Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2106 sonuçtan 1461 - 1470 arası görüntüleniyor.
  • Nicolae Jorga
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Nicolea Jorga Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD’de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Herşeyden önce Jorga’nın Osmanlı tarihi, ön-yargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga’ya göre Osmanlı tarihi, "dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga’nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye’de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe’ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya koyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga’nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga’nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".
  • Johann Wilhelm Zinkeisen
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    8,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Altı Yılda Çevirilen En Geniş Osmanlı Tarihi Dünyanın gördüğü iki büyük imparatorluktan biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihini yazmak için zor ve uzun soluklu çalışmalar gereklidir. Birçok farklı ülkenin kütüphane ve arşivlerinde uzun soluklu bir mesailer olmadan Osmanlı tarihi kaleme alınamaz. Osmanlı tarihi hakkında klasik hâle gelen ve en önemli araştırmalardan biri 20 yıldan fazla bir sürede Batı kütüphane ve arşivlerindeki çalışmalar sonucunda ortaya çıkan Johann Wilhelm Zinkeisen'in Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'dir. Osmanlı İmparatorluğu'nun özellikle Avrupa ile ilişkileri açısından en önemli eserdir. Zaten Osmanlı tarihinin en büyük kısmının Avrupa ile ilişkilerden ibaret olduğu dikkate alınırsa en önemli Osmanlı tarihlerinden biri olduğu rahatça anlaşılır. Zinkeisen, eserini hazırlarken Türk tarihçilerinin haberdar olmadığı ve bugünkü şartlarda bile ulaşmalarının çok zor olduğu kaynakları kullanmıştır. Zinkeisen, Batılı kaynakları ve arşivleri Hammer'den daha fazla kullanan bir tarihçidir. Zinkeisen'in eserinde Osmanlılar'a karşı Avrupa'da kurulmaya çalışılan ittifakların, antlaşmaların perde arkaları, elçilerin İstanbul'daki faaliyetleri, Avrupalı hükümdarların Şark siyasetleri, Osmanlı devlet teşkilatı, savaşların gidişatı ve Osmanlı fetihleri hakkında inanılmaz ve duyulmamış teferruatlı bilgiler vardır. Erhan Afyoncu Büyük Osmanlı tarihinin asıl kaynakları kuşkusuz Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, kadı sicilleri, vakıflar ve müftülük arşivleridir. Bu belge hazineleri kullanılmadan bu tarih hakkıyla yazılamaz. Ancak, Avrupa arşiv ve kütüphaneleri Osmanlı tarihi üzerinde muazzam bir malzeme yığını saklamakta ve Türk araştırıcılar ancak şimdilerde bu kaynaklara el atabilmektedirler. Avrupa arşivleri ve vekâyinâme kolleksiyonları, Avrupalı tarihçiler tarafından oldukça etraflı araştırmalara konu olmuştur. İlk araştırıcılar, XV-XVI. yüzyılda Angielello, Giovio, Sansovino gibi İtalyan tarihçilerdir. Bu bakımdan Avusturyalı tarihçi J. W. Zinkeisen, kuşkusuz başta gelir. Hammer'den farklı olarak Zinkeisen'in eserini orjinal ve değerli kılan nokta, olaylarla çağdaş Batı kaynaklarını ayrıntılı biçimde kullanmasıdır. Zinkeisen, yayınlanmış belge kolleksiyonlarını ve çağdaş kronikleri kullanır (bu arada A. von Gevay, Urkunden und Aktenstücke zur Geschichte der Verhältnisse zwischen Österreich, Ungarn und der Pforte im XVI und XVII Jahrh., III cilt, Viyana 1838-1842; Charrière, Négociations de La France Daus le Levant, Paris 1848-1860). Zinkeisen'in eseri, 19. yüzyıl ortalarında yazılmış olmakla beraber, geniş bir perspektif içinde kullandığı kaynaklar dolayısıyla bugün de değerini korumaktadır. Özellikle, şimdiye kadar hiçbir Türk tarihçisinin yabancı kaynakları bu ölçüde kullanmadığı göz önüne alınırsa, eserin Türkçe çevirisi tarih edebiyatımız için büyük kazançtır. Zinkeisen'den yaklaşık yarım yüzyıl sonra N. Jorga (Iorga), Osmanlı Tarihi üzerinde yeniden 5 ciltlik bir genel tarih yayınladı: Geschichte des Osmanischen Reiches, Gotha 1908-1913. Jorga'nın tarihini ötekilerden ayrıt eden özellik, İtalyan arşivlerinde çalışarak topladığı orjinal belgeleri eserinde kullanmasıdır (bu belgeler VI. cilt halinde Bükreş'te yayımlanmıştır: Notes et Extraits pour servir à léhistoire des Croisades). Jorga'nın beş ciltlik eseri gibi Zinkeisen'i de Türkçeye kazandıran değerli tarihçi, Erhan Afyoncu ve mesai arkadaşlarını burada kutlamak bir ödevdir. Prof. Dr. Halil İnalcık Johann Wilhelm Zinkeisen, altmış yıllık bir ömrün içine bizce Osmanlı İmparatorluğu tarihçiliğinin en önemli eserini sığdırmış bir yazardır. Doğu dillerini bilmiyor, daha ilginci Türkçeyi de. Araştırmalarında Türkçe kaynaklar, arşiv vesikaları ve vekayinâmeler yeralamaz. Hatta bu konuda sonraki tarihçilerden Romanyalı Nicolae Jorga'nın bile gerisindedir. Jorga hiç değilse birtakım vesikaları tercüme ettirmiş, tercüme edilen vekayinâmeleri harfiyen takip etmişti. Fakat Zinkeisen'i bence hepsine üstün kılan bir tarafı var. Kendi dünyasını yani Batı dünyasını bütün ikincil kaynaklardan ve de geniş ölçüde Viyana, Venedik ve diğer ülke arşivlerinden tarayarak ortaya çıkarıyor. İşte bu, 19. yüzyılın ortasında yazılan bir Osmanlı tarihine çok büyük bir değer kazandırmaktadır ve bu nedenle Zinkeisen'i şahsen bütün araştırma hayatımda kullanmışımdır. Mesela 1711 Prut Barışı hakkında ne Hammer'de ne de başka bir kaynakta yeterli belgeyi bulamazsınız. Hâlbuki Zinkeisen burada antlaşmanın bütün alt vesikalarını, mahiyetlerini ratio-legis dediğimiz bütün unsurların hepsini tespit etmektedir. O kadar ki Kırım Hanlığı'nın 1711 tarihli bir üniversalyasını araştırdığım zaman Zinkeisen'de daha birtakım yan belgelerin yer aldığını görmüştüm. Görünüşte Alman bölgesinin tipik Batılı bir tarihçisidir. Önemli ikinci eserinin doğrudan doğruya modern Yunanistan tarihi ile ilgili olduğunu söylemeliyiz. Bu eser de bir an evvel Türk diline kazandırılmalıdır. Burada bence Yeditepe Yayınevi çok önemli bir hizmet yerine getiriyor. Zinkeisen'in Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa bölgesindeki tarihi çok önem kazanır. Yazarın alanı Avrupa bölgesidir doğru. Maşrık ülkeleri ile ilgili hemen hiçbir şey söylemiyor. Çünkü oradaki vesikaları ve vekayinâmeleri bilmesi mümkün değildir. Ama Balkanlar ve Avrupa tarihinin içinde Osmanlılığı bence bugüne kadar geçilemeyecek şekilde doğru yorumlamıştır ve esaslı bilgiler vermektedir. Buradaki arşiv vesikalarının bazılarına bugün artık ulaşmamız da mümkün değildir. O bakımdan Johann Wilhelm Zinkeisen'in eseri büyük önem kazanır. Zinkeisen, 1803'te doğmuş, çok genç yaşta doktora derecesini almış ve 1831'de üniversitede yer alamadığı için Privat-Doçent dediğimiz bir Alman akademik rütbesiyle ekmeğini kazanmak durumunda kalmıştır. Kazanmak durumunda kalmıştır diyoruz çünkü Privat-Doçente maaş verilmez. O takdirde gazetecilik yapmıştır. Eski dönemin gazetecilerini de göz önüne getiriniz. Toynbee bile gazeteciydi. Her halde bugünkülerle kıyaslanamayacak insanlar ve Zinkeisen bu arada da bu muazzam bu eseri meydana getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi Heerens ve Ukerts koleksiyonu yayınları arasından çıkmıştır ve 1841 tarihinde tamamlanmıştır. Bu arada geçirilen redaksiyon çalışması üzerinde şahsen fikir sahibi değilim. Joseph von Hammer'in dehası ve geniş bilgisi Osmanlı tarih etütlerini bu dönemde kapsamaktadır. Hatta çağdaş bilimsel Bizans araştırmalarının bir anlamda öncüsü diyebileceğimiz Tirollü Fallmerayer bir Hammer hayranıdır ve Bizans tarihini kaleme alırken onun Osmanlı tarihinden etkilenmiştir. Muhtemelen Zinkeisen için çağdaşları arasında böyle bir etki yaptığını söyleyemeceğiz ama hiç şüphesiz ki daha çok uzun zaman Zinkeisen'i okumadan Osmanlı tarihini mütalaaya almak, tetkik etmek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle Yeditepe Yayınevi'ne ve Mütercim Nilüfer Epçeli'ye teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Açıkça söylemek gerekir bizim tarihçi çevrelerimizde Alman edebiyatına, Almanca tarih kaynaklarına çok müracaat edilmiyor. Eskiden daha çok edilirdi. Bu nedenle Zinkeisen'deki bilgilerin bu tercüme ile yeni nesil tarihçilere ve öğrencilere aktarılacağına hiç şüphem yoktur. Ve bu çok büyük bir ufuk açacaktır. Prof. Dr. İlber Ortaylı
  • Ayşe Nükhet Adıyeke
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    6,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, İmparatorluğun diğer vilayetlerine oranla, oldukça ayrıcalıklı bir yapıya sahip olan Girit Vilayeti'nde Bâb-ı Ali'nin yönetimine karşı ihtilalci karakter taşıyan ayaklanmalar, Yunanistan'ın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktığı sürecin başlarında, 1821'de başladı. Dönem dönem farklı gerekçelerle ve farklı derecelerde etkisini gösteren isyanların gerçek nedeni, Ada'daki Rum Ortodoks nüfusun milli bilinç ve Yunanistan ile birleşme emelleriydi. Osmanlı İmparatorluğu'nun XVIII. y.y.'da başlayan Avrupa ve Balkanlar'dan geri çekilmesi, bu topraklarda İmparatorluğa bağlı eyaletlerin önce ayrıcalıklı yapıya sahip olmalarına yol açtı. Ardından XIX. y.y.da da kopma noktasına getirdi. Osmanlı İmparatorluğu bu dönemde ortaya çıkan Karadağ, Sırp, Bulgar ve Girit ayaklanmaları nedeniyle bölgede hem nüfus, hem de ekonomik açıdan kayıplara uğradı. İncelememize konu olan döneme (1896-1908) damgasını vuran son ayaklanma, görünüşte Girit'in diğer Balkan vilayetleri gibi sahip olduğu geniş ayrıcalıklı yapısına Bâb-ı Âli'ce vurulan darbe ile Halepa Kararnamesi'nin sağladığı siyasal ve hukuksal imtiyazları kısıtlama girişimine, tepki olarak ortaya çıktı. Girit Rumları için imtiyazları geri alma mücadelesi zamanla Türk yönetiminin boyunduruğundan kurtulma ve aynı dini ve dili paylaştıkları Yunanistan ile birleşme savaşı haline geldi. Bu aşamadan sonra ne Osmanlı Devleti'nin askeri girişimleri, ne de Büyük devletlerin müdahalesiyle uygulamaya konan reform projeleri ve muhtariyet teklifleri Yunanistan ile birleşme tutkusunun önüne geçemedi.
  • Norman Itzkowitz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    272 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Seda Polat
    Zamanımızın entelektüel erdemlerinden biri; geçmişteki ve günümüzdeki inançlarımız arasındaki göreceliğin ve yabancı kültürlere ait medenileşme değerinin farkında olma istekliliğidir. Günümüz tarihçileri dünya tarihi içinde geçerli bir köprü kurmanın oldukça güç olduğunun bilincindedir. Bu güçlüğün sebebi insanoğlunun çok yakın bir tarihe kadar ortak geçmişe sahip olmayışıydı. Amerika medeniyetleri dünyadaki diğer medeniyetlerden kendilerini soyutlayarak görkemli bir uygarlık düzeyi elde ettiler. Aslında Akdeniz civarında yaşayan çok sayıda farklı antik insanlar birbirleriyle sık sık yakın temas halindeydiler ve dünyanın diğer bölgelerindeki medeniyetler hakkında çok az bilgiye sahiptiler. Çinliler kendilerininkinden daha üst düzeyde bir medeniyeti tam olarak bilmiyordu. 19 yy'a kadar sahip oldukları kültürün tüm dünya için geçerli olduğunu düşünüp kültürlerine ait ideallere saygı gösteriyorlardı. Ortaçağ Avrupa'sı, İslam dünyasıyla kurdukları başarılı temaslara karşın hâlâ kapalı bir toplumdu. Bu kitap Osmanlı gözüyle ve Osmanlı perspektifinden dünyayı görmek için Osmanlıları ve Avrupalıları incelemektedir. Profesör Itzkowitz'in Osmanlı imparatorluğu hakkında yazdığı deneme, oniki kitaplık bir serinin bir parçasıdır. ikinci çalışma Ortaçağda İslam üzerinedir.
  • Stanford J. Shaw
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,73 MB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye
  • Erhan Afyoncu - Ahmet Önal - Uğur Demir
    insan sesi mp3 - Türkçe
    38 Ayrım
    526 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Raika Füsun Umar
    Cumhuriyet döneminde demokrasinin işleyişi sık sık darbelerle kesildi. Aslında bu bizim eski bir geleneğimiz. Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri isyanlar ve darbeler, Fatih Sultan Mehmed’in ilk hükümdarlığı zamanında 1446 Buçuktepe İsyanı ile başlar ve 1913’teki Bâbıâli baskınıyla sona erer. Neredeyse Fatih Sultan Mehmed’den sonra isyanla yüzleşmeyen Osmanlı padişahı yok gibidir. 36 Osmanlı padişahından 12’sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği gözönüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır. Günlerce, hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yaşatıyor, günlük hayat tamamen felç oluyordu. İsyanlar zaman zaman o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki, bazen devlet adamlarının cesetleri köpeklere yem ediliyor, bazen sadrazamların kelleleri alınıyor, bazen de padişahlar acımasızca katlediliyorlardı.
  • Erhan Afyoncu , Uğur Demir , Ahmet Önal
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,84 MB
    Eser Türü: Kitap
    Cumhuriyet döneminde demokrasinin işleyişi sık sık darbelerle kesildi. Aslında bu bizim eski bir geleneğimiz. Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri isyanlar ve darbeler, Fatih Sultan Mehmed’in ilk hükümdarlığı zamanında 1446 Buçuktepe İsyanı ile başlar ve 1913’teki Bâbıâli baskınıyla sona erer. Neredeyse Fatih Sultan Mehmed’den sonra isyanla yüzleşmeyen Osmanlı padişahı yok gibidir. 36 Osmanlı padişahından 12’sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği gözönüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır. Günlerce, hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yaşatıyor, günlük hayat tamamen felç oluyordu. İsyanlar zaman zaman o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki, bazen devlet adamlarının cesetleri köpeklere yem ediliyor, bazen sadrazamların kelleleri alınıyor, bazen de padişahlar acımasızca katlediliyorlardı.
  • Cengiz Orhonlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Gezi hizmet kıtaları olarak adlandırılan derbendci, menzilci, yörük, tatar, müsellem, cerahor, canbaz, lağımcı gibi gruplar, osmanlı İmparatorluğu'nun başarılarının görünmez mimarları olmuştur. Bu tekşilatlar hakkında derinlemesine yapılan incelemeler, imparatorluğun sosyal, iktisadi, askeri ve idari bünyesini de açıklıkla ortaya koymakta, Osmanlı teşkilatının ne kadar sağlam temeller üzerine oturduğunu göstermektedir.
  • Can Nacar
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar kitabında Can Nacar, 1872-1912 yılları arasında tütün işçilerinin çalışma deneyimlerine ve bu bağlamda işyeri yöneticileri ve devletle olan ilişkilerine odaklanmaktadır. On binlerce kişinin çalıştığı Osmanlı tütün endüstrisi, ele alınan dönemde imparatorluk çapında hızla büyürken tütün mağazaları ve fabrikaları birçok işçi eylemine sahne olmuştur. Emek ve İktidar bu eylemler ile ilgili detaylı bir analiz sunarak işçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşulları sağlamak için verdikleri çetin mücadeleyi ortaya koymaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nda emek ve sermaye arasında değişen güç ilişkileri ve bu ilişkilerde devlet aktörlerinin oynadığı rol hakkında değerli bilgiler sunan bu kitap, Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ve süreli yayınların da içinde olduğu birincil kaynaklara dayanmaktadır. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar, Osmanlı tütün işçilerinin işverenleriyle, devletle ve Osmanlı toplumunun geri kalanıyla olan dinamik ilişkilerini mercek altına alan son derece önemli ve orijinal bir çalışma. Can Nacar, Osmanlı işçilerinin duygularına, kaygılarına, umut ve öfkelerine çok nadir ve çok kıymetli bir pencere açıyor. Nacar’ın bu mükemmel incelemesi, Osmanlı sosyal tarihçiliğinin ulaştığı yeni aşamanın sevindirici bir örneği.” Yiğit Akın The Ohio State University
  • Arnold J. Toynbee, James Bryce
    insan sesi mp3 - Türkçe
    38 Ayrım
    488 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    Vilkont Bryce tarafından Fallodon Vikontu Grey'e Sunulan Belgeler İngiliz hükümeti, Şubat 1916'da James Bryce ve Arnold Toynbee'yi "Ermenistan'da son zamanlarda yaşanan olaylar" hakkındaki delilleri toplamak üzere görevlendirdi. Bryce ve Toynbee "gerçekleri tespit etmek ve kamuoyuna sunmak amacıyla" önerilen bu projeye başladıklarında Ermenilerin öldürüldüğüne dair yeterli bilgi zaten vardı. Çalışmanın sonucunda hazırlanan ve "The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire" adı verilen rapor İngiliz Parlementosu'nun mavi kitaplar serisinde yayınlandı. Bu çalışma hukuki bir rapor şeklinde kaleme alınmıştır. Esas olarak belgelerden meydana gelen bu çalışmada kimi yorumlar ve tahliller de mevcuttur. Delillerin tamamına yakını birincil kaynaklardan gelmiştir. Bu kaynaklar, Osmanlı hükümetinin Osmanlı Ermenileri'ni yok etmek amacıyla 1915 baharından itibaren sistemli bir program başlattığına şahitlik ediyordu. Bu kitap, Ermeni Soykırımı tezinin ilk ciddi ifadesiydi.

Sayfalar