En Son Eklenenler

Toplam 59024 sonuçtan 21541 - 21550 arası görüntüleniyor.
  • Vatsayayana
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    388,08 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Cinsiyet
    Konusu:
    Kama Sutra is an ancient Indian Hindu text written by Vtsyyana. It is widely considered to be the standard work on human sexual behaviour in Sanskrit literature. A portion of the work consists of practical advice on sexual intercourse. It is largely in prose, with many inserted anustubh poetry verses. "Kma" which is one of the four goals of Hindu life, means desire including sexual desire the latter being the subject of the textbook, and "stra" literally means a thread or line that holds things together, and more metaphorically refers to an aphorism (or line, rule, formula), or a collection of such aphorisms in the form of a manual. Contrary to western popular perception, the Kama Sutra is not exclusively a sex manual; it presents itself as a guide to a virtuous and gracious living that discusses the nature of love, family life and other aspects pertaining to pleasure oriented faculties of human life. Kama Sutra, in parts of the world, is presumed or depicted as a synonym for creative sexual positions; in reality, only 20% of Kama Sutra is about sexual positions. The majority of the book, notes Jacob Levy, is about the philosophy and theory of love, what triggers desire, what sustains it, how and when it is good or bad. The Kama Sutra is the oldest and most notable of a group of texts known generically as Kama Shastra (Sanskrit: Kma stra). Historians attribute Kamasutra to be composed between 400 BCE and 200 CE. John Keay says that the Kama Sutra is a compendium that was collected into its present form in the 2nd century CE.
  • Pelin Buzluk
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    172,52 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Balkonlarda bu çiçekler, ayakta tutuyor direncimizi. Bütün binalar griye boyandı, bir-iki şaşkın leke: çiçekler. Renklerin halkı isyana ittiği kanıtlanmış. (Nasıl?) Bir adım öne çıkan cesur balkonların bağrında inatçı, rengârenk kokular şimdi. İç odaların gizinde mahzun, renkli kuşlar. İrili ufaklı. Bir misafirlikte banyoyu ararken yolunuza çıkan. Tavuslar, altın sülünler, çinteler, sakalar... Gündelik yaşamın gözden kaçmış ayrıntıları, başımızı çevirip bir türlü bakmayı akıl etmediğimiz insanlar, eşya ve insanı hep derin bir hayrete düşüren coğrafya... Buzluk, bu kitabında yer alan öykülerinde bir yandan ilk öykülerinin ele avuca sığmaz yaratıcılığını sürdürüyor, bir yandan da Doğu masallarından, söylencelerinden getirdiği dille anlatım biçimini zenginleştiriyor.
  • Haluk Gerger
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Yıl 1898, Washington Post gazetesi "Ormanda kanın tadı gibi insanların ağzında da imparatorluğun tadı var." sözünden hareketle "Kan Tadı" adını alan kitap, kuruluşundan günümüze ABD nin kanlı tarihini mercek altına alıyor. ..
  • Dr. Ali Şeriati
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    173,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din, Felsefe, İslam, Siyaset
    Konusu:
    “…Yoksulluk ve kompleksi oluşturan esas unsur tüketim olayıdır. Yetersiz tüketimi hissettiren unsur başkalarının, içinde yaşadığımız toplum üyelerinin tüketim düzeyleridir. Bu pratik gerçek normal pazarlarımızda da farkedilebilir Kapitalistler, pazar yaşamını ahlaki ve dini normlarla kurdukları halde, gerçekte kapitalist kamulaştırmanın köklü bir hayat tarzı olan din’le hiçbir alakası bulunmamaktadır… Kapitalizm bir ekonomik ve sosyal sistem olarak varlığını muhafaza edebilmektedir. Onu; adi bir sosyal ve ekonomik düzen olarak tanımlayanlar olduğu gibi, insan onuruna, şeref ve haysiyetine en saygılı bir düzen olarak tanımlayanlar da bulunmaktadır. Ancak kapitalizm’in insan ve eşya tabiatına zıt bir sosyal ve ekonomik sistem olduğunu pratiği göstermiştir. Çünkü kurtarıcı bir ekonominin en basit ilkelerine bile sahip değildir. însan emeğine ve alın terine saygısız olduğundan insanın güvenini kazanamamış ve kazanamaz da. Menfaati putlaştıran, kişisel çıkarı ilahlaştıran acımasız ve vahşi bir kültürün ürünüdür. Fakirleri hem patronların hem de sermayenin kullan haline dönüştüren bir ekonomik ve sosyal sistem olan kapitalizm, altın ve kuvvet ilahları tarafından üretilen fakat halka tükettirilen şeytani bir toplumsal örgütlenme şeklidir. Sefiller, açlar ve kimsesizler üreten fabrikalar kümesi, tağutlann çağdaş dilidir bu sistem. Evet bu sistem: İnsanın üstün değerlerini çiğnemiş, ahlâk ve vicdanı bozmuş, adaleti ayakta tutan her şeyi altüst etmiş, devletle halk arasındaki zaruri dayanışmayı ortadan kaldırmış, sıkıntıyı alabildiğine yaymış, huzuru silip süpürmüştür. Kapitalizm’de işçi; hakkını dövüşe dövüşe, bileğinin hakkıyla alır patrondan. Kapitalist proleterya ilişkisinde insani bir köprü, bir bağ yoktur. İlişkiler; sadece mide ve cep veya işkembe ve yem ilişkisidir Kapitalizm’de her iş paraya dayanır, para ise kapitalistlerin elindedir. Devlet ise, para babalarının dilediklerini alabilmeleri için didinir. Çünkü devlet servet sahiplerini temsil etmektedir. Ancak kapitalist devletin bütçesi zenginlerin ödemesi gereken vergilere değil, fakirlerin ödediği vergilere dayanmaktadır. Kapitalist işletme, sanayi teknisyenini, iktisat bilginini, kültür adamını ve hukukuçusunu kendi yaratır. İktisadi inkaşafla kültürel inkişaf aynı temel gelişmenin iki ayrı yönünden ibarettir. Üniversite sanayinin elindedir. Entelektüellerden beklenen iş; teknik bilgilere dayanarak hakim sınıfın çıkarlarını korumak, düşman ideolojilere karşı Onun ideolojisini güçlendirmek ve ayakta tutmaktır. Çünkü sömürgeler çağında psikiyatristler; Afrikalıların aşağılıklarını ispat için bilimsel teoriler kurmuşlardı. Psikiyat rislere göre, sömürge halkının beyni gelişmemiş, onlar sadece görünüşte insandılar. Ancak zamanla “yeryüzünün lanetlileri” çelişkileri görmeye ve yeni çözümler bulmaya başlayınca, şuurlanan burjuvazinin yeni bir ideolojiye ihtiyacı oldu. Bu dünya görünüşünü rahipler değil, pratik bilgi uzmanları kuracaktı. Kanun adamları, edebiyatçılar, matematikçiler, hekimler v.s. rahibin yerine geçecek ve filozof adını benimseyeceklerdi.
  • John Flanagan
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    190,36 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Kardeşlik Savaşçıları'nın bu beşinci kitabında eski dostlar yeniden karşımıza çıkıyor. Gölgelerin Efendisi ile Kardeşlik Savaşçıları dünyaları, güçlerini birleştiriyor! Hal ve Kardeşlik üyeleri ile Gilan, köle olarak satılan on iki Araluenliyi kurtarmıştır. Araluen'e döndüklerinde Kral Duncan, Gilan'a yeni bir görev verir; Orman Muhafızı, Prenses Cassandra'yı mutlak bir ölümden kurtaracaktır. Daha önce bir suikast girişiminden kurtulan prenses, yeni bir ölüm tehdidi ile karşı karşıyadır. Bu tehdidin arkasında da acımasız katillerden oluşan Akrep Tarikatı vardır. Kardeşlik üyeleri ve Gilan, tehdidi ortadan kaldırmak için el ele verir. Maceraları onları Arrida çöllerine sürükleyecek, düşmanlarıyla yüz yüze getirecektir
  • Alfred Bester
    metin - Türkçe
    5 Ayrım
    5,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Bilim Kurgu
    Konusu:
    ster’in iki muazzam kitabı zamanının ötesine geçmeyi başardı. Yaklaşık altmış senedir herkesin en iyi on bilimkurgu kitabı listesindeki yerlerini korudular.” -Robert Silverberg- “En sevdiğim kitap ne mi? Kaplan! Kaplan!” -William Gibson- “Bilimkurgu edebiyatı gerçek deha ürünü çok az eser çıkardı ve bu da onlardan biri.” -Joe Haldeman- “Pekçoklarınca şimdiye dek yazılmış en iyi bilimkurgu romanı.” -Samuel R. Delany- “Kaplan! Kaplan!, Alfred Bester’in yazdığı en iyi eser.” -James Lovegrove- “Yüksek maceranın, zengin yaşamanın ve zor ölmenin olduğu bir Altın Çağ’dalardı… ama kimse öyle düşünmüyordu. Servet ve hırsızlığın, talan ve yağmacılığın, kültür ve ahlaksızlığın geleceği… ama kimse bunu kabul etmiyordu. Aşırıların çağındaydılar, ucubelerin büyüleyici yüzyılı… ama kimse bunu sevmiyordu.” Uzayda ölüme terk edilen ve 170 gün boyunca havasız ortamda hayatta kalmayı başaran Gully Foyle, kendine geldikten sonra gemi enkazından kurtulur ve intikamını almak için yola koyulur. Tüm Dünya’yı değiştirecek bir sırrı da yanında taşımaktadır. Alfred Bester Kaplan! Kaplan!’da bilimkurguya getirdiği tüm yenilikleri bir seviye ileri götürüyor ve belki de yazılmış en iyi bilimkurgu romanını ortaya çıkarıyor. Kaplan! Kaplan!, bilimkurgu edebiyatındaki Monte Kristo Kontu. Graham Sleight’ın sunumuyla Neil Gaiman’ın sonsözüyle
  • H. G. Ginger
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    380,20 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Konusu:
    Kabala’nın yaratılmasından çok önce tapınılan ve çağırılan eski çağlara ait güçler vardır. Bunlar Sümer inancındaki kadimlerdir ve Aleister Crowley’in majisinde ve H.P. Lovecraft’ın mitosunda yaşarlar. Dünyayı bir kez daha yönetmek için kapının hemen ardında beklemektedirler. Uzun süredir kayıp olan sihirbazın elkitabı, büyülü sözler ve çağırışlar, ruhları defetme ve bağlama yollarını içerir. Ama bunlar düşüncesizce kullanılmamalıdır. Sadece, Abdül Alhazret’in, Kara Dünyanın Kitabı’nı tamamlamasına engel olan kaderini bile düşünmemiz yeterlidir. Ve hatırla ki, Necronomicon’da çağrılan güçler için etkili bertaraf ediciler yoktur. “Necronomicon’un majisi kurcalanacak bir şey değildir ve seni baş edemeyeceğin psikolojik güçlere maruz bırakabilir. Şunu daima hatırla, eğer efsunlar konusunda acemice davranırsan uyarılacaksın.” gizle
  • Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    598,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Dostoyevski, yaşamının son yıllarında başyapıtı Karamazov Kardeşler'i tamamladığında, Rus yazınında 'felsefe düzeyinde roman-tragedya denen türün de temelini attığının bilincinde değildi. Dostoyevski'nin yaşam birikiminin tümünü ve sanat gücünün doruğunu içeren bu roman, gerçekte insanı insan yapan ne varsa, onlara adanmış bir destan niteliğini taşır. Yazar, hiçbir romanında "Karamazov Kardeşler"de olduğu denli insan ruhuna inmemiş, insanoğlunu bu denli kesitler biçiminde, içgüdülerinin ve istencinin tüm görünümüyle sergilenmiştir. Bir aileyi konu alan ve bir felaketler zinciri olarak gelişen olay örgüsü, bireysel öğelerin yanı sıra, ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısındaki Rus toplumunu da geçirdiği sarsıntıların tümüyle, dünya edebiyatında bir eşi daha bulunmayan bir sanat aynasından yansıtır. (Tanıtım Yazısından) Dostoyevski (1821-1881): Gerek 1840'ların ortalarından itibaren yayımlamaya başladığı Beyaz Geceler ve Öteki gibi uzun öykü-kısa romanlarıyla, gerekse Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza ve Budala gibi Sibirya sürgünü sonrası büyük romanlarıyla, insanın karanlık yakasını kendinden sonraki bütün romancıları derinden etkileyecek biçimde dile getirmiş büyük bir 19. yüzyıl ustasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın son başyapıtıdır.
  • Philip K. Dick
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    799,41 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Bilim Kurgu
    Konusu:
    Sanırım bu benim başyapıtım diyor Dick, kitabın hemen başında. Uyuşturucudan örülü, her şeyin uyuşturucu üstüne kurulduğu bir ters ütopya, 68'in boşlukta çiçek yetiştirebilen kuşağına küçük bir selam, belli belirsiz bir gülümseme. Kaybedenler Kulübü her şeyin kenarında durup, sorulmuş her sorunun ancak yeni bir soruya sebep olacağını bilerek, tipik 6.45 BK metinlerinden birini daha tedirginlikle sunar. Kısaca söylemek gerekirse; Yaşayıp ölmek ve diğer şeyler üzerine bir kitap.
  • Gülsüm Öz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    358,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Özge Onat
    Konusu:
    “Güzel kızım… Yoruldun annenin başında… Daldın gittin. Sen doğmadan bir ay önce ayrılmıştık babanla… Yaşamanın bir anlamı kalmamıştı sanki… Derken sen geldin dünyama… Doğduğunda ömür boyu süreceğini umduğum bir aşk başlamıştı aramızda. Yaşamak için ne çok sebep vardı artık seninle… Şimdi ise seni yalnız bırakıp gideceğim için nasıl üzgünüm bilsen… Biliyorum daha annelik görevlerimi bitirmedim… Affet anneni kızım...” “Kızının ardından loş koridorda tek başına kalan Fevziye bir an ne yapacağını bilemedi. İçindeki keyifsizlik kızgınlığa dönüşüyordu. Bir zamanlar bir dediğini iki etmeyen kızı, onu bu darmadağınık evde çocuklarla baş başa bırakıp gitmişti. Hem de giyinip kuşanıp gençliğinin verdiği bütün canlılığı ile merdivenleri sekerek inip, onu bir böcek gibi geride bırakarak.” Farklı anneler, farklı kızlar… Tek ortak noktaları birbirlerini yanlış değerlendirmeleri, belki daha fazlası… Gülsüm Öz’ün bu hem gerçek hayattan alıntılar taşıdığını bildiğimiz hem de gerçek olamayacak kadar sert yaşanmışlıklar olduğuna inandığımız romanını bir solukta okuyup bitireceksiniz. Belki sonrasında sahip olduklarınıza daha sıkı sarılırsınız.

Sayfalar