Yazara Gore Listeleme

  • Armağan Coşkun Elçi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    94,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    “Türk’ü seven türkü söyler” “Türk’ü seven türkü söyler” Muzaffer Sarısözen, 1899 yılında Sivas ilinin, Cami-i Kebir mahallesinde doğmuş. Babası Sarıhatipzadelerden Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. Sivaslılar, Sarıhatipzâdeleri “Saçlı Efendiler” diye bilirler ve Sarısözen’i de “Saçlıların Muzaffer” diye tanırlardı. Doğuşu ve Ailesi Muzaffer Sarısözen, 1899 yılında Sivas ilinin, Cami-i Kebir mahallesinde doğmuş. Babası Sarıhatipzadelerden Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. Sivaslılar, Sarıhatipzâdeleri “Saçlı Efendiler” diye bilirler ve Sarısözen’i de “Saçlıların Muzaffer” diye tanırlardı. Doğuşu ve Ailesi Muzaffer Sarısözen, 1899 yılında Sivas ilinin, Cami-i Kebir mahallesinde doğmuş. Babası Sarıhatipzadelerden Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. Sivaslılar, Sarıhatipzâdeleri “Saçlı Efendiler” diye bilirler ve Sarısözen’i de “Saçlıların Muzaffer” diye tanırlardı. Türk Yurdu Dergisi Ocak 2010.
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    295,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yasemin Aktaş
    Millî Mücadelemizin Avrupa’dan görünüşü, İstanbul’a Doğru, Millî Mücadelemizin İstanbul’dan Görünüşü, Ankara’da, Yunan Taarruzu ve Sakarya Harbi, İzmir’de Görüşeceğiz başlıkları altında toplanmış anılar demeti.
  • Senem Tekinkoca
    insan sesi mp3
    16 Ayrım
    922,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ece Tık
    Aziz Arif; genç bir kadının arınma ve kendini yeniden bulma yolculuğu... Karaköy' deki Aziz Arif Pansiyonu' na yerleşen Lavin, burada kendi geçmişiyle hesaplaşıp, yeni bir hayata başlamaya hazırlanırken; yan odasında kalan sessiz bir adam ilgisini çekmeye başlar. Zamanla sekiz numaralı odaya girip, sessiz adamın dünyasının kapısını aralamak için dayanılmaz bir istek duyar. Ve Aziz Arif' le karşılaşır. Lavin' in hafızası tersine döner. Karanlık bir sırrın içinde cesaretini sınar. Çünkü Aziz Arif Pansiyonu pek de masum bir yer değildir.
  • Ahmet Telli
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    67,88 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Derya Durgut
    Deli kuş bilir misin nedir türküler kadar sevdalanmak duyabilmek yüreğinde bir depremin uğultusunu Suya düşen bir karanfilse yüreğin bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm vursun seni o taştan bu taşa o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin
  • Cihad Kök
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    57,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Muhammet Emin Öztürk
    Hayat türlü oyunlarla sınarken seni bir tarafın olmak zorunda; bana söz ver, sen kazanan tarafta olacaksın mutlaka. Onca şeye göğüs gerip, onca zorluğa başkaldırman ve tüm bunların yanında hep güçlü olman gerekir. Hayır, zor değil! Yapılabilir... Ben inanıyorum sana; sen de inanacaksın sana. Sana yalan söyleyip, söz veremem, bu yolun sonu masallar ülkesi ve hayaller kadar güzel bir hayat seni bekliyor diyemem. Ama bir gün mutlu olacağını ve mutluluğun sana çok yakışacağını söylemeden geçemem. Acı bir burukluk vardır her zaman içinde. Bilirim, benim için ve içim de öyle... Ne kalabalıklar, ne sesler, neler ve kimler olursa olsun hayatında hep bir yalnızlık “hissi” hatırlatır kendini “bazen” sana. Ve bazen o bazı zamanlar o kadar zor gelir ki sana, bazen ne yapacağını bilemezsin hayatta. “Bazen” diyerek “ara sıra” gibi bir zaman diliminden söz edilir ama “bazen bazı şeyler” öyle şeyler hissettirir ki, “bazen” bir hissettiğin bütün bir ömre denk gelir.
  • Graham Lawton
    insan sesi mp3 - Türkçe
    56 Ayrım
    558,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Melda Vodina
    Giriş Profesör Stephen Hawking Varoluş: Biz Nereden Geldik? Neden buradayız? Nereden geldik? Orta Afrika’da yaşayan Boshongo halkına göre, bizden önce yalnızca karanlık, su ve Büyük Tanrı Bumba vardı. Bir gün, şiddetli bir mide sancısıyla kıvranan Bumba, Güneş’i kustu. Güneş suyun bir kısmını buharlaştırınca kara göründü. Sancısı hâlâ dinmemiş olan Bumba’nın midesinden sırasıyla Ay, yıldızlar, leopar, timsah, kaplumbağa ve en sonunda insanlar çıktı. Bu yaratılış efsanesi de, diğer birçokları gibi, bugün hâlâ kendi kendimize sorduğumuz sorulara yanıt aramaktadır. Neyse ki günümüzdeartık, ilerleyen sayfalarda göreceğimiz gibi, bize yanıtlar veren bir araca sahibiz: bilim. Varoluşun bu gizemleriyle ilgili ilk bilimsel kanıt, Edwin Hubble’ın 1920’lerde, California’daki Wilson Dağı’nın zirvesine yerleştirdiği teleskopla gözlemler yapmaya başlamasıyla elde edildi. Hubble, neredeyse bütün gökadaların bizden uzaklaştığını fark etmişti. En hızlı uzaklaşanlar da en uzaktaki gökadalardı. Evrenin genişlemesi, bütün zamanların en önemli keşiflerinden biri oldu. Bu keşif, evrenin bir başlangıcı olup olmadığı konusundaki tartışmanın yönünü değiştirdi. Eğer gökadalar şu anda birbirlerinden uzaklaşıyorlarsa, geçmişte daha yakın olmuş olmalıydılar. Eğer hızları sabit idiyse, hepsi milyarlarca yıl önce birbirlerinin üstüne binmiş olmalıydı. Evrenin başlangıcı böyle miydi? O dönemde birçok bilim insanı evrenin bir başlangıcı olması fikrinden hiç de memnun kalmadı, çünkü bu, fizik biliminin çökmesi demekti. Evrenin nasıl oluştuğu tanımlanırken, bir dış aracının –ki en kolayı bu dış aracının Tanrı olarak adlandırılmasıydı– devreye girdiği söylendi. Böylece kuramlar, evrenin hâlâ genişlemekte olduğu ama bir başlangıcının olmadığı şeklinde geliştirildi. Söz konusu kuramların belki de en ünlüsü 1948’de ortaya atıldı. “Durağan Hal Kuramı” adı verilen bu kuram, evrenin ezelden beri var olduğunu ve hep aynı göründüğünü öne sürüyordu. Bu ikinci özelliğin en iyi yönüyse, bilimsel yöntemin en önemli bileşeni olan “test edilmeye” açık oluşuydu. Yapılan testlerse, bunun doğru olmadığını ortaya koydu. Evrenin başlangıçta çok yoğun olduğu fikrini doğrulayan gözlemsel kanıtlara, Ekim 1965’te, uzay genelinde zayıf artalan mikrodalgaların keşfiyle ulaşıldı. En mantıklı açıklama, bu “kozmik mikrodalga artalan ışımasının” daha önce var olan sıcak ve yoğun bir durumdan artakalan radyasyon olmasıydı. Evren genişledikçe, radyasyon da bugün gözlemlediğimiz kalıntı haline gelene kadar soğumuştu. Bu fikir çok geçmeden bir kuramla desteklendi. Oxford Üniversitesi’nden Roger Penrose ile birlikte, eğer Einstein’ın genel görelilik kuramı doğruysa, zamanın başlangıcında sonsuz yoğunlukta bir uzay zaman eğriliği noktası, bir tekillik olması gerektiğini gösterdik. Evren, Büyük Patlama (Big Bang) ile başladı ve hızla genişledi. “Enflasyon” (şişme) adı verilen bu genişleme inanılmaz bir hıza sahipti; evren, saniyenin küçücük bir bölümünde defalarca ikiye katlanarak genişledi. Enflasyon, evreni çok büyük, çok düzgün ve çok düz bir hale getirdi. Bununla birlikte, tamamen düzgün de sayılmazdı; şurada burada hafif varyasyonlar gösteriyordu. İşte bu varyasyonlar, zamanla gökadaları, yıldızları ve güneş sistemlerini oluşturdu. Varoluşumuzu bu varyasyonlara borçluyuz. Eğer genç evren tamamen düzgün ve tekbiçimli olsaydı, yıldızlar oluşamayacak, dolayısıyla da yaşam gelişemeyecekti. Bizler, bu başlangıç kuantum dalgalanmalarının bir ürünüyüz. Açıkçası, hâlâ çözülememiş birçok derin gizem var. Hâlâ şu kadim sorulara yanıt aramakla uğraşıyoruz: Nereden geldik? Ve evrende bu soruları sorabilecek tek varlık biz miyiz? (Tanıtım Bülteninden)
  • Suzanne Fossey
    insan sesi mp3
    2 Ayrım
    5,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zeynep Hanay
  • Joyce Carol Oates
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    317,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Feryal Çabuk
    "Benim tüm New York taşrası romanlarım tıpkı atardamarlar gibi kanallarla nehirlerle derelerle şekillenmiştir. Bu su yollarının benim için ne demek olduğunu anlatabilmem imkansız." Tam da böyle anlatıyor Joyce Carol Oates yazdıklarını. Kapılarımı Kapatıyorum 1900'lerin başlarında bir kadının toplumca kabul edilemez sayılan aşkının hikayesidir. Çiftlik evlerinden, değirmenlerden, su yollarından, nehirlerden geçerek. Bayan Freilicht olmayı reddeden, aslında Calla dışında başka herhangi bir şey olmayı reddeden bir kadının hikayesini Joyce Carol Oates'in benzersiz üslubuyla okuyacaksınız.
  • Tarık Dursun
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    324,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Banu Tezcan
    İzmir’in Karataş semtindeki Deveçıkmaz Yokuşu’nda bir pansiyon: Rızabey Aile Evi.    Kaderin bir araya getirdiği iki arkadaş, Hulusi ve Kemal, Rızabey Aile Evi’nde bir oda tutar. Burada, hayatlarını şekillendirecek, altüst edecek insanlarla karşılaşırlar. Tahsin’i, Şişman’ı, Bahriyeli’yi, Güzel İbram’ı, Fatma’yı, Recep’i onlarla birlikte tanırız. Sonra olaylar gelişir, işler değişir; öyle ki, Hulusi ve Kemal ölümle burun buruna gelir.   Tarık Dursun K., 1957’de basılan bu ilk romanında iki arkadaşı bir araya getiren ve sonra da ayıran olayları büyük bir ustalıkla anlatıyor. Dahası, Akira Kurosava’nın dünyaca ünlü filmi Raşomon’daki gibi, romanını farklı karakterlerin ağzından ilerleterek, biçimsel ve dilsel açıdan da Türk edebiyatının yüz akı eserlerinden birine imza atıyor.   Rızabey Aile Evi her şeyden öte bir dayanışma ve dostluk hikâyesi. İnsanların dostları için canlarını feda etmekten çekinmedikleri zamanlardan bize yadigâr.
  • Charles Baudelaire
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    341,89 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tuğçe Altıparmak
    Baudelaire, Rimbaud’un vurgusuyla “şairlerin tanrısı”, kendisini “toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığı”ndan kurtarmak için şiirle sarhoş oluyordu. Ona göre, dünya sıkıntılı bir yer. Bu yüzden, dostlarına sarhoşluğu öğütlüyordu. Ne ile olursa olsun; “şarapla, şiirle ya da erdemle.” Kentler, doğa, insan gibi bir çok meseleyi yeniden tasarlayıp, kendisinden sonraki yüzyıllara taşıyan Baudelaire, şarap ve esrarı da birer şiire çevirmiş. Buğulu ve dumanlı ifadelerle. Ancak, ilkine daha ılımlı yaklaşırken, ikincisi için kötücül kelimeleri uygun görmüş, onu yalnızlaştırıcı bir büyüye benzetmiş

Sayfalar