Yazara Gore Listeleme

  • Erving Goffman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    204,34 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aslı Yiğit
    Reklamlarda kadın bedeninin sunumuna ilişkin bu çalışmasında Goffman, mercek altına aldığı her bir reklam klişesinde, cinsiyetçi kodların, erkek ve kadın bedeninin birbirine göre konumlanmasından tutun da uzamın paylaşımına, oradan nesnelerle kurulan ilişkiye dek her ayrıntıya nasıl sızdığının maharetli bir analizine girişir. Reklamlar, hiç şüphe yok ki, fazlasıyla abartılı bir “kurgudur”. Ancak bu, gündelik yaşamda gözlemlenebilecek cinsiyetler arası filli karşılaşma ya da sahnelemelere de aynı toplumsal referansların kaynaklık edebileceği gerçeğini değiştirmez. Eğer böyleyse, izleyicinin bir reklamı “alımlayabilmesinin” ilk koşulu da burada yatar zira reklamcı ve izleyici, her ikisi de aynı toplumsal kodlardan hareketle “anlamlandırırlar.” İlki (reklamcı), sahnelerini kurarken, bu kodları “göze sokarcasına” abartılı kullanır (“kurgu” ifadesi tam da burada anlamını bulur). Burada reklamcı, “doğru metni-sözü” fısıldayan, sürekli hatırlatan bir toplumsal suflör gibi çalışır, fakat ilginçtir ki onu doğrudan ilgilendiren, performansın ya da pratiklerin kendisi değildir. Daha ziyade, verili bir ilişki tipinde ya da bir fikir karşısında ne hissetmemiz, nasıl davranmamız, nasıl düşünmemiz, kısacası farklı durumlarda ne olmamız, ne türden bir model-kalıp içerisinde yer almamız gerektiğiyle ilgilenir. Diğeri (izleyici), bu toplumsal suflörü rahatlıkla anlar zira bu türden hatırlatma ya da ipuçlarıyla daha önce de karşılaşmıştır; ancak hiçbir zaman bir reklamcının sahnelemesinde aldıkları birebir görünümleriyle değil, daha ziyade, gündelik deneyimlerin ya da sahnelerin kendine has seyrinde, belli-belirsiz, az-çok farkında olunan, dağınık, yer yer muğlak ancak her halükârda yapılandırıcı şekilleriyle…
  • Erving Goffman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    359,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Çağla Güler BAŞBUDAK
    Toplum içinde nasıl davranılır? Oldukça sıradan olan bu soru etrafında Goffman, yüz-yüze karşılaşma ve durumlardaki etkileşim düzeninin esasını ve detaylarını ilk kez okurla paylaşıyor. Etkileşim içerisindeki bireyler, eş zamanlı olarak, birbirlerinin hem yargıcı hem de seyircisi olarak karşımıza çıkıyor. Burada düzen, öncelikle göz ve beden erişimi üzerinden, bireylerin birbirlerine yönelttikleri karşılıklı bakış, ilgi ve gözetim olarak kendini ifade ediyor. Düzenin “normalleri” kadar “delileri”, “damgalıları” veyahut da “madunları” da Goffman’ın merceğine takılıyor. “Yerini bilememe” hali olarak “delilik” ve erişime kapalılık olarak “engellilik” etkileşim düzeninin disipline etmeye çalıştığı kategorileri oluşturuyorlar. Madunların payına ise bir nevi “görünmezlik” ve “yok sayılma” düşüyor. “Uygar kayıtsızlık”, yüz-yüze karşılaşma anlarında etkileşimsel ilgiyi bir anda keserek karşıdakinin bizatihi mevcudiyetini ortadan kaldırıyor. Belki de tam da bu noktada Goffman sosyolojisi, iktidar ilişkilerinin bir mikro-sosyolojisi için tüm potansiyelini ortaya koyuyor; durumlara sızmış tahakküm bu sefer etkileşim düzeninin uzlaşılarının yerini alıyor, daha doğrusu, bu uzlaşılar üzerinden yeniden üretiliyor. Böylece, etkileşimlerin “silik” yüzleri her şeyden önce tahakküm altındaki yüzler olarak çıkıyor karşımıza: Deliler, Engelliler, Kadınlar, Siyahlar…
  • Ryunosuke Akutagawa
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    137,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Fuat Poyraz Pamuk
    Kahramanımız bir gün dağa tırmanmak için sisli bir havada yola çıkmıştır. Ormanda tesadüfen bir kappa ile karşılaşır ve onu kovalamaya başlar. Tam yakalayacağı sırada derin bir çukura yuvarlanır ve bayılır. Kendine gelip gözlerini açtığında Kappalar Ülkesi’ndedir. Özel bir yasayla kendisine vatandaşlık hakkı verilir. Kappa dilini öğrenir ve orada yaşamaya başlar. Kappalar Ülkesi’ndeki pek çok gelenek insanların dünyasından farklıdır. Kappa, Japonca sözlüklerdeki tanımına göre bu ülkenin nehirlerinde yaşayan, el ve ayakları perdeli, kafalarının üst kısmı tabak gibi düz, hayali varlıklardır. Akutagava bu hikâyesinde, idealindeki dünya ile gerçek dünya arasındaki farkı hicve başvurarak anlatır. Değinmediği siyasal, toplumsal ve psikolojik sorun yok gibidir. Yapıtta toplumsal değerlerin göreceli oluşu, savaşın anlamsızlığı, kapitalizmin acımasızlığı, ekonomik sömürü, işçi kıyımları, kadın-erkek ilişkilerinin çarpıklığı, sanatçıların kibri, aydınların yalnızlığı, sansürlerin saçmalığı, ailevi ilişkilerdeki duygusal sömürü dile getirilmekte; din, edebiyat, parapsikoloji, basın-yayın gibi pek çok konu birbiri ardınca ilginç olaylar silsilesi içinde ele alınmaktadır.
  • Junot Diaz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    601,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Seda Demirel
    2008’de ilk romanı Oscar Wao’nun Tuhaf Kısa Yaşamı’yla Pulitzer Ödülü’nü kazanan Junot Díaz, 2012’de MacArthur Dâhi Bursu’na layık görüldü. The New York Times edebiyat eleştirmeni Michiko Kakutani, Díaz’dan “günümüz edebiyatının en ayrıksı ve karşı konulamaz yeni seslerinden” diye bahsetti. Boğul, bazıları Paris Review, New Yorker, Time Out gibi saygın dergilerde de yayımlanan, İspanyolcanın İngilizceyle harmanlandığı on öyküsüyle Díaz’ı ve unutulmaz personası Yunior’u edebiyat dünyasına tanıtan melankolik bir şaheser. Biçimi bozulmuş yüzünü bir maskeyle saklayan Ysrael, aldatan baba, torbacıların büyük aşkı Aurora, Dominik Cumhuriyeti’nden New Jersey’ye uzanan bir göç rotası, temasın ve cinselliğin girift dertleri, travmalarını aşkla gömmeye uğraşanlar, Amerikan Rüyası dedikleri şu terane ve onun karşısında Amerika’nın gerçekleri. Junot Díaz’ın Boğul’u yetişkinliğin topraklarına adım atan kişinin, yabancı topraklardaki göçmenin öfkesini, neşesini, yalnızlığını, acemiliğini doğrudan yaşayan maharetli bir yazarın kitabı. “Junot Díaz dikkate değer yeni yazarlardan. Kurduğu dünya, sayfadan taşarak edebiyatımızın ve kalplerimizin kanonuna giriyor.” –Walter Mosley "Boğul muhteşem. Junot Díaz, kuvvetli, yeni, özgün bir yetenek ve bu öyküler tam anlamıyla harikulade.” –Hanif Kureishi
  • Ingmar Bergman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    115,50 MB
    Eser Türü: Sesli Betimleme
    Seslendiren: Emine Kolivar
    Persona, sessizliğe gömülen bir kadın ve ona refakat eden bir hemşirenin hikayesini anlatıyor. Dönemin en gözde tiyatro oyuncusu, güzeller güzeli Elisabeth Vogler, önemli bir piyes sırasında aniden susar. Bedeninde tıbbi olarak hiçbir problem bulunamayan kadın, doktorun tavsiyesiyle gözden uzak bir yazlığa gönderilir.
  • William Golding
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    605,42 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Engin Çolak
    “Denizde insanın erkeklik onuru kırılır.” Geçiş Ayinleri, Golding’in Deniz Üçlemesi dizisinin ilk kitabı olup Booker Ödülü’ne layık görülmüştür. Genç bir İngiliz aristokratı olan Edmund Talbot, Avusturalya’ya giden eski bir savaş gemisinin yolcuları arasına katılır. Vaftiz babası için tuttuğu günlüklerinde gemide subaylar, sanatçılar, göçmenler ve elbette denizcilerden oluşan küçük evrenin nasıl sosyal, kültürel statüleri sarsacak şekilde evrildiği ince ince betimlenir. Golding, Sineklerin Tanrısı’ndan itibaren bütün çarpıcılığıyla işlediği temayı, insanın şiddet ve akıldışılığa yatkın doğasını bu yapıtta bir adım ileriye taşır. Geçiş Ayinleri okura bu doğanın hem gülünç hem vahşi, hem gerçekçi hem fantastik bir tablosunu sunuyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • David Ayer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    160,24 MB
    Eser Türü: Sesli Betimleme
    Seslendiren: Emine Kolivar, Ünsal Coşar
    Film, insanların, orkların, elflerin ve perilerin, yani kısaca bütün fantastik ırkların bir arada yaşadığı bir zaman dilimini anlatıyor. İnsan ırkına mensup Ward ve ork Jakoby gece devriyesinde partner olan iki polis memurudur. Aralarındaki farklılıkları aşmanın yanı sıra kanunu çiğneyenlerle de mücadele etmektedirler.
  • Richard Sennet
    insan sesi mp3 - Türkçe
    53 Ayrım
    834,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Semanur OCAK
    Kendi alanlarında çığır açan, onlarla hesaplaşmadan yeni bir şey söylemenin zor olduğu kitaplar vardır. Richard Sennett'in düşünce tarihinin başyapıtlarından biri olan Kamusal İnsanın Çöküşü böylesi bir kitaptır: Tarihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye entelektüel bir şölendir. Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü'nde özgünlük ve entelektüel derinlikle dengesizliğin yol açtığı sorunları inceliyor. Ona göre, hayatın, aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan "kamusal hayat" bir zamanlar "hayat dolu"ydu ve kişiler için çok önemliydi. "Yabancı"larla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını/medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. Bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl Avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini "özel hayat"a bıraktı. Kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı. Sennett, bugün, tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve şu soruları soruyor: Yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüştü? Sessiz kalarak seyretme, kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? Yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluştu? Özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? Politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak değil de kişisel özelliklerine göre değerlendiriyoruz? Evlerimize özen gösterdiğimiz halde sokaklarımız neden pis? Sennett, kamusal alanların yaşanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüşmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kişiliklerimizin giderek güdükleştiğini, başka insanlarla oyun oynama yeteneğimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiğini tarihsel/toplumsal bir perspektifle işliyor. Bu süreci Balzac ve Diderot'nun yazılarına, Paganini ve Liszt'in müziğine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, Dreyfus olayına ve Richard Nixon'ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuşma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. Modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliğini, yalnızlığını, yaşayan değil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor. Sennett, bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmıyor. Yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kişilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduğu, oyuna önem verdiği, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, şüpheyi en aza indirerek "ötekini tanıma"nın imkânlarını araştırıyor. Sokakta "öteki"ne "merhaba" demek isteyenler için...
  • Jack London
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    160,79 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: EMRE BEKTAŞ
    1912'de yayımlanan bu altı hikâye, on dokuzuncu yüzyılın sonu ve yirminci yüzyılın baslarında Hawaii Adalarında geçiyor. Güçlü tarihsel arka planıyla birlikte Hawaii üzerine yazılan bu kitapta London, sömürgecilerin, misyonerlerin, tüccarların Hawaii 'yi nasıl biçimlendirdiklerini ırk ve sınıf temalarını kullanarak anlatıyor. "Jack London uzay araçlarını küçümsemesine rağmen 'Yerçekimi'nin esas hikâyesini belirlemişti: Hayatta kalmak." -Joyce Carol Oates-
  • Mevsim Yenice
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    13,73 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nova Norda

Sayfalar