Yazara Gore Listeleme

  • Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    667,49 KB
    Eser Türü: Kitap
    “Anlattıklarımın hepsini bizzat uyguladım. Bu 30 günlük programın sonunda 9 kg verdim, ‘vücut kitle indeksim’ azaldı, kas kitlem arttı, kan şekerim 24 puan düştü, tansiyonum kontrol altına girdi, artık tansiyon ilacı kullanmıyorum. Kolesterol değerlerim de kardiyolog arkadaşlarımı memnun edecek seviyelere geldi. Bu arada belki de en önemlisi; enerji düzeyim tahmin edemeyeceğim kadar arttı. Bu kazanımlar hiçbir ilaç tedavisi veya zayıflama diyeti ile elde edilemeyecek faydalar…” Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu İşte karşınızda Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu’nun sizler için geliştirdiği ve bizzat uygulayıp denediği beslenme programı. Vaadi çok net: 30 gün boyunca uygulayın 10 yıl gençleşin! Bu, basit bir zayıflama veya fitness programı değil! Tıbbi kanıtlara dayandırılmış komple bir ‘iyileştirme’ ve ‘yaşlanmayı geciktirme’ programı. Prof. Yörükoğlu iddialı! 30 günlük bu programın sonunda: • Fazla kilolarınızı vereceksiniz (30 günde 7-10 kg). • Enerji düzeyiniz artacak. • Yüksek ise şeker ve kolesterol düzeylerinde anlamlı (%10-20) azalmalar sağlayacak, ilaç ihtiyacını azaltacak veya tamamen ortadan kaldıracaksınız. • Hipertansiyon varsa şiddeti azalacak ve ilaç ihtiyacı azalacak. • Cinsel performansınız artacak. • Kalp-damar hastalıkları ve kanser riskinizi % 50 azaltacaksınız. • Daha sağlıklı, genç ve güzel bir görünüm kazanacaksınız. Fazla söze gerek var mı? Deneyin, görün!
  • Ahmet Arslan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,86 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi adlı kapsamlı çalışmasını, serinin bu beşinci kitabıyla tamamlarken, bu cilt; Plotinos, yeni Platonculuk ve erken dönem Hıristiyan felsefesine ayrılmış durumda. Yazar, bu kitapta önce yeni Platonculuğa kaynaklık eden filozofları ve bunların yeni Platonculuk üzerindeki etkilerini ayrıntılı bir şekilde açıkladıktan sonra, kitabın ikinci kısmında, antik gelenekten başlayarak 'iman' ve 'akıl' ilişkileri çerçevesinde erken dönem Hıristiyan felsefesini değerlendiriyor.
  • Ahmet Arslan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yunan felsefesi ve buna dayanarak biçimlenen düşüncenin insanlık tarihine yaptığı en büyük katkı "zihnin keşfedilmesi"dir. Bu "keşfin" sonucunda oluşan düşünceleri, onları temsil eden filozofları, kuramlarını ve bunların arkalarında yatan sistematik yöntemleri bilmeden ilkçağ felsefesinin doğru bir biçimde kavranamayacağı açık bir gerçektir. İşte buradan hareketle beş ciltlik bu eserin yazarı Prof. Dr. Ahmet Arslan kitabı yazarken izlemeye çalıştığı yöntemin "filozofların kendi eserlerine, birincil kaynaklara dayanmak" olduğunu ve böylelikle okurun "filozofun metniyle doğrudan karşılaşma" imkânına sahip olacağını dile getiriyor. Prof. Dr. Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi'nin Helenistik Dönem Felsefesi'ne ayırdığı dördüncü cildinde Epicurosçuluğu, Stoacıları ve Septikleri ele alıyor. Arslan, Helenistik felsefe okulları içinde en çok hakkı yenilen Epikurosçuluğu, Epikuros ve Lucretius'un görüşlerinden yola çıkarak tahlil ettikten sonra bu okullar içinde en uzun ömürlü olan Stoacılığı ele almakta, Stoacı mantığın Aristoleles mantığından farklarını ortaya koymakta; Septiklerin Batı düşünce dünyasının yanısıra Doğu'daki etkilerini de incelemektedir. Eserde sözkonusu felsefe okullarının doğa ve ahlak felsefeleri, varlık ve mantık kuramları ile evren anlayışları zengin örneklerle irdelenmektedir.
  • Ahmet Arslan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yunan felsefesi ve buna dayanarak biçimlenen düşüncenin insanlık tarihine yaptığı en büyük katkı "zihnin keşfedilmesi"dir. Bu "keşfin" sonucunda oluşan düşünceleri onları temsil eden filozofları kuramları ve bunların arkalarında yatan sistematik yöntemleri bilmeden ilkçağ felsefesinin doğru bir biçimde kavranamayacağı açık bir gerçektir. İşte buradan hareketle beş ciltlik bu eserin yazarı Prof. Dr. Ahmet Arslan kitabı yazarken izlemeye çalıştığı yöntemin "filozofların kendi eserlerine birincil kaynaklara dayanmak" olduğunu ve böylelikle okurun "filozofun metniyle doğrudan karşılaşma" imkânına sahip olacağını dile getiriyor. Prof. Dr. Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi'nin Helenistik Dönem Felsefesi'ne ayırdığı dördüncü cildinde Epikurosçuluğu Stoacıları ve Septikleri ele alıyor. Arslan Helenistik felsefe okulları içinde en çok hakkı yenilen Epikurosçuluğu Epikuros ve Lucretios'un görüşlerinden yola çıkarak tahlil ettikten sonra bu okullar içinde en uzun ömürlü olan Stoacılığı ele almakta Stoacı mantığın Aristoteles mantığından farklarını ortaya koymakta; Septiklerin Batı düşünce dünyasının yanısıra Doğu'daki etkilerini de incelemektedir. Eserde söz konusu felsefe okullarının doğa ve ahlak felsefeleri varlık ve mantık kuramları ile evren anlayışları zengin örneklerle irdelenmektedir.
  • Ahmet Arslan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,23 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yunan felsefesi ve buna dayanarak biçimlenen düşüncenin insanlık tarihine yaptığı en büyük katkı "zihnin keşfedilmesi"dir. Bu "keşfin" sonucunda oluşan düşünceleri, onları temsil eden filozofları, kuramlarını ve bunların arkalarında yatan yöntemleri bilmeden ilkçağ felsefesinin doğru bir biçimde kavranamayacağı açık bir gerçektir. Prof. Dr. Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi'ni yazarken izlemeye çalıştığı yöntemin "filozofların kendi eserlerine, birincil kaynaklara dayanmak" olduğunu ve böylelikle okurun "filozofun metniyle doğrudan karşılaşma" imkânına sahip olacağını dile getiriyor. Ege Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Arslan İlkçağ Felsefe Tarihi'nin bu üçüncü cildinin tümünde Aristoteles'in öğreti ve düşüncelerini ele alıyor. Bilimin gerçek anlamda kurucusu, insanlığın "ilk öğretmen"i ve "filozof"u gibi sıfatlara sahip olan Aristoteles'in ruh kuramından ahlâk felsefesine; siyasete ilişkin görüşlerinden retorik ve poetike kadar tüm düşüncelerinin ele alındığı bu eser, bağımsız bir monografi özelliği ile de öne çıkıyor. Aristoteles'in öğretisini ve yöntemini "kendisi bir bilim olmaksızın bilime en yakın olan felsefe" olarak niteleyen Ahmet Arslan, filozofun düşüncesinin çeşitli yönlerini kapsamlı olarak incelerken, eserlerinden de kaynak alıntılara yer veriyor. "Bu kitabın yazarı Yunanlıların en bilgesi, mantık, fizik ve metafiziği ortaya koymuş ve tamamlamış olan Nikomakhosoğlu Aristoteles'tir... Yaklaşık bin beş yüz yıldır onu takip etmiş olanların hiçbiri ne onun eserlerine herhangi bir şey ekleyebilmiş, ne de onda önemli bir hata bulabilmiştir. Bütün bunların tek bir insanın şahsında biraraya gelmesi olağan dışı ve mucizevi bir şeydir. Bu kadar özel bir şahıs insandan çok 'ilahi' bir varlık olarak adlandırılmaya layıktır ve bundan dolayı eskiler onu 'ilahi' diye adlandırmaktaydılar." İbn Rüşt, (Badawi, A, Histoire de la Philosophie en Islam II, s. 762'den naklen)
  • Osman Aysu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    306,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Eşref Gül
    Adam istese sustalıyı daha derine saplayabilirdi, ama yapmamıştı. Birden herifin sesini duydu. Kalın, tok ve alaycı bir sesti bu... "Ulan, hergele! Hayatta kalmak istiyor musun? Yoksa seni köpek gibi öldüreyim mi?" O an için mücadeleyi kaybettiğini anlamıştı Tarık. Genç ve yakışıklı gazeteci Tarık için sıradan bir gündü. Ta ki posta kutusundaki o sarı zarfı açıncaya kadar. Tek sayfalık garip bir metindi bu. Yanlış adrese geldiğini düşündüğü, önemsiz bir mektup. Oysa ki bu mektup hayatını altüst edecekti. Uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir aşiret ve onun genç, güzel ve acımasız hanım ağası Zelo, sağ kolu yaşlı ama kurnaz Ahmet mektubun ve eksik diğer sayfanın peşine düşünce, genç gazeteci kendini, hâlâ deliler gibi sevdiği eski karısı Aylin'i ve biricik kızını korumak için ölümüne bir mücadeleye girişecekti. Polisiye romanların usta yazarı Osman Aysu, bu defa bir mektubun peşinden gerilim dolu bir maceraya sürüklüyor bizi...
  • William Gibson
    insan sesi mp3 - Türkçe
    32 Ayrım
    594,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sevcan Bayram
    "William Gibson için; 80'lerin cyberpunk dehası, 90'ların siber görselliğinin mucidi, 2000'ler sonrasının "fütürist" antropoloğu ve yeni dilin yaratıcısı olarak yapılan nitelemeler abartılı ya da yanlış değildir. Gibson Nintendo'nun sevimli oyun enstrümanı olarak aramıza kattığı Power Glove'un, "giyilebilir teknoloji" evreniyle artık gündelik yaşamımızın bir parçası olduğu; VR gözlüklerimizle yeni dijital evrimimizin hazırlandığı ve siber güvenliğin günden güne çöken duvarlarına karşılık faşizmin inşa ettiği yenilerinin hayatımıza yön vermeyi planladığı çağın hazırlık aşamasını anlatan ve yakın gelecek felsefesinin ana hatlarını belirleyen isimdir. Kelimelerin Virüs olduğu salt kavramsal bir söylence değil sert bir pratiktir -ki bu anlamda yazarımız gibi biz de William Burroughs'un öncülüğünün takipçileriyiz. Varoluşun da bir sistem hatası, dil ve çeviri hatası olduğu teziyle minör feodalitelerin kaba dilsel saldırılarına da karşı duruyoruz! Her 6.45 okuru bilir ki, altkrkbş.exe ekranınızı ve hayatınızı karartacak bir virüs yazılımından başka bir şey değildir. Neuromancer, Kont Sıfır, Mona Lisa Aşırı Yükleme kitaplarından oluşan Sprawl üçlemesine hoş geldiniz?" (Tanıtım Bülteninden)
  • Elizabeth Farrelly
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    545,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Filiz Nehir
    Mutluluğun Sakıncaları'nda doyumsuz bir tüketim toplumuyla karşı karşıyayız… Aynı zamanda göz alabildiğine uzanan beton yığınlarının, asfaltların ve reklam panolarının arasına serpiştirilmiş, mantar gibi bitiveren muazzam ve şaşaalı alışveriş merkezlerinin, geniş arabalarla süslü kocaman evlerin diyarındayız. İnsanların gitgide daha da miskinleşip televizyon karşısında pineklediği bir dünya burası... Peki, bolluk içinde yüzen bu insanlar neden mutlu değiller? Muazzam zenginliğimiz neden bizi tatmin etmek yerine daha da büyük beklentilere yol açıyor? Ebeveynlerimizin kuşağıyla karşılaştırıldığında bile aşırı müsrif gözüken bir yaşam tarzını neden istiyoruz? Gezegenimize verdiği zarar ortadayken, neden "hakkımız" olarak gördüğümüz şeyleri talep etmeyi sürdürüyoruz? Estetikten etiğe, siyasetten tasarıma kadar birçok konuya yakınlığı nedeniyle "Rönesans kadını" olarak tanımlanan ödüllü eleştirmen Elizabeth Farrelly, dünya üzerinde bıraktığımız devasa ayak izlerimizi inceleyerek sayısız hasara yol açan alışkanlıklarımızdan niçin kopamadığımızı, neden küçük ölçekli, insani boyutlarda mekânlar yaratamadığımızı ve doğaya saldırmaktan vazgeçemediğimizi sorguluyor. "Arjantinli şair Jorge Luis Borges şöyle diyor: 'İnsan yaşadığı yeri yıllar boyunca şehirlerin, krallıkların, dağların, körfezlerin, gemilerin, adaların, balıkların, odaların, aletlerin, yıldızların, atların ve insanların resimleriyle doldurur. Ve ölümünden kısa bir süre önce fark eder ki, sabırla oluşturduğu bu labirentin çizgileri aslında kendi yüzünü resmetmektedir.' Bu semiz kalelerin, rahatlık kozasına sarınmış bu imparatorlukların içinde hızla köreliyoruz. Yeterince uyarılmadığımız için, bir kafesin içindeki şempanzeler gibi davranmaya başlıyoruz. Mızmız, bezgin ve depresif bir hal alıyoruz. Alışveriş yapıyor, satın alıyor, yiyoruz. Ya da ikame benliklerimizi yani arabalarımızı, çocuklarımızı ve evlerimizi besleyip büyütüyoruz. Tüm bunlar, gezegenimizin yakın gelecekte bile altından kalkamayacağı ölçüde, ekolojik ayak izimizi genişletiyor. Çocuklarımızın geleceğini tüketiyoruz. Geleceği yağlarla ve koruyucu maddelerle yeniden yapılandırılmış bir şekilde, önceden ısıtılmış ve suçluluk duygusuyla işlenmiş bir tabakta sunuyoruz onlara."
  • Wieslaw Mysliwski
    insan sesi mp3 - Türkçe
    38 Ayrım
    647,65 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mehmet Taner Gürkan
    Çağdaş Leh edebiyatının önde gelen isimlerinden Myśliwski'nin Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez romanının adsız müzisyen başkarakteri gizemli konuğuyla sürdürdüğü monologda hayatının muhasebesini yapıyor. Tek bir günde gerçekleştirilen fasulye ayıklama etkinliği boyunca devam eden bu monologda savaş sırasında yaşadığı travmalı dönemleri, gençlik sanrılarını, tutkularını, "öğrenme ve oradan oraya göçme" yıllarını, gurbetteki ekmek kavgasını ve en sonunda yurda dönüşünü anlatıyor. "Sağduyu iyidir, güzeldir... Ama gerçekte nedir? Başka ne söyleneceğini bilmediğinizde söylediğiniz şeydir." İnsan hayatında kaderin ve talihin rolü üzerine düşünen, acıyı, kederi, gülüşü, umudu, düşleri içselleştiren bir tür "felsefi komedi" olarak nitelenebilecek Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez'de Myśliwski'nin ustalığı, kolay çözümler ya da avunmalar aramak yerine felsefenin hiç de asık suratlı olmayan doğasını açığa çıkarabilen bir dille, pek çoğuna yanıt bulamayacağının bilincinde olduğu en hayati soruları ardı ardına sıralamaktan geri durmayışında ve gizemle dalga geçebilmesinde kendini gösteriyor. (Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez 2007 yılında Polonya'nın en önemli edebiyat ödülü Nagroda Literacka "Nike"ye değer görüldü.) Wiesław Myśliwski bir "star"ın zıddı – televizyona çıkmıyor, kitleyi eğlendirmiyor. Basitçe düşünüyor ve roman yazıyor. -Dariusz Nowacki, Newsweek Wiesław Myśliwski edebiyatın antropolojinin bir parçası olduğunu düşünen az sayıdaki yazardan biridir. İnsan deneyiminin bütünlüğünden söz ederken, en önemli olan yerine, olan biten her şeyi anlatmak ister. Böyle bir monologdan ortaya çıkabilecek hikmet, teklifsiz bir dille aktarılan bir hikmet olacaktır. Hani Descartes birden ortaya çıksa, bu konuda "Fasulyeleri ayıklıyoruz, öyleyse varız" derdi herhalde. -Przemysław Czapliński Diyebilirim ki fasulyelerin ayıklanması 30 yıldır başıma dert olmuştur. Bildiğiniz gibi, insanların güneşin altında bir yandan fasulye ayıklayıp, bir yandan farklı konularda sohbet etmeleri bir komşuluk ilişkisi biçimiydi. Günlük olaylar, eski zamanlar, hayaller, hayaletler, şimdiki ve sonraki dünya, Tanrı, bireysel ve ortak deneyimler hakkındaydı bu sohbetler; insanlar bilgeymiş gibi davranırlar, felsefe yaparlardı, kısacası sınır yoktu, sözcükler insanları her yöne götürürdü. Herkes katılırdı bu eyleme, kadınlar, erkekler, yaşlı ve genç insanlar, hatta çocuklar bile. Bazen düşünürüm de, belki de fasulyeler sadece bu amaçla büyük miktarlarda ekilir, zira bu kadar çok fasulye yediğimi anımsayamıyorum. Ve çocukluğumdaki bu geleneği anımsayarak, onun sözel yapısını, bir kitap yazmanın yapısına nasıl dönüştüreceğimi düşünmeye başlamıştım. Wiesław Myśliwski, Polityka 17/18, 29 Nisan-6 Mayıs 2006 (Tanıtım Bülteninden)
  • Mehmet Emin Katırcı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    361,99 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ebru Yeşim Saylan
    Genç araştırmacı Mehmet Emin Katırcı’nın Kelime Köken adlı çalışması, Türkçede kullandığımız çok sayıda kelimenin köken açıklamasının yapıldığı; bu kelimelerin yer aldığı şiirlerden örneklerin sunulduğu son derece bilgilendirici bir eser. Eser, Türkolog olmayan, dolayısıyla akademik iddia taşımayan yazarın çocukluğundan itibaren Türkçeye duyduğu derin sevgi ve ilginin bir sonucu olarak ortaya çıkmış. Her yaştan, her meslekten okuyucuya hitap edebilen eserde çok sayıda alıntı sözcüğün mitolojik kökenlerine de yer verilerek dil ve folklor anlatıları harmanlanmış; böylece Katırcı’nın çalışması disiplinlerarası bir metne dönüşmüştür. Yazarın büyük bir tevazuyla *amatör ruhlu bir etimoloji severin aşkla hareket ettiği, bundan başka da hesap gütmediği bir çalışma* diye nitelediği eserinin, kelime tarihiyle ilgilenenlerin severek okuyacağı titiz bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Prof. Dr. Hatice Şirin (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar