Yazara Gore Listeleme

  • Fatih Kerimi
    metin
    2 Ayrım
    78,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    “19. asrın ikinci yarısında Tataristan’da doğan, yüksek eğitimini İstanbul’da tamamlayan Fatih Kerimî, İsmail Gaspıralı’nın açtığı yolda devam etmiş yazar, gazeteci ve eğitimcilerimizdendir. 1937 yılında fikirlerinden dolayı Stalin’in zulmüne uğrayan ve kurşuna dizilen Fatih Kerimî’nin yazdığı eserleri, çıkardığı gazeteleri, kurduğu okulları ve hocalığıyla Türk dünyasına ışık olduğu tartışılmazdır. Gaspıralı İsmail’in 1883 yılında binbir zorlukla çıkarmaya başladığı Tercüman gazetesinin 20. kuruluş yıl dönümü kutlamalarına katılmak için Orenburg’dan yola çıkan Fatih Kerimî, Bahçesaray’a kadar olan yolculuğunu ve Bahçesaray’da yapılan kutlamaları anlattığı Kırım’a Seyahat adlı bu eserinde geçtiği güzergâhlardaki izlenimlerini, gördüğü sıkıntıları, bunların sebeplerini ve çözümünün de ancak eğitimle olacağını dile getirmektedir. Kısa bir seyahatname olan bu eser bize 1903 yılındaki Orenburg, Harkov, Yalta, Akmescid, Bahçesaray gibi bölgelerin bir panoramasını vermektedir. Esere dikkat edilirse o günkü Türk dünyasının siyasi, ekonomik, dinî, sosyal ve diğer. sıkıntılarının günümüzde de benzer şekilde olduğu acı acı görülecektir.” (Tanıtım Bülteninden)
  • Prof. Dr. Ufuk Tavkul
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    353,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kafkasya, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan yüksek sıradağların ve bu dağların üzerinde ve eteklerinde yer alan Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-Inguş ve Dağıstan ülkelerinin genel adıdır. Çeşitli Türk ve Hint-Avrupa kavimlerinin yanı sıra, Kafkasya'nın etnik ve sosyo-kültürel yapısının oluşumunda ve şekillenmesinde Yunan-Roma-Bizans medeniyetleri ile Ön Asya medeniyetleri de etkili olmuşlardır. Dışarıdan gelen bütün bu unsurlar Kafkasya'nın yerli kavimlerinin etnik ve kültürel yapıları ile birleşerek ortaya yeni bir sosyo-kültür kalıbı çıkarmıştır. Kafkasya halkları etnik yönden birbirleri ile karışırlarken, kültürel yönden de benzer yapılar oluşturmaya başlamışlardır. Kafkasya halklarının geleneksel hukuk sistemlerinde ve aile yapılarında da feodal ilişkilerin ve sosyal tabakalaşmanın derin izlerine rastlamak mümkündür. Kafkasya halklarının mitolojik eski inançlarında ve dinlerinde çok tanrılı inanç sisteminin etkisi görülmektedir. Ancak bütün Kafkasya halklarının eski dinî inançları üzerinde 6. yüzyıldan itibaren bölgede yayılmaya başlayan Hıristiyanlık etkili olmuştur. Bir süre sonra Hıristiyanlık inancı Kafkas halklarının eski çok tanrılı inançları arasında eriyerek semavî din olma özelliğini kaybetmiştir.8.-19. yüzyıllar arasında Kafkasya halklarının büyük bölümü İslâmiyeti kabul etmiştir. Abhaz-Abazin, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş, Lezgi, Avar, Kumuk, Lak, Dargı halklarından oluşan Kafkasya halkları, etnik ve sosyo-kültürel yönden yüzlerce yıllık bir süreç sonunda karışıp bütünleşerek, bugün akraba milliyetler haline gelmişlerdir. Bu bakımdan onları ırk ya da etnik köken kriterlerine göre sınıflandırmak ve farklı milletler olarak değerlendirmek bilimsel açıdan doğru değildir. Kafkasya halkları ancak dil gruplarına göre birbirlerinden ayrılarak sınıflandırılabilir.
  • Nahide Şimşir
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    21,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Elinizdeki kitapta İzmir tarihi genel olarak özetlendikten sonra, XVIII. yüzyıl ve XIX. yüzyıllarda İzmir şehrindeki yangınlar hakkında bilgi verilmiştir. Bu yangınların halkı özellikle de esnafı ve şehirdeki etnik grupları nasıl etkilemiş olduğu üzerinde durulmuştur. Bu yangınlardan 1845 tarihli yangının sonrasında şehrin yeniden nasıl imar edilmiş olduğuna değinilmiştir. XVIII. yüzyıl Osmanlı İzmir esnafının durumu ve problemlerine ışık tutulmaya çalışılmıştır. 1845 yangın tahririne konu olan İzmir esnafı ile hurufat defterlerinde ve diğer bazı Osmanlı Arşiv vesikalarında sözü edilen esnaf mukayese edilmiştir. Böylece İzmir’in XVIII. yüzyılda olduğu gibi XIX. yüzyılın ilk yarısında da, baskın Türk özelliklerine sahip bir şehir olduğu vurgulanmıştır.
  • Hilal Işık
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,59 MB
    Eser Türü: Dergi
    'Merhaba' kendi gibi birçok sözün habercisi olan bir sözle başlıyor yolculuğumuz. heyecanlıyız. konuşmak ve duyulmak istiyoruz. biz kimiz peki? biz de bilmiyoruz. başlıyoruz araştirmaya. çoğalıyoruz araştırdıkça. toplaşıyoruz. herkes getirdiği yüklerini bırakıyor. anlatıyor, dinliyor düşünüyor. bir diğerini anlatmaya başlıyor sonra, bir diğerini dinlemeye ve bir diğerini düşünmeye. bendeki ötekiyi, ötekideki benle buluşturmaya. dergi çıkarmak asıl hedef ama nasıl? bir bilene soralım diyoruz. onlar da heyecanlı. anlatıyorlar da anlatıyorlar. bir sorunuz olursa çekinmeyin diyorlar. teşekkür ediyoruz. dergi çıkarmak asıl hedef ama ne konuda? neyi anlatacak bu dergi? neyi soracak sorgulayacak? derginin ismi ne olacak peki? afallıyoruz burada bir süre. insan hakları dedik dedik de, insan hakları teorisyeni değil kimse. derginin ismi ayrı muamma. doğru hissetmiyor hiçbir öneri. bir gün çıkıverdi gibi hissediyordum o zamanlar bu dosya konusu. "güvenli alan". dönüp bakınca öyle değilmiş diyorum. derginin ilk okumaları ayrımcılık üzerine. toplantıların başlarında derginin nasıl bir yer olmasını konuşmuşuz, ne olursa daha güvende oluruz'u uzun uzadıya tartışmışız. kendimize "güvenli alan" inşa etmişiz bir bakıma. sonra diyoruz ki bu güzel bunu araştıralım. o kadar kısa sürede o kadar çok konu geliyor ki aklımıza heyecanımız artıyor. sonunda neye benzeyeceğini çok merak ediyoruz. okuyoruz, izliyoruz, tartışıyoruz. yazılar yazılıyor, düzeltiler yapılıyor, tekrar yazılıyor. sonra tekrar ve tekrar yazılıyor. öğreniyoruz sonuçta. iyi. güzel. içerikler oluşmaya başladı da derginin ismi hala belli değil o ne olacak. "insancıl diye bi' birimi vardı bizim kulübün onun adı güzel o olsun. hem insan haklarıyla uyumlu." a o güzel. iyi ama hayvan hakları ne olacak? sene olmuş kaç, insan merkezcilik ayıp değil mi biraz? öyle. biraz daha bütünlüklü, kapsayıcı bir şey olsun. "bütüncül?" "kapsayıcı dergi?". tatsız duyuluyor. birimize güzel gelen diğerine iyi hissettirmiyor. sözün gücünü fark ediyoruz. beraberinde getirdiği yükleri fark ediyoruz. neden dergi çıkardığımıza küçük bir göz kırpıyor bu. hoşumuza gidiyor. insan ve hayvan haklarını kapsasın tamam ama, ya bunlar da yetersizse? ya başka şeyler eklememiz gerektiğinde, ya da bakış açımızı başka şeyleri ekleyerek değil de direkt onları da içeren bir şekilde kurgulamamız gerekirse? yani ya bunun sonu gelmezse? dergimiz isimsiz mi kalacak? "artı demek, alışılagelmeyen, toplum tarafından kabul görülmekte zorlanılan, sıradan ve basmakalıp konuların, ideolojilerin ve düşüncelerin bir platformda yer almasına olanak sağlamak için toplumda ve insanların zihinlerinde açılan bir yer, farklılıklara saygı duymaya başlanılan bir nokta benim için."diyor gökçen. "İçinde bulunduğumuz ya da dışında kaldığımız ama dayanıştığımız herkesle hepimiz olmak."diyor bilge. yani aslında başladığımız yere dönüyoruz. bir olmaya. ötekiyi ve beni buluşturmaya. "artı dediğimde sınırlara sığmak istemeyen düşünce ve duygularımın ortaya çıkma, dönüşme ve dönüştürme isteğini hissediyorum." diyor hilal. "benim için artı: fikri, ideolojisi, tarzı, tercihi, benliği ne olursa olsun tüm herkesi kapsayan bir sonsuzluğun temsili demek." diyor buse. artının sonsuzluğuna, sınırsızlığına sığınıyoruz. birbirimizi kapsıyoruz. "benim için artı ve artı dergi'ye emek veriyor olmak demek kendi(me) çizdiğim sınırların ötesiyle de bir olmak demek; bu da dünyanın en güçlü, en bütünlüklü hislerinden birisi belki de." diyor mina ve evet emek veriyoruz. biz olan tüm ötekilere "güvenli alan" oluşturmaya çalışmaya. bu da bizi güçlü hissettiriyor.
  • Gustave Flaubert
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    154,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Erva Nur Bürcü
    “Saf Bir Yürek öyküsü sıradan bir yaşamın, bağlandığına coşkudan uzak bir biçimde bağlanan, taze, ekmek gibi yumuşak, dindar ve yoksul bir köylü kadının öyküsüdür.” Flaubert Fransız edebiyatında gerçekçiliğin öncüsü sayılan Gustave Flaubert, birçoklarınca başyapıt kabul edilen öyküsü Saf Bir Yürek’te, biricik aşkı Théodore askere alınmamak için hali vakti yerinde bir kadınla evlenince, çalıştığı çiftlikten ayrılıp başka bir kentte yaşayan dul bir kadının hizmetçisi olan Félicité'nin öyküsünü anlatır. Karşılıksız veren, karşılıksız seven bu talihsiz kızın hikâyesi eşliğinde ruhsal bir yolculuğa çıkarır okuru. Flaubert’in tüm yazınsal ustalığını sergileyen bu eşsiz öyküyü Samih Rifat’ın çevirisiyle sunuyoruz.
  • Metin Aksu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    220,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yağmur Avcı
  • Ahmet Tahir Can
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    412,98 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yasemin Topak
    Muhsin Yazıcıoğlu'nun fırtınalarla dolu yaşamı 25 Mart 2009'da helikopterinin düşmesiyle son buldu. Ancak bu kaza birçok soru işaretini de beraberinde getirdi. -Yazıcıoğlu'nun daha önce atlattığı trafik kazaları ile helikopterinin düşmesi arasındaki bağlantı neydi? -Enkaz bölgesinde uçan jetlerin kazayla ne gibi bir ilişkisi vardı? -Uçuş bilgilerini muhafaza eden cihazı kim çaldı? -Helikopterin pilotu zehirlendi mi? -Helikopterin düştüğü bölgeden gelen silah sesleri ne anlama geliyor? -Suikastı Atakurtlar mı yaptı? -Helikopterin enkazı özellikle mi bulunmak istenmedi? -Helikopter düştüğünde kimler sağ idi ? -Kaza yerini tespit etme ve kaza yerine ulaşmayı kimler nasıl engelledi ? -Cumhurbaşkanlığı DDK raporunda neler yazıyor? Muhsin Yazıcıoğlu suikastı ile ilgili daha bir çok sorunun cevabı bu kitapta!
  • EBRU GÜZEL
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    337,68 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gökhan Engin
    Instagram’da tween etiketi yazıldığında yetişkinleştirilmiş, cinselleştirilmiş ve şöhretleştirilmiş yüz binlerce kız çocuğunun paylaşımlarına rastlanır. Bijuteriden bikiniye, dudak parlatıcısından gece uyuma gözlüğüne kadar her bir ürün, cinsiyetçi bir “kız çocuğu kültürü”ne özgü simgelerle bezelidir. Şöhret şekerine bulanık paylaşımlarla #tween(s),’ “ne çocuk ne ergen” arada sıkışmış; “eşikteki çocuk”tur. Türkiye’de tween fenomen dünyaya oranla çok az, paylaşımlar daha ölçülü; ama fenomen olma arzusu çok yüksek! Keza elinizde tuttuğunuz bu kitap Instaşöhret kimliğinin okullarda da taklit edildiğini ve onun getirdiği sembolik kapitalin özellikle de kolejdeki çocuğun sosyal statüsüne transfer olduğunu bulguluyor! Celebrity-endüstriyel kompleksinin bir ürününe dönüşen ve çocukluğun masumiyetinden koparılarak fetişleştirilen eşikteki çocuğun gösterdiği en üzücü gerçek ise: “Çocukluğun yitişi”dir. (Tanıtım Bülteninden)
  • Umberto Eco
    insan sesi mp3 - Türkçe
    39 Ayrım
    478,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Feyza Daldal
    İlk baskısı 2005 yılında yapılan Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi HC özel baskısı ile tekrar okurlarıyla buluşuyor… "'Hayatınla ilgili bir şeyler yaz' dedi Paola. 'Yirmi yaşındayken neler yapıyordun?' Şöyle yazdım: 'Yirmi yaşındaydım. Kimsenin, bu yaşın en güzel yaş olduğunu söylemesine izin vermem.' Doktor, komadan çıktığımda aklıma ilk gelen şeyin ne olduğunu sordu. Şöyle yazdım: 'Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini yatakta kocaman bir hamamböceğine dönüşmüş olarak bulur.'" "Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi, geçmişi arayışın romanı. Bir romanın sınırlarını aşan, büyüleyici bir deneme. Gölgelerin doldurduğu, Don Bosco'nun ve Lili Marlen'in sesiyle canlanan bir sahne, bir Broadway sahnesi. Savaş sonrası belleğine kaygı dolu, sürükleyici bir yolculuk." -Gazetta di Parma- "Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi, bir yaşamöyküsü değil, bir kuşağın anılarından oluşmuş bir kitap. Masallarla, yazınsal alıntılarla ve halk şarkılarının sözleriyle harmanlanmış bir öykü. Miki Fare, Mandrake, Mussolini ve göğüsleri çıplak Josephine Baker... İkinci Dünya Savaşı yılları İtalyası'yla ilgili her şey." -La Stampa- (Tanıtım Bülteninden)
  • Sebastian Haffner
    insan sesi mp3 - Türkçe
    29 Ayrım
    538,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mehtap Tolu
    Bir Alman’ın Hikâyesi, Nazizmi/faşizmi, teorik metinlerin ve tarih kitaplarının aktarmaya pek muktedir olamayacağı bir derinlik ve duyguyla anlamamızı sağlayan bir anlatı.

Sayfalar