Yazara Gore Listeleme

  • Ziya Gökalp
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    227,33 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu eserinde Gökalp, Küt aşiretleri hakkında köken, tarih, coğrafya, dil, kültür yönlerinden yaptığı araştırmaların sonuçlarını açıklamaktadır. Kürt aşiretlerinin bilimsel açıdan sınıflandırılmasını yapmakta, Kürtlerin örf-adetleri, yaşantıları, geçim kaynakları, doğum, ölüm, düğün törenleri, suçluları izleme ve cezalandırmaları, yabancıya karşı davranışları gibi çeşitli konularda ayrıntılı bilgiler vermekte ve bugün Kürtleşmiş olan pek çok aşiretin aslında Tür olduklarını ileri sürmektedir. Türk boylarınının Kürtleşmelerinin sosyolojik ve siyasal nedenlerini objektif ve ikna edici bir şekilde izah etmeye çalışmaktadır.
  • Edward F. Benson
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    413,49 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Ermenistan'ın denize açılabilmesi için Türkiye'nin Karadeniz kıyısında bir liman onlara verilebilir." "Kuzey Mezopotamya bölgesine dağdan indirilecek Kürtler ve Bedeviler yerleştirilerek Türklere karşı koruması Batılı güçlerle sağlanacak bir devlet kurulabilir." "Dicle ve Fırat nehirleri arasında bulunan güney Mezopotamya ve Basra İngilizler tarafından ihya edilerek tarihteki şaşalı günlerine Büyük Mezopotamya Projesiyle kavuşturulmalıdır." "Anadolu'daki Ermeni topraklarını kalkınmasında en önemli rolü Amerikan misyonerleri oynayacaktır." "Fransa misyoner okullarıyla bulunduğu topraklardaki eğitimli nüfus ile arasında büyük bir entelektüel bağ kurmuştur."
  • John Keats
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    7 Aralık 1941 günü Filipinler’de çok önemli bir olay geçmişti. Bu olay, Amerika Birleşik Devletlerinin, Mihver Devletlerine karşı savaşa girmeyi kararlaştırmasına yol açacaktı. Dörtyüzelli Japon bomba ve av uçağından oluşan bir hava armadası, Pearl Harbor’daki Amerikan deniz üssüne saldırdı, beş büyük zırhlıyı, üç hafif kruvazörü, yirmi kadar destroyerle refakat gemisini ve Deniz hava üssündeki dört yüz uçağın yarısını tahrip etti. Yerde yanaşık düzen hâlinde duran uçaklardan ancak birkaçı Japonlar’a karşı koymak için havalanabilmişti. Saldırının Amerikalılar arasındaki bilançosu ikibindörtyüz ölü ve kayıptı. Dünya savaş tarihinde eşi görülmemiş olan bu korkunç baskının sürükleyici öyküsünü yine «Savaş Romanları Serisi»'nin 4’üncü kitabı olarak John Toland’ın kıvrak ve akıcı üslûbuyla «Pearl Harbor Baskını ve Sonrası» başlığı altında okuyucularımıza sunmuştuk.» Japonlar topu topu otuz uçak kaybetmişlerdi. Bu sayede de Pearl Harbor üzerine yaptıkları baskının bir eşini de, birkaç saat sonra, Filipinler’in başkenti Manila Üzerine yaptılar. Amerika Birleşik Devletleri, tarihi boyunca bu denli korkunç bir sille yememişti. Amerikalılar kendi genelkurmaylarının nasıl olup da böylesine gaafil avlandığını bir türlü anlıyamıyorlardı. Çin’le Japonya arasındaki savaş başlayalı beri, yâni 1937'den beri Birleşik Amerika ]aponya'ya, muhtaç olduğu silâh ve cephanenin dörtte üçünü veriyordu. Japonya ise savaş bile ilan etmeden silâhlarını Amerika'nın üzerine çeviriyor, dünyanın en güçlü devletini çok utandırıcı bir duruma düşürüyordu. Pasifik’teki Amerikan kuvvetleri artık felce uğramışlardı. Japonlar ise «Asya’yı Asyalılar’a geri vereceğiz» yolundaki istemlerini avazları çıktığı kadar bağırarak ilân ediyorlardı. Japonlar’ın Çin’i işgal edişlerinden az sonra General Douglas MacArthur, Filipinler Topluluğunun Askeri Danışmanlığı’na atanmıştı. Yerli halktan toplayıp eğittiği, Amerikan deniz piyadeleriyle de güçlendirdiği yerli ordıı ile, takımadaların savunması işine devam etti. John Toland’ın kitabında da görebileceğimiz gibi, çok çetin ve kanlı savaşlardan sonra Corregidor’a çekildi. Buranın adı «zaptedilemez»e çıkmıştı. Generalin yanında Filipinler Cumhurbaşkanı Qnezon’la hükümet üyesi olan birkaç önemli kişi de vardı. Fakat onbeş ay sonra Corregidor da düşüyor; MacArthur o gün bugün meşhur olan «YİNE GELECEĞİM!» sözünü söyleyerek, Filipin takımadalarından ayrılıyordu. Amerikan Komutanlığı bütün askerlere Japonlar’a teslim olmaları için emir verdi. Subaylar arasında da, askerler arasında da bu emre karşı gelenler oldu. Şimdi okuyacağınız serüvenin kahramanı olan Wendell Fertig de bunlardan biriydi. Mâden mühendisi olan Fertig uzun süreden beri Filipinler’e yerleşmişti. Takımadaların üçyüzbin kilometre olan yüzölçümündeki volkanik arazisini karış karış biliyordu. Mindanao, bu adaların en güneyde olanıydı. Amerikan ordusu teslim olurken Fertig burada, idi. Bu adanın köylerinde karşılaşacağı güçlükleri de biliyordu. Üçyüz yıl İspanyollar’ın, kırkiki yıl Amerikalılar'ın egemenliği altında kalan Mindanao, bu yüzden pek az değişmişti. Tarım yöntemleri Ortaçağ'dan kalmaydı. Köyler kazıklar üzerine oturtulmuş, palmiye yaprağından yapılma kulübelerden meydana gelmeydi. Bunlar güvenilir birer sığınak olamazdı. Adaların halkı çok karışıktı, Malezyalılar’dan, Negritolar’dan, Müslümanlar’dan, İspanyol melezlerinden oluşmaktaydı. Dil ve töreler bakımından ayrı ayrı oymaklara bölünmüş olan bu topluluklar, sırası geldi mi kendi aralarında da çarpışıyorlardı. Tek ortak yanları şuydu: Yenen Japonlarla olduğu kadar, yenik Amerikalılar'a karşı da kuşku duyuyorlardı. Fertig kesin kararını verdi. Önünde iki seçenek vardı: Ya bir Japon toplama kampında ömür çürütecek; ya da yerlilerin ve içine dalacağı balta girmemiş ormanın, «cengelin» düşmanlığına karşı koyacaktı. O, ormana dalmayı yeğ buldu. Kafası işleyen, iradeli, sabırlı bir adamdı. Dış görünüşü sertti ama, çok insancıldı. Yorulmadan çalışıp çabaladı, çevresine partizanlar topladı, bölük pörçük de olsa direniş grupları meydana getirdi. Bir haber alma servisi kurdu. Bunun da son zaferin kazanılmasına büyük katkısı oldu. Fertig’in umutsuzluğa kapıldığı günler de oldu: «Üzerime aldığım iş gerçekten yararlı mı acaba? » Diye kuşkuya bile düştü. Fakat iki yıllık bir ölüm kalım savaşından sonra arkadaşlarıyla birlikte ülkesine onur kazandıran tarih sayfaları yazmayı başardı. Başarılan kitap hâlinde yayınlanıncaya kadar adını Birleşik Amerika’da hemen hemen hiç kimse bilmiyordu. Washington ona general rütbesi vermeyi reddetti. MacArthur'u saran şan ve şeref hâlesi, onun dönüşünü hazırlayan «çeteciler»in ününü gölgeledi. Fakat Filipinlerde ve özellikle Mindanao'da, Wendell Fertig'in adı hep «doğru adam, dürüst adam, kurtarıcı kahraman» diye anıldı. Filipinler’in bağımsızlıklarını kazanalı otuz yılı aşkın bir zaman geçmiş bulunuyor. Ne var ki bugün bile yerliler «Kurtarıcı»yı hatırlasınlar diye, çocuklarına göbek adı olarak onun adını veriyorlar.
  • Sait Aytemur
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    294,48 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Oksijensiz hayat olmayacağı gibi, hikâyesiz de 'anlamlı' bir hayat olamaz." diyor Hikâye Oksijendir kitabının yazarı Sait Aytemur. Kendisi bir reklam duayeni olan Aytemur, 21. yüzyılın sinema ve reklam dünyasına damgasını vuran örneklerle hikâyenin gücünün izini sürüyor bu kitabında. İtalyan yeni gerçekçilik sinema akımının kurucularından olan yönetmen Vittorio de Sica'ya ithaf ettiği Hikâye Oksijendir, metinler ve sahneler evreninde yaratılmış karakterlerin ve kurgusal dünyaların gerçek yaşam üzerindeki etkisini açıklıyor. Sinemadan dijital medyaya şimdiye dek unutulmamış hikâyeler ve hikâyecilerin ışığında, hikâye yaratma ve anlatma sanatının püf noktaları okurla paylaşılıyor. 21. yüzyılın modern hikâye dünyasına ve yakın geçmişinizde karşınıza çıkmış ve hafızanıza kazınmış filmler, kitaplar ve reklamlar diyarına doğru bir keşif gezisine çıkmak için alternatif bir üslupla kaleme alınmış bu okuması keyifli kitabı şiddetle tavsiye ediyoruz. "Julian Barnes, insanı hikaye anlatmak için tasarlanmış bir makineye benzetiyor. Bu doğal yeteneğini geliştirerek sinema, televizyon, reklam, dijital iletişim alanlarında kullanmak isteyenler, bu kitapta hikaye anlatma sanatı konusunda ufuk turu atabilirler. Syd Field, William Goldman, Robert McKee, John Hegarty gibi ustaların perpektiflerinden hikaye sanatına çok farklı gözle bakabilirler. Görecekleri şey tutkuya dönüşürse, o zaman, birileri -belki milyonlar- yazacaklarını ilgiyle izleyecektir."
  • Ahmet Kahraman
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    1,45 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kürtlerin tarihi, acılı bir tarihtir. Hiç dinmeyen bir var olma mücadelesinin kan ve gözyaşıyla, aldatma, hile ve ihanetle iç içe ilerlediği yüzlerce yıllık bir tarih. Kürt isyanları, tarihin en acılı kesitlerinden birini oluşturan bu tarihin kapısını aralıyor ve okuru tanıklığa çağırıyor. Büyük mücadeler, büyük oyunlar, büyük ihanetler önümüze seriliyor. Aynı darağacında sallanan babalar ve oğullar, insani, hayvanı ve barınaklarıyla topluca yok edilen köyler, kurşunlanmış bedenlerden dolayı kıpkızı akan dereler, ele geçmemek için kendilerini uçurumlardan atan genç gelinler...
  • Miguel de Cervantes Saavedra
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    876,10 KB
    Eser Türü: Kitap
    "(…) Sevgili okur, sunduğum bu hikâyelerle hiçbir zaman bir yemek pişiremeyeceksin; çünkü ne ayakları, ne başı, ne iç organları ne de buna benzer şeyleri vardır. Demek istiyorum ki bazı hikâyelerde bulacağın gönül maceraları o kadar edepli, Hıristiyan mantığına ve davranış biçimine göre o kadar uygundur ki onları okuyacak olan dikkatli ve dikkatsiz okuru hiçbir kötü düşünceye sürüklemesine imkân yoktur. Onlara 'Örnek Alınacak' adını verdim ki; dikkat edersen kendisinden faydalı bir örnek çıkarılmayacak hiçbir hikâyenin bulunmadığını görürsün. Bu konuyu uzatma korkusu olmasaydı her birinden tek tek çıkarılabilecek lezzetli ve şerefli meyveyi belki gösterirdim. Amacım, halkımızın önüne bir hüner masası koymak ve burada her birinin hiçbir zarara uğramadan eğlenmesini sağlamaktır. Ruhun ve bedenin hiçbir zarara uğramaması diyorum; çünkü dürüst ve hoşa giden çalışmalar, zarar vermekten öte yararlıdırlar. Bildiğim kadarıyla ben İspanyolca hikâyeler yazmış olan ilk kişiyim ki bu gerçektir; çünkü bu dilde basılmakta olan birçok hikâyenin her biri yabancı dillerden çevrilmiştir. Bu hikâyelerse benimdir. Ne taklit ne de çalıntıdır. Hayal gücüm onları tasarladı, kalemim onlara hayat verdi ve basının kolları arasında büyüyüp gidiyorlar."
  • O. Henry
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    553,94 KB
    Eser Türü: Kitap
    Asıl adı William Sydney Porter olan O Henry. derin bir gözlem gücünün ürünü olan yüzlerce kısa öykü ile bilinir. Hayatı boyunca serüvenci bir kimliğe sahip olarak dünyanın çeşitli yerlerini gezen yazar, yaşamın güzel ayrıntılarını, küçük mutlulukları olağanüstü bir sezgiyle yakalayıp, okurlarına aktarır. Öykülerinde hep bir mizah havası gizlidir. Öykülerini yalın bir dille anlatır ve kahramanları genellikle sıradan Amerikalılardır. Elinizdeki kitapta yer alan O. Henry'nin birbirinden güzel hikayelerini yüzünüzde bir tebessümle okuyacaksınız.
  • Necati İyikan
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Öğrencilikten öğretmeye geçiş surecimde, hep alışılagelenin dışında, farklı bir akademisyen olmak istedim… Öğrencilerim için farklı olmayı, herkesin yaptığını yapmamayı, ders kitaplarının dışında bir dünya olduğunu onlara anlatmayı hedefledim. Objektif ve bilimsel düşünmelerini, doğruya varmak için doğru kaynakları okuyup değerlendirme, muhakeme yapmalarını, eğer Benim yolumdan giderek akademik kariyer yapmak isterlerse çok okumalarını, çok çalışmalarını öğütledim. Ve mutlaka yurt dışı deneyimi yaşamalarını… Araştırmacı olarak, yazar olarak, gezgin olarak… Bir ülkeyi ülkesinde Tanımak, tanıtmak, gerçekleri gözlemleyerek özümsemek.
  • Kriton Dinçmen
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    119,79 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hiçlik'te Randevu, Kriton Dinçmen'in uzmanlık alanı olan psikiyatri dalında kazandığı deneyimlerin ürünü olduğu kadar, bir bakıma, bir uzman hekimin özel bilgisini edebiyata dönüştürme girişimidir. Bu nedenle, birbirini etkileyen iki etkinlik Hiçlik'te Randevu'da yeni bir "yazı" alanı yaratıyor. Ailesiyle birlikte bir yabancı ülkeye (Türkiye'ye) göçen ve kısa bir süre sonra yapayalnız kalan gencecik Fransız kızının günlüklerini okurken bir uzmanın "insan"a yardımcı olduğunu fark edeceksiniz. Cecile, günlüğünde yazdığına göre, "on yedi yaşında, ufak tefek, lise ikinci sınıfta okuyan, tahta göğüslü, çirkince" bir kızdır. Açıkça kendisine düşman, yani normal bir dünya ile başa çıkamayınca bu dünyayı "parçalama"ya başlar. Cecile'den bize kalan, sahipsiz bir çeşme ile Kriton Dinçmen'in bize aktardığı günlüklerdir. Yani maddeye dönüşmüş bir hüzün.
  • Umberto Eco
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı ile giren Umberto Eco'nun romanlarında ortaçağa sık sık yer verdiği biliniyor. Fakat ortaçağ üzerine sahip olduğu geniş bilgiyi kurgudan öteye taşıyan Eco bu sefer karşımıza ortaçağ tarihi uzmanı ve ansiklopedi yazarı olarak çıkıyor. Umberto Eco'nun danışmanlığında hazırlanan ve toplam dört ciltten oluşan Ortaçağ Ansiklopedisi'nin ilk cildi, "Babarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar" adıyla Alfa Yayınları tarafından yayımlandı. Umberto Eco bu kitapta, farklı disiplinlerde ortaçağ üzerine uzmanlaşmış isimlerle işbirliği yaparak; okuyucusunu sanat, tarih, edebiyat, müzik, felsefe, bilim ve teknik gibi başlıklar altında Avrupa uygarlığının söz konusu dönemdeki hikayesine doğru yolculuğa çıkarıyor. Kitap, Umberto Eco'nun ortaçağın ne olduğunu ya da kendi deyişiyle öncelikle ne olmadığını anlatan giriş yazısıyla başlıyor ve böylelikle kitaptan nasıl yararlanılması gerektiğinin ipuçlarını veriyor. Bu yazıda ortaçağın başlangıç ve bitim tarihlerini de tartışan Eco, dönemin yaygın kabuller (476-1492 yılları) itibarıyla en az 1016 yılı kapsadığını belirtiyor. Girişi izleyen bölümler klasik ansiklopedi formatında düzenlenmiş değil. 'Tarih' başlıklı ilk ana bölümde Laura Barletta'nın 'Giriş' başlıklı yazısını Filippo Carla, Paquale Rosafio, Massimo Pontesilli gibi önemli yazarların dönem anlatımları izliyor. İkinci ana bölüm olan 'Ekonomi ve Toplum'da kentler, ekonomi modelleri, ormanlar, evcil ve yabani hayvanlar, imalat ve loncalar, ticaret ve ulaşım yolları, limanlar, para, aristokrasiler, yoksullar, hacılar, yardım sistemi, din, savaş ve toplum, kadınlar, gündelik hayat ayrı bölümler halinde farklı yazarlar tarafından ele alınıyor. Üçüncü ana bölüm, Umberto Eco'nun giriş yazısıyla başlayan 'Felsefe', dördüncü ana bölüm 'Bilim ve Teknik', beşinci ana bölüm olan 'Edebiyat ve Tiyatro' kapsamlı biçimde işleniyor. Bunu; kentleri, mimariyi ve plastik sanatları da kapsayan 'Görsel Sanatlar' ve dansın dahil edildiği 'Müzik' izliyor. "Ortaçağ Roma İmparatorluğu'nun dağılma döneminde başlayıp, tutkal görevi gören Hıristiyanlığın yardımıyla, Latin kültürünü, imparatorluğu yavaş yavaş istila eden halkların kültürüyle birleştirerek; uluslarıyla, konuşmaya devam ettiğimiz dilleriyle vedeğişimlerden ve devrimlerden sonra bile olsa bizim olmaya devam eden kurumlarıyla günümüzde Avrupa dediğimiz yere hayat veren dönemdir" diyen Eco'nun okuyucusuyla söyleşircesine tutturduğu dili ve üslubu Leyla Tonguç Basmacı'nın çevirisiyle Ortaçağ'ı hem önemli bir başvuru (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar