Yazara Gore Listeleme

  • Mehmet Ercan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    102,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    "O gün babam, annem, amcam ve ben öldük. Sadece babamı gömdüler... 21 yaşında bitti babamın dünya hayatı. Annem henüz 19’unda, ben ise 2 yaşımdaydım..." *** "Annemin bayılmasının nedeni dayımın dedemin alnına silah dayaması değil, dedemin dayımın silahına davranmasına neden olan cümlesiydi. Annem de duymuştu. Duyduğu cümlenin kelimeleri harf harf pişman, annem dilsiz, dayım öfkeli, dedem emin ve ben çocuktum. Yetim." *** "Duvarların dili vardı ve annem o duvarlardan günlerce, gecelerce aynı cümleyi duydu. Ne duvarları susturabildi, ne kendi ağlamalarını. Her şeyin sebebi gibi gördüğü beni, bir isyanı bastırmak istercesine gecelerce göğsüne bastırdı." *** Mehmet Ercan, uzun bir aradan sonra okurlarının karşısında. Gerçek olamayacak kadar çarpıcı bu hayat hikâyesini okurken kimi zaman gözyaşlarınıza hâkim olamayacak kimi zaman da kendinizi istemsizce kahkaha atarken bulacaksınız.
  • Mehmet Ercan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    35 Ayrım
    496,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Jale Anıl
    "İşte geldim. Koynumda aylarca biriktirdiğim karanlığımla geldim. Sunacağın aydınlığın her zerresine ihtiyacım var olarak geldim. Kendimi kaybettiğim dünyada, kaybetmenin mükâfatı sen ol diye geldim. Sana varmamın sınırını belirlercesine çizdiğin gözlerinin sürmesine sür beni diye geldim. Bundan sonra beni sen yaz diye dilemeye geldim. Bir telinden tutunmaya hazır olduğum saçlarınla tel tel tut beni diye geldim. 'İnsan güzeli neden arar' diye çırpındığım yerden, güzel olan sen ol, tut elimden çıkar beni diye geldim... Uyanışlarımın sabahında, üstüme kokun sinsin diye geldim. 'Uyan artık, kahvaltı hazır, git artık geç kalacaksın, gel artık özledim' de diye geldim." Denemeleriyle tanınan Mehmet Ercan bu kez bir romanla çıkıyor okurun karşınsa. Genç bir adamın "aşık oldum" diye yola çıkıp, kendini ve yaşamı sorgulayışını ele alıyor... Ruhum Sana Emanet, aşkın yakıcılığını ve acısını hissettirirken aslında daha derinlerde bir varoluşsal kaygının olduğuna ve onun yarattığı sancıların derinliğinde kendimizi bulacağımıza dikkat çekiyor. Asıl meselenin hedefe ulaşmak değil, hedef için yapılan yolcululuğun kendisi, yolun kendisi olduğunun altını çiziyor... "Damarımdan kanımı aldı, dingin aktım o an. Aklımdan fikrimi aldı. Kalbimden öfkemi, beklentilerimi aldı. Bütün sorularımı aldı. Bütün sorunlarımı aldı. Bütün nedenleri aldı benden. Vücudumdan sinirimi aldı. Gözlerimden yaşlarımı. Delice akan yaşlarımı aldı. Ses tellerime çocuk gibi ağlayışlarımı düşürdü. Ağladım. Çekinmeden ağladım. Doya doya ağladım. İçimi döke döke ağladım. Toparlanmak için dağıldım..."