En Son Eklenenler

Toplam 58641 sonuçtan 13271 - 13280 arası görüntüleniyor.
  • Yıldırım Türker
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    467,81 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Seslendiren : Pelin Karaçam
    Konusu:
    Hayatı savunmak adına durmadan ölüme bakmak; iyiliği savunmak adına durmadan kötülüğü tartmak zamanla insanın ruhunu köreltebilir. Uzun süre karanlıkta kaldıktan sonra güneşe çıktığında gözleri kamaşan adamın körleşmesi gibi. Eğilmiş gündeme bakıyoruz. Sırtımız ağrıyor, birbirimize diyebileceklerimizi çoktan tükettik. En tehlikelisi, dünyayla ilişkimiz tahammül sanatına dönüştü. Aydınlığı da paylaşabilmeliyiz. Bu dünyayı yaşanılası kılan insanların serüvenlerine dahil olabilmeliyiz. Kısır gündemlerin arasında kuruyup kalmamak için. Bahçe’de sizinle o insanları paylaşacağım. -Yıldırım Türker (Tanıtım Bülteninden)
  • Esra Ersoy
    metin
    1 Ayrım
    245,31 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Yazar/yapıt hk: 2020 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'ne değer görülen Esra Ersoy, sözcüklerin kendi aralarındaki diyaloğa, karakterlerin mekânın dokusuyla, rengiyle ilişkisine ayrıcalıklı bir önem atfeden, üslupçu bir genç yazar. Kalır'daki anlatıcı sesler en küçük mimikleri, havadaki belli belirsiz değişimleri, başka şeylere ulanan fısıltıları, suskunlukları kaydediyorlar; böylelikle en sıradan eylemlerin insanı nasıl derin uçurumların kıyısına getirdiğine tanık oluyoruz. Esra Ersoy'un iç içe geçen, dönüşen, yer değiştiren imgelerle kurduğu öykülerinde olaylar birbirini izlerken geçmiş, şimdi ve gelecek zamanlar tek bir potada eriyor ve edebiyatın "geniş" zamanı ortaya çıkıyor. "(…) üzüldüğü her halinden belli. Başparmaklarını birbirinin etrafında çevirmiyor şimdi, durdu, ellerini çözdü, iki esmer yumruk yaptı, kenara koydu. Bakışını kattı önüne, odanın dört bir yanında gezdirdi. Sandalyeleri saydı. Altı. Yanlış oldu, iki de burada, sekiz. Dört masa. İki de yumruk. Yumrukları saymıyoruz, onlar el. Olsun, dursunlar masanın sırtında, yan yana. Bir kalem, tükenmez; defter turuncu, o da bir tane. Etti iki. Bir pencere, camı açık. Üç. Evet. Yıldızlar da var. Onları saymayalım, çok onlar." (Tanıtım Bülteninden)
  • Louis Althusser
    metin
    1 Ayrım
    3,27 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Kapital’i Okumak, yayınlandığı yıl olan 1965’ten bugüne, hâkim Marx ve Kapital okumalarında önemli bir yarık oluşturmuş ve egemen Hegelci-tarihselci okumadan bir kopuşu mümkün kılmıştır. Louis Althusser’in öğrencileriyle birlikte 1964-65 yıllarında École Normale Supérieure’de hazırlayıp gerçekleştirdiği bu seminerler, sonrasında kitaplaştırılmıştır. Hümanizmin özne kategorisine derinden eleştiriler getiren ve Marx’ın yapıtlarının, bütün insan bilimleri sahasına genişletilebilecek bilimsel bir yöntem sunduğu iddiasındaki bu eser, bunu yaparken kendini Hegelci Marksizmden ayırarak Spinozacı, Freudcu ve Lacancı kategorileri kullanıma sokar. Kitabın hazırlandığı yıllarda gerçekleştirilen Canguilhem, Lévi-Strauss, Lacan’ın seminerlerinin, o zamanın Fransa’sındaki düşünsel iklimi şekillendirdiği aşikârdır. Kitabın yazarları kendilerini yapısalcı terminolojiden ayırmak isteseler de, eserin problematiğini yer yer yapısalcılıkla benzer sorunların oluşturduğu iddia edilebilir. Lukács, Gramsci ve Frankfurt Okulu’nda maddileşmiş Hegelci Marksizm hattına karşılık, anti-hümanist ve tarihselcilik-karşıtı Marksizm hattının kurucu metinlerinden biri olan bu kitabın 20. Yüzyıl Marksist teorisi için keskin bir belirleyiciliği vardır. Kapital’i Okumak’ı bugün okumak, Marksizm okumalarında süregelen tartışmaları anlamak ve kaynaklarına inebilmek açısından yadsınamaz tarihsel bir öneme sahiptir. Mehmet Fahrettin Biçici Demek ki, Kapital’in felsefi olarak okunması masum bir okumanın tamamen tersidir. Bu suçlu bir okumadır, ama suçunu itiraf ederken kendi günahını bağışlamaz. Tersine, kendi günahını “iyi günah” olarak üstlenir ve bu günahın zorunluluğunu kanıtlayarak savunur. Dolayısıyla, okuma olarak kendini aklayan istisnai bir okumadır ve her suçlu okumaya, yüzündeki masumiyet maskesini düşüren soruyu, masumiyetinin o basit sorusunu sorarak bunu yapar: Okumak nedir? -Louis Althusser- (Tanıtım Bülteninden)
  • Zaven Biberyan
    metin
    1 Ayrım
    2,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Karıncaların Günbatımı, Ermenice romanın 20. yüzyıldaki zirvelerinden biri. Biberyan, başyapıtı olarak kabul edilen bu romanında, bir aile ekseninde Türkiyeli Ermenilerin 1940'lı ve 50'li yıllardaki yaşamından bir kesit sunuyor. "Varlık Vergisi" uygulaması altında ezilen, varını yoğunu kaybeden bir baba, bu güç koşulları onun yüzüne vuran aile bireyleri ve üç buçuk yıllık zorlu Nafıa askerliği günlerinden sonra geri döndüğünde hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamayan oğul Baret. Yazar, Baret karakterinde, bir delikanlının hızla değişen toplumsal koşullara uyum mücadelesini ve bireysel çatışmalarını çarpıcı, yalın bir dille sunarken ülkedeki siyasi gelişmelerin azınlıkları nasıl etkilediğini farklı roman karakterlerinin ağzından bire bir ortaya koyuyor. Yalnızlar ve Meteliksiz Âşıklar romanlarıyla büyük beğeni kazanan Zaven Biberyan, Karıncaların Günbatımı’nda, Felaket’in şekillendirdiği ruhların akıp giden hayata bağlanmakta yaşadığı zorlukları, ailenin dönüp dolaşıp fertlerini ve kendini yok eden karanlık yanını, on yılda bir büyük bir siyasi sarsıntıyla kesintiyle uğrayan güvenlik duygusunun insanlar üzerinde yarattığı tahribatı adeta bir tragedya canlılığıyla anlatıyor. Karıncaların Günbatımı, Türkiye edebiyatının da en önemli romanlarından biri olmaya aday. (Tanıtım Bülteninden)
  • Batuhan Aşıktoprak
    metin
    1 Ayrım
    592,04 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    2019 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Batuhan Aşıktoprak, betimlemeleriyle günlük hayatın tekinsiz yüzünü ortaya çıkaran ve ona serinkanlılığını kaybetmeden yaklaşan genç bir yazar. En soğuk temasların altına gizlenen sıcak duyguları ustalıkla görüyor ve şiirselliğe kaçmadan, katı, gerçekçi bir dille okura aktarıyor. Üsluba verdiği önem hemen seziliyor, ancak insan ruhunun derinliklerine sağlam bir olay örgüsü sayesinde varılabileceğinin de gayet farkında. “Dikildiğim yere bir türlü güvenemiyordum. Kuşlar susmuştu. Gerimde ansızın, yükünü taşıyamayan bir dal kırılıyor, ben bunu her seferinde sırtımın en güzel yerini seçmeye çalışan bir kurdun varlığına yoruyordum. Tüfeğimin üstünde kar birikiyordu, birkaç uzun nefesle temizliyordum. Kulaklarımda yalnızca kendi soluk sesim kalınca, aceleyle kara daldırdığım sol ayağımı hayvanın uzandığı yere doğru savurdum ve artık daha az inatçı o ince, yarı ölü sesi uyandırmayı bildim. Kurda doğru iki adım attım, en gönüllü halimle değil ama, hatta iki adım ne kadar atılmak istenmezse öyle.” (Tanıtım Bülteninden)
  • Arif Dirlik
    metin
    1 Ayrım
    2,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Yaşadığımız dünyada eskiler sonlanırken yeniler başlamıyor… İnsanlığın kadim ikilemi tekrarlanıyor: Kaosun getirdiği belirsizlikten doğan hüzünlü umutsuzluk ve aldatıcı dinamizmden kaynaklanan rahatsız edici Panglosyan kutlamalar…Dünyanın en önemli Çin uzmanlarından, “global modernite” kavramının mucidi Arif Dirlik, uzun sürmüş birikimin ışığında küreselleşmenin modernite ile ilişkisini, kurumlarını, uygarlıklarını, yerlerini sorguluyor ve sonlanmayacak sanılan küreselleşmenin bitişini anlatıyor:“… Sonlanmakta olan modernite değil, bu haliyle Avromodernitedir, yani, global hedeflerini realize etmek isterken kendisini yadsıyacak konuma gelen modernitenin iki yüzyıllık Avro/Amerikan egemenliğidir.” … “Bir kavram olarak ‘global modernite,' ortaklıktaki farklılık (veya farklılıktaki ortaklık) durumunu yakalamayı hedeflemiştir; bu hedef, ulusal veya uluslararası düzeyde gündelik politikayı harekete geçiren zıtlıkları üretmekle kalmayıp, aynı zamanda bunları anlamak için gerekli kavramsal aygıtların aranması çabalarını da kapsamaktadır. Benim bu terimi kullanırken temel aldığım anlam, kapitalist modernite tarafından biçimlenen bir dünyada yaşarken, küresel bir kapitalist ekonominin evrensel talepleri ve gerekleri ile buna yönelik yerelleşmiş kültürel talepler arasındaki birçok yüzleşmede, esas belirleyici olan ve yeniden işleme uğrayan modernitenin kendisi olduğudur. Modernitenin parçalara ayrılışı modernitenin sonu olarak algılanabilir; tarihselleştirilmesi için de bir fırsat sunabilir, şu anda hangi konumda olduğunu tanımamıza yardımcı da olabilir ve bugünkü uygun bir noktadan geçmişe ışık tutar…” Arif Dirlik, Küreselleşmenin Sonu mu?
  • Semih Öztürk
    metin
    1 Ayrım
    278,74 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    2018 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Semih Öztürk, Önce Dağlar Kar Tutacak’ta taşrayı anlatıyor ve içindeki taşrayı başka bir kente taşıyarak sürdürmek niyetinde olan insanları. Öykülerini ağırlıklı olarak ben-anlatıcı ile kaleme alsa da, başkarakterler bir erkek mahkûmdan kurbağaları susturmaya çalışan Nahide’ye dek çeşitlilik gösteriyor, hepsinde farklı ruhsal durumlar ve ilişkilere yoğunlaşıyor. Önce Dağlar Kar Tutacak, noktayı koyduktan sonra çekip gitmeyi içine sindiremeyen genç bir yazarın ilk kitabı olarak kendi cümlelerini kurmak isteyen okurlarla buluşuyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Bert Hellinger
    metin
    2 Ayrım
    1,61 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    "Kabul Etmenin Özgürlüğü" kitabıyla da tanınan Bert Hellinger bu kitabında, Aile Dizimi olarak bilinen terapi yöntemiyle, gücünü ve güvenini İnsan Ruhu'ndan alan bir yaklaşımı ortaya koyuyor; kuşaklar boyu ruhumuzun derinliklerinde süren kilitlenmelerin, sevgi düzenleri içinde, hayatla barış içinde çözülebileceğini gösteriyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Dr. Stan Tatkin
    metin
    2 Ayrım
    7,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Stan Tatkin, sevginin ve aşkın, sinirbilim, bağlanma teorisi ve duygu regülasyonu temelinde neden ve nasıl devam ettiğini gösteren araştırma bulgularını sentezleyerek, ilişkinizi yoluna koyabilecek 10 yol gösterici prensip sunuyor. Basit mimikler ve sözcükler kullanarak, duygusal yangınları söndürmeyi ve partnerinizin daha güvenli ve kendinden emin hissetmesini sağlayabilirsiniz. Kimsenin kaybetmeyeceği biçimde kavga etmeyi öğrenin. Birbirinizle yakın kalmak için sabah ve akşam ritüellerinizi uygulayın. Güvenli bir ‘çift balonu’ yaratın ve bunu devam ettirin. Partnerinizin sevildiğini hissetmesini nasıl sağlayacağınızı öğrenin. Bu kitap, partnerinizin beynini anlamak, sevgi ve güven üzerine inşa edilmiş bir ilişkinin keyfini sürmek için kapsamlı bir kılavuz olarak yazıldı. “Bu kitaptan büyük keyif aldım ve bir terapist olarak kullanabilmek adına çok şey öğrendim. Stan Tatkin muhteşem bir yenilikçi. Bu kitap tüm çiftlerin ve ilişki terapistlerinin kütüphanesinde mutlaka bulunmalı.” John Gottman Dünyanın önde gelen ilişki terapistlerinden Dr. Stan Tatkin, aynı zamanda çift terapisinde psikobiyolojik yaklaşımı geliştirmiştir. Terapistlere bu yaklaşımı kullanmalarını öğretebilmek adına PACT Enstitüsü’nü kurmuştur. Kitapları birçok dile çevrilen yazar, aralarında Türkiye’nin de olduğu çeşitli ülkelerde seminerlere katılıp eğitimler vermektedir. (Tanıtım Bülteninden)
  • Prof. Dr. Franz Ruppert
    metin
    2 Ayrım
    9,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Bir şekilde birçoğumuz kendi yaşadığımız ya da aile sisteminde yaşanan travmaya ya da travmalara dolanık yaşıyoruz. Önceki nesiller travmalarını bağlanma süreciyle bize aktarıyorlar, biz de aynı şekilde sonraki nesillere... Travma yaşamış anne ve babanın, yaşadığı travmayı çocuklarına aktarmama ihtimali neredeyse yok gibi. Konstelasyon çalışmaları, yaşanan travmaların anlaşılabilmesi, gün ışığına çıkması ve iyileştirilmesi için son derece etkili bir yöntem. Travma kavramını ve etkilerini bağlanma süreciyle beraber ele almadan, iyileştirici ve gerçekten kalıcı etkisi olan bir konstelasyon çalışmasından bahsedemezsiniz. İnsanda ortaya çıkan birçok hastalığın kökeninde yatan şey, duygu ile düşüncelerin birbiriyle uyumlu olmamasıdır. Bazen duygularımız düşüncelerimize, bazen de düşüncelerimiz duygularımıza güvenmiyor ve bu kargaşa birçok hastalık için başlangıç dinamiği teşkil ediyor.Yaşadıkları travma nedeniyle yaşamla, dolayısıyla çocuklarıyla sağlıklı, normal bir ilişki oluşturamayan anne ve babalar ne kadar iyi niyetli ve sevgi dolu olurlarsa olsunlar, çocuklarını travmatize ediyorlar. İlk koşullanmalar da böylece çok erken yaşlarda başlıyor. Çocuk kendi düşünce ve duygularına mı güvenmeli yoksa anne ve baba tarafından aktarılan ve sistemde oluşan kargaşa içindeki duygu ve düşüncelere mi güvenmeli. Çocuk kendi yaşamına döndüğünde aile sisteminden aldığı bu dinamiği ister istemez, kuracağı ilişkilere yansıtıyor. Dolayısıyla bir şekilde yaşadığımız ya da üstlendiğimiz travmalardan ötürü toplum içinde birbirimizi travmatize etmeye devam ediyoruz. Bu kitap yaşanılan travmaların bağlanma yoluyla nesilden nesile nasıl aktarıldığının ve etkilerinin anlaşılabilmesi için, gerek profesyoneller gerekse ruhundaki yaraları daha iyi anlamak isteyen herkes için, okunması son derece kolay, çok önemli anlatımlar içeriyor.

Sayfalar