En Son Eklenenler

Toplam 58786 sonuçtan 23391 - 23400 arası görüntüleniyor.
  • Çağdaş Ulus
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    302,99 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyasi Tarih
    Konusu:
    Bir gün mezarlarımızda güller açacak Ey halkım, unutma bizi. Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak Ey halkım unutma bizi... Uğur Mumcu 24 Ocak 1993'te öldürülen, Uğur Mumcu'nun anısına… Frank Darling, uzun zamandır CIA içerisinde çalışan bir Orta Doğu uzmanıydı. Emekli bir doktor olan Lansing Bennett da CIA'nın Türkiye uzmanıydı. Her ikisi de uzmanlık alanları olan bölgeye birçok kez gitmiş, özellikle Lansing Bennett, CIA için birçok gizli operasyona katılmıştı. Türkiye'ye, suikaste kurban gittiği 25 Ocak 1993 tarihinden bir süre önce giriş yapıp bir hafta kaldıktan sonra da ABD'ye geri dönmüştü. Türkiye'ye hangi istihbarat faaliyeti için geldiği bilinmese de Türk istihbaratından görüştüğü kişilere Türkiye'de düzenlenecek bir suikastle ilgili bilgi vermişti. Uğur Mumcu cinayeti, benzeri birçok siyasi cinayet gibi devlet yetkilileri tarafından bilinen, "Geliyorum" diyen bir cinayetti. Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu suikast günü evinde ziyaret eden ve Mumcu suikasti için "Zaten bekliyorduk" diyen dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve MİT Müsteşarı Teoman Koman'ın söyledikleri de Kolombiyalı ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" kitabında anlatılan cinayetin bir benzeriydi. Bu açıklamalar, Mumcu cinayetinin bilindiğini ama önlem alınmadığını açıkça ortaya koyuyordu. Mumcu suikastiyle ilgili bir bilgiyi Türk İstihbaratı ile paylaşmış olan Türkiye uzmanı CIA ajanı Bennett de Uğur Mumcu'nun öldürülmesinden yalnızca 24 saat sonra bir suikast sonucu hayatını kaybediyordu. Gazeteci Çağdaş Ulus, araştırmacı gazeteciliğin önemli bir örneğini vererek Türkiye'den ABD'ye uzanan suikastler zincirini sarsıcı bilgilerle ortaya çıkarıyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Andreas Gruber
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1019,28 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Polisiye Roman, Roman/Öykü
    Konusu:
    Onun zihnini bir çocuk masalı ateşe verdi. Ve artık geri dönüş yok… "Eğer bu kadını neden kaçırdığımı kırk sekiz saat içerisinde bulabilirsen kadın yaşar. Eğer bulamazsan, ölür." Bir seri katilin sapkın oyunu bu sözlerle başlar. Kurbanlarını açlıktan öldürür, mürekkepte boğar ya da betona gömer. Kurbanlardan birinin kızı olan Sabine Nemez Münih emniyetinde çalışan bir komiserdir. Sabine bu cinayetlerin nedenini bulmak için çırpınırken Hollandalı bir meslektaşı da soruşturmaya destek olur ve bir süre sonra katilin, cinayetleri eski bir çocuk masalından etkilenerek gerçekleştirdiği ortaya çıkar. Dahası, tüyler ürperten bu masal, katilin hayata geçirmeyi planladığı başka işkence yöntemleriyle de doludur… "Kitabın yüksek temposu başınızı döndürecek." -Naschblog.de- "Gerçekçi karakterleri ve zekice yazılmış öyküsüyle türünü bir adım ileri taşıyan bir psikolojik gerilim. Gerilim türü hayranları için kaçırılmayacak bir deneyim." -Literatopia.de- "48 Saat psikolojik derinliği olan, sıradışı bir roman." -Kerstin Thieme- "Bir seri katil, sempatik bir komiser, hızla gelişen olaylar, katilin cinayetleri işlerken yararlandığı bir çocuk kitabı ve her şeyi çözmeye kararlı bir psikiyatrist, işte yazarın gerçek bir gerilim romanı kurmak için kullandığı araçlar." -Judith Maas- "48 Saat kesinlikle kalbi zayıf olanlara göre değil. Gruber, eğlenceli kahramanlar, akıcı bir yazım tarzı ve zekice yaratılmış cinayetlerle okuyucuyu ve komiserleri sürekli yanlış yollara sokuyor." -Bücherzauber-hdh.com- "Gruber'in yüksek tempolu, karmaşık ve her dönemeçte okuyucuyu ters köşeye yatıran bir tarzı var." -Sebastian Fitzek- "48 Saat, sıradışı karakterleri, karanlık atmosferi ve insanı dehşete düşüren hikâyesiyle okuyucuyu kendine bağlamayı iyi biliyor." -Media-Mania.de- "Andreas Gruber okuyucunun elinden bırakamayacağı bir gerilim romanına imza atmış. Tüm gerilim romanı hayranlarına ısrarla tavsiye ediyorum." -Leipziger Volkszeitung- "Gruber yüksek tempolu ve akıcı yazım tarzıyla ürkütücü, karanlık ve cesur bir atmosfer ile inandırıcı karakterler yaratmış. Akıllara durgunluk veren bir sona doğru ilerlerken, her sayfada gerilimin dozu daha da artacak ve okurken bir dakika bile rahat nefes alamayacaksınız." -Woman- "48 Saat sizi kıskıvrak yakalayan, klasikler arasına girmeyi hak eden bir roman." -Sabbelsurium.de- "Andreas Gruber'de en çok takdir ettiğim şey kendine özgü bir hikâye örgüsü kurmayı iyi bilmesi. Ayrıca yarattığı atmosfer o denli inandırıcı, o denli ürkütücü ki kendinizi olayların tam ortasına düşmüş gibi hissediyorsunuz." -Andreas Eschbach- (Tanıtım Bülteninden)
  • Özgür Bacaksız
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    126,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Konusu:
    Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur. Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur. Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur. Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur. Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini kötü bilenlerden uzak dur. Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur. İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi, gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur. Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her sözcüğü toz olandan uzak dur. Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur. Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona dönüşürsün.
  • Nazan Arısoy
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    327,35 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Ben kırık dökük bedenimin içinde kusursuz ruhumla hep özgürdüm. Hiç esir olmadım dünyaya ta ki Diego cehenneminde yaşarken, cennet kokusu huzuru yaşıyor taklidi yapasıya kadar. Diego, herkesin göremediği cennetini cehenneminde gizlemeyi başarırdı. O gizemli cennetin varlığının kutsallığı beni ona esir etmeyi başarmıştı. Pervanelerin etrafında dönerken ölüme uçtuğu o ışık da benim, kutsal ışığın etrafında dönen pervane de. Aşkça konuşmayı bilmeyenlere sağır, insanca yaşamayı başaramayanlara körüm. Kendi ritmimde kıvrak danslarla hayatıma neşe ve özgürlük katmak benim işim. Ne kurbanım, ne de katilim. İnsanım ve olması gerektiği kadar çingeneyim. “Yine büyük bir aşkın peşinde, yine vazgeçilmezin düşünde, kutluyorum." Osman Sınav
  • Sarah Jio
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    11,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Bu kitabı yazarken, karakterlerimin peşinden en etkileyici kafelere, güzel balkonlara ve canım Paris manzaralarına gittim. Bu seyahatte Montmartre’nin basamaklarına tırmandım, Rue de Cler pazarındaki renkli görüntülere hayranlıkla baktım, küçük ara sokaklardaki gizli kafelerde espresso yudumladım. Hepsi unutulmazdı. Ama bu hikâye, çikolatalı kruvasanlardan ve bir bahar günündeki Eyfel Kulesi’nden daha derinlere iniyor. Bu hikâyenin sayfaları, 1940’lı yılların savaşla yıpranmış Paris’inde, gönül yaralarını ve travmaları ele alıyor. Günümüzde ise direnmeyi, affetmeyi ve sevmeyi becerebilen veya beceremeyen karakterleri. Bu kitap, benim Paris’e yazdığım aşk mektubum. Ve belki bir gün, bir mektup daha yazarım. Şimdilik, hayal ettiğim bu hikâyenin, karakterlerin, Paris’in her şeyinin en ince detayına kadar keyfini çıkarmanızı umuyorum. Nilüfer çiçekleri yürek parçalayıcı yolculuklardan geçer. Tohumları toprakla, artıklarla ve birbirine giren köklerle kaplı bulanık bataklık suyunda filizlenir. Çiçek açmaları için bu korkunç karanlıkta yolunu bulması gerekir, suyun üstünde bir yerde güneş ışığının olduğunu içten içe bilmeli ya da en azından bunu umut etmeli. Böylelikle bu yolculuktan zarar görmeden çıkar ve zafer kazanmış bir şekilde çiçek açar. 1940’ların işgal altındaki Paris’inde Paris’in tüm çiçeklerini beklerken Paris’in tüm acılarını kendinde bulan bir kadın… 2000’lerde Işığın Şehri Paris’in nostaljik havasında ve aydınlığında kendi acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşebilmek için başka bir kadının geçmişinin peşinde iz süren başka bir kadın… Kendine özgü sürükleyici tarzıyla Sarah Jio bu romanında bulanık sularda derinlere batmış iki nilüfer olan güçlü kadın karakterlerle geçmiş ve bugün arasında köprü kurarak hayatta önemli olan şeyleri hatırlatıyor.
  • Mihri Mavi
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    742,61 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Karanlık sırların üzerine kurulu umutsuz bir aşk hikâyesi… Cansu hiç beklemediği bir anda, kalbini Emre'ye kaptırırken olacaklardan habersizdi. Sadece âşık olduğunu düşündü ve umutsuz bir aşkın peşinden sürüklenmekte gecikmedi. Ama bilemezdi ki hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Emre ise hırsına yenik düşerek acımasız bir planın içinde buldu kendini. Zaman geçtikçe planları bozulurken Cansu'ya âşık olacağını hesaplayamadı. Fakat geçmişe dair yanlış kararlar almış olsa da hatalarının pişmanlığını çekerken aşkı için savaşmaya hazırdı. Diğer tarafta da Cansu'nun merakını uyandırıp kafasını karıştıran Hakan vardı. Neden siyahın kasvetine boğulmuş gibi kalbi buz kesmişti? Ama Cansu'yu hiçbir şey durduramazdı, sorunları her ne ise Hakan'a yardım etmekte kararlıydı. Bir yandan yeni yeni filizlenen bir aşk diğer taraftan geçmişin kirli sırları bu kitapta açığa çıkıyor. Yaşananların eksik parçaları tamamlanırken hiçbir sır sonsuza kadar saklı kalmıyor.
  • Stefan Zweig
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    202,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Hasibe Doğru
    Konusu:
    Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
  • Yasemin Conker
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    330,58 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Yasemin Conker
    Konusu:
    Belki de; Bir pınardan su içmek gibidir hayat, Sanki bir ceylanla göz göze gelmişcesine heyecanlanmak. Fırından taze çıkmış ekmek sıcaklığında dostluklar, Gaz pedalına ufacık bir dokunuşla şaha kalkan uğraşlarımız, Ne zaman istersek o zaman duran koşuşturmalardır... Belki de; İstediğimiz zaman "Hayır", istediğimiz zaman "Evet" diyebilmektir. Ya da başladığımızı bitirmektir. Sevmek çok sevmektir kendimizi ve birbirimizi, Hevesimizin başarıya dönüşmesidir... Belki de; Yıldızlara baktığımızda içimizin huzurla dolması gibi, Yunusların denizde oynaşması gibidir hayat.  Sadece bilmiyoruzdur NASIL yapacağımızı, Nereden başlayıp nasıl ilerleyeceğimizi... Düşüncelerimizi bir bulmaca gibi çözdüğümüzde mümkünmüş meğer!
  • Samuel Beckett
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    462,23 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : GİZEM KARAKUŞ
    Konusu:
    Daha önce Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanmış olan ünlü Üçleme’sinden sonra kaleme aldığı bu romanda Samuel Beckett, artık roman kurgusunu bozmaktan vazgeçmiş, sadece en temel öğelerine indirgediği anlatıyı, bir “yokluk duygusu” üzerine oturtmuştur. Murphy ve Watt adlı daha önceki romanlarda kahramanlar üzerine birtakım bilgiler edinebiliyorduk. Oysa burada anlatıcı bize sadece kendi konumuyla ilgili deneyimini aktarmaktadır. Roman kahramanı gibi gözüken Pim’in anlatıcının kendisi olduğunu düşünürsek, bir roman parodisiyle karşı karşıya olduğumuzu varsayabiliriz. Ama bundan da hiçbir zaman kesin olarak emin olamayacağız. 1961’de yayımlanan bu roman aynı dönemde ortaya çıkmış olan minimal akımın da yetkin bir örneği. Acaba Nasıl? tekdüze, ele aldığı her konuyu yineleyen, herhangi bir kesinliğe ulaşmak gibi bir amacı olmayan bir “yokluk metni”. Yazar sadece bir sese indirgenmiş, elinde bulundurduğu bilgiye hapsolmuştur. Kapalı bir uzamda sanki okuyucusuyla birlikte kilitlenmiştir. Amacı okuyucusuyla bir ilişki kurmak değil, o anı geçiştirmektir. Oyalanmaktadır, okuru da oyalanmaya çağırmaktadır. Bütün bunları dili oyarak, dille oynayarak, oya gibi işleyerek gerçekleştirmektedir. Acaba Nasıl? kolay metinlerden hoşlanan okur için değildir. Noktalama işaretlerinin, kahramanın ve konunun yokluğu, roman boyunca söz konusu edilen ama bir türlü içeriklendirilmeyen özel adların bolluğu, kolaycı okuru şaşırtacaktır. Edebiyatın salt konuya indirgenemeyeceğini bilen has okur ise çetrefil bir dil yolculuğuna çıkacaktır.
  • İpek Darga
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    267,71 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Tuğba Yıldırım
    Konusu:
    Nerden bileceksin ki, peşinden ölesiye koştuğun şeylerin senin tutsaklığın olduğunu ya da kaybolmak için gittiğin adada kendini bulacağını... Nerden bileceksin ki, en büyük dersi küçük bir çocuktan alacağını ya da en korktuğun şeyin seni güçlendireceğini...   Zeyno, genç, güzel, akıllı, başarılı bir kadındır ancak aldatılır, terk edilir, işsiz, parasız ve yalnız kalır. Hayatındaki her şey kontrolünden çıkmıştır. “Affetmiyorum, hak etmiyorum!” der kendi kendine. İntikam almak ister ama kalbi soğumuştur. Acaba bilge çocuk Ripe öğretebilecek midir ona güveni, dostluğu, koşulsuz sevgiyi? Santiago ısıtabilecek midir onun kalbini? *** Bu kitap kadınlara ilham verecek, belki aşk yaralarını iyileştirecek, belki de cesaret aşılayacak ama kesinlikle umutlandıracak biliyorum. Bu kitapla kendi adanızda kendi hikâyenizi yaşayacaksınız. Herkesin bir adası vardır. Kaçmak istediği, saklandığı, değiştiği... Gece kalkıp açtım bilgisayarımı ve yazmaya başladım: Yedi Gün Adası Nerden bileceksin ki, peşinden ölesiye koştuğun şeylerin senin tutsaklığın olduğunu ya da kaybolmak için gittiğin adada kendini bulacağını... Nerden bileceksin ki, en büyük dersi küçük bir çocuktan alacağını ya da en korktuğun şeyin seni güçlendireceğini...   Zeyno, genç, güzel, akıllı, başarılı bir kadındır ancak aldatılır, terk edilir, işsiz, parasız ve yalnız kalır. Hayatındaki her şey kontrolünden çıkmıştır. “Affetmiyorum, hak etmiyorum!” der kendi kendine. İntikam almak ister ama kalbi soğumuştur. Acaba bilge çocuk Ripe öğretebilecek midir ona güveni, dostluğu, koşulsuz sevgiyi? Santiago ısıtabilecek midir onun kalbini? *** Bu kitap kadınlara ilham verecek, belki aşk yaralarını iyileştirecek, belki de cesaret aşılayacak ama kesinlikle umutlandıracak biliyorum. Bu kitapla kendi adanızda kendi hikâyenizi yaşayacaksınız. Herkesin bir adası vardır. Kaçmak istediği, saklandığı, değiştiği... Gece kalkıp açtım bilgisayarımı ve yazmaya başladım: Yedi Gün Adası

Sayfalar