Yazara Gore Listeleme

  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    169,53 KB
    Eser Türü: Kitap
    Kur'ân, insanın yaratılışından bahsederken, önce onun toprak yönüne vurgu yapar. Bu yönümüzün ne olacağı belli; bir gün zamanı geldiğinde yine aslına kavuşacak/dönüşecektir. İkinci yön ise, beşeri/kabuğu insân yapan, çamuru kıyâma kaldıran, ona melekleri secde ettiren yöndür. Ona da Rûh diyoruz. Rûh da, beden ömrünü tamamladığında Azrâil aracılığıyla çekilir ve toprak yönü terk eder. Rûh, Allah'tan gelir ve yine O'na döner. İşte bizi hayata/Hayy'a bağlayan "tek ip" Rûhumuzdur. Yeryüzü sahnesinde Allah'ın ipine bağlı kuklalar gibiyiz. Lâtif olan bu ipi "beş duyu" ile ne yazık ki görme iznimiz yok. Bu hakikati öğrenmenin ise tek yolu var. Ya ferdî kıyâmetimiz olan zarurî ölüm gelmeden ihtiyarî ölümümüzle bunu idrâk edeceğiz; ya da Evrensel Kıyâmet'i yaşayarak göreceğiz. Günü saklı olan bu Evrensel Kıyâmet'i beklemek/düşünmek yerine, insânın "ölmeden önce ölerek" ferdî kıyâmetini içinde yaşamaya tâlib olması, hakikati tecrübe etmesi açısından en ideâl/kurtarıcı yaklaşımdır. Böylece insân, varlığının izâfi olduğunun bilincinde, hakîkatinin yalnızca Allah'ın İpi'nden ibâret olduğunu anlayacak; ef'âlinin de, sıfâtının da, zâtının da Allah'ın celâl ve cemâl iki kudret eline bağlı iplerle hareket ettiğini yakînen öğrenecektir. "Görünen ipler, görünmeyen iplerin yansımasıdır" bu âlemde. Allah ile bağı/ipi güçlü olanların, varlıkla da bağı/ipi güçlüdür. Mâsivâya dönük "Nefs Kılıcı"nın, rûhânî ipini kesmesine izin verme ey Tâlib! Gayret kemerini kuşan, keskin kılıcını "takvâ" taşında körelt ki kalbin "Sirâc-ı Münîre dönüşsün.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    183,64 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Gözler yalan söylemez" sözü önemli bir gerçeği vurguluyor bize. İnsân, davranışları ile birçok şeyi gizleyebilir, ama gözleriyle asla. Bir başka sözde de, "gözlerin, kalbin aynası olduğu" söylenir. Zaten gözler üzerine bunca yazılanlara çizilenlere bakılırsa, ruhumuzun bu dışa açılan pencerelerinin önemi rahatlıkla anlaşılır. İrfânî düşüncede olgunluğa giden yolu çok güzel özetleyen Hacı Bektaş Veli de, çevresindekilere "eline, beline, diline sahip ol" diye öğüt verirmiş. Göz bir yere kaymamış olsun, peşinden "gönül”ü de sürüklüyor. Gözün kontrol altına alınması günlük hayat içinde her zaman kolay olmaz. Günlük yaşayışımız sırasında birçok obje ve insanla karşılaşırız. Ancak gözün bir sorumluluğu vardır. Zihnimizi yoğunlaştırarak, ister eşya ister insan olsun, bir şeye yeniden dönüp bilinçli biçimde baktığımızda durum değişir. İnsan dediğin gözdür; bakışıyla anlamlandırır, bakışıyla yönelir. Hz. Peygamber’in “İkinci bakış şeytandandır” sözü, bu iki bakış arasındaki farkı son derece güzel bir şekilde açıklar. Kaynaklarda, “göz sahibi olmaktan utanan” insanlardan da söz edilir. Bu kimselerin ferasetleri, Allah’ın lütfuyla öylesine gelişmiştir ki, başkalarının gözlerindeki günah izlerini dahi fark edebilecek bir seviyeye ulaşmışlardır. Necip Fazıl Kısakürek de bu gerçeği bir beytinde şöyle dile getirir: “Onlar ki, göz sahibi olmaktan utanırlar, Gözüne bakar bakmaz Müslümanı tanırlar…” Elinizdeki bu mütevazı çalışma, işte bu “göz sahibi olma” endişesine ve gözün taşıdığı sorumluluğun önemine dikkat çekmek amacıyla, yalnızca Kur’ân kaynaklı bir tarama sonucunda oluşturulmuştur.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    157,99 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dünyâ ölçeğinde “Tevhîd”e zarar veren, “Tevhîd”i şirke dönüştüren her türlü görünmez/örtülü odakları cin kavramı içerisinde değerlendirmek mümkündür. Başka bir deyişle ifâde etmeye çalışırsak “Tevhîd’i bölen ister şeytânî isterse insânî olsun her türlü gizli plan/eylem örtülü cinciliğin bir ürünüdür.” Kur’ân örtülü/görünmez/sinsi bu varlıkların şerlerinden korunmanın, ancak Allah’a sığınmakla mümkün olacağını çok açık bir şekilde söylemektedir. Bu çerçeveden bakıldığında insânlar üzerinde Rabb’lik, Melik’lik ve İlâh’lık taslayanlar Tevhîd’in egemenliğini bölmekte ve insânları Allah yerine kendilerine kul/köle hâline getirmeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle yapılan bu eyleme “Cin Çarpması” yerine “Cin Bölmesi” adını vermek daha isâbetlidir. Her gün bizler sürekli bir “Cin Bölmesi” tehlikesiyle karşı karşıyayız. O kadar çok bölündük ki, ipi kopan dağılmış tesbih taneleri gibi olduk. Gönlümüz zihnimiz parça parça oldu. Ülkelerimiz/ sınırlarımız bölündü; mezheplerimiz/meşreplerimiz/dillerimiz/dinlerimiz bölündü; mescidlerimiz, okullarımız, iş yerlerimiz hatta evlerimiz bölündü. Üstelik olanca hızıyla sürüyor bu bölünme. Ne kadar küçük parçalara ayrılırsak o kadar güzel lokma oluyoruz çağdaş cinler sofrasında.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    220,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tarîkatlar ilk sâfiyetleri içinde birer İlm-i Ledün okulu iken kurumsallaşmalarının kaçınılmaz sonucu olarak yavaş yavaş yozlaşmışlar ve bu, Türkiye'de, Cumhuriyet idâresinin tekkeleri kapatmasıyla sonuçlanmıştır. Ama bu kapatma tarîkatları ortadan kaldıramamış, olsa olsa, faaliyetlerini pekâlâ da mümkün olabilecek olan bir denetimin dışına, gizliliğe taşımıştır. Bir tarîkat kolunun, bir tekkenin ekseni insanları mânevi yolda reşîd kılma dirâyeti ve selâhiyetiyle donatılmış olan Kâmil Mürşid'dir. Böyle bir kemâle erişmek her babayiğidin kârı değildir. Bunun çok zor ve çok sıkı disiplinli bir hazırlığı, ve olağanüstü bir gayreti gerektiren bir yolu-yordamı vardır. Bunu başarıyla tamamlamış olanlara Şeyhlik, Mürşidlik icâzeti asla verilmez. Ama eğer denetim yoksa, böyle bir eğitimi ve kemâli olmayan kötü niyet sahibi ham ervâha da gün doğmuş olur. Pekçok saf insanın düzmece şeyh ve mürşidlerin tuzağına düşmekte olduğuna medya da son birbuçuk sene içinde epeyi ışık tutmuş bulunmaktadır. Bu kitap, işin âşinâsı olmayan fakat tarîkata girmeğe heves edenlerin ne gibi tehlikelerle karşılaşabileceklerine dikkati çekmekte; gerçek mânevî mürebbi olan Kâmil Mürşid'ler ile bu yolun kalpazanları arasındaki farkların idrâk ve temyiz edilebilmesi için de bir takım somut kriterler sunmaktadır.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    499,92 KB
    Eser Türü: Kitap
    Siyah Örtülü Ev, haccın irfani zevkini tattıran bir eser. Yazar kuru bir şekilciliğe mahkum edilen haccın, manevi, yönü üzerinde durarak, Müslümanların siyasi , ekonomik, kültürel daha da önemlisi ruhi yönden birbirleriyle bütünleşmesini kaynaşmasını sağlaması gerektiğini belirtiyor.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    424,65 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hz. İbrahim tek başına bir ümmettir. Bir kitleyi peşine takarak hayra sevk eden insan bir milletin lideri ve önderi demektir. O'na hem kendisinin işlediklerinden dolayı mükafat vardır, hem de peşine taktığı kitlelerin amellerinden dolayı mükafat vardır. Ve bu haliyle bir önder sanki bir kitle gibidir onu tek başına bir fert olarak algılamamak gerekir.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    147,44 KB
    Eser Türü: Kitap
    Kur'an'da "ahsenü'l kasas" olarak nitelendirilen Hz. Yusuf'un kıssasında, üç farklı olayda Hz. Yusuf'un gömleğine vurgu yapılmakta ve bu gömlek merkezli vurgu etrafında duygulu, dramatik sahneler ortaya konulmaktadır. Bu eserde, bu gömlekler etrafında gelişen olaylar üç ayrı bölümde inceleniyor.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    174,06 KB
    Eser Türü: Kitap
    Kur'ân-ı Kerîm'in evrenselliğini düşündüğümüzde anlıyoruz ki, bizlere verilen örnekler/kıssalar sadece yaşandıkları coğrafya/tarih ile ilgili/sınırlı değillerdir. Bunlar sahne değişse de her zaman diliminde karşımıza çıkan/çıkacak değişmez gerçeklerdir. Bu olaylardan ders alırız veya almayız; fakat şunu iyi bilelim ki her gün güneşin doğuşu ile batışı arasında Sâlih'in Şehirleri'nde Şehrin Sâlihleri ile karşı karşıya gelmekte ve yaptığımız tercihler, seçtiğimiz yollar, takındığımız tavırlar bir imtihan olarak sevap ve günah hânemize işlenmektedir. Sâlih kelimesi anlam olarak gurur, kibir ve riyâdan uzak, hem All?h'a hem de insânlara karşı davranışlarında, alçakgönüllü, samimi, içten, yararlı, yumuşak, ihlâslı insân demektir. Böyle bir insân ise Kur'ân'ın ön plana çıkardığı ve All?h'ın övgüyle yücelttiği bir şahsiyettir. Sâlihlerden olmak veya Sâlih bir çocuğa sahip olmak peygamberlerin de değişmez duâlarındandır. Böyle bir insân olmanın tek yolu da Kur'ân'ın üzerinde ısrarla durduğu gibi "sâlih amel"den geçmektedir. Hz. Sâlih'in kıssasını temel alan bu kitap, Sâlih'in Şehirleri'nden hareketle Şehirlerin Sâlihleri'ne dikkat çekmekte ve çağımızın şehirlerinin Sâlih'in Şehirleri'nin trajik sonuna dönüşmemesi yolunda bir katkı sağlamayı hedeflemektedir. Zira ıssız, mutsuz, hüzünlü, günahkâr, terk edilmiş, masumiyetini yitirmiş şehirlerin yeniden "Medîne-i Fâzıla" olabilmesi Sâlihlerin sayısının artmasıyla doğru orantılıdır.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    280,81 KB
    Eser Türü: Kitap
    Herkesin Son Saati Farklıdır Zaman, insanın yaşamla kurduğu bağın en sırlı boyutlarından birisidir. Zaman, Allah için değil, yaratılmış varlıklar için geçerli bir kavramdır ve insan için zamanın gerçekliği yalnızca içinde bulunduğu vakte aittir. Allah mekândan olduğu gibi zamandan da aşkındır ve Hakk'ın sonsuz zamandaki gerçekliği varlığın şimdiki ânında gizlidir. İnsan Hakk ile ancak sahip olduğu an'da irtibat kurabilir. İrfânî dille hakikat zamanın ilmini bilmektir. İnsana düşen geçmiş ve gelecek ile ilgilenmek değil ân'ı değerlendirmektir. Zamanın sırrı ve varoluşun coşkusu an'da saklıdır. Yaklaşan "son saat" genel olarak kaçınılmaz ve mutlak gerçekleşecek olan Kıyâmet olgusuna işaret etmekle birlikte, Özelde her insanın kendi ömür saati anlamına da gelmektedir. Hepimiz birer kum saati gibi sayısını ve ne zaman biteceğini bilmediğimiz kum tanelerini üst hazneden alt hazneye düşürmekle meşgulüz. Son tanenin düşüşü ile son saatimiz bitecek ve bu aynı zamanda ferdî kıyâmetimizin de başlangıcı olacaktır. İşte Son Saat Yaklaştı adlı çalışmamız, son tane tükenmeden ve "Yazık şu geçen ömre, yazık!" demeden önce insanı ân'ı idrak etmeye ve yaşamaya çağıran Kur'ânî bir davettir. Gün akşam olmadan ve bir dost bulamadan ömrünü geçirenleri hakîkî dostla buluşturmanın bir gayretidir. Mekanik saatten kozmik saate geçme arzusu taşıyanlara bir ışık/nefes olması duâsıyla.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    240,14 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sen, Allah'ın yarattığı Nûrsun. Sen, insanların yaratılışta ilki, peygamber olarak gönderilişte ise sonuncususun. Sen adâletlisin, tevâzu sahibisin, edeb öğretensin. Sen, bütün mü'minlere dünya ve âhiret işlerinde kendilerinden daha yakınsın. Sen, mahşer gününde cennete ilk girecek olansın. Sen, Allah'ı en iyi bilen ve O'ndan en çok korkansın. Bu yüzden çok az gülen ve çok ağlayansın. Sen, Allah'a şükreden bir kulsun. Sen, kendin için kimseyi kıyâma kaldırmayan, kıyâmın yalnız ve yalnız Allah için yapıldığını öğretensin. Sen hem gökte hem de yerde emîn olansın. Sen, senin ağzından yalan uydurulmasına aslâ izin vermeyensin. Sen, kelebekler gibi ateşe atılan bizleri kuşaklarımızdan tutup çekensin. Sen, hanîflik ve kolaylık peygamberisin. Sen, Mekke'de taşların, ağaçların selâm verdiği ve çobanlık yapan bir kişisin. Sen, mahşerde bütün peygamberler içerisinde ümmeti en kalabalık olansın. Sen, bütün insanlığa gönderilensin. Sen, lânetçi değil, dâvetçisin. Sen, Hz. İbrâhim'in duâsına cevap ve Hz. Îsâ'nın verdiği müjdesin. Sen, cennete yaklaştıracak her şeyi emretmiş, cehennemden uzaklaştıracak her şeyi yasaklamış birisin. Sen, Kevser Havuzu'nun sahibisin. Sen, ana-babadan ve çocuklardan daha sevgili olansın. Sen, sana bir kere salât ve selâm edene Allah'ın bu yüzden on kez salât ve selâm ettiği insansın. Seni sevmek, îmanda kemâldir ve tek başına kurtuluş vesilesidir. Sen, yetime sahip çıkan, yoksulu doyuransın. Sen, sözünde duransın. Sen, kıyâmet gününde ödülü en büyük olansın. Sen, Kur'ân'ı getirensin ve ahlâkî güzellikleri tamamlayansın. Sen, ayrılığına/hasretine tahammül edilemeyensin. Sen, övülmekte âciz kalınansın. Sen, Mi'râc'a dâvet edilen, adı Allah ile birlikte yazılansın. Sen, Allah aşkının hem başı ve hem de sonusun. Sen, tüm soruların cevabısın ve yaşanmadan çözülmeyen sırsın. Sen, Kâinatın Efendisi, Allah'ın elçisi ve Son Sevgilisin. Sen, çığlık gibi hür, sükût gibi münzevîsin. “Cihân aşktan, aşk ise senin sînenden zuhûr etmiştir Yâ Resûlallâh sallallahu aleyke ve sellem!

Sayfalar