Yazara Gore Listeleme

  • Ali Bulaç
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    15,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    İslâm Düşüncesinde Din-Felsefe/Vahiy-Akıl İlişkisi’nde Ali Bulaç, İslâm düşünce tarihinin ana araştırma konularından olan Hakikat arayışı ve Hakikat’in Bilgisi’ne nasıl ulaşılabileceğine ilişkin çıkan tartışmaların toplu bir özetini sunarken, yaşadığımız modern krizin çıkardığı sorunlar ve cevapları üzerinde de duruyor. İslâm’ın düşünce, bilgi ve irfan tarihinin tartışmalı konuları arasında olan felsefenin İslâm dünyasına girişi, Meşşaî ekolü, Gazali’nin Meşşaî filozoflara yönelttiği eleştiriler ile bu tartışmaya katılan İbn Bacce, İbn Tufeyl, İbn Rüşd ve diğer filozofların yanı sıra Şiî, Sûfî, Kelamcı ve Selefîlerin konuya yaklaşımı üzerinde de durulmuştur. İslâm Düşüncesinde Din-Felsefe/Vahiy-Akıl İlişkisi, İslâm tarihinde Meşşaî felsefeye gösterilen tepkinin arka planında yatan sebepler; bugün din, modernite ve akıl arasında kurulması gereken ilişkilerin niteliği hakkında açıklayıcı bilgiler verirken, düşünce mirasımızın bu zengin tarihi perspektifinden hareketle, bugün yaşamakta olduğumuz sorunlara uygun çözümlerin neler olabileceği konusuna da açıklık getirmektedir.
  • Dr. Necdet Subaşı
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Kamusal Maneviyat” benim son birkaç yıllık ilgilerimin kesiştiği ana problematik etrafındaki çalışmalarımdan oluşuyor. Bu kitapta yer alan metinlerde bir yandan geleneğin klasikleşmiş verimlerinin bugünün dünyasına hangi kanallarla erişebildiğine bakılmakta, bir yandan da günümüz gerçekliğini özel ve kamusal ayrımıyla kategorize eden belli başlı kıymet ölçüleri karşısında, özellikle dinin varlık beyanına odaklanılmaktadır. Bu bağlamda başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere, diğer cemaat organizasyonlarının ortaya koyduğu dini kurumsallaşma tecrübelerinin gelenekte yaşanmış formları geride bırakmayı göze alarak, nasıl olup da bugün yeni bir maneviyat takdimiyle görünürlük kazanmayı başardığı anlaşılmaya çalışılmaktadır. Devleti katı bir şekilde laikleştirip, gündelik hayatı da olabildiğince sekülerleştirmeyi amaçlayan bir siyasi tahayyülün bir şekilde alan açmaya ihtiyaç duyduğu din de bu kuşatma ortamı içinde yeni bir dindarlık tasavvuruna teslim olmuştur.Baskıcı laiklikle sindirilen dini hayat, sınırları henüz netleşmemiş bir kamusallık tanziminde dışarıda tutulmuş, böylece “kenarda” bırakılan din de kısıtlı bir dil ve eylem dünyası içinde yeni bir maneviyata razı olmuştur.
  • Ali Bulaç
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    6,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Özellikle Sovyet sisteminin çökmesinden sonra dünyamız yepyeni ve eskisinden hayli farklı bir kriz dönemine girdi. Öyle anlaşılıyor ki modern hayatın vaat ettiği “yeryüzü cenneti”ni kurma hayali şimdi çok gerilerde kaldı. Sorunun temelinde kendini tüketen modernlik ve bunun tarihsel bir kategorisi olan ulus devlet yatmaktadır. Modernliğin yaşanan krize verdiği cevaplar yetersiz ve tatminkâr olmaktan uzaktır. Bu durumda farklı referanslara dönüp arayışı farklı yollarda sürdürmekten başka çare yok. İslâm, muhtemel bütün seçenekler içinde en güçlü seçenek olma özelliğiyle öne çıkıyor. Ancak İslâmcılar açısından da bir sorun var: Acaba İslâmcılar, hangi ölçülerde modernitenin içine sindiği verili dünyadan “farklı bir dünya” tasarlıyorlar? İşte bu kitap bir yandan modern ulus devlet’i, öte yandan “modern olana çok yatkın ve yer yer modernist İslâmcı” bakış açısının konuya yaklaşımını ele almak amacıyla kaleme alındı.
  • Ali Bulaç
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    21,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ortadoğu dünyanın en istikrarsız ve aynı zamanda en sıcak bölgesidir. Geçmiş tarihe yön veren peygamberler ve kurulan büyük medeniyetler bugün savaşların ve geniş toplumsal çalkantıların yaşandığı Ortadoğu’da görüldü. Büyük ve kadim kültürlerin kesiştiği bu bölgede şimdi kültürler, çıkarlar, yerli ve uluslararası güçler çatışıyor. Geçmiş ve gelecek bir arada yaşıyor. Endonezya’dan Fas’a kadar uzanan geniş ve hareketli İslâm kuşağı üzerinde verilmekte olan kurtuluş ve bağımsızlık savaşları, devrimler, kitlesel direnişler, antiemperyalist mücadeleler, toplumsal patlamalar, mevziî ve genel çatışmalar, kültürel ve bilimsel etkinlikler, nihayet üç büyük dinin, çağdaş ideolojilerle modern güçlerin karşı karşıya gelip tarihin ve dünyanın en büyük arenasına çevirdikleri bölge: Ortadoğu. Ali Bulaç Ortadoğu’yu ve İslâm dünyasını mercek altına alan bu kitapta olayların hem fotoğrafını çekiyor hem de resmediyor. Güncel olayları anlatırken derindeki sorunun ana dinamiklerine işaret eden yazar, tarihi ve tabiî konumuyla tartışmasız İslâm dünyasının bir parçası olan Türkiye’nin durduğu yeri de ıska geçmeden BOP, yeni sömürgecilik-yeni Oryantalizm tratejisi, Irak Savaşı, din ve mezhep savaşları odağında Sünnilik-Şiilik, Amerika’nın Ortadoğu politikalarının değişen seyri, İran ve devrim, İran-ABD-İngiltere gerginliği, İsrail, Siyonizm, Filistin sorunu, FKÖ, HAMAS, Kürt sorunu, PKK, Yeni Osmanlıcılık, Yeni İttihatçılık gibi bugün bu kanlı coğrafyanın maruz kaldığı tüm çatışma, mücadele ve siyaset biçimlerini derinlemesine ele alıyor. Ortadoğu’dan İttihad-ı İslâm’a bu coğrafyayı anlamak için temel bir başvuru kaynağı.
  • Osman Turan
    metin - Türkçe
    5 Ayrım
    31,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Üzerinde yaşadığımız topraklarda kurulan Türk Devleti'nin Alpaslan'dan Osman Gazi'ye kadar olan siyasi tarihini aydınlatır. Malazgirt Zaferine ve bu devletin kuruluşuna armağan olarak hazırlanmıştır. Anadolu'nun fethi Türkleşmesi ve vatan olarak benimsenmesi yalnız Türk İslam Medeniyeti'nin kuruluşu bakımından değil İslam ve Cihan Tarihleri bakımından da bir dönüm noktası teşkil eder. Bu inkişafın vücut bulduğu Selçuklu Türklerinin Tarihi bütün boyut ve safhalarıyla aydınlatılmaya muhtaçtır. Eser yakın tarihin diğer devrelerine nispetle karanlıkta kalan bu dönemi ele alıyor.
  • Ali Bulaç
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    7,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Aktüel dünyamızı büyük ölçüde meşgul eden çok sayıda siyasî sosyal ve iktisadî meselenin 19. yüzyılda şekillenen tarih ve toplum felsefelerinden beslendiği görülür.Çok sayıda Müslüman müellif ve özellikle bilim adamı söz konusu felsefelerden habersiz olarak araştırmalarını yaparlarken İslâm'a ait olmayan bir kültür ve felsefenin kavramsal çerçevesini kullanmaktadırlar. Rahatlıkla Müslüman müelliflerin de "toplumsal gelişme" kavramına bağlı kalarak "ilkel dönemler"den veya tarihin "ilerleme şeması"ndan bahsettiklerini görmek mümkün.Bu çalışmada tarih toplum kültür medeniyet ve gelenek gibi anahtar terimler ele alınarak İslâm ve batıda gelişen farklı tarih ve toplum felsefeleri arasındaki farka değinildi.Sosyoloji antropoloji ve medeniyet tarihi gibi disiplinlerin ilgi sahasına giren bu türden konular ilk defa ve bu bağlamda eleştirel bir açıdan ele alındı.
  • Nurettin Yıldız
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,92 MB
    Eser Türü: Kitap
    Teknolojinin cazibesine kanmayan, Kullanan ama kullanmayan, Ufuklara, ötelerdeki diyarlara, Kendisini Allah’ın kulu, Ümmetini ailesi, Ümmetine hizmeti de cihat olarak bilen, Umut yüklü, Heyecanlı, Sabırlı, Basiretli, Mü’min genç! Bu kitaptaki sözler senin için yazıldı. Koşarken yorulma, Arş’ın gölgesini bulmadan oturma diye, Sana selam olsun ey… Namazlı, hayalı genç, İffetini ruhunu bilen genç, Senin peşinden yürüyecek nesillere de, sana bağrını açan ümmete de Selam olsun.
  • Hüseyin Cöntürk
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    496,71 KB
    Eser Türü: Kitap
    Köhnemiş eleştiri ve “sanat” anlayışını temelden reddederek 1950’li yıllardan itibaren edebiyatımıza ve de özellikle “yeni eleştiri kuramına” çok şey kazandıran büyük bir edebiyatçı ve o yolun tutkunu olan Hüseyin Cöntürk, özellikle 90’lı yıllarda çevresini sarmalayan yeni kuşak okurlarına -yazarlara- özelden seslenerek, sesini derinden ve o her zaman alışık olduğumuz dikkatli edebi irdelemeleriyle günümüze ulaştırmayı farkında olmadan gerçekleştirir.
  • Bedîüzzaman Said Nursî
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    399,05 KB
    Eser Türü: Kitap
    Cümle tahiyyat, ol Hâkim-i Ezel ve Hakîm-i Ezelî ve Rahman-ı Lemyezelî’ye elyaktır ki: Bizi İslâmiyetle serfiraz ve şeriat-ı garra ile sırat-ı müstakime hidayet etmiştir. Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakaikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir. Öyle hakaik ki; kökleri hakikat zemininde rüsuh ile beraber dal ve budakları kemalâtın göklerine yükselip, intişar edip.. öyle füruat ki; meyveleri saadet-i dâreyndir. Ve bizi Kur’an-ı Mu’ciz ile irşad eylemiş… Öyle kitab ki: Kaideleri ile hilkat-i âlemin kitabından dest-i kader ve kalem-i hikmet ile mektub ve cari olan kavanin-i amîka-i dakika-i İlahiyeyi izhar ettiğinden; ahkâm-ı âdilanesiyle nev’-i beşerin nizam ve müvazenet ve terakkisine kefil-i mutlak ve üstad-ı küll olmuştur. Salavat-ı bînihaye, ol Server-i Kâinat ve Fahr-i Âlem’e hediye olsun ki: Âlem, enva’ ve ecnasıyla onun risaletine şehadet ve mu’cizelerine delalet ve hazine-i gaybdan getirdiği metâ-ı âlîye dellâllık ediyor. Güya âleme teşrif ettiğinden herbir nev’, kendi lisan-ı mahsusuyla alkışladığı gibi; Sultan-ı Ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip herbir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ilelebed tanin-endaz etmiştir. Güya âsuman, kendi mi’rac ve melek ve kamerin elsine-i semaviyesiyle risaletini tebrik ve zemin kendi hacer ve şecer ve hayvanın dilleriyle mu’cizelerine senâhân ve cevv-i feza, kendi cinn ve bulutların işaratıyla nübüvvetine beşaret ve sâyebân ve zaman-ı mazi, enbiya ve kütüb ve kâhinlerin rumuz ve telvihatıyla o şems-i hakikatın fecr-i sadıkını göstererek müjdeci ve zaman-ı hal yani asr-ı saadet lisan-ı haliyle tabiat-ı Arabdaki inkılab-ı azîmin ve bedeviyet-i sırftan medeniyet-i mahzanın def’aten tevellüdünü şahid göstererek nübüvvetini isbat ve zaman-ı müstakbel kendi vukuat ve fünununun etvar-ı müdakkikanesiyle onun mevkib-i ikbalini istikbal ve lisan-ı hakîmane ile irşadatına teşekkür; nev’-i beşer kendi muhakkikleriyle bahusus hatib-i beligi ki, şems gibi kendi kendine bürhan olan Muhammed’in (A.S.M.) lisan-ı fasihanesiyle haktan geldiğini ilân ve Zât-ı Zülcelal kendi Kur’anının lisan-ı beliganesiyle ol Nebiyy-i Ümmi’nin ferman-ı risaletini kıraat ediyorlar ve oluyorlar.
  • Erhan Afyoncu , Uğur Demir , Ahmet Önal
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,84 MB
    Eser Türü: Kitap
    Cumhuriyet döneminde demokrasinin işleyişi sık sık darbelerle kesildi. Aslında bu bizim eski bir geleneğimiz. Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri isyanlar ve darbeler, Fatih Sultan Mehmed’in ilk hükümdarlığı zamanında 1446 Buçuktepe İsyanı ile başlar ve 1913’teki Bâbıâli baskınıyla sona erer. Neredeyse Fatih Sultan Mehmed’den sonra isyanla yüzleşmeyen Osmanlı padişahı yok gibidir. 36 Osmanlı padişahından 12’sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği gözönüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır. Günlerce, hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yaşatıyor, günlük hayat tamamen felç oluyordu. İsyanlar zaman zaman o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki, bazen devlet adamlarının cesetleri köpeklere yem ediliyor, bazen sadrazamların kelleleri alınıyor, bazen de padişahlar acımasızca katlediliyorlardı.

Sayfalar