Yazara Gore Listeleme

  • Hakan Kağan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    28 Ayrım
    489,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ebru Özen
    BÜYÜK KARTAL ÖLDÜ! Papa’nın dudaklarından, “La Grande Aquila è morta!” cümlesi döküldüğünde, Vatikan’ın taş duvarları arasında sevinç çığlıkları yükseldi. O sıralarda İtalya topuğundan yakalanmış, Otranto ele geçirilmişti. Aziz Petrus’un kızıl kubbesi Mehmet Han’ın uzanıp alması için hazır bekliyordu. Koca Hünkâr, Tekfur Çayırı’nda hayata gözlerini yummuştu. Ölümü askerden saklandı. Amasya ve Konya sancağına tatarlar yollandı. İstanbul, yeniçeri zulmü altında inim inim inliyordu. Gözler boğazın karşı yakasında, taht için ilk gelecek şehzadedeydi. Bayezid ilk gelen oldu ve tahta oturdu. Haber Konya’ya ulaştığında Cem, taht için Bursa’ya yürüdü. İÇ SAVAŞ KAÇINILMAZDI. Kılıçların şarkısı Yenişehir sahrasında yankılandı. Cem ihanete uğradı, yenildi. Mısır’a gitti. Dönüp hakkını almak için yeniden savaştı; ikinci kez yenildi. Rodos Şövalyeleri’ne sığındı. Doğuda Erdebil Ocağı bu iç savaşı bekliyordu. Batıda Haçlı ordusu hazırdı. * * * Esir şehzadenin hikâyesi, Avrupa topraklarında kuleden kuleye, saraydan saraya uzandı. Ailesinden uzaktı. Oğlu Oğuz Han’ın ölüm haberini bir dağ başında aldı. On üç yıl süren zorlu esaret günleri Napoli’de, Capua Şatosu’nda son buldu. Otuz altı yıl, iki ay, sekiz günlük yaşamı sonlanmak üzereyken dudaklarından son bir cümle döküldü. “BİR DÜŞTEN BAŞKA NEDİR Kİ DÜNYA…” * * * CEM: ESİR ŞEHZADE bir şehzadenin tahtı değil hayatını kaybetmesinin hikâyesi. Tarihin en trajik Osmanlı şehzadesinin yaşadıklarını belgesel gerçekliğiyle roman tadında sunan bu eser, okuru 15. yüzyılın saray entrikalarına, karanlık zindanlarına ve kırık kalplerine götürüyor.
  • Hakan Kağan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    31 Ayrım
    577,95 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hasan Aytiş
    Ölümün İlkyazıdır Güz “Bizim yapamadığımızı siz yapın Efendim.” dedi. Arkasını dönüp, hiçbir şey söylemeden yürümeye başladı Gökalp. “Seni nerede bulabilirim?” diye sordu Abdülhamit. Usulca dönen Gökalp, “Güneş doğar, vakti gelince batar. Şüphesiz, batması doğmasına delildir.” dedi. Abdülhamit, bu gizemli adamın ne demek istediğini anladı. Tebessüm etti. Elindeki yüzüğe baktı. “Doğu ve Batı… Bir gün kudretli bir adam gelir de ikisini bir ederse…” diye mırıldandı. Bahçeye düşen eflatuni ışık şavkları, siyah zemin üzerinde iç içe geçmiş turkuaz renkli çift hilali mesh etti. Çiçek tarhları arasında yürüyen adam kısa zaman sonra gözden kayboldu. Hanedan’ın son demleri… Borç içindeki saltanat… Sonu gelmeyen taht kavgaları, türlü entrikalar… Dış mihrakların eliyle oynanan sayısız oyun; gizli örgütler, saltanat karşıtları, Masonlar… Dostun düşmana karıştığı zamanda yalnız bir sultanın devletin bekasını sağlama çabası… Her şeyden arda kalan hal olmuş bir padişah, kanlı bir gömlek… İmparatorluğun Son Akşamı, Yeniçeri ve Cem’in yazarı başarılı romancı Hakan Kağan’ın güçlü anlatımıyla; 32. Osmanlı padişahı ve 111. İslam halifesi Abdülaziz’in hal oluş hikâyesi dile geliyor.