Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2495 sonuçtan 2331 - 2340 arası görüntüleniyor.
  • Erling Kagge
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    198,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Banu Çankaya Zahmacıoğlu
    yürüyüşler de yaptım, dostlarıma yaklaştığım yürüyüşler de. Ormanların derinlerinde, yüce dağlarda, karla kaplı engin düzlüklerde, şehirlerin yaban bölgelerinde yürüdüm. İçim sıkkınken de yürüdüm, sevinçten havalara uçarken de. Dertlerimden kaçmak için yürüdüğüm de oldu. Acı çekerken de yürüdüm, mutluyken de. Nerede olursam olayım, neden olursa olsun hep yürüdüm. Dünyanın sonuna kadar ürüdüm – gerçekten. Bütün yürüyüşlerim birbirinden farklı olsa da dönüp baktığımda hepsinin ortak bir paydada buluştuğunu görüyorum: iç sessizlik. Yürümek ve sessizlik birbirini tamamlar.” “Üç Kutba” da (Kuzey Kutbu, Güney Kutbu ve Everest Zirvesi) yürüyerek ulaşan ilk kâşif olan Erling Kagge için yürümek onu büyüleyen sorulara açılan bir kapı, belki zaman zaman gözardı etmek istediği dertlerinden uzaklaşma fırsatı, yaratıcılığını açığa çıkarmak için fiziksel bir anahtar, hatta kendini düşüncelerin dile gelmeyen akışına bırakabilmek için kullandığı korunaklı bir alan. Niçin yürüyoruz? Hızlı mı yavaş mı yürüyoruz? Nereden nereye yürüyoruz? Belirli bir hedefimiz mi var yoksa sadece yürümek için mi yürüyoruz? Kagge bunlar gibi birçok sorunun yanıtını okurlarıyla birlikte çıktığı edebi bir yürüyüşte arıyor. “Son derece akıcı ve güzel bir metin, tavsiyeleri kadar bilge ve rahatlatıcı… bir yandan iyi bir yürüyüş rehberiyken bir yandan da uzun uzadıya düşündüren bir yol arkadaşı…” New York Journal of Book“Kısa yürüyüşler de yaptım, uzun yürüyüşler de. Şehirden şehre de yürüdüm, köyden köye de. Gün boyunca da yürüdüm, gece boyunca da. Sevgililerimden uzaklaştığım yürüyüşler de yaptım, dostlarıma yaklaştığım yürüyüşler de. Ormanların derinlerinde, yüce dağlarda, karla kaplı engin düzlüklerde, şehirlerin yaban bölgelerinde yürüdüm. İçim sıkkınken de yürüdüm, sevinçten havalara uçarken de. Dertlerimden kaçmak için yürüdüğüm de oldu. Acı çekerken de yürüdüm, mutluyken de. Nerede olursam olayım, neden olursa olsun hep yürüdüm. Dünyanın sonuna kadar yürüdüm – gerçekten. Bütün yürüyüşlerim birbirinden farklı olsa da dönüp baktığımda hepsinin ortak bir paydada buluştuğunu görüyorum: iç sessizlik. Yürümek ve sessizlik birbirini tamamlar.” “Üç Kutba” da (Kuzey Kutbu, Güney Kutbu ve Everest Zirvesi) yürüyerek ulaşan ilk kâşif olan Erling Kagge için yürümek onu büyüleyen sorulara açılan bir kapı, belki zaman zaman gözardı etmek istediği dertlerinden uzaklaşma fırsatı, yaratıcılığını açığa çıkarmak için fiziksel bir anahtar, hatta kendini düşüncelerin dile gelmeyen akışına bırakabilmek için kullandığı korunaklı bir alan. Niçin yürüyoruz? Hızlı mı yavaş mı yürüyoruz? Nereden nereye yürüyoruz? Belirli bir hedefimiz mi var yoksa sadece yürümek için mi yürüyoruz? Kagge bunlar gibi birçok sorunun yanıtını okurlarıyla birlikte çıktığı edebi bir yürüyüşte arıyor. “Son derece akıcı ve güzel bir metin, tavsiyeleri kadar bilge ve rahatlatıcı… bir yandan iyi bir yürüyüş rehberiyken bir yandan da uzun uzadıya düşündüren bir yol arkadaşı…”
  • Frederic Gros
    insan sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    397,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Asuman Abra Kuzuoğlu
    “Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir.” Henry David Thoreau Nietzsche’nin Kara Orman’da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud’nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau’nun Alpler’deki adımları, Thoreau’nun Walden’daki gezintisi, Nerval’in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri... Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritim, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi? Yeryüzüyle hemhal olup kendimizi başkalaşmaya açarak yürüyebilir miyiz? Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır. İki büklüm vücudun karşısında dikilmeye çalışan, attığı her adımda yeryüzünün gerçek bir parçası olduğunu fark eden Homo Viator’un eylemidir. Çünkü Yürüyen İnsan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.
  • Frederic Gros
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,11 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir.” -Henry David Thoreau- Nietzsche’nin Kara Orman’da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud’nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau’nun Alpler’deki adımları, Thoreau’nun Walden’daki gezintisi, Nerval’in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri... Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritim, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi? Yeryüzüyle hemhal olup kendimizi başkalaşmaya açarak yürüyebilir miyiz? Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır. İki büklüm vücudun karşısında dikilmeye çalışan, attığı her adımda yeryüzünün gerçek bir parçası olduğunu fark eden Homo Viator’un eylemidir. Çünkü Yürüyen İnsan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.
  • Simla Sunay
    insan sesi mp3 - Türkçe
    2 Ayrım
    26.3 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gökçe Karşılıklı
    İnsanlar yürür. Köşkler yürür. Peki ya çınarlar? Hiç köşk yürüyebilir mi demeyin. Bundan tam yetmiş üç yıl önce Yalova'da küçük bir köşk yürüdü. Nasıl mı? Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk 1929 yılında Yalova'da bir köşk yaptırmıştı. Deniz kıyısında, bir çınar yanında... 1936 yılında çınarın dalları köşke değmeye başlayınca bahçıvan dallardan kesmek istedi. Ancak Atatürk çınarın bir dalının kesilmesindense köşkü yürütmeyi önerdi. Köşk, İstanbul'dan gelen tramvay rayları üzerinde sekiz çocuk adımı yürütüldü. Bu köşk şimdi Yürüyen Köşk adında bir müzedir. Ancak hikâye tam da burada başlıyor. Ya bir gün Yürüyen Köşk Müzesi'nin yanındaki tarihi çınar kalkıp giderse? Ya sahil boyunca yürüyüşe geçerse? Tüm çocuklar da peşinden...
  • Eduardo Galeano
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    7,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Guarani dilinde ne'e aynı zamanda hem 'kelime' hem de'ruh' anlamına gelir. Guarani yerlileri, yalan söz söyleyenlerin ya da boş konuşanların ruhlarına ihanet ettiklerine inanırlar.' Yürüyen Kelimeler, Latin Amerikalı damarlarından alabildiğine beslenen Eduardo Galeano ile Brezilyalı tahta baskı ustası Jose Francis Borges'in eşsiz işbirliği sonucu ortaya çıkan bir başyapıt.
  • Philip Reeve
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,07 MB
    Eser Türü: Kitap
    Uzak gelecekte, 60 Dakika Savaşları'nın sonrasında bildiğimiz dünyadan eser kalmamıştı. Tekerlekler üstünde "yürüyen" Londra kenti, eski Kuzey Denizi'nin kurumuş yatağı boyunca, küçük kentleri kovalıyordu. Tarihçiler Loncası'nda Üçüncü Sınıf Çırak Tom, kızına âşık olduğu baştarihçinin canını kurtarmaya çabalarken, kendini suikastçı Hester'la birlikte, mahvedilmiş bir dünyada, acımasız bir düzende var olma savaşının içinde buldu... "Tom, yarı baygın Hester'ı kolundan kavradı. Tezgezerli adamlardan biri, kaçmalarını engellemek için hamle yapmıştı ki, kırmızı paltolu kadın adamın önüne dikildi: "Onlar benim yolcularım. Fiyatta anlaşmaya çalışıyordum!" "Onlar bizim kölelerimiz!" diye haykırdı Wreyland, kadını itekleyerek. "Tom Nitsworthy ve arkadaşı. Onları Dış-Topraklar'da buldum. Kural kuraldır. Mal bulanındır...""
  • Jay Bonansigna, Robert Kirkman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    889,15 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dünyanı en heyecanlı zombi dizisinin romanı Yürüyen Ölüler "Serinin hayranları için müthiş bir haber! Ama dikkatli olun, çünkü Kirkman'ın zombi hikâyelerinin tadını bir kez alan, bir daha bırakamaz!" -The Ossuary- Her şey dönüşümle başlamıştı. Bildikleri o eski dünya yok olmuş, küllerinden dev ölü kentler doğmuştu. Tüm sevdikleri tek tek dönüşüyor, her geçen gün içlerinden birileri yürüyen ölüler kervanına katılıyordu. Bu yeni ve acımasız dünyada hayatta kalabilmek, âşık olabilmek mümkün müydü? Bu dünyada artık korkuya, ümitsizliğe, sevgiye yer yoktu! Zombilerle savaşmaktan bitap düşen Philip Blake, duyguların şimdiki yerini, yani yersizliğini anladı. Eski dünyanın yıkıntıları ve ölüleri arasında canlı kalabilmeyi başarmak yalnızca bir şarta bağlıydı: duygusuzlaşarak o ölülerden biri olmak! (Tanıtım Bülteninden)
  • Robert Kirkman & Jay Bonansinga
    metin
    1 Ayrım
    507,15 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Robert Kirkman & Jay Bonansinga
    metin
    1 Ayrım
    555,23 KB
    Eser Türü: Kitap
    “Eski hayatımız yok olmuş olabilir. Ama insanlığımızı kaybetmek, bizim seçimimizdir.” Harabeye dönmüş Woodbury şehrinin külleri arasında, birbirleriyle çatışma halinde olan iki kamp bulunur. Antik tüneller ve maden kuyularının bulunduğu yer altında, Lilly Caul ile kıdemli yurttaşlar, serseriler ve çocuklardan oluşan karma ekip yeni bir hayat kurmak için mücadele verirler. Fakat Lilly gizli amacıyla yanıp kavrulur. Çok sevdiği Woodbury’yi vebalı zombilerden kurtarmak ister, önündeki tek engelse Gürcistan’ın atık sularında gezinir. Psikoz hastası olan Peder Jeremiah Garlitz, her yönden harekete geçen ve gitgide çoğalan yürüyen ölüler dalgasının tam ortasında, iç bölgelerden kaçmak için şeytani bir gizli silahla, müritlerinden oluşan ordusunu yeniden inşa eder. Lily ve ekibini yok etmek için komplo planları kurar. Bu iki insan hizbinin son karşılaşmasında, zombilerin o korkunç sürülerinden elde edilen, deli bir adam tarafından mükemmelleştirilen ve masumların kanına batırılmış, akla hayale sığmayan bir silah serbest kalır…
  • Robert Kirkman & Jay Bonansigna
    metin
    1 Ayrım
    479,90 KB
    Eser Türü: Kitap
    En kötü kabuslarında bile ufukta ne olduğunu hayal edemezsin. İlk kitapta süper kötü karakter Philip Blake mütevazı hayatından, zombi salgınının tam ortasına düşüyor ve kendini Woodbury ismindeki küçük kasabanın lideri ilan ediyor. İsyan kitabında, masum yolcu Lilly Caul, Woodbury''nin gittikçe sıklaşan barikatları arasında Philip Blake''in çarpık, şiddetli diktatörlüğünün kölesi haline geliyor. Vali''nin Düşüşü''nde Philip Blake içindeki gerçek canavarı gün yüzüne çıkartıyor ve yakınlardaki hapishanede ikamet eden umutsuz sakinler ile Vali arasındaki savaşın genel hatları çiziliyor. Miras''da, Vali''nin karanlık yolculuğu yürek parçalayan bir sonla bitiyor. İnişli çıkışlı finalde savaş başlıyor, önceki üç kitapta merak edilen ayrıntılar gün yüzüne çıkıyor. Akla hayale sığmaz kaos yüzünden tansiyon yükseliyor ve hayatta kalmayı başarabilen birkaç kişinin karanlık kaderi bir dizi şaşırtıcı değişiklik ile mühürleniyor.

Sayfalar