Yazara Gore Listeleme

  • Vamık Volkan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    240,58 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Özge Onat
    “Bu kitabı yazmak, beni yaşamımın bazı yönlerinin yasını yeniden tutmaya zorladı. Beni, kayıp karşısındaki incinebilir yanlarımın ve savunmalarımın hesabını bir kez daha yapmaya yöneltti ve insanın doğasına ilişkin anlayışımı derinleştirdi. Tüm bunlar, kaybın büyüme için bir araç olabileceği konusundaki düşüncemi pekiştirdi. Öyle umuyorum ki bu kitabı okuyunca yas ve kederin dinamikleriyle ilgili anlayışınız artacak ve insan ruhunun kayıp karşısındaki esnekliğine siz de benim gibi şaşacaksınız.” -Prof. Dr. Vamık D. Volkan- “Neden bazılarımız yasın tamamlanması için gereken acı verici ve zorlu psikolojik uzlaşmaları yapabiliriz de bazılarımız yapamaz? Neden bir zamanlar en yakınımızın ölümü ya da boşanma gibi daha yıkıcı kayıpların yasını tutabilmişken, yaşamımızın bir döneminde bir evcil hayvanın ölümü ya da bir çocuğun üniversiteye gitmek için evden ayrılışı bizi keder içinde bırakır ve bir teselli bulamayıp kendimizi kolumuz kanadımız kırılmış gibi hissederiz?” Prof. Dr. Vamık Volkan tüm bu soruların yanıtlarını bulabileceğimiz kitabında, ölüm ve diğer kayıplara verdiğimiz psikolojik bir yanıt ve iç dünyamızla gerçeklik arasında uyum sağlayabilmek için yaptığımız bir uzlaşma olan yası ve çözümlenmemiş yasın yaşamımızı nasıl biçimlendirdiğini, kaderimizi nasıl yönlendirdiğini kendi yaşam öyküsünden kesitler ve uzun yıllara dayalı profesyonel deneyimlerinde karşılaştığı vakalardan örneklerle anlatıyor. -Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER)- Prof. Dr. Vamık Volkan, kayıpların en somutu olan ölümün ve yarım kalmış, dayatılmış ya da aceleye getirilmiş ayrılıkların kalıntılarının insanın duygusal yapısını ve yası yaşayış biçimini nasıl etkilediğini anlattığı bu kitabında, kayıplardan sonra geçirilen psikolojik süreçleri, başarılı yas tutmanın dinamikleri sonucunda gerçekleşen değişimleri ve yenilenmeleri tüm ayrıntılarıyla ele alıyor. Yası komplike hale getiren risk etkenlerini ve komplike yası derinlemesine inceleyerek, çözümlenmemiş yasın izlediği belli başlı yolları psikanalitik ve psikoterapötik olgularla açıklıyor. Yasın insanın esnekliği, yaratıcı uyum ve terapi yoluyla çözümlenişini gerçek yaşamdan çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor. Ayrıca sanatçılar için esin kaynağı olarak yas ve keder ile yaratıcı süreç arasındaki bağlantıları açıklıyor.
  • Roy Eugene DAVIS
    insan sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    61,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Şükran Canseri Özen
    "Etkin meditasyon uygulamasının doruk noktasına, zihindeki ve farkındalıktaki dalgalanmalar ve değişimler sona erdiğinde, geriye sadece Saf Bilinç kaldığında ulaşılır." "Bu baskıda açıklanan yöntemler herkes için uygundur. En iyi sonuçları almak için, kendi içsel sessizlik tapınağınızda günlük olarak meditasyon yapınız." Roy Eugene Davis
  • Burak Aksak
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    800,91 KB
    Eser Türü: Kitap
    “Bir yanımız çöl bir yanımız deniz…” “Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz... Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum…” Aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başladı her şey. Bir hayatın birden fazla kez yaşanabileceğinin ve yarım kalmış her hikâyenin tamamlanmaya muhtaç olduğunun bir kanıtıydı onlar. Peki Mecnun bu sefer Leylasına kavuşabilecek mi? Yoksa yine çölde mi açacak gözlerini? Çünkü o çöl çaresiz âşıkların son durağıdır. Kavuşamayan âşıklar o çölde aralar sevdiğini, kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar, 2+1 kombili. Yayınlandığı dönemde izleyicisini ekrana kilitleyen Leyla ile Mecnun, bu kez bambaşka bir hikâye ile sevenleriyle yeniden buluşuyor. Mecnun, İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Yedek Kamil, Gözlüklü Çocuk Kaan ve Aksakallı Dede bu kez bambaşka bir maceranın peşine düşüyor. O geminin geleceğine ilk günkü gibi inananların, sevdiği kızın gözlerinin içine bakarak ‘seni seviyorum’ diyemeyenlerin, kendi çölünde kaybolanların hikâyesi Leyla ile Mecnun Burak Aksak’ın kalemiyle yeni başlangıçlar için geri dönüyor.
  • Tony Cliff
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,16 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Josef V. Stalin
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    306,55 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Davud El-Kayseri
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    117,09 KB
    Eser Türü: Kitap
    Birinci risalede Davud el-Kayserî Ledünnî İlmi (el-ilmü'l-ledünnî) konu edinmektedir; ikincisinde ise, Hakiki Sevgi (el-muhabbetü'l-hakîkîyye) kavramını ele almaktadır. Davud el-Kayserî Ledünnî İlmi "Hayat Suyu" sembolüyle anlatmıştır. Çünkü ilim, su gibidir. Nasıl hayatın ve canlılığın kaynağı su ise, ilim de bütün varlığın kaynağıdır. Allah, varlığı ilmiyle yaratmıştır. Hayatın ve varlıkların sırrı ilimde ve suda çözülmüştür. Bu sırra vakıf olmak için Hızır gibi bu hayat suyundan içmek gerekir; yani başka bir ifadeyle ledünnî ilme sahip olmak gerekir. İnsanı gerçek manada, Hızır'ın durumu gibi, hem ruhen, hem de bedenen ölümsüz kılan şey, hayat suyu veya ledünnî ilimdir. Davud el-Kayserî'ye göre, sevgi bilginin neticesidir. Dolayısıyla bilgi, sevgiden daha öncelikli ve önemlidir. Allah'ı sevmek demek, O'nu hakkıyla bilmek ve gereği gibi kulluk etmek demektir. Diğer varlıkları sevmek, onların varlıklarını ve haklarını korumak demektir. Sevginin, sözde kuru sevgi olmaması için hakiki sevginin neticelerini göstermek gerekir. O halde hakiki sevgi son tahlilde çıkarsız sevgidir. Bu da Allah için sevgidir
  • Roni Margulies
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    273,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    Roni Margulies, keskin ve alaycı dili, şaşırtıcı gözlemleriyle bir ülkeyi tarif ediyor bizlere: "Dünyanın zaten sokaklarda bayrağa en çok rastlanılan ülkelerinden biriyken, bir de en büyük şehrinin dört bir yanına şehrin her yerinden görülebilen, iyi dalgalanması için paraşüt kumaşından imal edilen dev bayraklar asan bir ülke düşünebiliyor musunuz? Sanki bu ülkenin halkı sık sık toplu bellek kaybı geçirip 'Biz nereliydik yahu? Hangi ülkenin vatandaşlarıydık biz?' diyerek paniğe kapılıyor veya 'Bizim bayrak kırmızıydı galiba, ama üzerinde ne resmi vardı?' diye meraka kapılıyormuş gibi. Veya bir başka ülke düşünelim; bu ülkenin vatandaşları ayıların bile çıkmaya cesaret edemeyeceği yükseklikte dağlara çıkıp uzay gemilerinden bile görünecek boyutlarda harflerle 'Ne mutlu buralıyım diyene' yazıyor olsun. Sonra da harfler hava koşulları nedeniyle pislenip soluklaştıkça dağlara tekrar tekrar tırmanıp taşlara taze kireç sürüyor olsun." Galiba bu ülkeyi tanıyoruz. Hem de iyi tanıyoruz. Darbeleri, muhtıraları, yazboz tahtasına dönmüş seçim sistemleriyle, "bir Türk dünyaya bedeldir"leriyle, hoşgörüsüzlükleri ve olanca renkliliğiyle Türkiye... Margulies'in siyasi yazıları, her şeyden önce solda duranları, sosyalist olduğunu söyleyenleri hedefliyor. Milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı barikat kurulması gerektiğini söylerken, solun içindeki milliyetçiliğe de dikkat çekiyor Margulies. Bu arada, üzerinde ısrarla durduğu noktalardan biri, "aslında milliyetçiliğin yükselmediği": "Ben Türkiye'de milliyetçiliğin yükseldiğine inanmıyorum; Cumhuriyet mitinglerinin çığırtkan ama kim olduğu belli ve dar bir kesimden oluştuğunu, halkın büyük çoğunluğunun ise ne Müslüman düşmanı, ne de Kürt düşmanı olduğuna inanıyorum. Öte yandan, her tarafı dev bayrakların kaplamış olduğunu görmek için özellikle gelişkin bir gözlem yeteneğine sahip olmak da gerekmiyor. Ama bu bayraklar halkın pencere ve balkonlarında değil, resmi kurumların direklerinin ucunda sallanıyor. Kadıköy, Şişli ve Nişantaşı'nda oturanlar tersini sanabilir; Fatih'te, varoşlarda ve taşra kasabalarında bir gezinti yapmalarını öneririm. Devletin bir kesimi ve onun sivil uzantıları, bayraklar ve Mustafa Kemal portrelerinin ardına sığınarak 'Cumhuriyeti' değil, mevcut devleti mevcut şekliyle korumaya çalışıyor, devlet mekanizmasının içinde kendi konumunu kaybetmemek için direniyor. Bu kesime çok zaman 'derin devlet' deniyor, ama ben yüzme havuzu gibi olduğunu düşünüyorum: Evet, bir ucu derin, ama öbür ucu iyice sığ, kolayca görünüyor." Milliyetçilikle ırkçılığı, demokrasinin askerileşmesini çok ciddi bir tehlike olarak görmekle birlikte, Margulies her türlü şahlanışına rağmen milliyetçiliğin yükselmediğini, toplumdan büyük bir rağbet görmediğini iddia ediyor. Hatta araç olarak kullanıldığını: "Açık ki, egemen sınıfın bir kesimi direniyor. Kendilerini dışlayan küreselleşmeye, dışa açılmaya, demokratikleşmeye, barışçı çözümlere, değişime karşı direniyorlar. Direnişin al sancağı, toplumsal destek kazanmak için kullandığı savaş çığlığı Kemalizm, Lozan, şu çılgın Türklük, Onuncu Yıl Marşı, 'Cumhuriyet'i korumak', yani kısacası milliyetçilik. Tabandan yükselen bir milliyetçilik değil, egemen sınıfın en geri, durağan, çağdışı kesiminin dayatmaya, alevlendirmeye çalıştığı bir milliyetçilik." Kitabın sonsözünde, Orhan Koçak tarafından kaleme alınmış bir yazı var: "Milliyetçilik neden hep bir dış düşmana gerek duyar?" Margulies'in yazıları, kolay okunan, somut, teorik belirsizlikten uzak, yer yer iğneli ve polemikçi? Çeşitli yayınlarda basılmış bu yazıları bir araya getirdikten sonra Roni Margulies her metnin altına bir kayıt düşmüş, hamiş eklemiş, bir süre önce yazdığı yazıya bir başka gözle bakıp eklemeler yapmış, hiçbir şey çıkarmadan...
  • Per Petterson
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    441,51 KB
    Eser Türü: Kitap
    Lanet Olsun Zaman Nehrine, Norveçli yazar Per Petterson'un yayımlanmış son romanı. Hayatta aradığını bulamamış veya bulduğunu kaybetmiş, dünya üzerindeki yerini sağlamlaştıramamış, hep tereddüt eden, hep bocalayan bir adamın, Arvid Jansen'in hikâyesini kendi anlatımından öğreniyoruz bu romanda. Arvid geçmişi parça parça hatırlarken, hayatı zihnimizde yavaş yavaş belirginleşiyor: İhtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiden mahrum kaldığı çocukluğu; idealleri uğruna üniversiteyi bırakıp bir fabrikada işçi olarak çalıştığı ve aşkta hep aradığı sığınağı bulduğu gençliği; boşanmanın eşiğinde olduğu ve annesinin mide kanserine yakalandığını öğrendiği buhranlı yetişkinlik yılları. Arvid'in hikâyesi her şeyden önce, duyguların bastırıldığı ve ilişkilerin mesafeli olduğu bir ortamda içindeki yoğun duyguları ifade etmeye, mesafeleri aşmaya çalışan bir adamın yaşadığı hüsranın hikâyesi. Tıpkı yarattığı karakterler gibi, Peterson da açıkça söylediğinden çok daha fazlasını anlatıyor bu romanda. Boşluk, varlığıyla gösteriyor yokluğu. Yakın insan temasının varlığıyla yokluğu arasındaki farkın büyüklüğünü bir kez daha görüyoruz tüm açıklığıyla.
  • metin - Türkçe
    2 Ayrım
    279,26 KB
    Eser Türü: Kitap
    İlk olarak 1912 yılında yayınlanmış olan bu kitap, kadim Mısır'dan bu yana kuşaktan kuşağa aktarılan gizemli Hermesçi Öğretileri anlatan Batı Ezoterik Geleneği ile ciddi olarak ilgilenen herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken bir kaynaktır. Aradan geçen süre içinde kitabın önemi azalacağına artmış ve ezoterizm öğrencilerinin en önemli ve temel kaynaklarından biri haline gelmiştir. Kybalion, anlaşılması zor, şifreli simge ve imalarla dolu Hermesçi edebiyatın aksine sade bir dille yazılmıştır. Ününü şüphesiz, ezoterizmin temel ilkelerini ve özellikle yedi evrensel yasayı herkesin anlayacağı yalın ve açık bir ifade ile aktarmasına borçludur.
  • Lafcadio Hearn
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    320,11 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Japonya'nın Edgar Allan Poe'su" olarak tanınan Lafcadio Hearn (1850-1904), büyük bölümü Japon, birkaçı Çin kaynaklı fantastik öykülerden oluşan Kvaidan'da, okurun ruhunda ve teninde ürpertiler uyandıran tuhaf masallar anlatıyor. Büyük ölçüde geleneksel Japon edebiyatından derleyip yeniden kaleme aldığı şaşırtıcı, gizemli, şiirsel öyküler sunuyor okurlara. Bu büyülü kitabın ilk bölümünde on yedi "tuhaf öykü", ikinci bölümünde ise kelebekler, sivrisinekler ve karıncalar üstüne hikâyeler yer alıyor. Yunanistan'ın Lefke adasında doğan, İrlanda, İngiltere, Fransa ve ABD'de yaşadıktan sonra Japonya'ya yerleşip Japon olmayı seçen Lafcadio Hearn, bu kitabında, Uzakdoğu'nun sihirli dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor. Ruhlar ve hayaletler âleminden garip, afallatıcı, unutulmaz kesitler aktarıyor. Kvaidan'ı, Zeynep Avcı'nın İngilizce aslından yaptığı çeviri ve eski Japon resminden örneklerle sunuyoruz.

Sayfalar