En Son Eklenenler

Toplam 58998 sonuçtan 19291 - 19300 arası görüntüleniyor.
  • Canan Tan, Deniz Erbulak, Feyza Hepçilingirler, Gülten Dayıoğlu, İpek Ongun, Karin Karakaşlı, Nermin Bezmen, Şebnem İşigüzel, Şermin Yaşar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    303,37 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: gençlik kitabı
    Seslendiren : PINAR ÖZTÜRK KAYA
    Konusu:
    Hayal kurmayı sever misin? Sence hayallerin gerçeğe dönüşebilir mi? Nobel ödüllü bir bilim kadını, evrenin sırlarını keşfeden bir astronot, adını tarihe yazdıran bir sporcu, melodileriyle kalplere dokunan bir müzisyen, kelimeleriyle nesilleri büyüten bir yazar, dünyayı karış karış dolaşan bir gezgin olabilir misin? Evet, olabilirsin! Yeter ki iste! Bu öyküler sana ilham verecek; seni cesur, güçlü ve yaratıcı olmaya, hayallerinin izinden yürümeye davet edecek!
  • İskender Pala
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    425,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Fulya Kitaplı
    Konusu:
    Dün ve bugün… İyi ve kötü… Aşk ve inanç… Akşam Yıldızı, okurlarını bugünden alıp asırlar öncesinin Göbeklitepe’sine götürüyor. İyi ile kötünün mücadelesinde bir aşk yolculuğu bu… Sevginin inanca, inancın tutkuya, tutkunun hayata adım adım karıştığı noktadan Göbeklitepe hakkında bilinen her şeye yeni bir bakış, bir ters yüz ediş… On iki bin yıl önce yaşayan kadim insandan günümüzün modern insanına evrilen anlam arayışı… Duymak istediğimiz belki de ilk insanın var oluş hikâyesi… İskender Pala’nın yetkin kalemi ve ustaca kurguya dönüşen hayal gücü, Göbeklitepe üzerine herkesi yeniden düşündürecek; Akşam Yıldızı kendi gerçekliği ile ezber bozacak.
  • Seda Eroğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    657,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Seslendiren : Yasemin Topak
    Konusu:
    “Ayağa kalkıp demir kapıyla vedalaşması birkaç saati buldu. Gecenin karanlığı gökyüzüne en karmaşık halini vermiş, hava iyice soğumuştu. Bizi o evde bıraktığı güne lanet ediyordu. Sağa sola yalpalayarak ilerliyordu. Sokak lambasının altından geçerken yüzüne düşen her bir kar tanesi ayrı ayrı renklerde yanıp sönüyordu. Tekrar hıçkırıklara boğuldu. Köşeyi döndüğünde artık sokak da en az arka oda kadar sessizdi. Geride kırgın bir kadının küçük, narin ayaklarının izleri kalmıştı.” Canan’ın ardında bıraktığı kırgın bir kız çocuğuydu Kader. Gözlerinde sevgi pırıltıları görmeyi beklerken her seferinde çarptığı soğuk duvarlar gibiydi babası. Her haliyle annesine benzediği için cezalandırılıyor muydu bilinmez, geleceğe doğru kalbindeki büyük çizikle sürükleniyordu. Eksikti, yarımdı. O boşluğu dolduracak umut, bir gün yüreğinde filizlenebilecek miydi, bilmiyordu. Annesinin geçmişinden yüklendiği bir isimle hayatında derin yaralar açılmış yalnız bir adamdı Can. Rüzgar nereden esse, o yöne savruluyordu. Özlemleri, pişmanlıkları, yarım kalmışlıkları bir sonbahar yığıntısı… Hayatın derinliğinde bir anlam arıyordu. Binlerce yüreğe dokunmuş, sevgi dolu bir kadındı Hayat. Bir sabah pencere aralığından odasına sızan mazi çağrısıyla, o çok özlediği çocukluğun Can’dan ibaret olduğunu anladı. Şimdi yıllar önce terk ettiği, yosun kokulu o küçük şehir onu hayatının yolcuğuna davet ediyordu. Biliyordu aslında, bu çağrı yeni bir uyanışa davetti ve bu yolculuğu içindeki o kırgın kız çocuğuna borçluydu. ‘Uyursak geçer mi?’ çocukluğa özlemin, umudun, aşkın ve gerçek uyanışın hikayesi
  • Romain Gary
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    199,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Müge Süzek
    Konusu:
    “İçeri girdim ve kollarıma aldım onu. Tırnaklarını ensemde hissettim. Hıçkırıyordu. Biliyordum ki söz konusu olan ne oydu ne de ben. Söz konusu olan, bir kopuştu. Bu yalnızca bir yardımlaşma anıydı. Her ikimizin de hiçlik bagajlarını daha uzağa taşımadan önce unutmaya, bir konaklama yerine gereksinimimiz vardı. Çölü geçmek gerekiyordu…” “Seven tek insan senmişsin gibi konuşuyorsun. Benim için dayanılmaz bir düşünce varsa, o da yaşama sebebimle birlikte ölmektir. Çok dişi bir kadın, çok erkeksi bir adam laflarını hiçbir zaman anlamamışımdır. Sevilen bir erkek ya da sevilen kadın demek değil midir bu herşeyden önce?” “Şimdilik söz konusu olan, şansa bir şans vermektir. Bu öyle bir dönem ki, herkes yalnızlığı haykırıyor ve aşkı haykırdığını bilmiyor. Oysa insan yalnızlığını haykırdığında, her zaman aşkı haykırır.” (romandan) Romain Gary‘nin Kadının Işığı romanı, kadın-erkek ilişkisinin üçüncü boyutunu, bir çifti anlatır. Roman bu özelliğiyle tam bir aşk şarkısı, bir sevda türküsüdür…
  • Ufuk Koca
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    322,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Rüveyda Ünver
    Konusu:
    sekiz devletin ve sekiz dilin kaldığı bir dünya... İnsanların her söylediklerini ve yaptıklarını kaydeden bir zaman makinesi ve bu kayıtları yeri geldiğinde insanlara karşı kullanan bir sistem... Paylaşımın, dostluğun ve komşuluğun geçmişte kaldığı robotlaşmış bir toplum... Tüketim çılgınlığının ve intiharlazın zirve yaptığı bir yaşam... Ve bu sisteme kafa tutan bir avuç işsizle öğrencinin yeni bir dünya kurma mücadeleleri... Zaman Makinesi, beyninizde yüzlerce soru işareti yaratacak ilginç bir kurgubilim romanı...
  • Hilal Işık
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,59 MB
    Eser Türü: Dergi
    Konusu:
    'Merhaba' kendi gibi birçok sözün habercisi olan bir sözle başlıyor yolculuğumuz. heyecanlıyız. konuşmak ve duyulmak istiyoruz. biz kimiz peki? biz de bilmiyoruz. başlıyoruz araştirmaya. çoğalıyoruz araştırdıkça. toplaşıyoruz. herkes getirdiği yüklerini bırakıyor. anlatıyor, dinliyor düşünüyor. bir diğerini anlatmaya başlıyor sonra, bir diğerini dinlemeye ve bir diğerini düşünmeye. bendeki ötekiyi, ötekideki benle buluşturmaya. dergi çıkarmak asıl hedef ama nasıl? bir bilene soralım diyoruz. onlar da heyecanlı. anlatıyorlar da anlatıyorlar. bir sorunuz olursa çekinmeyin diyorlar. teşekkür ediyoruz. dergi çıkarmak asıl hedef ama ne konuda? neyi anlatacak bu dergi? neyi soracak sorgulayacak? derginin ismi ne olacak peki? afallıyoruz burada bir süre. insan hakları dedik dedik de, insan hakları teorisyeni değil kimse. derginin ismi ayrı muamma. doğru hissetmiyor hiçbir öneri. bir gün çıkıverdi gibi hissediyordum o zamanlar bu dosya konusu. "güvenli alan". dönüp bakınca öyle değilmiş diyorum. derginin ilk okumaları ayrımcılık üzerine. toplantıların başlarında derginin nasıl bir yer olmasını konuşmuşuz, ne olursa daha güvende oluruz'u uzun uzadıya tartışmışız. kendimize "güvenli alan" inşa etmişiz bir bakıma. sonra diyoruz ki bu güzel bunu araştıralım. o kadar kısa sürede o kadar çok konu geliyor ki aklımıza heyecanımız artıyor. sonunda neye benzeyeceğini çok merak ediyoruz. okuyoruz, izliyoruz, tartışıyoruz. yazılar yazılıyor, düzeltiler yapılıyor, tekrar yazılıyor. sonra tekrar ve tekrar yazılıyor. öğreniyoruz sonuçta. iyi. güzel. içerikler oluşmaya başladı da derginin ismi hala belli değil o ne olacak. "insancıl diye bi' birimi vardı bizim kulübün onun adı güzel o olsun. hem insan haklarıyla uyumlu." a o güzel. iyi ama hayvan hakları ne olacak? sene olmuş kaç, insan merkezcilik ayıp değil mi biraz? öyle. biraz daha bütünlüklü, kapsayıcı bir şey olsun. "bütüncül?" "kapsayıcı dergi?". tatsız duyuluyor. birimize güzel gelen diğerine iyi hissettirmiyor. sözün gücünü fark ediyoruz. beraberinde getirdiği yükleri fark ediyoruz. neden dergi çıkardığımıza küçük bir göz kırpıyor bu. hoşumuza gidiyor. insan ve hayvan haklarını kapsasın tamam ama, ya bunlar da yetersizse? ya başka şeyler eklememiz gerektiğinde, ya da bakış açımızı başka şeyleri ekleyerek değil de direkt onları da içeren bir şekilde kurgulamamız gerekirse? yani ya bunun sonu gelmezse? dergimiz isimsiz mi kalacak? "artı demek, alışılagelmeyen, toplum tarafından kabul görülmekte zorlanılan, sıradan ve basmakalıp konuların, ideolojilerin ve düşüncelerin bir platformda yer almasına olanak sağlamak için toplumda ve insanların zihinlerinde açılan bir yer, farklılıklara saygı duymaya başlanılan bir nokta benim için."diyor gökçen. "İçinde bulunduğumuz ya da dışında kaldığımız ama dayanıştığımız herkesle hepimiz olmak."diyor bilge. yani aslında başladığımız yere dönüyoruz. bir olmaya. ötekiyi ve beni buluşturmaya. "artı dediğimde sınırlara sığmak istemeyen düşünce ve duygularımın ortaya çıkma, dönüşme ve dönüştürme isteğini hissediyorum." diyor hilal. "benim için artı: fikri, ideolojisi, tarzı, tercihi, benliği ne olursa olsun tüm herkesi kapsayan bir sonsuzluğun temsili demek." diyor buse. artının sonsuzluğuna, sınırsızlığına sığınıyoruz. birbirimizi kapsıyoruz. "benim için artı ve artı dergi'ye emek veriyor olmak demek kendi(me) çizdiğim sınırların ötesiyle de bir olmak demek; bu da dünyanın en güçlü, en bütünlüklü hislerinden birisi belki de." diyor mina ve evet emek veriyoruz. biz olan tüm ötekilere "güvenli alan" oluşturmaya çalışmaya. bu da bizi güçlü hissettiriyor.
  • Nahide Şimşir
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    21,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Konusu:
    Elinizdeki kitapta İzmir tarihi genel olarak özetlendikten sonra, XVIII. yüzyıl ve XIX. yüzyıllarda İzmir şehrindeki yangınlar hakkında bilgi verilmiştir. Bu yangınların halkı özellikle de esnafı ve şehirdeki etnik grupları nasıl etkilemiş olduğu üzerinde durulmuştur. Bu yangınlardan 1845 tarihli yangının sonrasında şehrin yeniden nasıl imar edilmiş olduğuna değinilmiştir. XVIII. yüzyıl Osmanlı İzmir esnafının durumu ve problemlerine ışık tutulmaya çalışılmıştır. 1845 yangın tahririne konu olan İzmir esnafı ile hurufat defterlerinde ve diğer bazı Osmanlı Arşiv vesikalarında sözü edilen esnaf mukayese edilmiştir. Böylece İzmir’in XVIII. yüzyılda olduğu gibi XIX. yüzyılın ilk yarısında da, baskın Türk özelliklerine sahip bir şehir olduğu vurgulanmıştır.
  • Prof. Dr. Ufuk Tavkul
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    353,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    Kafkasya, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan yüksek sıradağların ve bu dağların üzerinde ve eteklerinde yer alan Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-Inguş ve Dağıstan ülkelerinin genel adıdır. Çeşitli Türk ve Hint-Avrupa kavimlerinin yanı sıra, Kafkasya'nın etnik ve sosyo-kültürel yapısının oluşumunda ve şekillenmesinde Yunan-Roma-Bizans medeniyetleri ile Ön Asya medeniyetleri de etkili olmuşlardır. Dışarıdan gelen bütün bu unsurlar Kafkasya'nın yerli kavimlerinin etnik ve kültürel yapıları ile birleşerek ortaya yeni bir sosyo-kültür kalıbı çıkarmıştır. Kafkasya halkları etnik yönden birbirleri ile karışırlarken, kültürel yönden de benzer yapılar oluşturmaya başlamışlardır. Kafkasya halklarının geleneksel hukuk sistemlerinde ve aile yapılarında da feodal ilişkilerin ve sosyal tabakalaşmanın derin izlerine rastlamak mümkündür. Kafkasya halklarının mitolojik eski inançlarında ve dinlerinde çok tanrılı inanç sisteminin etkisi görülmektedir. Ancak bütün Kafkasya halklarının eski dinî inançları üzerinde 6. yüzyıldan itibaren bölgede yayılmaya başlayan Hıristiyanlık etkili olmuştur. Bir süre sonra Hıristiyanlık inancı Kafkas halklarının eski çok tanrılı inançları arasında eriyerek semavî din olma özelliğini kaybetmiştir.8.-19. yüzyıllar arasında Kafkasya halklarının büyük bölümü İslâmiyeti kabul etmiştir. Abhaz-Abazin, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş, Lezgi, Avar, Kumuk, Lak, Dargı halklarından oluşan Kafkasya halkları, etnik ve sosyo-kültürel yönden yüzlerce yıllık bir süreç sonunda karışıp bütünleşerek, bugün akraba milliyetler haline gelmişlerdir. Bu bakımdan onları ırk ya da etnik köken kriterlerine göre sınıflandırmak ve farklı milletler olarak değerlendirmek bilimsel açıdan doğru değildir. Kafkasya halkları ancak dil gruplarına göre birbirlerinden ayrılarak sınıflandırılabilir.
  • Fatih Kerimi
    metin
    2 Ayrım
    78,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    “19. asrın ikinci yarısında Tataristan’da doğan, yüksek eğitimini İstanbul’da tamamlayan Fatih Kerimî, İsmail Gaspıralı’nın açtığı yolda devam etmiş yazar, gazeteci ve eğitimcilerimizdendir. 1937 yılında fikirlerinden dolayı Stalin’in zulmüne uğrayan ve kurşuna dizilen Fatih Kerimî’nin yazdığı eserleri, çıkardığı gazeteleri, kurduğu okulları ve hocalığıyla Türk dünyasına ışık olduğu tartışılmazdır. Gaspıralı İsmail’in 1883 yılında binbir zorlukla çıkarmaya başladığı Tercüman gazetesinin 20. kuruluş yıl dönümü kutlamalarına katılmak için Orenburg’dan yola çıkan Fatih Kerimî, Bahçesaray’a kadar olan yolculuğunu ve Bahçesaray’da yapılan kutlamaları anlattığı Kırım’a Seyahat adlı bu eserinde geçtiği güzergâhlardaki izlenimlerini, gördüğü sıkıntıları, bunların sebeplerini ve çözümünün de ancak eğitimle olacağını dile getirmektedir. Kısa bir seyahatname olan bu eser bize 1903 yılındaki Orenburg, Harkov, Yalta, Akmescid, Bahçesaray gibi bölgelerin bir panoramasını vermektedir. Esere dikkat edilirse o günkü Türk dünyasının siyasi, ekonomik, dinî, sosyal ve diğer. sıkıntılarının günümüzde de benzer şekilde olduğu acı acı görülecektir.” (Tanıtım Bülteninden)
  • Sebahattin Şimşir
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    7,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Eğitim
    Konusu:
    Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden) “Son yıllarda birçok alanda olduğu gibi Türkoloji alanında da ciddi çalışmalar ortaya konulmaktadır. Adeta, Türk Dünyasının birçok alanı ile ilgili yayınlarda patlama olmuştur. Ancak, Türk Dünyasının muhtelif bölgeleri üzerine yapılan yayınlarda İsmail Gaspıralı, Şihabettin Mercani, Fatih Kerimi gibi istisna birkaç isim dışında ne yazık ki ciddi çalışmaların olmamasını ise nasıl izah etmeliyiz bilemiyorum. Bu izah problemini aşamamaktan kaynaklanan ve bazı üniversitelerimizde yer alan basın ile ilgili dersleri görüp, belli konuların aşılmadığına şahit olunca Anadolu Türk Basını dışında Türk Dünyası’nı da içine alacak, bu tür dersleri veren meslektaşlarıma kaynak, öğrencilerin de çalışma notu şeklinde de olsa ellerinde toplu bir kitap olması maksadıyla da olsa bu derlemeyi hazırlamanın faydalı olacağını düşündüm.” -Sebahattin Şimşir-

Sayfalar