Yazara Gore Listeleme

  • Mustafa İslamoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    49 Ayrım
    916,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mine Edalı
    Kur’an’a Göre Esmâ-i Hüsna adını verdiğimiz bu eseri, benzeri diğer eserlerden ayıran 5 özellik vardır: 1. Bu eserde yer alan ilâhî isimlerin tamamı Kur’an’da isim-sıfat formuyla yer alan isimlerden müteşekkildir. Piyasada tedavülde olan esmâ listeleri, Tirmizi ve İbn Mace’nin rivayet ettiği listelerdir. İşin otoritesi olan âlimlerin görüşleri ışığında, bu listelerin niçin güvenilmez olduğu, Giriş bölümünde ayrıntılı olarak izah edilmiştir. 2. Bu eser, Kur’an’da yer alan esmâ-i hüsnânın hangi kıstaslara göre tesbit edileceğine dair bir usul içermektedir. Yine Giriş bölümünde, ayrıntılı olarak açıklanan bu usule göre Kur’an’daki esmâ tesbit edilirken, öteden beri alışıla geldiği gibi, keyfi olarak fiilden isim türetme yoluna tevessül edilmemiş, yalnızca doğrudan Allah’a isnat ve izafe edilen sıfatlar listeye dâhil edilmiştir. 3. Bu eserde yer alan ve hepsi de Kur’an’da isim-sıfat formuyla müstakil olarak Allah için kullanılan esmâ listemiz, Kur’an’ın nüzûl sırasına göre dizilmiştir. Esmâ listemizdeki her ismin, Kur’an’da ilk geçtiği yer göz önüne alınmış ve böylece nüzûl sırasına göre esmâ-i hüsnâ listemiz teşekkül etmiştir. 4. Esmâ-i hüsnâ listemizdeki her isim için, önceden belirlenmiş usul kıstaslarına göre Lugavî Çerçeve-Nazarî Çerçeve-Kur’âni Çerçeve olmak üzere üç çerçeve çizilmiştir. Bu çerçevelerin içi Kur’an-kâinat-insan-hadisat ayetleriyle doldurulmuştur. Buna ilaveten, her ismin tecellîleri müstakil bir ana başlık olarak ele alınmıştır. 5. Bu eser, bir taraftan yazılırken bir taraftan da halka açık dersler halinde kamuoyuna sunulmuştur. Dahası, erbabının katkı maksadıyla geri dönüşlerinden istifade edilmiştir. Verilen derslerin kaset çözümlerinden eser kotarma yoluna tevessül edilmemiş, eser, verilen derslerden bağımsız olarak müstakil yazım yoluyla vücut bulmuştur. Esmâ-i hüsnâ derslerimizi bizzat veya kitle iletişim araçlarıyla izleyenler, izlediklerinden çok çok daha fazlasını bu eserde bulacaklardır.
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    758,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Din Sosyolojisi'nin babası Max Weber, sadece inancın ina- nanları değil, inananların da inancı şekillendirdiğini söyler. O, kendi adına konuşsun. Bu, Hıristiyanlık için yüzde yüz doğ- rudur. Zira Hıristiyanlık, başta Pavlus olmak üzere, münte- sipleri tarafından icad edilmiş bir inançtır. Müslümanların ge- leneksel din tasavvurları için ise, kısmen doğrudur. Zira bazı Müslümanlar, Hıristiyanlaştıkları oranda dinlerini şekillendir- meye soyunmuşlardır. Fakat İslam için, yüzde yüz yanlıştır. Zira İslam, Allah'ın dinidir. Allah onu Kur'an'la, sadece karşıt- larının değil, müntesiplerinin şerrinden de korumuştur. Kalıcı bir mucize olan Kur'an indiği günkü berraklığı içe- risinde elde bulunduktan sonra, Müslümanların hayatlarında ve bilinçlerinde meydana gelen ve gelecek olan kayma, sapma ve hatta tahriflerden dolayı ümitsizliğe kapılmaya lüzum yok- tur. Zira böylesi bir durum, telafisi kabil ziyanlar içerisinde sa- yılır. Günümüzden 13.5 asır önce kaleme alınmış olan Kader Risalesi'ni neşr ve şerhetmemizin en büyük sebebi de budur.
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    5,69 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Mustafa İslamoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    294,68 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nazime Bilici
    "Kalk ve uyar" emrinin ilk muhatabına, önceleri "el-emîn/güvenilir" denilirken, sonraları neden "el-mecnûn/deli" denildi? Neden önceleri övülürken, sonraları sövüldü? Neden önceleri sevilirken, sonraları dövüldü, hatta hayatına kastedildi? Bunun bir tek cevabı var: Pasif iyi olmaktan çıkıp, aktif iyi oldu. Pasif iyilerin göz ardı ettikleri bir gerçek var: İyiliğin pasif olduğu her yerde, kötülük kendiliğinden aktif hale geliyor. Bu, kötülüğün tabiatı icabıdır. Kötülük karanlık gibidir. Bizatihi var değildir. Aydınlığın yokluğu halidir. Soruyorum kendi kendime: İyilerin tümünün pasif olduğu bir dünyada, iyilik yaşar mıydı? Cevabım "asla" oluyor. Zira fıtrat iyi üzerine formatlanmıştır. Hazreti insan, en iyidir. En iyi bozulunca, en kötü olur. Yatan iyi olmak yetmez. Zira pasif iyi, iyi değildir. Her pasif iyi, aktif kötünün teşvikçisidir. En yaman çelişkilerden biri de, pasif iyilerin aktif kötülerden şikâyet etmesidir. Birileri çıkıp, onlara, "Sayenizde beyim" demeli.
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,59 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1000,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Onlar yersizler, onlar ontolojik evsizler güruhu. Ya yerliler neredeler? Evin gerçek sahipleri neredeler? Yersizlerin yerlileri pusturacak kadar çoğalmaları elbet bir felakettir. Fakat asıl felaket, yerlilerin yersizleri bu ülkenin asli unsuru olarak kabullenmele- ridir. Yerliler bunu kabullenmedikleri sürece umut var demektir. Bu ülkede, yerlilerin direnişi her şeye rağmen sürüyor. Bu direnişin başarıyla sonuçlanması, her şeyin aslına rücu ettiği bir zeminin muhafazasına bağlı. Bu zemin, bu ülkede zaman zaman kayıyor. Şimdilerde yaşadığımız, işte böyle bir kayma. Unutmayalım ki ne vuku bulacaksa, herkesin kendi yerinde olduğu bir zeminde vuku bulacak.
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,03 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    797,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hayatı inşa etmek için var edilen insan, öz elleriyle hayatı imha etmektedir. En sonunda insan, değeri olan bir varlıkken fiyatı olan bir nesneye indirgenmiştir. O halde önce, hayatı inşa sorumluluğu üstlenecek insanın inşası şarttır. İşşe vahiy bu noktada devreye girmektedir. İlahi bir inşa projesi olan vahiy, insanın; Tasavvurunu, Aklını, Şahsiyetini inşa etmek için indirilmiştir. Vahiy insanı inşa eden bir özne olarak indirilmişken, onun inşasına teslim olması gereken müslümanlar eliyle nesneleştirilmiştir. Bu nesneleştirme birbirine zıt iki kutupta gerçekleşmiştir: 1) Hissi nesneleştirme, 2) Akli nesneleştirme. Fakat ikisi de aynı kapıya çıkmıştır. Bunun bedeli, müslümanlar için çok ağır olmuştur. Sonuçta ümmet tarih yapan özneyken, tarihe maruz kalan nesne haline gelmiş insanlığın en etken ve aktif unsu- ruyken, en edilgen ve pasif unsuru haline gelmiş; zamana yatak açan bir ırmakken, zamanın hasbel kader açtığı yataklarda akan çer çöp haline gelmiştir. İnsanın ve hayatın topyekün yeniden inşasını savunan bu eser, bu inşanın müfredatı olarak vahyi işaret etmektedir. Bu eserin çağrısı, vahyi nesneleştiren müslümanlara bir tevbe, bir istiğfar; yani bir özeleştiri çağrısıdır. Özetle, vahyin inşa ettiği insan eliyle hayatı inşa çağrısıdır.
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    740,88 KB
    Eser Türü: Kitap
    İnsan "Allah" der de, titremez mi? Elbet bu satırların yazarı da titriyor. Korkudan değil. O`nun hakkında konuşmaya ve yazmaya cüret etmekten. Hiçbir tasavvur. Allah`ı olduğu gibi algılayamaz. Hiçbir akıl, Allah`ı mutlak ve mü- kemmelliğiyle kavrayamaz. Hiçbir beşeri dil, sahibine Allah`ı gereği gibi anlatma im- kanı sunmaz. O`nun azameti karşısında akıllar dumura uğrar, diller lâl olur, mantık iflas eder, nutk tutulur, sözün soluğu kesilir, kelimelerin nabzı durur. Peki, bu gerçeği bilmeme rağmen, Allah hakkında bir kitap kaleme almaya beni ikna eden gerekçeler ne? Üç şey: 1- Allah`a inananların Allah tasavvurlarının, vahyin inşa ettiği Allah tasavvurundan giderek uzaklaşması. 2- Doğru bir Allah tasavvuruna sahip olmadan, sahih bir kulluk, iman ve teslimiyetin gerçekleşmeyeceği. 3- Allah doğru bilinmeden, tanınmadan, anlaşılmadan, hayatın anlam ve amacının asla anlaşılmayacağı. İşte bu yüzden "Allah" demek, "anlam" demektir. Modern hayat Allah`tan uzaklaş- tıkça anlamdan da uzaklaşmaktadır. Anlamsız bir hayat yük, anlamsız bir insan hiç, anlamsız bir dünya canlı cenazelerin meskun olduğu mezardır.
  • Mustafa İslâmoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    385,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Yokluğunda seni özledik. Sana değen rüzgarı, seni örten bulutu özledik. Özlemeyi, özlenilmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, sevindirmeyi, sevindirilmeyi özledik Efendim. Aşkı, gözyaşını, müsamahayı, ahlakı, adabı, ihsanı, irfanı, iz'anı, feraseti, basireti, şecaati, celadeti, adaleti, meveddeti, muhabbeti özledik. İzzeti, hikmeti, fıtratı, şefkati, hürmeti, devleti özledik. Senden sonra tefrika meşrebimiz, taklit mezhebimiz, cehalet mektebimiz, atalet fıtratımız, hamakat şöhretimiz, ihanet sıfatımız, küffar velinimetimiz oldu. Efendim, Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazıları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.

Sayfalar