Yazara Gore Listeleme

  • Sina Akşin
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele, Birinci Dünya Savaşı'nda Müttefik cephelerinin birer birer çöküşünün ardından, Osmanlı hükümetinin de barıştan başka bir yol kalmadığına karar vermesiyle başlayan uzun süreci mercek altına alıyor ve yorumluyor. Sina Akşin'in çok ciltli çalışması sadece bu döneme ilişkin zengin akademik çalışmaların tümünden yararlanmakla kalmıyor, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti arşivlerinin yanı sıra İngiltere, Fransa ve ABD arşivleriyle de söylediklerini pekiştiriyor. Eserin Mutlakıyete Dönüş başlığını taşıyan ilk cildi, Mütareke kararının alınmasından Damat Ferit hükümetinin 2 Ekim 1919'da çekilmesine dek uzanan dönemi kapsıyor. Akşin bu sürece, Mondros Mütarekesi'nin ardından meşrutiyetin fiilen rafa kaldırılarak monarşinin tekrar kuruluşunun nasıl damgasını vurduğunu gözler önüne seriyor. Ancak İstanbul'da bu rejim mücadelesini veren padişah ve gölgesindeki hükümetler, iki büyük sınavdan da geçmek zorundaydı: Bir yanda İtilaf devletlerinin Mütareke hükümlerinin arkasına sığınarak başlattıkları işgaller ile bunlarla ilgili diplomasi sorunları, bir yanda da Anadolu'da bu işgallere karşı başlayan Milli Mücadele… İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele'nin Son Meşrutiyet başlığını taşıyan ikinci cildi Damat Ferit'in 2 Ekim 1919'da hükümetten çekilip 5 Nisan 1920'de geri gelişi arasındaki dönemi farklı bir açıdan inceliyor ve yorumluyor. Birinci cilt olan Mutlakıyete Dönüş'te Mütareke'yle birlikte meşrutiyet rejimin yerini mutlakıyete bıraktığı süreç işlenir. Akşin ikinci ciltte bu sürecin arkasından gelen yeni dönemi ve yeni siyasal anlayışları ele alıyor. İstanbul hükümetlerinin Anadolu'dan yükselen demokratik-ulusçu Milli Mücadele ile ilişkilerinin olumlu yönde nitelik değiştirir görünmesi ve bu değişimin İstanbul'daki yansımaları ekseninde derinlemesine bir inceleme… Dizinin üçüncü cildi İç Savaş ve Sev'de Ölüm, Dördüncü Damat Ferit hükümetinin kuruluşundan Sevr Antlaşması'nın imzalanmasına kadar uzanan zaman dilimini ele alıyor. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri olarak somutlaşan demokratik-ulusçu harekete karşı verilen İç Savaş'ı, emperyalist kuvvetlerin Osmanlı İmparatorluğu'na yönelik planları ve Balkanlar'ı, Ortadoğu'yu, Anadolu'yu yeniden şekillendirme çabalarıyla birlikte işliyor.
  • Hagop Mıntzuri
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    517,08 KB
    Eser Türü: Kitap
    Usta öykücü Hagop Mıntzuri’nin 1897-1940 yıllarını kapsayan bu anıları, imparatorluğun son yıllarından cumhuriyetin başlangıcına uzanan, İstanbul’un çoktan mazi olmuş dönemine tanıklık ediyor. Köyü Armıdan’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a fırıncılık yapmaya gelen çocuk yaştaki Mıntzuri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamı, Beşiktaş ve Hisar’daki fırınlarının etrafındaki Türk, Ermeni, Makedon, Rum, Arnavut esnafı, Cuma Selamlığı’nda gördüğü padişahları, ekmek vermeye gittiği haremli selamlıklı köşkleri, Galata’yı, Pera’yı, Boğaz’ı ve o hattaki semtleri anlatıyor. École Français, Getronagan ve Robert Kolej gibi okullarda okuyan Mıntzuri’nin okula gidip gelirken veya sınıf arkadaşlarıyla yaşadığı maceralar ise 20. yüzyılın başlarında İstanbul’da çocuk olmaya dair naif bir hikâye sunuyor. İstanbul macerasını kendi isteğiyle sonlandırarak köyü Armudan’a dönen ve burada kışları öğretmenlikle, yazlarıysa tarlasıyla uğraşan Mıntzuri bir dizi tesadüf ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda kendini yeniden İstanbul’da buluyor, ve bu da kitabın Cumhuriyet sonrası İstanbul’unu anlatan ikinci kısmını oluşturuyor. Bu baskı, ilk kez 1993 yılında Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanmış olan kitabın revize edilmiş halidir. (Tanıtım Bülteninden)
  • Jacques Waardenburg
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    437,68 KB
    Eser Türü: Kitap
    Din Bilimleri sahasında dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Prof. Jacques Waardenburg'un College de France'da verdiği toplam 8 konferansın metinlerinden oluşan bu kitap, bu sahada çalışanların İslâm dinine bakışı kadar, müslümanların da diğer dinlere bakışını ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Eser, Dr. Ramazan Adıbelli'nin özenli tercümesi ve yazarı Waardenburg'un Türkçe baskı için yazdığı önsöz ile birlikte okurların istifadesine sunulmuştur.
  • Ali Şeriati
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    322,29 KB
    Eser Türü: Kitap
    “Pek çok Müslüman, hicret deyince Peygamber’in buyruğu üzerine, bazı sahabelerin Mekke’den Habeşistan’a ve Medine’ye göç etmesini anlamaktadır. Bazılarına göre, genel olarak hicret; ilkel yahut yarı medeni bazı insanların coğrafi veya siyasi sebeplerle bir yerden başka bir yere göçmelerinden ibarettir. Müslümanlar için ise, Müslümanların ve Peygamber’in hayatında olmuş bir olaydır. Ne var ki, Kuran’ın hicreti anlatırken kullandığı ifadeden, hicretin felsefi ve sosyal açıdan çok derin bir kavram olduğunu sezinledim. Daha sonra, dikkatimi tarihe yöneltince, hicretin hiç de basit bir olayı değil, tam tersine son derecede muhteşem bir ilke olduğunu; buna rağmen şimdiye kadar, kimsenin bu konuya değinmediğini gördüm. Bütün tarih boyunca hicret, medeniyetlerin doğuşunda başlıca etken olduğu halde, tarih felsefesiyle uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir.
  • Özlem Kumrular
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Özlem Kumrular, dönemin Hıristiyan hacıları, elçileri, diplomatları, yazarları, şairleri, esirleri ve hükümdarlarının ağzından İslam korkusunun gerçekçi bir portresini çiziyor. Engizisyon gizli Müslümanları deşifre etmek için hangi yöntemleri kullanıyordu? Müslümanlar, Hıristiyanları din değiştirmeye özendirmek için onlara neler teklif ediyorlardı? Müslüman korsanların eline düşen Hıristiyanların sonu ne oluyordu? İslam topraklarında dolaşan Hıristiyanlar ne gibi kötü sürprizlerle karşılaşıyorlardı? Hıristiyanların Mekke'de olduğunu ve boşlukta asılı olduğunu sandıkları Hz. Muhammed'in tabutu üzerine ne gibi efsaneler türetilmişti? Bir Hıristiyan Müslüman olduğu zaman ona nasıl bir tören yapılıyordu? Avrupa Müslümanlardan neden korkuyor? Bu korku neden ve nasıl başladı? Korkunun zaman içinde bugünkü noktaya gelmesinin arka planındaki etkenler neler? Tarih boyunca ilmek ilmek örülen bir propaganda zinciri içinde çığ gibi büyüyerek bugün dünyayı saran bu korku Ortaçağ'da ve Yeniçağ'da nasıl şekillendi? İslam Korkusu tüm bu sorulara başta İspanyolca, İtalyanca ve İngilizce olmak üzere Almanca, Katalanca, Fransızca, Portekizce ve Yunanca kaynaklarla cevap veriyor. Türk Korkusu'nun yazarı Özlem Kumrular, dönemin Hıristiyan hacıları, elçileri, diplomatları, yazarları, şairleri, esirleri ve hükümdarlarının ağzından İslam korkusunun gerçekçi bir portresini çiziyor.
  • Ali Şeriati
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,90 MB
    Eser Türü: Kitap
    Tanıma ve anlama meselesi, bilme meselesinden ayrı bir şeydir. Tanıma ve bilme arasındaki ayrımı bilmeyen biri, ne bir şeyi tanıyabilir, ne de bir şeyi bilebilir, isterse tanınmış bir bilgin, büyük bir allame olsun. Bir kitap ya da bir ekol ile ilgili olarak pek çok şey bilen, ama ne o kişiyi, ne o ekolü, ne de o eseri tanıyan bir sürü insan vardır. İslam âlimlerinden kimileri, İslam'ı tanımaktadırlar. Kimileri ise İslam âlimidirler ama İslam'ı tanımıyor olabilirler. Bunun tersine kimileriyse İslam'ı tanımakla birlikte İslam âlimleri arasında yer almazlar. İslam, ne kültür, ne de ilimdir, İslam bir inanç ekolüdür. İslambilim de tahsil edilmesi gereken bir kültür ve bilimler dizgesi değildir. Elbette İslam ilimleri ve İslam kültürü, oldukça değerli ve zengin olup İslam uygarlığının övünç kaynağıdır. Ama İslambilim, İslam ideolojisi anlamındadır, İslam ilimleri anlamında değil. (Tanıtım Bülteninden)
  • İlhami Durmuş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    405,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    İskitlerin tarihte oynadıkları rol, çeşitli kaynaklarda geçen adı, yayıldığı kültür coğrafyası, kimliği, siyasî tarihi ve kültürünün ortaya çıkarılması bu çalışmanın özünü oluşturmaktadır. İskitler, "Atlı Kavimler Medeniyetinin önemli bir halkasını oluşturmakla beraber, "Bozkır Kavimleri" arasında gerek siyasi tarihleri, gerekse kültürleri bakımından önemli bir yer tutmaktadırlar. Çin Seddi'nden Tuna nehrine kadar çok geniş bir sahaya yayılmış olan İskitlerin, aynı zamanda Kafkaslar'dan Anadolu'ya ve hatta Mısır önlerine kadar yayıldıkları hem arkeolojik buluntular hem de yazılı kaynaklarla aydınlatılmaktadır. İskitler genelde yaşamış oldukları kültür coğrafyasından dolayı bir bozkır kavmidir. Kültürlerinin ana unsuru olan attan dolayı ise atlı kavimdir. Temsil ettikleri kültür atlı kültürdür. Onların coğrafyayla sabitledikleri evleri yoktur. Evleri öküzlerin çektiği arabalar üzerindeki çadırlarıdır. Bu özelliklerinden dolayı oplar için göçerevli ya da kağnılı tabiri kullanılabilir. İskit kültürü büyük ölçüde kurganlardan çıkarılan buluntularla aydınlatılmaktadır. Kurgan adını verdikleri mezarları onların ellerinden çıkan maddi kültür unsurları bakımından oldukça zengin mezarlardır. Bu özelliklerinden dolayı da onların oluşturdukları kültür kurgan kültürüdür. Bütün bu özellikleriyle İskitler hareketli bir kavimdir. Onların hayat tarzı sosyal, siyasi, iktisadi, dini, askeri yapısına ve sanat anlayışına büyük ölçüde etki etmiş bulunmaktadır. İskitler, birçok eski bozkır kavmi gibi tarihin akışını değiştirmiş, tarihe yön vermiş bir kavimdir. Onlar kendi insanlarının yiğitliği ve kabiliyeti, atlarının hızı, yay ve oklarının mükemmelliği sayesinde her istedikleri coğrafyayı kendilerine kolayca yurt edebilmişlerdir.
  • Lawrence Durrell
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    964,58 KB
    Eser Türü: Kitap
    Durrell, İngiliz edebiyatının 20. yüzyıla kazandırdığı en önemli yazarlardan biri, tüm dünyada edebiyat okurlarının gözdesi. 20. yüzyılın en büyük romancılarından biri olan Lawrence Durrell, Justine, Balthazar, Mountolive, Clea adlı kitaplarından oluşan İskenderiye Dörtlüsü'nü, yapısal özellikleri bakımından bir "Avrupa romanı" olarak tanımlar. Bu dörtlü, roman kurgusu olarak birbirini izleyen bir süreci yansıtmaz. Aynı roman kahramanlarının, aynı zaman diliminde yaşadıkları olayları, kendi bakış açılarından, kendi yorumlarına göre farklı biçimde dile getirmeleriyle biçimlenir. Durrell'ın amacı, bakış açıları değişince, olayların ve kişilerin görünümlerinin de değişik anlamlar aldığını vurgulamaktır. Bu, çağımız roman sanatında çok önemli bir anlatı devrimidir. Bir gizem açılırken, yeni bir gizemin örtüsüne bürünür, okuma zevki aralıksız devam eder. Romanların anlattığı olaylar ve kahramanlar aynı olmakla birlikte, dörtlünün başkahramanı, olayların geçtiği İskenderiye kentidir. Dörtlünün üçüncü kitabı olan Mountolive de diğer üç kitapta olduğu gibi hayatın en önemli öğesi sayılan aşkın gerçeğini araştırır ve aşkın kural, töre, sınır tanımayışını hikâye eder.
  • Lawrence Durrell
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    727,59 KB
    Eser Türü: Kitap
    Justine, ünlü İngiliz yazarı Lawrence Durrell'in dört ayrı romandan oluşan İskenderiye Dörtlüsü'nün ilki. Justine (1957), Balthazar (1958), Mountolive (1958) ve Clea (1960) adlı bu büyük dörtlü, 1960'lı yıllarda İngiliz romancılığında büyük yankılar uyandırmıştı. Önce yadırganan, ama büyük bir ilgiyle karşılanan, dünyanın dört bir yanında okunup tartışılan bu ünlü dörtlünün amacı, Lawrence Durrell, "çağdaş sevginin irdelenmesi" olarak açıklar. Yazar, sevgi ilişkilerini yalnızca erkek-dişi ilişkisi olarak almaz. Dörtlünün ilki olan Justine'de, Sade'ın, sevişmenin hiçbir türlüsünü suç saymayan görünüşünü de benimser. Çağdaş İngiliz romanına yepyeni bir soluk getiren Lawrence Durrell, Justine'de, yaşam dolu, tutkularıyla kabına sığmayan, İskenderiye'li bir Yahudi güzelini anlatır. Sevmeye de sevilmeye de doymayan, kocasıyla olan ilişkileri oldukça karışık, evlilik dışı kaçamakları hiç eksik olmayan Justine, sevgi yoluyla gerçek benliğini ararken, cinselliğin değişik olanaklarını da yansıtır. İskenderiye Dörtlüsü'nün dört kitabını da Can Yayınları arasında bulabilirsiniz.
  • Lawrence Durrell
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    871,69 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Clea", ünlü İngiliz romancısı "Lawrence Durrell"in dört kitaptan oluşan "İskenderiye Dörtlüsü"nün dördüncü ve son romanı. Daha önce yayımladığımız "Justine" (1957), "Balthazar" (1958), "Mountolive" adlı ilk üç kitapta anlatılan olaylar ve yaratılan kişiler, ancak dördüncü roman "Clea" (1960) ile bir bütünlük kazanıyor. Diyelim ki "Balthazar"da romanın kişilerinden biri olan Pursewarden intihar etti; üçüncü roman "Mountolive"de bu intiharın nedeni açıklanır gibi olur; ama "Clea"da, Pursewarden'in kendi kör kızkardeşine yasak bir aşk beslemesi olduğunu görürüz...

Sayfalar