En Son Eklenenler

Toplam 59527 sonuçtan 1061 - 1070 arası görüntüleniyor.
  • Ömer Faruk Tuna
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    422,01 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Derin Sinir Ağları modelleri, yaygın olarak rastgele bozulmalara karşı dirençleri ile bilinir. Bununla birlikte, araştırmacılar, bu modellerin, karşıt (hasmane) örnekler olarak adlandırılan girdinin kasıtlı olarak hazırlanmış¸ ve görünüşte algılanamaz bozulmalarına karşı gerçekten son derece savunmasız olduğunu keşfettiler. Bu gibi hasmane saldırılar, Derin Sinir Ağları tabanlı yapay zeka sistemlerinin güvenliğini önemli ölçüde tehlikeye atma potansiyeline sahiptir ve özellikle güvenliğin öncelikli olduğu alanlarda yüksek riskler oluşturur. Bu saldırılara karşı savunma yapmak ve hasmane tehditlere karşı daha dayanıklı mimariler geliştirmek için son yıllarda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında, yeni saldırı ve savunma fikirleri geliştirmek için modelin Monte-Carlo Bırakma Örneklemesinden elde edilen çeşitli belirsizlik metriklerinin kullanımından yararlanıyoruz. Savunma tarafında, hasmane saldırılara karşı yapay sinir ağı modellerinin sağlamlığını artırmak için yeni bir tespit mekanizması ve belirsizliğe dayalı savunma yöntemi öneriyoruz. Saldırı tarafında, etkili hasmane örnekler oluşturmak için modelin kendi kayıp fonksiyonu ile birlikte modelin nihai olasılık çıktılarından elde edilen nicelleştirilmiş¸ epistemik belirsizliği kullanıyoruz. Standart bilgisayarlı gomülü veri kümeleri üzerinde önerilen yaklaşımlarımızın etkinliğini deneysel olarak değerlendirdik ve doğruladık. Anahtar Kelimeler: Derin Sinir Ağları, Karşıt Makine Öğrenmesi, Monte-Carlo Bırakma Örneklemesi, Model Belirsizliği, Epistemik Belirsizlik, Rassal Belirsizlik, Bilinebilir Belirsizlik
  • Selçuk Alkan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    227,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Ömer Yılmaz
    Konusu:
    Kafka’nın Böceği sadece boyut değiştirme uykusuna daldı ve bundan kimsenin haberi olmadı. Gregor Samsa’nın öldüğünü zannedenler gerçekten aldanmıştı. Çünkü metamorfoz devam ediyordu… Okurların birçoğu, Franz Kafka’nın Dönüşüm isimli eserini okurken, kitabın sonuna kadar “Acaba Gregor Samsa tekrar bir insana dönüşecek mi?” diye merak ederek bir çırpıda bitiriverir kitabı. Bu düşünceden yola çıkan yazar, “Eğer Gregor Samsa böceklikten kurtulup yeniden bir insan olsaydı neler olurdu?” sorusundan ilham alarak, akıcı bir mitolojik öyküyle bu soruya cevap arıyor. Bunu yaparken, bir insanın hayat yolculuğunda karşılaşabileceği hâdiseleri semboller kullanarak sunuyor okurlara. Bazen bir kuş, bazen bir böcek dile gelerek, insanın olgunluk yolculuğuna dair bilgelik dolu önerileriyle süsleniyor hikâye. Kafka’nın Böceği tekrar bir insan olarak uyandığında başından geçenleri merak edenler, Gregor’un sembolünde “insan” denen varlığın hakikatine dair birçok farkındalık edinecekler…
  • Serkan Yıldız
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    110,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    RF ve Mikrodalga teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte çokluband devre tasarımı önemli bir konu olmuştur. 3G, 4G, 5G gibi yeni kablosuz iletişim protokollerinin hızlı bir şekilde ortaya çıkmasıyla, RF ve Mikrodalga donanımlarının tüm ayrı teknolojilere eş zamanlı servis sağlayacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Enterferans, gürültü, harmonikler vb. etkilerden kaçınmak için RF ve Mikrodalga cihazlarının giriş-sonunda veya çıkış-sonunda çokluband empedans uydurma veya filtreleme yapılması kaçınılmaz bir iştir. Özellikle, çokluband empedans uydurma, çokluband sistemlerdeki ayrık çokluband birimler arasındaki uygun güç¸ aktarımından emin olmak için daima gereklidir. Bu tezde, çokluband empedans uydurma devresi tasarım problemi analitik bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu yüzden, devre teorisinin temelleri üzerine derin bir inceleme yapılmıştır. Buna ek olarak, eş zamanlı operasyon sağlamak icin sadece pasif devreler düşünülmüştür. İyi bilinen yarı analitik devre tasarım metodları olan reel frekans tekniği tezin katkılarını geliştirmek için temel zemin olarak alınmıştır. İki temel yaklaşım üzerine durulmuştur. İlk yaklaşım, uygun frekans haritalama fonksiyonlarının ve prototip devrelerinin belirlenmesidir. Önerilen frekans dönüştürme yaklaşımı, çokluband filtre ve empedans uydurma devre tasarımları için kullanışlı ve pratiktir. Tezin ikinci araştırma yolu olarak, genelleştirilmiş çokluband devrenin empedans uydurma tasarımları için sentez tabanlı bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanmıştır. Önerilen yaklaşımın, reel frekans teknikleriyle uygun entegrasyonu ve uygulama sonuçlarının incelemesi sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çokluband empedans uydurma, frekans haritalama, reel frekans tekniği, Brune fonkisyonları, devre sentezi
  • Can Çelik
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT
  • Cem Göksel Özargun
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    265,33 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Hatice macun
    Konusu:
    Hepimizin hayatında her şeyin tepetaklak olduğu, sıkışmış hissettiğimiz, "Bunlar neden başıma geldi?" dediğimiz zamanlarımız olmuştur ve gelecekte tekrar olacak. İlişkilerimiz bitecek, sevdiğimiz insanlar gidecek, umduğumuz bazı şeyler gerçekleşmeyecek… Dayan güzel insan. Seninle acılarımız ortak. Biz, acımasız insanlarca kalpleri kırılmışlardanız. Umut verilip hüsrana uğratılan, beklentiye sokulup yarı yolda bırakılanlardan… İyi günde birileriyle gülerken, kötü günde yaslanacak omuz bulamayanlardan... Hemşeriyiz yani seninle. Yaşadıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini anlıyorum. Seni biliyorum. Seni anlatıyorum. Güven bana, ben de yaşadım. Bu kitapta sana hatalarımızı gösteriyorum. Acımızı atlatmanın yollarını öğretiyorum. Eskisinden de güçlü bir şekilde ayağa kalkman için yardımımı teklif ediyorum. Tek başına kaldığını sandığın yolculuğunda seninle yürümeyi öneriyorum. Dönüşeceğin yeni “sen”i dünyaya gösterdiğinde aşk ile ışıldadığını hayal ediyorum. Kâh ağladığın kâh güldüğün bu zorlayıcı serüveninde yanında olacağıma söz veriyorum. Emin ol, hepsi geçecek.
  • Nilüfer Özkan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    233,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    KEKEMELİĞİ OLAN VE OLMAYAN 18-24 YAŞ ARASI BİREYLERİN ERKEN DÖNEM UYUMSUZ ŞEMALARI İLE YAŞAM KALİTELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ŞEMA BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİNİN ARACI ROLÜ Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yaşam Kalitesi, Şema Başa Çıkma Stratejileri, Moderatör Değişken, SPSS Process
  • Ali Erinç Özden
    metin - İngilizce
    2 Ayrım
    7,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Nonlineer dalga teorisinde soliter dalgaların Çeşitli fiziksel ortamlardaki etkileşimi uzun zamandır üzerinde çalışılan bir konudur. Soliter dalgaların aynı yönde hareket ederken birinin diğerini yakalayarak çarpışması durumunda, bu çarpışmanın etkilerini ortaya çıkarmak için ters saçılım dönüşümü(inverse scattering transform) yöntemi kullanılabilir. Ancak, zıt yönde hareket eden soliter dalgaların kafa kafaya çarpışması durumunda alan denklemlerini çözmek için bir çeşit asimptotik açılım kullanılmalıdır. Bu tezde iki soliter dalganin kafa kafaya Çarpışması problemi incelenecektir. Su ve Mirie’nin (J. Fluid Mech., 98:509-525, 1980) öncülük eden çalışmasındaki seküler terimlerle ilgili ifadelerinin yanlışlığının tarafımızdan ortaya çıkarılması sonucunda, sığ sudaki yalnız dalgaların kafa kafaya çarpışması problemi yeniden incelenmiştir. Ilk kısımda, yukarıdaki argümanı temel alarak, sığ suda yayılan iki soliter dalganın kafa kafaya çarpışması problemi ele alınmıştır. Bunun için çözüm sırasında meydana gelebilecek seküler terimlerin ortadan kaldırılmasıyla belirlenebilecek bilinmeyen bazı yörünge fonksiyonları içeren gerilmiş koordinatlar kullanılmıştır. Alan değişkenlerini ve yörünge fonksiyonlarını kuvvet serilerine aÇarak, pertürbasyon açılımındaki çeşitli terimleri yöneten diferansiyel denklemler elde edilmiştir. Çözümlerin seküler terim içermeme koşulu altında evolüsyon denklemleri ve faz farklarının ifadeleri bulunmuştur. Hesaplamalar sonucunda, daha önceki çalışmaların aksine faz farklarının çarpışan her iki dalganın genliğine bağlı olduğu görülmüştür. İkinci kısımda, sığ su teorisinde soliter dalgaların kafa kafaya çarpışması problemi, genişletilmiş Poincar´e-Lighthill-Kuo(PLK) yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bir önceki kısımla benzer bir yol takip edilerek hız düzeltme terimleri ve yörünge fonksiyonları elde edilmiştir. Burada bulunan sonuÇların ilk kısımda bulunan sonuçlarla tamamen aynı olduğu görülmüştür. Uçüncü kısımda¨ ise genişletilmiş PLK yöntemi kullanılarak akışkan ile dolu elastik tüplerde soliter dalgaların kafa kafaya Çarpışması problemi incelenmiştir. Onceki kısımda¨ uygulanan yöntem takip edilerek hız düzeltme terimleri ve yörünge fonksiyonları elde edilmiştir. SonuÇ olarak, elde edilen evolüsyon denklemlerinin ve faz farklarının Xue’nin (Phys. Lett. A, 331:409-413, 2004) çalışmasındakilerden farklı olduğu tespit edilmiştir. Aynı konuda daha önce yapılan çalışmaların aksine faz farklarının çarpışan dalgaların her ikisinin genliğine bağlı olduğu gösterilmiştir.  
  • Kristin Surpuhi Benli
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    660,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    YÜZ ANATOMİSİNE DAYALI İFADE TANIMA Özet Bu tezin amacı yüz ifadelerini oluşturan kas kuvvetlerinin yüz anatomisi kısıtı altında tespit edilmesidir. Kas aktivasyonları yüz ifadelerini büyük ölçüde temsil eden yeni özniteliklerdir. Insan yüzü temel yüz kaslarını içeren üç boyutlu genel˙ bir telkafes ile modellenmiştir. Ifade tanıma sisteminin girdisi imge dizisinin ilk˙ çerçevesi üzerinde işaretlenmiş olan nirengi noktalarıdır. Işaretlenmiş olan nirengi˙ noktaları ve yarı–otomatik yüz modelleme algoritması kullanılarak üç boyutlu yüz modeli dene˘ge uyarlanır. Yüz kaslarının etki alanları tahmin edilir ve kamera düzlemine izdüşümleri öznitelik noktaları olarak belirlenir. Bu noktalar kamera düzleminde optik akış algoritması ile izlenir. Başın katı devinimi fırsatçı algoritma ile tahmin edilir. Bu aşama 3 boyutlu yüz modeli ile deneğin kafasının videonun ardışık çerçevelerinde hizalanmasını sağlar. Kamera referans noktasından kamera düzlemi boyunca ışın izleme yöntemi kullanılarak modelin düğüm noktalarının yeni koordinatları tahmin edilir. Tahmin edilen dü˘güm koordinatları ifade oluşumu sırasında deneğin yüzünün nasıl şekil de˘giştirdi˘gini gösterir. Modelin dü˘güm noktalarının ba˘gıl hareketleri ile bilinmeyen değişkenleri kas aktivasyon seviyeleri olan artık-belirtilmiş denklemler sistemi elde edilir. Bu denklemler sistemi kısıtlı en küçük kareler yöntemi kullanılarak çözülür. Kas aktivasyonlarına dayalı öznitelikler yedi temel yüz ifadesinin sınıflandırılması probleminde kullanılır. Kas kuvvetlerine dayalı özniteliklerin temsili gücü Doğrusal Ayırtaç Analizi, Naive Bayes, En Yakın K Komşu ve Destek Vektör Makineleri sınıflandırıcıları ile gösterilir. Nötr ifade de dahil olmak üzere yedi ifadenin sınıflandırılmasında en iyi performans 87.1 % ile Destek Vektör Makineleri kullanılarak elde edilir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar insanın yüz ifadesi tanımadaki yetkinlik oranı olan 87-91.7 % aralı˘gına yakın olup literatürde yer alan çalışmaların başarıları ile kıyaslanabilir durumdadır.
  • Ruhiye Onurel
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    301,07 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Başlangıcı olan her şeyin bir sonu olduğu bilincinden hareketle, gelecekte insanlığı nasıl bir sonun beklediğine ilişkin merak sorunsalı, toplumların inanç biçimlerine göre şekillenmektedir. Apokaliptik düşünce yapısının, Antik dönemden bu yana sunduğu kaynakların yansımaları aydınlanma çağının da ötesine geçerek etkisini sürdürmektedir. Bu araştırma, 16. ve 17. yüzyıl Post-Bizans dönemi Ortodoks Son Yargı İkonaları ile İslâm kıyamet kültürünün yansımasını bulduğu, yaklaşık aynı döneme tarihlenen Osmanlı kıyamet minyatürlerinin incelenmesi temelinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aynı kutsal kaynaklardan beslenen bu iki semavi dine ait iki kültürün etkileşim sürecinde apokaliptik hibrit tasvirlerin ikonografik biçimlenişi ve tipolojik karşılaştırması araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ortodoks Hıristiyan teolojisinde ikonalar, kutsallıklarıyla litürjinin bir parçası konumundadır. İslâm sanat geleneğinde tasvirlerin böyle bir kutsallık alanı olmamakla birlikte, çeşitli konulardaki tasvirlerin yanında dini içerikli olanlar da bulunmaktadır. İnanç bağlamında araştırmanın odaklandığı temel sorunsal, iki kültürün kıyamet tasvirlerinde yer alan hibrit imgelerin yazınsal alandan imgesel olana aktarımında kollektif hafızanın biçimlenişine etki eden dinamiklerin gelenekler doğrultusunda değerlendirilmesi, ikonografik ve ikonolojik bir okumayla benzerlik ya da farklılıkların saptanmasıdır. Bizans ve İslâm geleneklerinde hibrit tasvirlerin gelişiminin izlenmesi bu değerlendirmede tezin önemli bir aşamasını oluşturur. Araştırmada kullanılan metodoloji, araştırma sürecinde elde edilmiş verilerin “nitel veri analizi” yöntemi çerçevesinde, bulguların ayıklanmasını içeren eksiltme yöntemidir. Bu bağlamda araştırmada kullanılan veriler, konu bütünlüğünün sağlanması bakımından örneklem amacıyla azaltılarak seçilmiş bulguları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Hibrit İkonografisi, Bizans resim sanatı, Post-Bizans, Osmanlı minyatür sanatı, Kıyamet
  • Gizem Tatlıcı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    420,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    GÖRSEL BELLEĞİN İZİNDE TÜRK RESMİNDE YEMEK KÜLTÜRÜ Özet Bu çalışmanın temel amacı bir toplumun sosyo-ekonomik yapısını hiyerarşi, inanç, etnisite ve sosyal sınıflar gibi birçok farklı açıdan yansıtan yemek kültürünün resimler üzerinden analizinin mümkün olduğunu göstermektir. Sanat eserleri ve dönemlerin incelenmesinde müzelerin yanı sıra sanat tarihi ile gastronomi bölümlerinin yer aldığı üniversitelerin ve özel kütüphanelerin kaynaklarından yararlanılmıştır. Kültürel veriler incelenerek farklı toplum ve dönemlere ait sanat eserlerinde yer verilen yemek imgesi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Böylelikle yemek tasviri içeren sanat yapıtlarından yola çıkılarak, bu sanatçıların yaşadığı dönemdeki yemek kültürünün izleri sürülmüştür. Türk yemek kültürünün görsel belleğimizdeki yansımalarına baktığımız zaman, özellikle son iki yüzyılda, modernleşmenin getirdiği yeniliklere ve sorunlara tanık olunmaktadır. Çalışmamız Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemini kapsadığından doğal olarak incelenen yapıtların bazıları minyatür, bazıları ise Batılı tarzda yapıtlardan oluşmaktadır. Araştırmamızda Antik Çağ’dan başlayan Batı yemek kültürüyle Türk yemek kültürü arasındaki etkileşimlerin izini sürmek amacıyla Batı yemek kültürü ve bunun resim sanatındaki yansımalarının da ele alınması gerekli görülmüştür. Cumhuriyet dönemiyle birlikte saray mutfağının geride bırakılmış olması ve devletin sanatçıları Anadolu’nun çeşitli yerlerine “Yurt Gezileri” kapsamında, yollaması yönetim şeklindeki değişimi de yansıtmaktadır. Bir başka deyişle Osmanlı’dan gelen monarşik yapının, daha halkçı ve demokratik bir yapıya dönüşmesi, resimler üzerinden de okunabilmektedir. Bu döneme ait örneklerde özellikle köy sofralarının, düğünlerin, halktan insanların, işçilerin resmedilmiş olması bu yaklaşımı doğrular niteliktedir. Kronolojik sıralamadan da anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki sosyo-kültürel ve politik dönüşümleri yemek sahneli eserler üzerinden okumak mümkündür. Sonuç olarak Türk yemek kültürünün, tıpkı resim sanatında olduğu gibi, çevresindeki kültürlerden yalıtılmış bir biçimde ortaya çıkmadığı görülmüştür. Yemek kültürü yalnızca yenen şeylerden ibaret olmayıp, insanların bir sofra etrafında bir araya geldiği ve yemek yemenin daha sosyal ve ritüelistik yanının temsil edildiği sahnelerden de oluşmaktadır. Bu sahneler resim sanatı tarihinin her döneminde farklı aktarım kalıplarıyla karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk resmi, yemek sahneleri, yemek kültürü, mutfak ve sofra kültürü.

Sayfalar