İnsanın kendine dair zindanları vardır, bunlar; “ön yargı, ân’ı ıskalamak, üretmeden tüketmek ve eldeki doneler ölçütünde her insanın yaşamdan alacağının
olduğu gerçeğinin unutturulması” dır.
Önyargıyı yıkmaya çalışmak, parmakla kayalıkları oymak kadar zordur. Maalesef vitrin insan modellemesi fıtrat insan modelini karşı bu silahı kullanır!
Aralarındaki fark, herhangi bir çift ve tek sayının kendini sıfırla çarpmasına benzer. Sıfırla kendini çarpan, sıfırla özdeşleşir, malum! Bilirsin ki,
sıfır yutan elemandır!..
Ân görecelidir, doğru! Lakin ân’ın insanoğlunun yamuk bakışları nedeniyle en büyük kelime ve kavram kargaşasına maruz kaldığı da doğrudur! Ân, ya geçmişten
taşıdığımız “ama..!” ve “eyvah!” kelimeleriyle şimdiki zamanımızı katlettiğimiz bir değersizliğe dönüştürülmüş; ya da, “İleride… Bir zaman olacak ki..!”
ifadeleriyle de, şimdiki zamanda yaşamamız gerekenleri ne olacağı belli olmayan gelecekteki belirsizlikte yok ettiğimiz bir netsizliğe dönüştürülmüştür!..
Unutulmaması gereken şudur Elif, bana göre “ân” virgüllerden oluşur ve şimdiki zamanla muhatabının hemhâl olmasıdır. Şimdi, yani, “ân” ı da; ne geçmişin
noktasında, ne de geleceğin soru işaretinde ıskalamak, ân’lamsızlaşmak demektir!..
GETEM
Boğaziçi Üniversitesi
Kuzey Kampüs Kuzey Park Binası
Kat:1 Oda No:114
34342 Bebek / İstanbul
Telefonlarımız :
+90 212 359 76 59
+90 212 359 75 38
Whatsapp Hattı (Sadece mesaj): +90 539 308 95 77
e-posta: getem@bogazici.edu.tr