Yazara Gore Listeleme

  • Mustafa Mutlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    29 Ayrım
    363,81 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ozge Koca
    Usta gazeteci-yazar Mustafa Mutlu 74. Ferman'da, Ezidi kültürüne odaklanıyor ve bu halkın yakın geçmişte yaşadığı derin acıları anlatıyor. IŞİD saldırısıyla dağılan bir Ezidi ailenin dramı, kaçırılan, tecavüz edilen, köle gibi satılan kadınlar, çaresiz yaşlılar ve çocukların bakış açısından aktarılıyor. 74. Ferman, Irak'ın Sincar bölgesinde ve ölüm topraklarına dönüşen Şengal Dağı'nda, acımasız karanlık karşısında hayatta kalmak için güneşe uzanan ellerin öyküsü. 21. yüzyılda, Türkiye sınırlarına çok yakın bir bölgede yaşandığına kolayca inanamayacağınız olaylar, Ezidilerin başına gelen son büyük felaket ve dünyanın duyarsızlığı üzerine soluk soluğa okunan bir roman. "Kan yağmurları getiren kırmızı bir bulut gibi geçtiler üzerimizden… Sonra her fırsatta dönüp kırmızıya boyadılar topraklarımızı… Kan kırmızısına! Yüce Ezda affetsin beni kin tuttuğum için ama hepsinin intikamını alacağım!"
  • Mustafa Mutlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    158,26 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    “Artık zamanın geldi Ayana... Ya benim ruhumu taşıyacaksın, ya delireceksin... Ormana gel. Her şeyi arkanda bırak. Kendini bana ver!” “Türkler nasıl Müslüman oldu? Gök Tengri’den ve Şamanizm’den nasıl vazgeçti? Arapların İslam’ı yayma faaliyetleri sırasında kaç yüz bin Türk kılıçtan geçirildi?” sorularının cevabını bulmak için Şamanizm ve Gök Tengri İnanç Sistemi’nin peşine düşen Sevil, ulaştığı gerçekleri anlatmaya başladığında bu iki kadim dine Satanizm gözüyle bakan milliyetçilerin hedefi haline gelir. Zira Sevil’in söyledikleri “cıs”tı, dokunanı yakardı. Büyük bir baskı altında, kendi gibi düşünen birilerini bulmaya çalışırken Sevil’in yolu Amasya’nın uzak bir köyünde şifa dağıtan ve gelecekten haber veren bir kadınla, “Ayana Hatun” ile kesişir. “Dert yerde, şifa göktedir. Bize düşen görev, şifayı gökten indirip derde deva olmaktır” diyen Ayana Hatun için de, Sevil için de hem bir aydınlanma hem de bir kaçma kovalamaca süreci başlayacak, hayat artık eskisi gibi olmayacaktır. Gazeteci, yazar Mustafa Mutlu, kimi kesimlerin ısrarla görmezden gelmeye çalıştığı konuları bu kez Ayana romanında işliyor
  • Mustafa Mutlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    284,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aslışan Dağlıgül
    "Rica etsem saçımı okşar mısınız?" bizi anlatıyor... Kalabalıkların arasında kaybolanları, kendi değerlerine tutunarak yaşamaya çalışanları, sessizce direnenleri anlatıyor. Yürekleri büyük insanları... Yedi günaha, iffetsizliğe, tamaha, öfkeye, acımasızlığa, kıskançlığa, gurura, doymazlığa her şeye rağmen elveda diyecek gücü olanları anlatıyor... Her "cambaz" dediğinde babası itiraz eder, "Cambaz değil, canbaz" diye düzeltirdi. "Canıyla oynayan manasında... İp canbazına ise rismanbaz denir." İp, durmadan kayıyordu ayaklarının altından... İlerlemek de zordu, dönmek de... Tam ortasındaydı halatın. İlerlemekten, ipin sonuna ulaşmaktan çoktan vazgeçmişti de... Keşke orada kalabilseydi en azından. Elindeki denge çubuğu, değerleriydi bir bakıma... Hayat ise ipin kendisiydi, sallanıp duran. Kendisi gibi, tüm dikkatini ellerine tutuşturulan "denge çubuğuna" verenler ise düşmeye mahkûmdu...
  • Mustafa Mutlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    344 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zerrin Canan
    “Rica etsem saçımı okşar mısınız?” bizi anlatıyor... Kalabalıkların arasında kaybolanları, kendi değerlerine tutunarak yaşamaya çalışanları, sessizce direnenleri anlatıyor. Yürekleri büyük insanları... Yedi günaha, iffetsizliğe, tamaha, öfkeye, acımasızlığa, kıskançlığa, gurura, doymazlığa her şeye rağmen elveda diyecek gücü olanları anlatıyor... Her “cambaz” dediğinde babası itiraz eder, “Cambaz değil, canbaz” diye düzeltirdi. “Canıyla oynayan manasında... İp canbazına ise rismanbaz denir.” İp, durmadan kayıyordu ayaklarının altından... İlerlemek de zordu, dönmek de... Tam ortasındaydı halatın. İlerlemekten, ipin sonuna ulaşmaktan çoktan vazgeçmişti de... Keşke orada kalabilseydi en azından. Elindeki denge çubuğu, değerleriydi bir bakıma... Hayat ise ipin kendisiydi, sallanıp duran. Kendisi gibi, tüm dikkatini ellerine tutuşturulan “denge çubuğuna” verenler ise düşmeye mahkûmdu... “Şu anda elinizde bir gazetecinin kitabını tutuyorsunuz. Mustafa Mutlu kardeşimin kitabını... Arthur Miller, ‘Bir terzi için kumaş ne ise bir yazar için de gerçek odur’ demişti. Bu söz belki de en çok Mustafa’ya yaraşır. Bu kitapta tepkili bir yüreğin fısıltılarına ve çığlıklarına tanık olacaksınız.” Zülfü Livaneli