En Son Eklenenler

Toplam 58595 sonuçtan 20931 - 20940 arası görüntüleniyor.
  • Hayreddin Karaman İbrahim Kafi Dönmez Mustafa Çağrıcı Sadreddin Gümüş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    9,55 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Her asrın kendisine mahsus problemleri ve ihtiyaçları mevcuttur. Bu husus, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe tercüme ve tefsir faaliyetleri için de elbette geçerlidir. Türkler, İslâm’ı kabul etmelerinden itibaren, dinin ana kaynağını anlayarak hayatlarını onun üzerinden tanzim etmek istemişlerdir. Söz konusu amacı gerçekleştirmek için, kendi dillerinin farklı şivelerinde ve her kültür seviyesine hitaben; bütün, kısmî, cüz, sûre ve âyet tefsirlerini ve/veya tercümelerini yapmışlardır. Telif ve tercüme ettikleri eserlerle halkın, sahih din anlayışına vahiy kaynağından ulaşmasına ve o istikamette yaşamasına zemin hazırlamışlardır. Bütün diğer milletler gibi Türklerin tarih düzlemindeki inişli çıkışlı yürüyüşleri, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçeye tefsir/tercüme edilmesini etkilemiş veya yönlendirmiştir. Bu gerçekten hareketle onların anılan faaliyetleri, Osmanlı döneminde nispeten durağan iken, Tanzimat’tan sonra hız kazanmıştır. II. Meşrutiyet sonrasında çeşitlenerek artan bu çalışmaların ve saiklerinin tesbiti, yeni Türkçe tefsir/tercüme çalışmalarına ışık tutabilecektir.
  • Elias Canetti
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Elias Canetti, dil ve edebiyatla kurduğu organik ilişkinin temellerinin izini sürdüğü otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı Kurtarılmış Dil’de, Balkan savaşlarının çetrefil dönemlerinde ayakta kalma mücadelesi verirken çok kültürlülüğün ve çok dilliliğin zenginleştirici atmosferinin yanı sıra, göçler ve yitimlerle tarazlanan çocukluk ve ilk gençlik dönemini tüm doğallığıyla, sözünü sakınmadan aktarıyor. Rusçuk, Viyana, Zürich, Manchester gibi Avrupa’nın birbirinden farklı şehirlerinde atlatmaya çalıştığı travmaları ve entelektüel edimlerin peşinde farkına varmaksızın verdiği kendini gerçekleştirme mücadelesini, derin bir edebi perspektif ve içe bakışla kaleme alıyor. Çağdaş Alman edebiyatının yetkin kaleminin kişiliğine yön veren en derin anılara,edebi dehasının ve yazın yeteneğinin keşfini sağlayan ilk deneyimlere okuru ortak eden coşkulu bir dertleşme...
  • Jeffrey Archer
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    435,20 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    ... Dağlardan aşağıya indiğimde, Adige'nin hoş vadilerine, ölümlülerin yaşadığı kadar sıcak bir sıcaklık toplamak için geldim. Ayak altı yolu kavisli ve beyazdı; Yeni beyaz kireçtaşı uçlarının vahşi doğasından yeni çıkmıştım ve İtalya'nın güneşi, masmavi bir İtalyan göklerinde kör bir şekilde parladı. Diyelim ki sevgili teyzem, yeterince yürüdüğümü ve ayak yürüyüşü için çılgınlığımdan daha fazlasını aldığımı varsayalım. Bir on yıl önce Belluno'ya bir cezaevinde gitmiştim, dostumu bagajımı Verona yoluyla taşımayı reddetmiştim ve sırtımdaki bir valizle o dağların haslıklarına dalmamıştı. Gianbellin'in geçmişini oluşturan küçük heykel tepelerini görmekten hoşlandım ve Göksel Şehrin siperlerinden oluşan, tamamen mermerden yapılmış büyük dağların söylentileri vardı. Her halükarda, benimle Milan'dan Venedik'e seyahat eden genç Bay Wyndham'ı bildirdi. İlk geceyi Titian'ın doğacağı servetin olduğu Piave'ye bıraktım ve handaki ev sahibi, efendisinin ilk eserleri olan yemin ettirdiği bir dizi kötü baskın sergiledi. Sağlam bir vadiye kadar Ampezzan ülkesine yolculuk ettim, gerçekte beyaz dağlarımı gördüm ama ne yazık ki! artık Göksel değil. Bunun için beş sonsuz gün Westmoreland gibi yağmur yağdı, ben de bir handa topuklularımı tekmeledi ve bir İngiliz Arletto kantonunu İngiliz beygirlerini durdurdum. Ve onun tarafından temizlendi ve Cüce Kral'ın bir zamanlar gül bahçesine sahip olduğu vahşi kayaların arapsaçılarının arasında Bozen'e doğru batıya doğru yöneldim. İlk gecem hanım yoktu, ama ustalaşamadığım yarı Latin, yarı Hollanda dilini konuşan bir ormancıların kabini arasında uyudum. Ertesi gün sıcak havadaydı, dağ yolları tozla doluydu ve gün doğumundan gün batımına kadar şarabım yoktu. Sonraki öğlen Santa Chiara'yı yeşil çayırlar çemberinde yattığını gördüğümde, düşüncemin sadece derin bir taslak ve serin bir oda olduğunu mu merak ediyor musunuz? Ben doğal güzelliğin, rock ve kaskadın ve şairin tüm özelliklerinin büyük bir aşığı olduğumu protesto ediyorum; Ancak M. Rousseau'nun coşkusu, kahvaltından bu yana nether millstone gibi bir boğazı olan bir toz bulutu içinde yürüdüğü takdirde yıldızlardan toprağa batardı.
  • Douglas Adams
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    702,58 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Fantastik
    Konusu:
    "Douglas Adams'tan Dirk Gently'nin Dedektiflik Bürosu, düşünen insanın üzerinde evrenden kaçmaca oynayabileceği bir kaykay." Philadelphia Inquirer "Eski bir harika dedektifler geleneği vardır ve Dirk Gently kesinlikle bu gelenekten değil. Ancak onun kayıp kediyi bulma çabası bir hayaleti, bir zaman yolcusunu ve insanlığın yıkıcı bir sırrını ortaya çıkarır. Dedektif Gently'nin insan ırkını yok olmaktan kurtarma bedeli: 'ücretsiz'! Çok satan Douglas Adams, son hayalet/korku/dedektif/zaman yolculuğu/romantik komedi destanında mizahının gücünü sonuna kadar artırır ve biz okurlar da bir kez daha ilham veren deliliğin sınırlarında düşecek gibi oluruz." United Press International "Komik ve laubali bir parça delilikten hoşlanan herkes, Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin yazarı Douglas Adams'ın bu yeni kitabına bayılacak." San Diego Union
  • Anthony Ryan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Bilim Kurgu
    Konusu:
    Pek çok adı vardı. Daha otuz yaşına gelmemiş olmasına rağmen, tarih ona bol unvan ihsan edilmesini layık görmüştü: Onu bize eziyet etsin diye gönderen deli kralın karşısında Diyar’ın Kılıcı, savaşlar boyunca onu izleyen adamların yanında Genç Atmaca, Cumbraelli düşmanlarına karşı Karanlıkkılıç ve sonradan öğrendiğime göre Büyük Kuzey Ormanı’nda yaşayan esrarengiz kabileler arasında da Beral Shak ur adıyla anılırdı, yani; Kuzgun Gölgesi. Ama benim insanlarım onu tek bir isimle tanırdı ve onu iskeleye getirdiklerinde aklımda dönüp duran da bu isimdi: Umut Katili. Yakında öleceksin ve ben de bunu göreceğim. Umut Katili.”Vaelin Al Sorna, annesinin ölümünün yarattığı üzüntüyü henüz üzerinden atamamışken, kendisini İtikad’ın koruyucusu Altıncı Nişan’ın kapısında, Kral’ın Savaş Lordu olan babası tarafından terk edilmiş olarak bulur. Nişan’a adım attıktan sonra ise artık hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Bu inanç koruyucusu savaş okulunda ölümcül sınavlarla boğuşurken, dövüşmenin yanı sıra kardeşliği, sadakati, karanlığı, ihaneti ve hayatta kalmayı öğrenir. Diyardaki kardeşleri ise onun tek ailesidir. On yaşında o kapıdan adım atan çocuk, genç bir adam olduğunda, Diyar’ının en tanınmış figürlerinden biri haline gelmiştir. Krallarla pazarlık yapar, ordular yönetir ve Diyar’ın kâbuslarından Karanlık’la başa çıkmaya çalışır. Artık sadece Diyar’ının değil, tüm dünyanın kaderi onun ellerindedir. Her şeyden öte, Vaelin’in zorlu hayatında böylesine yükselmesini sağlayan gizli ve karanlık bir gücü vardır: Kan Şarkısı. “Eğer Rothfuss veya Sanderson tarzı fantastik kurgu seviyorsanız, Kan Şarkısı sizin için biçilmiş kaftan.” -Felicia Day “Cesur bir kurgu, kadim büyüler, amansız entrikalar ve kanlı bir macera…” -Publishers Weekly
  • Lafcadio Hearn
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    320,11 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    "Japonya'nın Edgar Allan Poe'su" olarak tanınan Lafcadio Hearn (1850-1904), büyük bölümü Japon, birkaçı Çin kaynaklı fantastik öykülerden oluşan Kvaidan'da, okurun ruhunda ve teninde ürpertiler uyandıran tuhaf masallar anlatıyor. Büyük ölçüde geleneksel Japon edebiyatından derleyip yeniden kaleme aldığı şaşırtıcı, gizemli, şiirsel öyküler sunuyor okurlara. Bu büyülü kitabın ilk bölümünde on yedi "tuhaf öykü", ikinci bölümünde ise kelebekler, sivrisinekler ve karıncalar üstüne hikâyeler yer alıyor. Yunanistan'ın Lefke adasında doğan, İrlanda, İngiltere, Fransa ve ABD'de yaşadıktan sonra Japonya'ya yerleşip Japon olmayı seçen Lafcadio Hearn, bu kitabında, Uzakdoğu'nun sihirli dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor. Ruhlar ve hayaletler âleminden garip, afallatıcı, unutulmaz kesitler aktarıyor. Kvaidan'ı, Zeynep Avcı'nın İngilizce aslından yaptığı çeviri ve eski Japon resminden örneklerle sunuyoruz.
  • metin - Türkçe
    2 Ayrım
    279,26 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Konusu:
    İlk olarak 1912 yılında yayınlanmış olan bu kitap, kadim Mısır'dan bu yana kuşaktan kuşağa aktarılan gizemli Hermesçi Öğretileri anlatan Batı Ezoterik Geleneği ile ciddi olarak ilgilenen herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken bir kaynaktır. Aradan geçen süre içinde kitabın önemi azalacağına artmış ve ezoterizm öğrencilerinin en önemli ve temel kaynaklarından biri haline gelmiştir. Kybalion, anlaşılması zor, şifreli simge ve imalarla dolu Hermesçi edebiyatın aksine sade bir dille yazılmıştır. Ününü şüphesiz, ezoterizmin temel ilkelerini ve özellikle yedi evrensel yasayı herkesin anlayacağı yalın ve açık bir ifade ile aktarmasına borçludur.
  • Per Petterson
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    441,51 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Lanet Olsun Zaman Nehrine, Norveçli yazar Per Petterson'un yayımlanmış son romanı. Hayatta aradığını bulamamış veya bulduğunu kaybetmiş, dünya üzerindeki yerini sağlamlaştıramamış, hep tereddüt eden, hep bocalayan bir adamın, Arvid Jansen'in hikâyesini kendi anlatımından öğreniyoruz bu romanda. Arvid geçmişi parça parça hatırlarken, hayatı zihnimizde yavaş yavaş belirginleşiyor: İhtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiden mahrum kaldığı çocukluğu; idealleri uğruna üniversiteyi bırakıp bir fabrikada işçi olarak çalıştığı ve aşkta hep aradığı sığınağı bulduğu gençliği; boşanmanın eşiğinde olduğu ve annesinin mide kanserine yakalandığını öğrendiği buhranlı yetişkinlik yılları. Arvid'in hikâyesi her şeyden önce, duyguların bastırıldığı ve ilişkilerin mesafeli olduğu bir ortamda içindeki yoğun duyguları ifade etmeye, mesafeleri aşmaya çalışan bir adamın yaşadığı hüsranın hikâyesi. Tıpkı yarattığı karakterler gibi, Peterson da açıkça söylediğinden çok daha fazlasını anlatıyor bu romanda. Boşluk, varlığıyla gösteriyor yokluğu. Yakın insan temasının varlığıyla yokluğu arasındaki farkın büyüklüğünü bir kez daha görüyoruz tüm açıklığıyla.
  • Roni Margulies
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    273,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Konusu:
    Roni Margulies, keskin ve alaycı dili, şaşırtıcı gözlemleriyle bir ülkeyi tarif ediyor bizlere: "Dünyanın zaten sokaklarda bayrağa en çok rastlanılan ülkelerinden biriyken, bir de en büyük şehrinin dört bir yanına şehrin her yerinden görülebilen, iyi dalgalanması için paraşüt kumaşından imal edilen dev bayraklar asan bir ülke düşünebiliyor musunuz? Sanki bu ülkenin halkı sık sık toplu bellek kaybı geçirip 'Biz nereliydik yahu? Hangi ülkenin vatandaşlarıydık biz?' diyerek paniğe kapılıyor veya 'Bizim bayrak kırmızıydı galiba, ama üzerinde ne resmi vardı?' diye meraka kapılıyormuş gibi. Veya bir başka ülke düşünelim; bu ülkenin vatandaşları ayıların bile çıkmaya cesaret edemeyeceği yükseklikte dağlara çıkıp uzay gemilerinden bile görünecek boyutlarda harflerle 'Ne mutlu buralıyım diyene' yazıyor olsun. Sonra da harfler hava koşulları nedeniyle pislenip soluklaştıkça dağlara tekrar tekrar tırmanıp taşlara taze kireç sürüyor olsun." Galiba bu ülkeyi tanıyoruz. Hem de iyi tanıyoruz. Darbeleri, muhtıraları, yazboz tahtasına dönmüş seçim sistemleriyle, "bir Türk dünyaya bedeldir"leriyle, hoşgörüsüzlükleri ve olanca renkliliğiyle Türkiye... Margulies'in siyasi yazıları, her şeyden önce solda duranları, sosyalist olduğunu söyleyenleri hedefliyor. Milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı barikat kurulması gerektiğini söylerken, solun içindeki milliyetçiliğe de dikkat çekiyor Margulies. Bu arada, üzerinde ısrarla durduğu noktalardan biri, "aslında milliyetçiliğin yükselmediği": "Ben Türkiye'de milliyetçiliğin yükseldiğine inanmıyorum; Cumhuriyet mitinglerinin çığırtkan ama kim olduğu belli ve dar bir kesimden oluştuğunu, halkın büyük çoğunluğunun ise ne Müslüman düşmanı, ne de Kürt düşmanı olduğuna inanıyorum. Öte yandan, her tarafı dev bayrakların kaplamış olduğunu görmek için özellikle gelişkin bir gözlem yeteneğine sahip olmak da gerekmiyor. Ama bu bayraklar halkın pencere ve balkonlarında değil, resmi kurumların direklerinin ucunda sallanıyor. Kadıköy, Şişli ve Nişantaşı'nda oturanlar tersini sanabilir; Fatih'te, varoşlarda ve taşra kasabalarında bir gezinti yapmalarını öneririm. Devletin bir kesimi ve onun sivil uzantıları, bayraklar ve Mustafa Kemal portrelerinin ardına sığınarak 'Cumhuriyeti' değil, mevcut devleti mevcut şekliyle korumaya çalışıyor, devlet mekanizmasının içinde kendi konumunu kaybetmemek için direniyor. Bu kesime çok zaman 'derin devlet' deniyor, ama ben yüzme havuzu gibi olduğunu düşünüyorum: Evet, bir ucu derin, ama öbür ucu iyice sığ, kolayca görünüyor." Milliyetçilikle ırkçılığı, demokrasinin askerileşmesini çok ciddi bir tehlike olarak görmekle birlikte, Margulies her türlü şahlanışına rağmen milliyetçiliğin yükselmediğini, toplumdan büyük bir rağbet görmediğini iddia ediyor. Hatta araç olarak kullanıldığını: "Açık ki, egemen sınıfın bir kesimi direniyor. Kendilerini dışlayan küreselleşmeye, dışa açılmaya, demokratikleşmeye, barışçı çözümlere, değişime karşı direniyorlar. Direnişin al sancağı, toplumsal destek kazanmak için kullandığı savaş çığlığı Kemalizm, Lozan, şu çılgın Türklük, Onuncu Yıl Marşı, 'Cumhuriyet'i korumak', yani kısacası milliyetçilik. Tabandan yükselen bir milliyetçilik değil, egemen sınıfın en geri, durağan, çağdışı kesiminin dayatmaya, alevlendirmeye çalıştığı bir milliyetçilik." Kitabın sonsözünde, Orhan Koçak tarafından kaleme alınmış bir yazı var: "Milliyetçilik neden hep bir dış düşmana gerek duyar?" Margulies'in yazıları, kolay okunan, somut, teorik belirsizlikten uzak, yer yer iğneli ve polemikçi? Çeşitli yayınlarda basılmış bu yazıları bir araya getirdikten sonra Roni Margulies her metnin altına bir kayıt düşmüş, hamiş eklemiş, bir süre önce yazdığı yazıya bir başka gözle bakıp eklemeler yapmış, hiçbir şey çıkarmadan...
  • Davud El-Kayseri
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    117,09 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din, İslam, Tasavvuf
    Konusu:
    Birinci risalede Davud el-Kayserî Ledünnî İlmi (el-ilmü'l-ledünnî) konu edinmektedir; ikincisinde ise, Hakiki Sevgi (el-muhabbetü'l-hakîkîyye) kavramını ele almaktadır. Davud el-Kayserî Ledünnî İlmi "Hayat Suyu" sembolüyle anlatmıştır. Çünkü ilim, su gibidir. Nasıl hayatın ve canlılığın kaynağı su ise, ilim de bütün varlığın kaynağıdır. Allah, varlığı ilmiyle yaratmıştır. Hayatın ve varlıkların sırrı ilimde ve suda çözülmüştür. Bu sırra vakıf olmak için Hızır gibi bu hayat suyundan içmek gerekir; yani başka bir ifadeyle ledünnî ilme sahip olmak gerekir. İnsanı gerçek manada, Hızır'ın durumu gibi, hem ruhen, hem de bedenen ölümsüz kılan şey, hayat suyu veya ledünnî ilimdir. Davud el-Kayserî'ye göre, sevgi bilginin neticesidir. Dolayısıyla bilgi, sevgiden daha öncelikli ve önemlidir. Allah'ı sevmek demek, O'nu hakkıyla bilmek ve gereği gibi kulluk etmek demektir. Diğer varlıkları sevmek, onların varlıklarını ve haklarını korumak demektir. Sevginin, sözde kuru sevgi olmaması için hakiki sevginin neticelerini göstermek gerekir. O halde hakiki sevgi son tahlilde çıkarsız sevgidir. Bu da Allah için sevgidir

Sayfalar