    Konusu:
    TARİH / BİYOGRAFİ BOYUN EĞMEYEN, ANLAŞILMAMIŞ, KURALLARI ÇİĞNEYEN BİR KADIN... Tarihin en ünlü Fransa kraliçesi Marie Antoinette, ölümünün ardından 200 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hakkında en çok yazı yazılan ve dolayısıyla her seferinde yeni baştan yaratılan bir isimdir. Ona adanmış kitapların, filmlerin, belgesellerin, resimlerin yanı sıra onu kullanarak üretilen imgelerin de sonu gelmez: tişörtler, çikolata paketleri, çay kutuları, fincanlar, parfüm şişeleri, çantalar, aynalar, yastıklar, yapbozlar… Gittikçe bir tarihi karakterden pazarlama ürününe dönüşen Marie Antoinette’i anlamak için esaslı sorular sormak gerekir: Onun hikâyesi, bir zamanlar kraliçe olan ve otuz sekiz yaşında giyotine giden bir kadının hayatından mı ibarettir? Yalnızca bir isim midir? Modanın içi boş ve yıkıcı evreninde kendini unutan yüzeysel genç bir kadın mı? Versailles’ın bir köşesindeki beş para etmez köyünde çobancılık oynayan biri mi yoksa? Devletin kasasını boşaltacak denli savurgan bir kraliçe mi? Gittikçe daha aykırı, daha baskın bir cinselliğe, biseksüelliğe, lezbiyenliğe ve hatta enseste düşkün bir kadın mı? Giyotinden geçmiş bir beden, ensesinden kan damlayan kesik bir baş mı? Tarihçi Cécile Berly; sapı samandan, gerçeği fanteziden, mantığı duygudan, makulü imkansızdan ustalıkla ayırdığı bu çalışmasında Marie Antoinette için yeni bir okuma sunuyor. Dönemini kaçınılmaz şekilde etkileyen bir kraliçenin, bir kadının portresini, nesnel verilerden hareketle, sezgilere ve söylentilere paye vermeksizin büyük bir özenle çiziyor. Marie Antoinette, göründüğünden çok daha karmaşık bir tarihi figürden yola çıkarak, Fransız kraliyetinin son günlerini, Devrim’in şafağını en önemsiz, en sert ve en acıklı yanlarıyla yeniden gözler önüne seren bir çalışma.
  • Cees Nooteboom
    insan sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    62,61 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Şebnem Ulusan
    Konusu:
    Hollandalı fotoğrafçı Arnold Pessers, Japon bir modelin Fuji Dağı’nın önünde resmini çekmek için Tokyo’ya gider. Kendisine poz vermesi için seçtiği Japon modelle tutkulu bir aşk yaşar. Batılı bir adam ile Japon bir genç kızın sıradan aşkından öteye taşınır ilişkileri. Pessers, güzel kokulu bir Japon çiçeğinin adını verdiği sevgilisiyle yaşadıklarının ışığında mekân, fotoğraf, dil, doğa, Batı, Doğu, sanat ve felsefeye farklı bir pencereden bakmaya başlar. Hollanda’nın en tanınmış yazarlarından Cees Nooteboom, Mokusei!de tutkuyu sözcüklere dökerken aynı zamanda bir aşk öyküsünün çerçevesinde uygarlıklar, sanat ve edebiyat üzerine incelikli ve derin gözlemler sunuyor.
  • Paul Tillich
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    261,37 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Seslendiren : Zerrin Saklıca
    Konusu:
    XX. Yüzyılın en büyük din düşünürlerinden biridir. O, teolojiyle kültür arasındaki karşılıklı ilişki üzerinde ısrarla durur. Bu ilişkiyi metafizik terimlerle, özellikle varoluşçu kavramlarla temellendirmeye çalışır. Ona göre teolojinin görevi, Tanrı hakkında aktüel ve eleştirel bir tarzda konuşmak, Tanrı'nın orijinalitesini açıklamaktır. Bu orijinaliteyi açıklarken Tillich'in kullandığı temel bir kavram vardır: Şartsız. Tanrı, Şartsız'dır. Tanrı'yı kendi dışındaki var olanlardan ayıran, O'nun özüne uygun, bundan daha elverişli bir kavram olamaz.
  • İbrahim Dizman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    334,98 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Seslendiren : Serap Şirin
    Konusu:
    “Ermeniler arasında sürgün konu edilmezdi. Büyükler konuşmazdı, bizi de konuşturmazlardı. Biz çocuklar bazı şeylerin farkına varınca soruyorduk, dedemiz, amcamız, teyzemiz nerde, filan diye. Öldüler, deyip kestirip atıyorlardı büyükler. Sonraları anladık ki huzur içinde yaşayabilelim, intikam peşinde koşmayalım diye anlatmıyorlarmış. 18-20 yaşına gelince, sağdan soldan duyduklarımızla yaşanan felaketi biraz olsun öğrenmiştik ama artık kin güdecek yaşı geçmiştik. Çünkü Türklerle iç içe yaşıyorduk, en yakın arkadaşlarımız, komşularımız Türktü. Kime kızacaksın, kimden intikam alacaksın? Böyle olması, büyüklerimizin sağduyulu davranması çok doğru oldu tabii. Yoksa gençlik var, sağda solda birilerine çatar başımızı büyük belaya sokardık.” Orduluların Harut Usta’sı, Bakırcı Mıgırdıç Usta’nın oğlu Harutyun Artun… “Karadeniz’de en yaşlı, son Ermeni”, kendi ifadesiyle... Yeni adı “Zafermilli” olan ama Ordu’nun güngörmüş yerlilerinin hâlâ eski adıyla andığı Ermeni Mahallesi’ni, son Ermenilerin hayatlarını anlatıyor. Ordu’nun mikro evreninde, Türkiye’nin son yüz elli yılının hüzünlü bir dökümü… İbrahim Dizman, hemşerisi Harut Usta’yı uzun uzun konuştururken, ayrıca tanıklık ve gözlemlere başvurarak, özenle çerçeveleyerek anlatıyor onun hikâyesini. “Bakır tavayı, güğümü herkes yapar. Ben farklı, orijinal ve memlekete yararlı şeyler yapmayı istedim hayatım boyunca” diyen, memlekete ilk şofben geldiğinde onu söküp inceleyerek sırrını keşfeden mahir bir ustanın hikâyesi bu aynı zamanda.
  • Büşra Küçük
    insan sesi mp3 - Türkçe
    31 Ayrım
    554,66 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Halime Aktaş
    Konusu:
    O, ÇOK BEYAZDI. KUSURLU OLABİLECEK KADAR BEYAZ... BEN, ONU BU KARANLIĞIN İÇİNE HİÇ SOKMAMALIYDIM. Büyüdükçe böyle zorlaşıyor muydu hayat herkes için? İçten içe onlar gibi olmaktan korktuğumuz anne babalarımızla aynı yollardan yürüyorduk sanki. Hayatımızı belirleyecek sınavın stresi, arkadaşlıklarımız, aşklarımız... Hem ben hem de arkadaşlarım aslında bambaşka sınavlar veriyorduk hayatlarımızda. Her şeye rağmen Meriç’le birlikteydik ama hâlâ kimse onaylamıyordu bizi. Onun karanlığındaki varlığımı... Meriç’in karanlığına iyi gelip aydınlığımı ikimize de saçmayı hayal ederken, karanlıkta kaybolan ben oluyordum sanki. Aslında biliyordum içten içe bir gün beni terk edip gideceğini. O gün geldiğinde buna engel olamayacağımı da biliyordum. Bu yüzden ondan geriye kalacak, ömrüm boyunca hatırasını yaşatacak bir parçaydı tek isteğim... Tüm hayatımı etkileyecek bir şey yapmaya karar verdim ve sahiden tüm hayatım değişti. Belki de sonsuza dek... Siyahlığın içinde ne kadar hayatta kalabilir ki minik beyaz nokta? Onu yakan karanlığın içinde küllerinden yeniden doğduğunda beyaz noktayı tutabilir miydi artık o siyahlık? Kayla, tuhaf bir mekanizma gibiydi. Etrafına tüm sorunlu çocukları çekiyordu. Onun etrafındaki çembere bir şekilde tutunuyorduk ve her ne kadar istese de bizi kovmuyordu. Bir şekilde bizi keşfediyor, içimizdeki o yaralı çocuğu görüyor sonra tutunduğumuz o çemberdeki elimize sarılıyordu. Mucize değildi. Sadece o, bize inanıyordu.

Sayfalar