En Son Eklenenler

Toplam 58445 sonuçtan 18731 - 18740 arası görüntüleniyor.
  • Bülent Gardiyanoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    32 Ayrım
    969,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : BURCU BİLDİREN
    Konusu:
    Her deneyim bir sınavdır. Ne iyi ne kötü... Ne doğru ne yanlış... Sadece bir sınav... Üstelik ne kazanmak var bu işte ne kaybetmek... Çünkü her sınav uyanmak içindir. Ya uyanırsın bir gün ya da ömürlük bir uykudasındır artık. Dört ayrı yerden gelir Yaradan’ın “Uyan artık!” sesi. Bollukla, cesaretle, ilişkilerle ve sağlıkla dürter seni hayat. “Aç artık gözlerini!” der Yaradan. “Hiç mi görmek istemiyorsun özenerek yarattığım şu insanı? Hiç mi bilmek istemiyorsun, ruhuna üflediğim yeteneği?” Başkalarında aramayı bırak. Evrenden istemeye bir son ver. Kalbinin içine sığdırılmış sonsuz bir evrenle yaşıyorsun zaten doğduğundan beri. Her günün ötekine benzemeye başlamış sonunda, yazık değil mi? Oysa sadece uykudan uyanıp ayaklandığında açılıverecek bütün kilitli kapılar. Anahtara ihtiyacın yok. Ama bir rehberin olsun istersen, bu kitap var artık yanında. Sınandığın her deneyimin içinde Yaradan’dan bir söz, bir çağrı ve bir davet gizli... Kazalar, karşılaşmalar, hastalıklar, kavgalar, çatışmalar, kayıplar, kazançlar, kırgınlıklar, lütuflar, yalnızlıklar, kalabalıklar hep bir uyanışa ayaklandırmak için... Peki, hangi deneyimle, nereye davet ediyor hayat seni? Hangi sınav, neden gelip kesti önünü? Kendine karşı ne haksızlık ettin ki sağlığın tehditkâr bir tavır takındı? İlişkilerinde göremediğin ne var ki, her defasında kaybetme korkusuyla yüzleşip duruyorsun? Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Bülent Gardiyanoğlu’nun yalın ve güçlü bir anlatımla kaleme aldığı DÖRT SINAV başucundaki çalar saat gibidir. Ya kapatırsın alarmı ya da ayaklanırsın güneşe karşı...
  • Phılıp M. Rule
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    130,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Hayvanlar
    Seslendiren : Mehmet Zafer Ulusan
    Konusu:
    r tarihin her döneminde bugün gördükleri değeri görmedi. Özellikle Ortaçağ’ın karanlık dönemlerinde, insanlığın karanlık yüzüyle onlar da tanıştı. Dünya dönüştükçe, insanlar kedilerin zannettikleri gibi şeytani özelliklere sahip olmadıklarını anladılar ve kedileri yeniden hayatlarına, evlerine aldılar. Tam da o dönemde kaleme alınan 1800’ler İngiltere’sinde Kedi’de, bir toplumun, bir türe hak ettiği konumunu geri verirken yaptığı incelemeleri görecek; kedi türleri, beslenmesi, bakımı, hastalık ve tedavileri konusunda bir dönem okuması yapacaksınız.
  • Feyza Hepçilingirler
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    85,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
    Seslendiren : Enise Günaydın
    Konusu:
    Mustafa Ardahan’da yaşıyordu. Her sabah köyün hayvanlarını besleyip bakımlarını yaptığından biraz geç kalıyordu okula. İlk dersler genelde Zeynep Öğretmen’in dersiydi. Zeynep Öğretmen yaptığı işleri, sorumluluklarını bildiğinden Mustafa’ya kızmazdı. Yine okula geç kaldığı sabahlardan birinde Mustafa, sınıf arkadaşlarını diğer günlere göre daha bir düşünceli buldu. Zeynep Öğretmen onlara bir ödev vermişti. Mustafa’nın da çok yakında öğreneceği gibi bambaşka bir dünyanın kapılarını açmış, onlara birer mektup arkadaşı bulmuştu.
  • Orhan Bursalı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    303,25 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Biyografi
    Seslendiren : Tuba Yekta Özdemir
    Konusu:
    “Bilim gazeteciliği” denilince ülkemizde akla ilk gelen isim olan Orhan Bursalı, 2015 Nobel Kimya Ödülü’ne değer görülen Aziz Sancar’ın yaşamını ve çalışmalarını anlatıyor. Mardin’in Savur ilçesinden Stockholm’deki Nobel törenine uzanan müthiş bir başarı öyküsü yer alıyor elinizdeki kitapta. Laboratuvarlarda geçen bir ömrün ve bilim dünyasını sarsan keşiflerin yanı sıra Aziz Sancar’ın özel dünyasına çok yakından bakıyor, bu büyük bilim insanının tutkularına tanıklık ediyorsunuz. Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü, futbol tutkusundan kanser tedavisinde açtığı yeni kapılara, altı şişe birayla eve kapanmasından en çok etkilendiği Nobel tebrikine, ailesinden çalışma arkadaşlarına kadar, Nobelli bir bilim insanının dört dörtlük portresini sunuyor. “Nobel almak güzel ama ondan da güzel şey Nobel’i almaya giden yol ve yapılan keşiflerdir.” - Aziz Sancar - (Tanıtım Bülteninden)
  • Canan Tan, Deniz Erbulak, Feyza Hepçilingirler, Gülten Dayıoğlu, İpek Ongun, Karin Karakaşlı, Nermin Bezmen, Şebnem İşigüzel, Şermin Yaşar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    303,37 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: gençlik kitabı
    Seslendiren : PINAR ÖZTÜRK KAYA
    Konusu:
    Hayal kurmayı sever misin? Sence hayallerin gerçeğe dönüşebilir mi? Nobel ödüllü bir bilim kadını, evrenin sırlarını keşfeden bir astronot, adını tarihe yazdıran bir sporcu, melodileriyle kalplere dokunan bir müzisyen, kelimeleriyle nesilleri büyüten bir yazar, dünyayı karış karış dolaşan bir gezgin olabilir misin? Evet, olabilirsin! Yeter ki iste! Bu öyküler sana ilham verecek; seni cesur, güçlü ve yaratıcı olmaya, hayallerinin izinden yürümeye davet edecek!
  • İskender Pala
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    425,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Fulya Kitaplı
    Konusu:
    Dün ve bugün… İyi ve kötü… Aşk ve inanç… Akşam Yıldızı, okurlarını bugünden alıp asırlar öncesinin Göbeklitepe’sine götürüyor. İyi ile kötünün mücadelesinde bir aşk yolculuğu bu… Sevginin inanca, inancın tutkuya, tutkunun hayata adım adım karıştığı noktadan Göbeklitepe hakkında bilinen her şeye yeni bir bakış, bir ters yüz ediş… On iki bin yıl önce yaşayan kadim insandan günümüzün modern insanına evrilen anlam arayışı… Duymak istediğimiz belki de ilk insanın var oluş hikâyesi… İskender Pala’nın yetkin kalemi ve ustaca kurguya dönüşen hayal gücü, Göbeklitepe üzerine herkesi yeniden düşündürecek; Akşam Yıldızı kendi gerçekliği ile ezber bozacak.
  • Seda Eroğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    657,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Seslendiren : Yasemin Topak
    Konusu:
    “Ayağa kalkıp demir kapıyla vedalaşması birkaç saati buldu. Gecenin karanlığı gökyüzüne en karmaşık halini vermiş, hava iyice soğumuştu. Bizi o evde bıraktığı güne lanet ediyordu. Sağa sola yalpalayarak ilerliyordu. Sokak lambasının altından geçerken yüzüne düşen her bir kar tanesi ayrı ayrı renklerde yanıp sönüyordu. Tekrar hıçkırıklara boğuldu. Köşeyi döndüğünde artık sokak da en az arka oda kadar sessizdi. Geride kırgın bir kadının küçük, narin ayaklarının izleri kalmıştı.” Canan’ın ardında bıraktığı kırgın bir kız çocuğuydu Kader. Gözlerinde sevgi pırıltıları görmeyi beklerken her seferinde çarptığı soğuk duvarlar gibiydi babası. Her haliyle annesine benzediği için cezalandırılıyor muydu bilinmez, geleceğe doğru kalbindeki büyük çizikle sürükleniyordu. Eksikti, yarımdı. O boşluğu dolduracak umut, bir gün yüreğinde filizlenebilecek miydi, bilmiyordu. Annesinin geçmişinden yüklendiği bir isimle hayatında derin yaralar açılmış yalnız bir adamdı Can. Rüzgar nereden esse, o yöne savruluyordu. Özlemleri, pişmanlıkları, yarım kalmışlıkları bir sonbahar yığıntısı… Hayatın derinliğinde bir anlam arıyordu. Binlerce yüreğe dokunmuş, sevgi dolu bir kadındı Hayat. Bir sabah pencere aralığından odasına sızan mazi çağrısıyla, o çok özlediği çocukluğun Can’dan ibaret olduğunu anladı. Şimdi yıllar önce terk ettiği, yosun kokulu o küçük şehir onu hayatının yolcuğuna davet ediyordu. Biliyordu aslında, bu çağrı yeni bir uyanışa davetti ve bu yolculuğu içindeki o kırgın kız çocuğuna borçluydu. ‘Uyursak geçer mi?’ çocukluğa özlemin, umudun, aşkın ve gerçek uyanışın hikayesi
  • Romain Gary
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    199,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Müge Süzek
    Konusu:
    “İçeri girdim ve kollarıma aldım onu. Tırnaklarını ensemde hissettim. Hıçkırıyordu. Biliyordum ki söz konusu olan ne oydu ne de ben. Söz konusu olan, bir kopuştu. Bu yalnızca bir yardımlaşma anıydı. Her ikimizin de hiçlik bagajlarını daha uzağa taşımadan önce unutmaya, bir konaklama yerine gereksinimimiz vardı. Çölü geçmek gerekiyordu…” “Seven tek insan senmişsin gibi konuşuyorsun. Benim için dayanılmaz bir düşünce varsa, o da yaşama sebebimle birlikte ölmektir. Çok dişi bir kadın, çok erkeksi bir adam laflarını hiçbir zaman anlamamışımdır. Sevilen bir erkek ya da sevilen kadın demek değil midir bu herşeyden önce?” “Şimdilik söz konusu olan, şansa bir şans vermektir. Bu öyle bir dönem ki, herkes yalnızlığı haykırıyor ve aşkı haykırdığını bilmiyor. Oysa insan yalnızlığını haykırdığında, her zaman aşkı haykırır.” (romandan) Romain Gary‘nin Kadının Işığı romanı, kadın-erkek ilişkisinin üçüncü boyutunu, bir çifti anlatır. Roman bu özelliğiyle tam bir aşk şarkısı, bir sevda türküsüdür…
  • Ufuk Koca
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    322,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Rüveyda Ünver
    Konusu:
    sekiz devletin ve sekiz dilin kaldığı bir dünya... İnsanların her söylediklerini ve yaptıklarını kaydeden bir zaman makinesi ve bu kayıtları yeri geldiğinde insanlara karşı kullanan bir sistem... Paylaşımın, dostluğun ve komşuluğun geçmişte kaldığı robotlaşmış bir toplum... Tüketim çılgınlığının ve intiharlazın zirve yaptığı bir yaşam... Ve bu sisteme kafa tutan bir avuç işsizle öğrencinin yeni bir dünya kurma mücadeleleri... Zaman Makinesi, beyninizde yüzlerce soru işareti yaratacak ilginç bir kurgubilim romanı...
  • Hilal Işık
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,59 MB
    Eser Türü: Dergi
    Konusu:
    'Merhaba' kendi gibi birçok sözün habercisi olan bir sözle başlıyor yolculuğumuz. heyecanlıyız. konuşmak ve duyulmak istiyoruz. biz kimiz peki? biz de bilmiyoruz. başlıyoruz araştirmaya. çoğalıyoruz araştırdıkça. toplaşıyoruz. herkes getirdiği yüklerini bırakıyor. anlatıyor, dinliyor düşünüyor. bir diğerini anlatmaya başlıyor sonra, bir diğerini dinlemeye ve bir diğerini düşünmeye. bendeki ötekiyi, ötekideki benle buluşturmaya. dergi çıkarmak asıl hedef ama nasıl? bir bilene soralım diyoruz. onlar da heyecanlı. anlatıyorlar da anlatıyorlar. bir sorunuz olursa çekinmeyin diyorlar. teşekkür ediyoruz. dergi çıkarmak asıl hedef ama ne konuda? neyi anlatacak bu dergi? neyi soracak sorgulayacak? derginin ismi ne olacak peki? afallıyoruz burada bir süre. insan hakları dedik dedik de, insan hakları teorisyeni değil kimse. derginin ismi ayrı muamma. doğru hissetmiyor hiçbir öneri. bir gün çıkıverdi gibi hissediyordum o zamanlar bu dosya konusu. "güvenli alan". dönüp bakınca öyle değilmiş diyorum. derginin ilk okumaları ayrımcılık üzerine. toplantıların başlarında derginin nasıl bir yer olmasını konuşmuşuz, ne olursa daha güvende oluruz'u uzun uzadıya tartışmışız. kendimize "güvenli alan" inşa etmişiz bir bakıma. sonra diyoruz ki bu güzel bunu araştıralım. o kadar kısa sürede o kadar çok konu geliyor ki aklımıza heyecanımız artıyor. sonunda neye benzeyeceğini çok merak ediyoruz. okuyoruz, izliyoruz, tartışıyoruz. yazılar yazılıyor, düzeltiler yapılıyor, tekrar yazılıyor. sonra tekrar ve tekrar yazılıyor. öğreniyoruz sonuçta. iyi. güzel. içerikler oluşmaya başladı da derginin ismi hala belli değil o ne olacak. "insancıl diye bi' birimi vardı bizim kulübün onun adı güzel o olsun. hem insan haklarıyla uyumlu." a o güzel. iyi ama hayvan hakları ne olacak? sene olmuş kaç, insan merkezcilik ayıp değil mi biraz? öyle. biraz daha bütünlüklü, kapsayıcı bir şey olsun. "bütüncül?" "kapsayıcı dergi?". tatsız duyuluyor. birimize güzel gelen diğerine iyi hissettirmiyor. sözün gücünü fark ediyoruz. beraberinde getirdiği yükleri fark ediyoruz. neden dergi çıkardığımıza küçük bir göz kırpıyor bu. hoşumuza gidiyor. insan ve hayvan haklarını kapsasın tamam ama, ya bunlar da yetersizse? ya başka şeyler eklememiz gerektiğinde, ya da bakış açımızı başka şeyleri ekleyerek değil de direkt onları da içeren bir şekilde kurgulamamız gerekirse? yani ya bunun sonu gelmezse? dergimiz isimsiz mi kalacak? "artı demek, alışılagelmeyen, toplum tarafından kabul görülmekte zorlanılan, sıradan ve basmakalıp konuların, ideolojilerin ve düşüncelerin bir platformda yer almasına olanak sağlamak için toplumda ve insanların zihinlerinde açılan bir yer, farklılıklara saygı duymaya başlanılan bir nokta benim için."diyor gökçen. "İçinde bulunduğumuz ya da dışında kaldığımız ama dayanıştığımız herkesle hepimiz olmak."diyor bilge. yani aslında başladığımız yere dönüyoruz. bir olmaya. ötekiyi ve beni buluşturmaya. "artı dediğimde sınırlara sığmak istemeyen düşünce ve duygularımın ortaya çıkma, dönüşme ve dönüştürme isteğini hissediyorum." diyor hilal. "benim için artı: fikri, ideolojisi, tarzı, tercihi, benliği ne olursa olsun tüm herkesi kapsayan bir sonsuzluğun temsili demek." diyor buse. artının sonsuzluğuna, sınırsızlığına sığınıyoruz. birbirimizi kapsıyoruz. "benim için artı ve artı dergi'ye emek veriyor olmak demek kendi(me) çizdiğim sınırların ötesiyle de bir olmak demek; bu da dünyanın en güçlü, en bütünlüklü hislerinden birisi belki de." diyor mina ve evet emek veriyoruz. biz olan tüm ötekilere "güvenli alan" oluşturmaya çalışmaya. bu da bizi güçlü hissettiriyor.

Sayfalar