Yazara Gore Listeleme

  • Canan Efendigil Karatay
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    627,30 KB
    Eser Türü: Kitap
    Prof. Canan Efendigil Karatay'ın yazdığı ve çıktığı günden beri 'en çok satanlar' listesinden inmeyen Karatay Diyeti, Türk insanının en büyük hayalini gerçekleştirdi: Aşırı kilolardan kurtularak hastalıklardan uzak, enerjik ve kaliteli bir yaşam sürmek... Bu diyeti uygulayan binlerce insan yüzde 100'e yakın bir başarı oranıyla, vücut yağlarından kurtuldu ve kilo verdi. Üstelik kendilerini mutlu ve dinç hissetti. Verdikleri kiloları geri almadı. Bu yaşam biçimi, "Türk halkı için en uygun" olduğundan ve kilo vermenin önünde en büyük engel olan 'acıkma korkusu'nu da tamamen yok ettiği için adeta bir fenomen haline geldi. Karatay Diyeti uygulayıcılarının sayısı her geçen gün katlanarak artıyor. Bu kitap Karatay Diyeti'nin devamı niteliğinde. Doğru beslenme ve sağlıklı kilo verme ile ilgili çok daha kapsamlı bilgiler içeriyor. Genç yaşlı hepimize şefkatli bir kılavuzluk yapıyor: Mevsimlere ve yaş dönemlerine göre, 365 gün 24 saat nelere dikkat etmeliyiz ki, her yaşta kendimizi dinç hissedelim, kilo problemi yaşamayalım ve hastalıklarla aramıza kalın bir duvar örelim? Prof. Karatay, bu yeni kitabında okuyucuların merak ettiği tüm 'özel' sorulara da yanıt veriyor. Yine o anlaşılır üslubuyla, nedenleriyle, niçinleriyle, bilimsel araştırmalar ışığında ve uygulaması kolay önerileriyle... Karatay Diyeti'ni alıp okuduysanız bu kitabı kaçırmayın, okumadıysanız ikisini birden alın, hayat boyu rahat edin!
  • Victor Jara
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    111,86 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Çok cesur davrandığını biliyorum. Tutuklu arkadaşlarının direnç kaynağı olduğunu biliyorum. Biliyorum, orada da şarkı söylemişti. Ona çok işkence yapılmıştı biliyorum. Ellerini ve bileklerini kırmışlardı. İki gün sonrada onu öldürmüşlerdi, biliyorum. Stadyumda kaldığı günlerde; daha sonra ağızdan ağıza dolaşan bir şarkı bestelediğini biliyorum." Halkının direniş ruhunu şarkılarda olduğu kadar kişiliğinde de yaşatmış, ölümsüzlüğe ulaşmış bir sanatçıdır Victor Jara. Bu kitapta, Şili Yeni Türkü hareketinin kurucularından Victor Jara'nın kendi ve karısının ağzından hayat hikayesini, sanat ve dünya hakkındaki düşüncelerini ve unutulmayan şarkılarının sözlerini, notalarını bulacaksınız.
  • Kolektif
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitap, daha önce üç cilt halinde yayımlanmış olan "Korku Öyküleri Antolojisi Karanlıkta 33 Yazar" ın tek kitap olarak yayımlanmış yeni baskısıdır. Yeşil Çay Hayalet Posta Arabası Yargıcın Evi Maymun Pençesi Gabriel-Ernest Tepedeki Müzik Kapalı Pencere Duvarın Ardında Bir Düş müydü? Horla Alınyazısı Favori: Tahta At Söğütler Yem Kara Satırlar Falun Madenleri Bir Kayalık Dağ Öyküsü Beyaz Tozun Öyküsü Kara Avlu Tanatvul'un Şakası Hayalet Çiftlik Evi Adsız Kent Ulthar'ın Kedileri Öteden Gelen Avcılar İnanç Hep Sürer Cehennem Güvercinleri Panjurlu Ev Yolu Açan Kemancının Ücreti Denizdeki İkinci Gece Cüce İçerdeki Oda Büyük Sürpriz Birinci Yıldönümü Kan Oğlu Bayan Gentilbelle Toplanma Yeri O Küçücük Bir Kız ve Annesinden Ayrılamaz Şahmaran Gece Seansı Styx Irmağı Ters Akar Korku Yağmur Mevsimi Güneşte Bir Mum
  • İbrahim Tenekeci
    insan sesi mp3 - Türkçe
    2 Ayrım
    30,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Büşra Dilekoğlu
    MIRILDANMALAR İçimden dedim, beraber yürüyelim olur mu Varsın gemilerimizi taşıyamasın sular Varsın yarı yolda uyuya kalsın Bize gönderilen bahar... İçimden dedim, beraber yürüyelim olur mu Varsın gölgemiz olsun hüzün Dilediği gibi uzatsın can evimize ayaklarını Varsın annemiz olsun tütün Hayat daha sert vursun yumruklarını. İçimden dedim, ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi Nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren Kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi Nedir yalnız bize yakışan bu serüven. Bu serüven ki Bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri Ve terk etti bizi huzur denen sevgili Kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında Billur bir kuş gibi...
  • Mark Benecke
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Issei Sagawa öldürdüğü insanların etinin çiğ ton balığına benzediğini söylemişti. Karl Decke yakalanana kadar yaklaşık 289,5 kilogram insan eti yemişti. Arwin Meives internette tanıştığı kurbanını yemişti. Nico Claux ise insan etinin nasıl pişirileceğine dair bir kılavuz bile hazırlamıştı. Mideniz mi bulandı? İnandırıcı gelmedi mi? Oysa bütün bunlar basında da yer bulan gerçek olaylar. Dünyanın en ünlü kriminologu Mark Benecke elinizdeki kitapta okuyucuyu insan ruhunun en karanlık köşelerine doğru korkunç bir yolculuğa çıkarıyor. Benecke tarih boyunca karşılaşılan yamyamlık hadiselerini, 19. ve 20. yüzyıllarda vampirlerin suç tarihini örneklerle anlatıyor. Benecke hastalık ve şeytaniliğin sınırlarına yaptığı bu gezide seri katillerin iç dünyasını gözler önüne seriyor. İki pedofil seri katille yaptığı görüşmeleri ve bunların mektuplarını yorumluyor. Benecke'nin dünyanın dört bir yanında yürüttüğü soruşturmalar esnasında edindiği tecrübeleri okurken iyiyle kötü arasındaki sınırın bazen ne kadar geçirgen olabileceğini görerek hayret edeceksiniz. Hermann Hesse'in de dediği gibi, "Aydınlığı tanımak isteyen, karanlığı da tanımalı". Bu kitabı okuduktan sonra etrafınıza daha farklı bir gözle bakacaksınız. Dr. Mark Benecke kriminolojik ipucu tespiti, araştırması ve değerlendirmesi konularında ABD, Kolombiya, Vietnam ve Filipinler'deki üniversitelerde misafir öğretim üyeliği yapmaktadır. Ayrıca başta FBI Akademisi olmak üzere birçok ülkenin polis akademilerinde de ders vermektedir. Genetik parmak izi, adli tıp ve kriminolojiyle ilgili çok sayıda inceleme makalelerinin yazarıdır. Ulusal ve uluslararası araştırma yayınları için, Moskova'da Hitler'in kafatası ve dişlerini, Transilvanya'da vampirleri, korsan Henry Morgan'a ait ipuçlarını ve Belçika'da kendini yakanların hadiselerini incelemiştir. Birçok uluslararası araştırma akademisinin üyesidir. Ayrıca çok sayıda televizyon yayını ve dizisinin bilimsel danışmanı ve Gesellschaft zur Wissenschaftlichen Untersuchung von Parawissenschaften (GWUP/Skeptiker) bilimsel danışma kurulu üyesidir.
  • Sevil Atasoy
    - Türkçe
    3 Ayrım
    859,90 KB
    Eser Türü: Kitap
    Deliller hep doğruyu söyler. Deliller unutmaz, şaşırmaz, caymaz, korkmaz… Bu nedenle deliller, "Ben yaptım" ya da "O yaptı, gördüm" itiraflarından çok daha değerlidir. Yeter ki canlı ya da cansız her şeyin delil olabileceği akla gelsin. Karanlığa Yolculuk, gerçek suç öykülerini, suçların aydınlatılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması, masumlar ile suçluların ayırt edilmesinde kullanılan baş döndürücü teknikleri ve zekâ oyunlarını, polisiye öykü, hatta film tadında anlatan yeni bir Sevil Atasoy kitabı. Atasoy, yakından izlediği, birbirinden sıradışı, yaşanmış olayları mercek altına alıyor. Hikâyelerini bir dedektif tecrübesi ve soğukkanlılığının yanı sıra bir bilim insanı titizliğiyle okurlarıyla paylaşıyor.
  • Ariel Dorfman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    147,88 KB
    Eser Türü: Kitap
  • J. A. REDMERSKI
    - Türkçe
    3 Ayrım
    7,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Katiller Çetesi’nde heyecan Kara Kurt’la devam ediyor… Nora’nın ortaya çıkardığı sırların ardından, Niklas ve Victor arasındaki iş arkadaşlığı da kardeşlik de derinden sarsılmıştır. Fakat Niklas her şeye rağmen yalnızca kendisinin başarıyla yerine getirebileceği düşünülen bir görev için İtalya’ya gitmeyi kabul eder. Çünkü bunu kardeşinin ihanetine karşı bir merhamet –ya da bir intikam – fırsatı olarak görmektedir. Öte yandan Niklas’a İtalya’da Izabel ve çetenin yeni üyesi Nora da eşlik edecektir. Gelgelelim İtalya’da Birlik’in düşündüğünden çok daha zorlu bir süreç yaşanacak ve çete üyeleri hiç beklenmedik olaylarla yüzleşip zor kararlar vermeye mahkûm edileceklerdir.
  • Serkan Bayram
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    166,71 KB
    Eser Türü: Kitap
    HASTALIK MI NİMET Mİ ? Bazı dini inançlara göre, hastalıklar bir çeşit nimettir. Uzun yıllar boyunca kazanılabilecek deneyimleri, çok kısa zamanda insanların kazanmalarını ve aydınlanmalarını sağlarlar. Hastalıklar; ruhumuzun düştüğü karanlıktan çıkmamızı sağlayacak olan, ışık kaynakları olarak görülür. Benim bundan pek nasibimi almadığımı anlamışsınızdır. Şimdi vurgun yememeye dikkat ederekten, konunun derinliklerine inelim. Bu mantaliteye göre insanlar; hayatın normal akışında Tanrı’yı, ölümden sonraki yaşamı ve dini pek fazla düşünmezler. Hastalıklar ve onlar nedeniyle çekilen acılar sayesinde; gerçek amaçlarının farkına varırlar, gaflet uykularından uyanırlar. Sanırım herkes, pek de iyi bir uyandırma servisi olmadığını kabul eder. Hasta insanların çoğunluğunun; günlük hayatta pek fazla düşünmedikleri yaşamın amacı, Tanrı ve onunla ilgili kavramlar üstüne düşünme eğilimlerinin arttığı bilinen bir gerçektir. Peki bu düşünme eylemi için; hastalıkların pençesinde kıvranmamız gerekli midir? Yada az önce bahsettiğimiz hastalıklar sayesinde yaşamın amacını, Tanrı ve onunla ilgili kavramları düşünen çoğunluk kimlerdir? Yaşamın amacı ve diğer konular hakkında düşünmek için, hastalanmış olmak gerekli değildir. En azından; yaşamın amacı ve onunla ilgili kavramlar hakkında düşünüp, eserler ortaya koyan bütün filozof, bilim adamı ve sanatçılar benim şahitlerimdir. Ölümden sonraki hayatın, insanlarca arzulanmasının sebebi şudur: Yaşarken elde edilen olumlu deneyimlerin, devam etmesinin yada çok daha üstün biçimde devam etmesini istemek. Bu yüzden; hayatımızdaki olumlu deneyimlerin, bizi ölüm ve ondan sonraki yaşam hakkında düşündürmeyi sağlayan kriterler olduğunu kabul etmeliyiz. Hastalıkların rehberliğinde böyle bir düşünce etkinliğine girilmesi, son derece sakıncalı bir durum oluşturur. Çünkü; hastalıkların olmadığı ebedi bir hayatı düşlemek, insanın arzulayacağı bir yaşam biçimi değildir. Hastalığın olmadığı bir yaşam düşlemek, bir taşın varlığına özlem duymaktan farklı bir eylem olmaz. Hastalıklar sayesinde; Tanrı ve onunla ilgili kavramları düşünen insanlar, cahil insanlardır. Devamlı ölüm ve yaşamın var olduğuna, gezegenimiz dışında tanımlanamayan büyüklükte bir evrenin olduğuna, mevsimlerin ve sürekli değişkenlik gösteren doğa olaylarının varlığına dikkat etmemek veya gözlerini yummak; dolayısıyla da Tanrı ve onunla ilgili kavramları sorgulamak için hastalanmayı beklemek, ancak onların yapabileceği bir eylemdir.
  • Tulepbergen Kaipbergenov
    - Türkçe
    3 Ayrım
    1,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    1900'lerin başı… Rusya'da devrim oluyor… Ve bir Karakalpak kadının, beraberinde bir Karakalpak köyünün kaderi değişiyor… Cumagül'ü annesininkinden farklı bir kader beklememektedir. Yıllar önce bay (bey) olan babası tarafından annesi çocuğuyla birlikte nasıl kapı önüne konduysa, yıllar sonra o da kızı ile sokağa atılıp kaderine terk edilecektir. Kaderini kendi elleriyle yaratmak için evleneceği kişiyi kendi seçmesine rağmen, bunu değiştiremez Cumagül. Kucağında çocuğuyla sokağa atılıverir bir gün… Bu anneden kıza geçen bir kader değildir aslında. Bunun değişebileceğini, odun satmak için kasabaya gittiği ilk gün, tesadüfen duyduğu miting konuşmalarından öğrenir Cumagül: Kadınlar da erkeklerle eşit haklara sahiptir. Karakalpakların ünlü yazarı Tulepbergen Kaipbergenov, değişim süresince yaşanan zorlukları, gerici kesimin devrimin hayat bulmasını engelleme çabalarını, Sovyetler'in karşılaştığı zorlukları, bayların (beylerin, toprak ağalarının) devrime karşı tutumunu, devrimin tüm Sovyetler'de hayat bulmada, hayatları değiştirmede karşılaştığı zorlukları bir küçük Karakalpak köyünü kendine sahne seçerek anlatıyor. Ve ortaya hem bir kadın, hem bir tarih, hem bir devrim romanı olarak okunacak keyifli bir roman çıkartıyor.

Sayfalar