Eserlere Göre Listeleme

Toplam 3518 sonuçtan 2241 - 2250 arası görüntüleniyor.
  • Aziz Şeker
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    943,53 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dünya büyük bir risk altında. Sosyal adaletin kurumsallaşmadığı, şiddetin günlük yaşam içinde sıradanlaştığı, insanların ve toplumların ayrıştığı zengini az yoksulu çok bir dünyada yaşıyoruz. Aziz Şeker bu kitabında sosyal sorunların insanlara ve toplumlara yansımasını ele alırken çocuk gelinlerden nefret suçlarına, insan haklarından sosyal adalete, küreselleşmeden sosyal belediyeciliğe, kadına yönelik şiddetten engellilere ve bu tür sorunlarla uğraşmayı üstlenen sosyal çalışma mesleğine kadar birçok konuya değinmekle birlikte insancıl bir toplum oluşturmanın yollarını tartışmaya okuyucu davet etmektedir.
  • Michel Foucault
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    735 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nigar Bahçegül
    "Hayatta ne yapılıyor? Yüksek memurlar sendikası ve bunun gibi başka kurumlar ne yapıyorlar? Tam da o hukuku, gerçekte hükümdarlığın hukuku olan şu ünlü biçimsel, burjuva hukukunu yardıma çağırmaktan başka ne yapıyoruz? Sanırım burada bir tür darboğaza düşüyoruz, sonsuza dek bu biçimde yürütemeyiz: disiplinci iktidarın etmenleri, disiplin karşısında hükümranlığa başvurarak sınırlanamaz." Michel Foucault'nun 1976 yılında verdiği derslerin notlarından oluşan Toplumu Savunmak Gerekir, iktidar ilişkilerini çözümleme yolunda savaş modelinin yerindeliğini araştırıyor. Foucault'ya göre iktidar ve direniş ilişkilerinin mantığı hukukun değil savaşımın mantığıdır. Artık sorun, siyasetin, savaşın başka araçlarla sürdürülmesi olduğunu öne sürmenin yerinde olup olmadığını bilmektir. Yirminci yüzyılın bu önemli düşünürü, ırklar savaşına ilişkin söylemleri ve fetih anlatılarını çözümleyerek, toplumu "biyoiktidar"dan ve devlet ırkçılıklarından korumaya girişiyor. (Arka Kapak) .
  • Boria Sax
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    212 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Galip Kamuran Yetimoğlu
    Kargalar, köyde kentte, her yerde sürüsüne bereket dolaşırlar ama göz ucuyla bile olsa, bakışlarını bizlere nadiren çevirirler. İnsanlarla aralarında hürmetkar ama mesafeli bir ilişki vardır. Güvercinler, serçeler şehrin sokaklarında, parklarında öylesine vakit geçiriyor gibidirler, aylak aylak yiyecek kırıntıları toplarlar. Buna karşın kargalar arasında sanki daima önemli bir şeyler olmaktadır, sanki kendi hayatlarına ait bir oyun sahnelemekte gibidir. Oradan oraya uçuşurlar ve beklenmedik bir anda birbirlerine seslenirler. Peki karga nedir? Başka hiçbir hayvanın imgesi onunkinden daha basit değil. Kış göğünün beyazında açılmış kanatlar, eğik bir kafa ve uzun bir kuyruğun oluşturduğu bir siluet gözümüzde kolaylıkla canlanır. Ama her şeyi çok daha karmaşık gören bilim adamları bize kargaların Kargagiller ailesine mensup olduklarını söylüyor. Saksağan, ala karga, dağ kargası, gök nar kargası ve diğerleri gibi. Bu kitap insanlarla kargalar arasındaki ilişkiye şiir, hayvan davranışları, söylenceler, efsaneler ve görsel sanatlar üzerinden bakıyor. Kambur duruşları ve leşe düşkünlükleri yüzünden ölümün simgesi olmuşlardır, oysa kuşların pek çoğundan daha canlı ve oyuncudurlar. Ha bire kendilerini lüzumsuz oyunlara kaptırırlar, yerdeki bir dalı alır, yükselir, sonra bu oyuncağı düşürürler, sonra da yakalamak için dalışa geçerler. Uzun, güçlü bacakları üzerinde yem arayan kargalar sanki toprağın üzerinde kayıyorlarmış gibi görünebilirler. Sonra, neredeyse hiç çaba harcamadan, ara sıra kanat çırparak, birer ruh gibi havaya yükselirler. Zekaları, gagalarını çevreleyen tüyleri ve mütebbessim görünümleriyle pejmürde ve sevimli bir insana benzerler. Bazı araştırmacılar kargaların, insandan sonra, hayvanlar arasındaki en becerikli alet yapıcısı olduğuna inanmaktadır. Bir zeka işareti mi yoksa aptallık işareti mi olduğu tartışmaya açık olsa da, kargagillerin insanlarla ortak özelliklerinden biri de parlak nesnelere duydukları sevgidir. Saksağanlar ve küçük kargalar gibi daha ufa
  • Susan McHugh
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    376 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nurdan Sonemel
    Köpeklerin insan yaşantısının en önemli unsurlarından biri haline nasıl geldiklerinin izahı bir yana, köpeğin ne olduğunun tanımlanması bile zorlu, bitmeyen bir uğraştır. Konuyu en aşina olduğumuz türle, yani evcil köpekler veya Canis familiaris ile sınırlamak bile işimizi pek kolaylaştırmaz. Dört ayaklı canlılar arasında en geniş coğrafya yayılmış olan türdür (dünyadaki dağılımları bakımından insan türünden sonra ikinci sıradadır); insanın evcilleştirdiği hayvanlar içinde, birkaç binyıl ile, en eski geçmişe sahip olandır ve çakallar ile kurtlar dahil diğer türlerden doğurgan döller üretme yetisine sahiptir. Köpeğin bu geniş kapsamlı morfolojisi, dağılımı, geçmişi ve üretken fizyolojisi bir araya geldiğinde insan imgeleminin sınırları zorlanır. Susan Mchugh bu kitapta köpeklerle dostluğumuzun dört bin yıllık tarihine uzanarak mitolojide, dinde, Alaska, Yunanistan, Peru ve İran’ın antik kültürlerinde bu ilişkinin gelişimini inceliyor ve Uzakdoğu, Avrupa, Afrika ve Amerika’da köpeklerin tarihlerini karşılaştırıyor. Mchugh, görece yeni sayılması gereken köpek yetiştirme ve yeni türler yaratma olgusunu inceledikten sonra, köpeklerin hayatımızda sadece birer ev veya yol arkadaşı olarak değil, edebiyat, sinema ve bilimsel araştırmalardaki rolleriyle de önemli bir yer işgal ettiklerini gösteriyor. 110 resimle donatılan bu kitap insanların binlerce yıl içinde köpeklere nasıl yeniden biçim verdiklerini ve öte yandan onların da insanları nasıl şekillendirdiklerini gösteriyor. Susan McHugh New England Üniversitesi’nde İngiliz Dili profesörü.Sİ
  • Randall Collins, Michael Makowsky
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    3,01 MB
    Eser Türü: Kitap
    Collins ve Makowsky'nin hazırladığı bu eser, modern toplumun oluşmasına katkıda bulunan ve bugün de önemini koruyan düşünürler konusunda karmaşık bir dil kullanılmadan büyük bir titizlik ve incelikle öykü tadında hazırlanmıştır. 19. yüzyıldan çağdaşımız olan düşünürlere kadar yaşam öykülerinin yanı sıra kavramsal düşüncelerini yaşanmış büyük dönüşümlerle birleştirerek günümüze kadar ustalıkla dokuyan bu eser, sosyal bilimlerin her alanında kullanılabilir bir özelliğe sahiptir. Özellikle hem temel hem de yardımcı kitap olarak sosyal/sosyolojik teori, sosyal düşünce tarihi, sosyoloji tarihi ve sosyolojiye giriş derslerinde rahatlıkla kullanılabileceği gibi 19. ve 20. yüzyılı anlamak isteyen özgür okuyucular için de iyi bir kaynak kitap olabilir.
  • George Ritzer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    28 Ayrım
    755,58 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aysun Sağdıç
    McDonald’s nedir? Basit, işlevsel, modüler yiyecekler; parlak renklerle düzenlenmiş, ışıltılı mekânlar; birörnek giysili, genç, neşeli çalışanlar; mama sandalyesine kadar her türlü ayrıntının düşünüldüğü tertemiz aile ortamları... “fast-food”un adı haline gelmiş bir ticari marka... Amerikalı toplum kuramcısı George Ritzer, bu ilginç çalışmasında, McDonald’s teriminin bunlardan ibaret olmadığını yalın ve çarpıcı bir üslupla gösteriyor bize. McDonald’s, toplama kampı modelinden ilham alarak bütün dünyayı “akılcılığın demir kafesi” içine hapseden toplumsal, ekonomik, kültürel bir sistemin adı. McDoktorlar’dan McÜniversiteler’e, McGazete ve McEğlence’ye kadar insan yaşamının bütün alanlarını yutmakta olan bir kafes. Toplumun McDonaldlaştırılması kavramının temsil ettiği akılcılaşma süreci, modern yaşamın ihtiyaçlarına hızlı ve etkili yanıtlar sağlayan dört temel unsura dayanır: Verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim. Akılcılaşma tüm yaşam alanlarına hâkim olmakla kalmaz, yaşamın öncesine ve sonrasına da el atar: McDoğumlar ve McCenazeler, hep bu elden çıkmadır. Ancak akılcılaşma ister istemez kendi içinde akıldışılığı barındırmaktadır ve bu da insansızlaşmayı, insanlıktan çıkmayı getirir: Standart ebat ve lezzetteki patateslerin ardında korkunç bir çevre tahribatı; parlak renklerle döşenmiş bol ışıklı yemek salonlarının gerisindeki mutfakta muazzam bir emek sömürüsü; ekonomik, pratik, öngörülemezliğin tehlikelerinden uzak aile sofralarında “benliğin sınırlandığı, duyguların denetlendiği, ruhun boyun eğdiği” bir dünya vardır.Yer yer sosyolojik inceleme değil kara ütopya hissi veren Toplumun McDonaldlaştırılması’nda Ritzer, teknolojiyi külliyen dışlamadan, nostaljik duygusallıklara kendini kaptırmadan, modern topluma sağlam bir eleştiri getiriyor. Kötümser ama paniğe kapılmıyor: Bu yoldan dönüş olduğuna inanmasa bile, McDonaldlaştırılmış toplumdan rahatsızlık duyanlar için pratik önlemler sunuyor. Belki de ürünlerin üstüne, yazarın önerdiği gibi bir uyarı yazısı koyarak başlanabilir işe: “DİKKAT!” Gündelik hayatın “tuzaklarına” düşmek istemeyenlere...
  • George Ritzer
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    McDonald’s nedir? Basit, işlevsel, modüler yiyecekler; parlak renklerle düzenlenmiş, ışıltılı mekânlar; birörnek giysili, genç, neşeli çalışanlar; mama sandalyesine kadar her türlü ayrıntının düşünüldüğü tertemiz aile ortamları... “fast-food”un adı haline gelmiş bir ticari marka... Amerikalı toplum kuramcısı George Ritzer, bu ilginç çalışmasında, McDonald’s teriminin bunlardan ibaret olmadığını yalın ve çarpıcı bir üslupla gösteriyor bize. McDonald’s, toplama kampı modelinden ilham alarak bütün dünyayı “akılcılığın demir kafesi” içine hapseden toplumsal, ekonomik, kültürel bir sistemin adı. McDoktorlar’dan McÜniversiteler’e, McGazete ve McEğlence’ye kadar insan yaşamının bütün alanlarını yutmakta olan bir kafes. Toplumun McDonaldlaştırılması kavramının temsil ettiği akılcılaşma süreci, modern yaşamın ihtiyaçlarına hızlı ve etkili yanıtlar sağlayan dört temel unsura dayanır: Verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim. Akılcılaşma tüm yaşam alanlarına hâkim olmakla kalmaz, yaşamın öncesine ve sonrasına da el atar: McDoğumlar ve McCenazeler, hep bu elden çıkmadır. Ancak akılcılaşma ister istemez kendi içinde akıldışılığı barındırmaktadır ve bu da insansızlaşmayı, insanlıktan çıkmayı getirir: Standart ebat ve lezzetteki patateslerin ardında korkunç bir çevre tahribatı; parlak renklerle döşenmiş bol ışıklı yemek salonlarının gerisindeki mutfakta muazzam bir emek sömürüsü; ekonomik, pratik, öngörülemezliğin tehlikelerinden uzak aile sofralarında “benliğin sınırlandığı, duyguların denetlendiği, ruhun boyun eğdiği” bir dünya vardır.Yer yer sosyolojik inceleme değil kara ütopya hissi veren Toplumun McDonaldlaştırılması’nda Ritzer, teknolojiyi külliyen dışlamadan, nostaljik duygusallıklara kendini kaptırmadan, modern topluma sağlam bir eleştiri getiriyor. Kötümser ama paniğe kapılmıyor: Bu yoldan dönüş olduğuna inanmasa bile, McDonaldlaştırılmış toplumdan rahatsızlık duyanlar için pratik önlemler sunuyor. Belki de ürünlerin üstüne, yazarın önerdiği gibi bir uyarı yazısı koyarak başlanabilir işe: “DİKKAT!” Gündelik hayatın “tuzaklarına” düşmek istemeyenlere.
  • Talip Apaydın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    282,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yusuf Yanar
    On yaşındaki Erdal ile ablası, köy öğretmeni İnci'nin Anadolu'nun uzak bir köyünde geçirdikleri bir yıllık yaşantıyı anlatan, 1964 Doğan Kardeş Çocuk Romanı yarışmasında üçüncülük ödülü kazanan Toprağa Basınca, Talip Apaydın'ın yalın kalemini ve ne denli usta bir yazar olduğunu genç okurlara duyumsatacak.  "Köy sevgisi benliğimi doldurdu. Yurt sevgisi, bayrak sevgisi halini aldı. Köyü sevmeden, köy için çalışmadan Türkiye'nin kurtulamayacağı gerçeğine vardım. Bunun için toprağa basmak, köyü tanımak gerekiyordu. Benim bilgim ve inancım topraktan gelir. Çünkü ben ömrümün en güzel bir yılını köyde geçirdim, köylülerin hayatına karıştım. Toprağa bastım. O toprak öyle bir varlık ki ona değdiniz mi onu bir daha unutamazsınız..."
  • Vildan Yirmibeşoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    440,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    14 yaşındaki Azize, komşularının oğlu Fahat Kaymaz’a gönlünü kaptırır. Fakat Akçakale Yolu Kuyubaşı köyünde bu aşk pek gizli kalmaz. Haber Azize’nin ailesine ulaşır ve Azize’nin evinde toplanan aile meclisinden “ölüm kararı” çıkar. “Kirlenmiş” Azize ile aşığı can verecek, böylelikle namus kurtulacaktır. Daham ve Yasin, alınlarına sürülen lekeyi “temizlemekle” görevlendirilirler. “Fahat Kaymaz’a kardeşimizle evlenmek isteyip istemediğini sorduk. ‘İstemiyorum!’ cevabını verdi. Ellerini beline atınca, silahımızı çekip vurduk. Azize’yi de kanala atarak namusunu temizlemeyi düşündük. Ablamız Bedriye onu saklandığımız yere getirdi. Biz de onu sulama kanalına attık. Yaklaşık 100 metre kanalı takip ettik ve çırpına çırpına sürüklendiğini gördük. Boğulacağına inanmıştık. İşi yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Kız kardeşimizi öldüremediğimiz için aşiretimizden özür diliyorum.” Evin kadınları, Fırat’a bağlanan su kanalının kıyısına getirip teslim etti Azize’yi, öz ağabeylerinden oluşan ölüm timine. Azize yüzmeyi bilmezdi, sadece çırpınabilirdi. Böylece sürüklenip gitti akıntının koynunda. Ciğerlerine ne kadar su dolmuştu, yaşıyor muydu yoksa ölmüş müydü, farkında değildi. İşte o sırada, takılıp kaldı köprünün ayağına. Ve kırmızı yemenisini gördü tarlada çalışan birkaç köylü, kurtardılar Azize’yi… Ancak tüm kadınlar Azize kadar şanslı değildi! Bu kitapta yokmuşçasına var olan kadınların hikâyelerini okuyacaksınız…
  • Kenize Mourad
    insan sesi mp3 - Türkçe
    29 Ayrım
    448 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nilgün Uluğ
    Kenize Mourad, Filistin-İsraîl ateşi arasında kalan kurbanların ölüm ve mülteci kamplarındaki zor hayatlarını, korkularını, ihtiyaçlarını bütün insanlığın adalet duygusuna ve vicdanin sunuyor.

Sayfalar