Konusu:
MYTHOS KİTAP
Erzincan, 1939. Yer göğe değdi.
Bir kız bebek, tarihin enkazından sağ çıktı.
Sarsılan yalnızca şehir değildi.
Zaman yerinden oynadı.
Ailelerin suskunluğu, kadınların belleğinde yankı buldu.
Gül... Sağ, bir kadının hatırlayışı.
Sözle değil, suskunlukla yazılmış bir geçmiş.
İki komşu evin içtenliğinde, yaz sıcağında filizlenen dostluğun,
yıllar içinde sırlarla, anılarla, sevgiyle ördüğü bir hikâye.
Taş evlerin gölgesinde, kararmış fotoğrafların arkasında
kalan yüzler, ölüler, anekdotlar.
Her şey geçmiş gibi görünürken, hiçbir şey geçmemiştir.
Bir göğüs - emzirmiş, saklamış, utanmış, ağıtla kabarmış,
suskunlukla inmiş.
Bir karın - aybaşıyla bilenmiş, doğumla büyümüş,
acıyla yoğrulmuş.
Bir saç teli - örülmüş, çözülmüş, her şeye tanık olmuş.
Kadın olmak, susmak, aynaya bakmak ve unutmamak.
Bu kitap bir tarih anlatmaz yalnızca.
Bir kadının içinden geçen tarihi konuşturur.
Cumhuriyetin ilk adımlarıyla, Osmanlı'nın solgun
yankıları arasında.
Ama asıl yük, görünmeyen yerdedir.
Kadının bedeninde. Belleğinde. Sessizliğinde.
Yazar, zamanı bir bıçak gibi kullanıyor.
Geçmişi kesiyor, bugüne sızdırıyor.
Her okur bu kitapta kendi aynasına bakacak.
Ve soracak:
Bellekte ne kalır, kalırsa eğer?
Ya sağ kalan, yiter mi derinlerde?