Yazara Gore Listeleme

  • James Dashner
    insan sesi mp3 - Türkçe
    52 Ayrım
    1524,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ceren GENÇOĞLU
    Ani bir patlamayla sonun geldiğini sandılar. İSYAN kurulmadan, Kayran inşa edilmeden ve Thomas, Labirent’e girmeden önce bir güneş patlaması dünyayı vurmuş, insan nüfusunun çoğunu öldürmüştür. Ancak en kötü günler henüz yaşanmadı. Mark ve Trina o yıkımdan sağ çıkmayı başarmıştır. Ama şimdi bir virüs hızla yayılmaktadır; insanları cinnete ve cinayete sürükleyen bir virüs. Tedavi yok. Kaçış yok. İki genç, hayatta kalmayı başarabilirlerse insanlığın geri kalanını kurtarmanın bir yolunu bulabileceklerine de ikna olurlar. Çünkü bu yeni, yıkılmış dünyada her yaşamın bir bedeli vardır. Ve bazıları için ölünüz, dirinizden daha değerlidir. Son aslında sadece bir başlangıçtır. “Geçmişi ve geleceği bugünle harmanlayan Ölüm Emri hem distopya türünün klasik eserlerini anımsatıyor hem de Dashner’ın çok satan Labirent üçlemesinin temelini sağlamlaştırıyor.” Kirkus Reviews
  • Sir
    Rai Aren
    insan sesi mp3 - Türkçe
    37 Ayrım
    1212,79 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: BENGİ PARS
    Alex, Mısır'da bir arkeoloji kazısında çalışan genç ve güzel bir arkeologdur. Alex güneşin altında çalışırken uyuya kalır. Uyurken kumlara gömülmüş antik bir sandığı bulmalarına yardımcı olacak bir rüya görür. Gördüğü bu rüya üzerine yaptığı kazıda bir sandık bulur. Sandığın içinde metal bir silindir ve parşömenler vardır. Yapılan inceleme sonucunda silindirin ve parşömenlerin 12.000 yaşında olduğunu öğrendiğinde şoke olur. Bu parşömenlerin eski Mısır medeniyetinden önce bu bölgede yaşamış ve kendilerine Kierani diyen bir medeniyete ait olduğunu anlar. Bulduğu silindiridn yapıldığı gizemli metalin de dünyaya ait bir element olmadığı ortaya çıkar. Alex ve arkeolog arkadaşı bu gizemi çözmek için maceralı bir yolculuğa çıkarlar.
  • Anders Roslund
    insan sesi mp3 - Türkçe
    28 Ayrım
    899,25 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: BENGİ PARS
  • Ernst W. Heine
    insan sesi mp3 - Türkçe
    38 Ayrım
    1235,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: BENGİ PARS
  • Margaret Weis
    insan sesi mp3 - Türkçe
    48 Ayrım
    900,34 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşegül Tezcanlı
    LOEREM: Hükümran Taş'ın büyüsüyle yaratılan ve barışı korumayı amaçlayan Hakimiyet Efendileri tarafından sağlanan hassas bir denge içerisinde insanların, elflerin, cücelerin ve orkların, birlikte yaşadıkları bir dünya. Ancak kötülük, kutsal Taş'ın merkezinde uyuyor. Tahtın sahibi olmak için ikinci sırada bulunan Prens Dagnarus, hem tacına, hem de kraliçesine sahip olacak... üstelik kalbi, evli bir elf güzelinde olmasına rağmen. Bırakın, nefret ettiği üvey kardeşi ve Hakimiyet Efendileri ona karşı koymaya cüret etsinler. Dagnarus'un en sadık hizmetkârı dünyadaki en etkili tılsımın bulunduğu korkunç karanlığın içine girdi. Ve o tılsım karanlık prensin ellerine geçtiğinde, hiçbir güç onun Kaderine ulaşmasını engelleyemeyecek.
  • Refik Algan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    143,73 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: bahar özkan
    Refik Algan, öykücülüğümüzde bugün pek revaçta olan “kısa metin” ya da “kıpkısa öykü”yü ilk deneyen yazar olarak, adını 1978-80 yıllarında Yazı ve Oluşum dergilerinde duyurmuştu. Yirmi yılı geçen suskunluğun, geri çekilmenin ardından, bugün yepyeni öyküler kotarmaya başladı. Saat Kulesi’nde, her birinin içinde bir roman zembereği kurulu kısa metinler, dokunaklı ve ustalık dolu öykülerle kol kola giriyor.
  • Şükrü Erbaş
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    105,09 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşe Bayraktaroğlu
    GÜZ VE YILDIZ Günler yağmur alacasını giyindi Bulutlar indiler yere birer birer Sabahlar düşlerimiz kadar kısa Akşamlar ömrümüzün garipsi yükü Havada gurbet sürgünü türküler. Herkes kendi yalnızlığında yitik Erir bir suskunluğun tüneklerinde Hangi el aralar hangi yüz girer İçimiz sevgilere kapalı nicedir Dışımız eğreti yalan giysiler. Bu çat ayazlarda günsüz güneşsiz Unuttu gülmeyi nicedir yüzlerimiz Aydınlığı kirli sislerde silik Kan sularda yüreğimiz umut gemisi Bir kuzey yıldızında kaldı gözlerimiz. 1980
  • MarkSullivan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    47 Ayrım
    911,27 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    “Aksiyon, macera, aşk, savaş ve epik bir kahraman – bunların hepsi tarihin en karanlık anlarının arka planında kendilerine yer buluyor. Mark Sullivan'ın Kızıl Göğün Altında romanı, başarılı bir İkinci Dünya Savaşı eserinde bulmak isteyeceğiniz her şeye sahip.” –Tess Gerritsen, New York Times çoksatan yazarı “İncelikle yazılmış inanılmaz bir öykü; nefis ve muhteşem bir kitap.” –James Patterson, New York Times çoksatan yazarı Goodreads En İyi Tarihi Roman Finalisti Goodreads 2017’de En Çok Okunan 20 Kitaptan Biri Goodreads Ayın En İyi Kitabı İkinci Dünya Savaşı'nın gizli kahramanlarından birinin gerçek hayat hikâyesinden esinlenen Kızıl Göğün Altında, tarihin en karanlık zamanlarından birinde yaşayan genç Pino'nun muhteşem cesaretinin ve direnişinin destansı öyküsü. Pino Lella, Nazilerin savaşında hiçbir şekilde yer almak istemiyordu. Sıradan bir hayat süren sıradan bir gençti ve ilgilendikleri müzik, yemek ve kızlardan ibaretti. Ancak bu genç İtalyanın masumiyet dolu günleri sona ermek üzereydi. Milano'daki evi Müttefikler'in bombalarıyla yerle bir edilen Pino, Yahudilerin şehirden kaçmalarına yardım eden gizli bir topluluğa katılıp kendisinden altı yaş büyük Anna'ya âşık olunca hayatı bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Pino'dan Alman saflarına asker olarak katılmasını isteyen ailesinin niyetiyse onu muharebeden uzak tutmak ve korumaktı. Fakat Pino yaralandıktan sonra daha on sekiz yaşındayken Adolf Hitler'in İtalya'daki sol kolu, Nazi Almanyası'nın en gizemli ve güçlü komutanlarından General Hans Leyers'in şahsi şoförü olarak işe alınacaktı. Pino bu sayede Alman Üst Komutasının içine sızarak Müttefikler için ajanlık yaparken aynı zamanda savaşın ve Nazilerin getirdiği dehşete göğüs germek zorunda kalacaktı. Göremediğimiz Tüm Işıklar ile Bülbül gibi romanları ve Schindler'in Listesi ile Piyanist gibi filmleri sevenler için Kızıl Göğün Altında kaçırılmaması gereken, sarsıcı bir İkinci Dünya Savaşı öyküsü.
  • Sami Dündar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    50 Ayrım
    1897,65 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Birgül Samur Zirek
    "bugün, geri kalan hayatınızın ilk günü..." "Ölüyordum ve hiçbir şey yapamıyordum. Sona gelmiştim. Ve böyle bir sona hiç de hazırlıklı değildim... Neden? Neden? Nedeeeeeeeeeennnnnnnnn? O an ne hissettiğimi anlatabilmem imkânsız. Ölümün, çok büyük acı vererek koluma girmesini nasıl ifade edebilirim? Çaresizliğimi nasıl anlatabilirim? Ummadığım bir anda ve ummadığım bir şekilde acılar içinde çaresiz can çekiştiğim o anı size nasıl tarif edebilirim?" Tarifi güç şeyler vardır. Bu kitapta tarifi güç onlarca şey var. Hepsi de tarif ediliyor. Birçok şekilde... "Her Şeyin Bittiği Yerden" her şey başlıyordu yeniden, yeniden ve yeniden... Öldüğü düşünülerek ceset torbasına konulan vücudu, hastanede aylarca acıya dayanacak, ölecek zannedildiği anlarda yine yaşam hakkını kullanacak, yine ölmeyecek, yine tüm yüreği, tüm aklıyla yaşama sarılacaktı... Her şey bitmemişti, hiçbir şey bitmemişti. Yaşam alışılmış seyrinde akmasa da devam ediyordu, etmeliydi. Acıya dayanmak, yaşama hakkını kullanmak için... "Elimizden ne gelirdi, kader işte..." demeden önce neler yapılabilir? Mucize olduğunu düşüneceğiniz onlarca şeyi art arda yaşayan kişinin kaleminden "Her Şeyin Bittiği Yerden" sonrasını, öncesini okuyacaksınız. Sami Dündar yazdı. Depremi ve sonrasını; defalarca ölümle burun buruna geldiği, hiçbir engelin onu yaşama sıkı sıkı sarılmaktan alıkoyamadığı anları... Her Şeyin Bittiği Yerden, 17 Ağustos'taki deprem anısından ibaret olmayan gerçek bir yaşam hikâyesi. Hayatın her anında başınıza gelebilecekler için çok "ilham verici" bulacaksınız. "Sami, seni ısrarla yaşatan ve yeni baştan yaratanı bu kitabın sayfalarından birinde, bir yerde keşfedene ne mutlu..." Okan Bayülgen
  • Pier Vittorio Aureli
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    45,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Öznur Özgen
    Aureli'ye göre asketizm, yaygın olarak anlaşıldığı gibi yalnızca tefekküre dalınan bir hal, ya da dünyadan vazgeçme değil; her şeyden önce, başka bir yaşam tarzı arayışında sosyal ve politik koşulları köklü biçimde sorgulamanın bir yöntemidir. Aureli, asketizmin radikal bir iktidar eleştirisi, bir otonomi fırsatı olarak doğmasına karşın, zaman içinde anlamının nasıl değiştiğini, kapitalizmin mantığından "sosyal" konut kavramına ve minimalist tasarımın ideolojik retoriğine kadar her şeye nasıl yayıldığını gösteriyor. Minimalist tasarımın "az çoktur" mottosu, daima azla çoğu elde etmenin peşindeki kapitalizmin kemer sıkma eğilimleriyle birlikte yeniden moda olurken, asketizm ahlaki bir zorunluluğa ve ideolojik bir auraya dönüşürken, "az yeterlidir" demek bizi statükonun dayattığından farklı bir yaşam tarzına yönlendirebilir mi? Asketizm pratiği, bir baskı aracı olmaktansa kapitalizmin öznel iktidarına direnmenin bir biçimi olabilir mi? Pier Vittorio Aureli: Project of Autonomy : Politics and Architecture Within and Against Capitalism (2000) ve Possibility of an Absolute Architecture (2011) başlıklı kitapların da aralarında bulunduğu çeşitli yayınları olan Aureli, Architecture Association (AA)'da öğretim üyeliği, Yale Üniversitesi'nde ise misafir öğretim üyeliği yapıyor. Mimarlık-kent ilişkisini irdeleyen DOGMA adlı ofisin iki kurucusundan biri. "Bugün pek çok sanatçı, mimar ve tasarımcı, önermeleri yoluyla toplumsal değişime önayak olma dürtüsü duyuyor; ama üretimlerinin ana kaynağını oluşturan kendi varoluşlarını nadiren gözden geçiriyorlar. Mimarlık, sanat ve tasarım sahasında çalışan pek çok kişi istikrarsız koşullarda yaşıyor, ücretsiz çalışıyor ve sosyal güvenceleri yok. Yaşamları gitgide daha çok kaygı, ıstırap, hüsran ve zaman zaman depresyonla anılıyor. Küratörlerin, mimarların ve sanatçıların girişimlerinde bayıla bayıla arkasında durdukları sosyal kaygıları olan gündeme rağmen, biliyoruz ki yaratıcı endüstri hayli rekabetçidir ve buna uyum sağlamayı reddedenlerin gözünün yaşına bakmaz. [...] İronik bir biçimde, bu insanların çoğunun zaten asketik bir yaşamı var; ama istemeye istemeye, bu yaşama [...] otonom bir yapı verme becerisinden yoksun olarak yaşıyorlar. Bu durumda "az çoktur" sloganı, olsa olsa gün geçtikçe istikrarsızlaşan durumumuzun müstehzi bir yorumu olarak tınlar; çünkü biliyoruz ki az yalnızca azdır ve bunun romantikleştirilecek bir yanı yoktur." "Bugün pek çok sanatçı, mimar ve tasarımcı, önermeleri yoluyla toplumsal değişime önayak olma dürtüsü duyuyor; ama üretimlerinin ana kaynağını oluşturan kendi varoluşlarını nadiren gözden geçiriyorlar. Mimarlık, sanat ve tasarım sahasında çalışan pek çok kişi istikrarsız koşullarda yaşıyor, ücretsiz çalışıyor ve sosyal güvenceleri yok. Yaşamları gitgide daha çok kaygı, ıstırap, hüsran ve zaman zaman depresyonla anılıyor. Küratörlerin, mimarların ve sanatçıların girişimlerinde bayıla bayıla arkasında durdukları sosyal kaygıları olan gündeme rağmen, biliyoruz ki yaratıcı endüstri hayli rekabetçidir ve buna uyum sağlamayı reddedenlerin gözünün yaşına bakmaz. [...] İronik bir biçimde, bu insanların çoğunun zaten asketik bir yaşamı var; ama istemeye istemeye, bu yaşama [...] otonom bir yapı verme becerisinden yoksun olarak yaşıyorlar. Bu durumda "az çoktur" sloganı, olsa olsa gün geçtikçe istikrarsızlaşan durumumuzun müstehzi bir yorumu olarak tınlar; çünkü biliyoruz ki az yalnızca azdır ve bunun romantikleştirilecek bir yanı yoktur. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar