En Son Eklenenler

Toplam 58595 sonuçtan 20901 - 20910 arası görüntüleniyor.
  • Anton Çehov
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,69 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Anton Çehov (1860-1904): Kırk dört yıllık ömrüne karşın, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını büyük bir duyarlılıkla işlediği öykü ve oyunlarıyla, dünya edebiyatına damgasını vuran en önemli 19. yüzyıl yazarlarından biridir. Elinizdeki ciltteyse, Çehov’un kısalı uzunlu otuz yedi seçme öyküsü, yazılış sırasıyla yer almakta ve bu büyük ustanın öykü yazarlığının farklı evrelerine ışık tutmaktadır.
  • Faruk Duman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    284,47 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Konusu:
    Vaktin zamanın birinde bir adam tam işte bu yolda yürümeye başlamış. Evi de şurada bir yerdeymiş. Adam yürümüş, yürümüş, ormanda görülecek işleri varmış. Ne işi varmış da bütün günü bu koca ağaçların arasında geçirmiş de havanın karardığının farkına varamamış dersen, onu ben bilemem. Neticede adamın işi varmış; herif akşama kadar çalışmış. Hava iyice zifiri olunca da fenerimi yakayım da evime döneyim, demiş. Dönmüş de. Ama dönünce ne görmüş? Ev başka bir evmiş. Yani, ev aynı evmiş de, anlayacağın, kapıyı tanımadığı biri açmış. "Hep denir: 'Doğayı çok severim!..' Tanımadan, doğayı uzaktan sevmek olası mı? Doğa 'kimdir'? Doğa 'sever' mi? 'Öç' alır mı? 'Başına buyruk' mudur? Bir 'avcı' kimliğine bürünür mü doğa? Sonra ormanlar, sonra yağmurlar... Ürpererek okudum Köpekler İçin Gece Müziği'ni. Her sözcüğü özenle seçilmiş, dili, anlatımı yalın, duru; gerilimi yüksek; her an gerçekliğe dönüşebilecek bir kara masal!" -Selim İleri-
  • Julian Barnes
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    912,87 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Konusu:
    "Tanrı'ya inanmıyorum ama O'nu özlüyorum" gibi son derece çarpıcı bir ifadeyle başlayan Korkulacak Bir Şey Yok, Julian Barnes'ın ölüm, ölümlülük, Tanrı, sanatın ölüm karşısındaki yeri gibi temalar üzerine kaleme almış olduğu, tümüyle otobiyografik olmasa bile içinde yer alan anıların kapsamı itibariyle bu yanı belirgin biçimde ağır basan bir deneme, daha doğrusu, "anı" türü çerçevesinde de değerlendirilebilecek bir deneme kitabı. Julian Barnes, yaşlılık ve ölüm temalarını daha önce de çok sayıda yapıtında, özellikle Limon Masası başlıklı öykü kitabında işlemişti. Ne var ki, bu kez, söz konusu "can alıcı" konuyu, örneklerini daha ziyade edebiyat ve müzik, kimi yerde de bilim ve tıp dünyasından ustalıkla seçtiği, çok daha geniş bir deneme alanına taşıyor. Başta ünlü Fransız yazar Jules Renard olmak üzere Montaigne, Stendhal, Daudet, Somerset Maugham, Arthur Koestler gibi edebiyatçıların ya da Ravel, Rahmaninov, Şostakoviç, Prokofyev ve Rossini gibi müzisyenlerin ilginç tanıklıklarına yer ve-rerek, hepimizin mutlaka karşılaşacağımız bu kaçınılmaz ve "korkutucu olmayan" insanlık halini var olabilecek bütün boyutlarıyla irdelemeye girişiyor. Metnin dikkat çeken bir başka leitmotif özelliği de, Julian Barnes'ın tüm deneme boyunca, felsefeci olan ağabeyi Jonathan Barnes'la girmiş olduğu "yer yer çekişmeli, yer yer görüş birliği içinde cereyan eden" sorgulayıcı diyalog. Bu diyalog, bir bakıma, inanmakla inanmamanın, felsefeyle edebiyatın, Julian Barnes ile pek anlaşamadığı annesinin bitmek bilmez çekişmesi olarak da yorumlanabilir. Nitekim kitabın kasvetli sayılabilecek konusunu ilginç ve dinamik kılan unsur da, bu çekişmeyi tüm satırlara hem keyif veren hem de sorgulayıcı bir ironiy-le yansımakta oluşudur. Kendisiyle yapılan bir söy-leşide, Korkulacak Bir Şey Yok'un içeriğini en yalın şekilde şu sözlerle tanımlıyor Julian Barnes: "Bu, kendimi bir vaka olarak inceleme ve bir soruya yanıt getirme alıştırmasıdır: Zamanın bu noktasında herhangi bir şeye inanmamak ama öte yandan da bir gün ölece-ğimiz düşüncesiyle uzlaşmamak ne anlama gelmektedir?.."
  • Oğuz Demiralp
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    361,60 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Konusu:
    Özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar (Kutup Noktası: YKY, 1993, 2001) ve Walter Benjamin (Tanrı Bakışlı Çocuk: YKY, 1995) çalışmalarıyla tanıdığımız Oğuz Demiralp, Kör Okur'da, modern İran edebiyatının kurucularından Sadık Hidayet üzerine bir "okuma denemesi" geliştiriyor: yazarın -kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partiyon gibi düzenlenmiş"- başyapıtı Kör Baykuş'u merkeze alarak, öykülerini ve karakteristik kimi denemelerini de unutmadan, "Hidayet'in sık yazısını sökmeye çalışıyor". İdeal okurun kitaplığında, Mehmet Kanar çevirisiyle yayımladığımız Hidayet kitaplarının ve -elbette- Kör Baykuş'un (çev. Behçet Necatigil: Varlık, 1977; YKY, 2001) yanında yer alacak bir kitap...
  • metin - Türkçe
    2 Ayrım
    629,23 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Spor
  • Paul Auster
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    582,90 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Polisiye Roman, Roman/Öykü
    Konusu:
    Paul Auster hayranları için hoş bir sürpriz bu kitap: Alışılmışın dışında, şaşırtıcı, sürükleyici, bildik kalipları tersine çevirerek yazılmış bir polisiye. Yazarın yirmi yıl kadar önce, yazarlık yaşamının başlarında yazdığı ve o günlerde güçlükle yayınlattığı 'Köşeye Kıstırmak', bir süre önce Cebi Delik'le birlikte yeniden yayınlandı ve pek çok dile çevrildi. Paul Auster'dan beklenecek şaşırtmacalarla dolu, psikolojik öğeler içeren bir dedektiflik romanı. Ünlü bir beysbol oyuncusu olan George Chapman, bir kaza sonucu sakat kalınca sporculuk yaşamı sona erer. Ancak, dünyaya küsmez. Politikaya atılır, senatörlüğe adaylığını koyar. Kusursuz bir kahramandır; zarif bir eşi, mutlu bir yaşamı vardır. Bir gün eski arkadaşının, dedektif Max Klein'in kapısıın çalar ve ölümle tehdit edildiğini söyler; kanıt olarak da, aldığı tehdit mektubunu gösterir. Max Klein'in işi kabul etmesinin üzerinden iki gün geçmeden Chapman'ın öldüğü haberi gelir. Sanık ise ne Max Klein'a, ne de Chapman'a yabancıdır. Max Klein, araştırmalarını derinleştirdikçe, bu öldürme olayının sandığı kadar basit olmadığını anlayacaktır. Usta bir yazarın, bir söz büyücüsünün kaleminden çıkmış, sürükleyici bir polisiye, 'Köşeye Kıstırmak'.
  • Patrick Modiano
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    140,41 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    24 dile çevrilmiş olan, şimdiye kadar birçok romana imza atan Goncourt ödüllü Fransız romancı Patrick Modiano'nun Kötü Bir İlkbahar adlı bu romanı, ünlü, ama ününü bir kenarda kalarak savuşturmayı seçen bir fotoğrafçının evinde, onun valizlerde unuttuğu fotoğrafları bir araya getirerek katalog ve fihristler üzerinde çalışan genç bir adamın belleğinde akıyor. Bir fotoğrafçının hiçbir şey olmadığını, doğal ışığı daha iyi yakalayabilmesi için ve onu daha iyi çalışabilmesi için dekorla kaynaşması ve görünmez olması gerektiğini düşünen fotoğrafçı Jansen'in çevresindeki kişiler labirenti, genç adamın, otuz yıl sonra karşılaştığı ve anımsadığı kişilikler katalogunu yazınsal bir serüvenin ilk basamaklarına çeviriyor. Kötü Bir İlkbahar, okurunu her zaman için bir ayna önünde kendine bakarken bulan ve romanlarında her okuruna belleğin ve unutuşun girdaplarında garip, büyüleyici ve hemen kaybolan yüzler sunan son dönem Fransız edebiyatının önemli adı Patrick Modiano'nun yapıtının asal örneklerinden biri. Çağdaş anlamıyla edebiyatta lirizmin geri gelişinin en önemli örneklerini veren bir yazarın kaleminden doğan Kötü Bir İlkbahar, Modiano lirizminin ustalıklı bir ürün.
  • Nurdan Gürbilek
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    444,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sosyoloji
    Konusu:
    Popüler şarkılardan, fotoğraflardan, gazete haberlerinden olduğu kadar edebiyat yapıtlarından da yola çıkarak Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri inceliyor Kötü Çocuk Türk: Bir yanda bir kapılma, özenme ve büyülenme, diğer yanda bir "kendine dönme" ısrarı. Gürbilek, bu ikilikten doğan ve neredeyse bir yazgı halini almış ruh durumuyla, alaturkalık açmazıyla ilgileniyor: Popüler imgelem kadar edebiyatı da etkilemiş bu yazgının kültürel alandaki ifadelerine, hiçbirimizin yabancısı olmadığı çileli kahramanlara, acıların çocuklarına, kudretsiz babalara, mağdur olmalarına rağmen onurunu korumuş yetim delikanlılara, yabancı arzuların buyruğuna girmiş züppelere, nihayet edebiyatın kötü çocuklarına yakından bakmayı deniyor. "Türklük" ve "kötülük" nerede değiyor birbirine? Bu temas noktasını nasıl kavrayabiliriz? Hepimiz düşünmeyi erteleyemeyeceğimiz kadar yakınız bu sorulara...
  • Hannah Arendt
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,70 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyaset
    Konusu:
    Yahudi soykırımı nasıl oldu? Neden oldu? Neden Yahudiler? Neden Almanlar? Diğer devletlerin rolü neydi? Müttefikler bundan ne ölçüde sorumluydu? Yahudi liderler kendi insanlarının sonunu hazırlayanlarla işbirliği yapmaya nasıl yanaşmışlardı? Yahudiler neden kendi ayaklarıyla ölüme gitmişlerdi? Ülkemizde özellikle totalitarizm üzerine çalışmalarıyla tanınan ünlü Alman filozof ve siyaset bilimci Hannah Arendt bu sorular doğrultusunda, Nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına, ölüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Karl Adolf Eichmann'ın Kudüs'teki yargı sürecini ele alıyor. Yahudi soykırımının mimarı olarak sunulan Adolf Eichmann'ın sadist bir canavardan ziyade, normal, hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğuna dikkat çeken Arendt, özellikle düşünme ve muhakeme yetisinin kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Eichmann duruşmasından yola çıkarak, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birini ve bu dönemde yaşanan toptan ahlaki çöküşü gözler önüne seriyor.
  • Terry Eagleton
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    377,15 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Konusu:
    On beş yıl önce İngiltere'nin kuzeyinde on yaşında iki çocuk, bir bebeği işkence edip öldürdü. Halk dehşetle ayağa kalktı. Oysa bu cinayeti niye özellikle korkutucu buldukları tam açık değildi. Neticede çocuklar, kimi zaman oldukça vahşice davranmaları doğal karşılanan sadece yarı ehlileşmiş yaratıklardır. Eğer Freud haklıysa, çocuklar büyüklerinden çok daha zayıf birer süper egoya ve ahlak duygusuna sahiptirler. Bu yüzden asıl şaşırtıcı olan böyle korkunç olayların daha sık yaşanmamasıdır. Belki de çocuklar sürekli birbirlerini öldürüyorlar da bunu bize çaktırmıyorlardır. Terry Eagleton, kötülüğü tartışıyor. Geçmişi hatırlatan, ayrıntılara işaret eden, güzel mukayeseler yapan, edebi sakinliğiyle ve o iştahlı üslubuyla kötülüğün tortusuna yoğunlaşıyor. Edebiyatı izleyerek din, siyaset ve gündelik yaşama eleştirel bir dille yaklaşıyor. Önyargıları, nefreti, içine şeytan giren kötüleri, insafsız katilleri, medyayı, sebepsiz cinayetleri, 11 Eylül'ü, körlüğü, ahlakı diline doluyor. Kötülük Üzerine Bir Deneme, kısa ve tok, ayak direyen bir vicdani çığlık...

Sayfalar