Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2685 sonuçtan 2361 - 2370 arası görüntüleniyor.
  • prof. dr. abdulhalim mahmut
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    30,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: seray özçalışkan
    Müslüman kadının İslam toplumunda önemli bir yeri vardır. Müslüman kadın, kız, kız kardeş, eş ve anne olarak haklarını ve sorumluluklarını bilmeli, kendini kötülüklerden koruduğu gibi çevresine de bu bilinci vermelidir. Yani bir davetçi olabilmelidir. Kadının davetteki yeri ve görevi inkar edilemez. Bu görev, onun Allah’a davet fıkhını bilmesini kaçınılmaz kılıyor. Bu kitap onu irdeliyor. Bu sahadaki görevlerini açıklamak için Peygamber döneminde yaşamış mübarek hanımların hayatından tablolar sunuyor.
  • Selin Çağlayan
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    62,89 MB
    Eser Türü: Kitap
    Selin Çağlayan, bu kitabında, İslam'ın siyasi bir ideolojiye -İslamcılığa- dönüşmesini, İslam ve İslamcılık arasındaki farkı, İslamcılığın önderlerinin hayatları yaşadıkları tarihsel ve siyasal koşulların düşüncelerine etkilerine ilişkin yaklaşımları titizlikle aktarıyor. Gerçek niteliğini samimiyetle öğrenmeyi amaçladığı kişisel bir sorgulama niteliğini taşıyan kitapta, çeşitli yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanarak, İslamcılığın öyküsünü anlatıyor. Çağlayan, bu süreçte küresel güçlerin oynadığı rol konusundaki iddialara da yer vererek İslamcılığın Batılı kökenleri gibi Türkiye'de üzerinde çok durulmayan bir konuyu tartışmaya açıyor. "Küreselleşme nedir? Batılı köklere sahip İslamcılık, küresel güçler arasındaki mücadelede her iki tarafça da gerektikçe kullanılan -diğer ideolojiler gibi- bir piyon mudur? Öyleyse bu güçler kimdir ve aralarındaki kavganın niteliği nedir?" gibi sorulara cevap ararken, bir yandan da önermelerde bulunup onlara kanıt arama yoluna gidiyor. İslamcılığın geleceğine ilişkin senaryolara da yer veren yazar, kitabın İslamcılık konusundaki klişeleri mutlak doğrular olarak kabul eden "laik" kesimin büyük çoğunluğunun yanı sıra kendilerini şu ya da bu nedenle "İslamcı" olarak niteleyen pek çok kişi için de aydınlatıcı olması umudunu taşıyor.
  • Ağa Memiş
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    357 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Atila Ardalı
    Bu olgunun işaret ettiği gerçek, yönünü çağdaşlığa dönen ve bir “İslami Protestanlık” yaratma niyetinde olan Cumhuriyet’in bu öngörüsünde yatmakta olsa gerekir. Ancak tarih buna izin vermemiştir. Zira demokrasiyi ve özgürlükleri kazanma yolunda çabalayan toplumlarda, bu arayış toplumların kendi iç dinamikleri üzerinden yürümediği takdirde mümkün değildir. İşte bu nedenledir ki, devlet yükselen demokrasi talebi karşısında, kendi öz ideolojik kimliğine dönmüş, 12 Eylül rejimi döneminde okullarda din derslerini mecburi hale getirmiş, işi Alevi köylerine hiç kimsenin gitmediği camiler yaptırmak noktasına kadar götürmüştür. Yine de bu topraklar üzerinde Aleviler, İslamın kendi inançlarına ve ibadet şekillerine tabi olmayanı ötekileştiren ve yüzyıllarca süren yok etme ya da en azından asimile etmeye yönelik politikaları karşısında kendilerini korumaya ve yok olmaktan kurtarmaya çalışmışlardır. Onlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik olmadığını, gizli bir din taşıdığını bilirler ama Cumhuriyeti desteklemeye de devam ederler. Çünkü Cumhuriyet en azından onlara kendi kimliklerini gizleme imkanı tanımıştır. İşte salt bu nedenle de olsa, kendilerine kimlik sorulmadığı için, “süzme” bir devlet partisi olduğunu biliyor olmalarına rağmen, bugüne dek sürekli Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vere gelmişlerdir. Ne var ki artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Küresel kapitalizm koşullarında dünyaya hükmeden oligarşik akıl, adaletsizlikleri daha da yaygınlaştırmak ve derinleştirmek için, dünya soluna karşı El-kaide’yi yarattığı gibi, ülkemizde de demokrasi güçlerine karşı bir İslami iktidarı destekliyor. Filistin halkının kurtuluş mücadelesi karşısında İsrail’in Hamas’ı kurup da yaşattığı gibi… Yüzyıllar boyunca tarifsiz acılardan, ateşlerden, yangınlardan geçmiş, bütün hayatları bir “bedel ödemeler tarihi”’ne dönüşmüş Aleviler artık susmanın ve kimlik gizlemenin bir işe yaramadığını tecrübeyle biliyo
  • Fethi Yeken
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    240 MB
    Eser Türü: Kitap
  • N.Dror Ze'evi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Büyük Evlenme adlı oyunun eğlenceli bir yerinde, ince dümenleri her zamanki gibi ters giden Karagöz, kendisinin damat olacağı bir düğün tertiplemek isteyen bir grup kadınla karşılaşır. Muhataplarını tanımayan kadınlar, ona Karagöz hakkında ayrıntılar sorarlar. Kadınları bu düğünden caydırmaya çalışan Karagöz, "O hırsızdır" der. Kadınlar "Biz de hırsızız" diye cevap verirler. Karagöz, "Her gece Beyoğlu'nda gezer" der. Kadınlar "Aman ne iyi, biz de gezeriz" diye karşılık verirler. "Hamamdan çıkmaz." "Aa, demek ki temiz adam." Çileden çıkan Karagöz sonunda, "Mahbûb-dosttur" [Oğlancıdır] der. Kadınlar "Biz de zen-dostuz" [Biz de seviciyiz] deyince şaşkınlıktan Karagöz'ün ağzı açık kalır. Modern öncesi Ortadoğu'daki cinsel söylem, bu Karagöz oyununda da görüldüğü gibi, şaşırtıcı derecede açık sözlüydü. 19. ve 20. yüzyılın cinsel söyleminden çok günümüzün Sex and the City ya da Will and Grace adlı televizyon dizilerine daha yakındı, ancak önemli bir farkla: Bu söylemin bir kısmı kadınların ihtiyaçlarına ve cinsel tercihlerine göre düzenlenmiş olsa da, tekil biçimde erkeklerin sesini yansıtıyordu. Cinsel söylem erkeklerin ve kadınların çok çeşitli cinsel tercihleriyle de uyumluydu. Yelpaze muhakkak ki din ve toplumsal kurallarla kısıtlanmıştı, ancak bu tercihlerin çok azı doğuştan kusurlu görülüyordu. Gölge oyununun ilk dönem örneklerinin ortaya koyduğu gibi, cinsellikten utanma gibi bir duygu da yoktu. Ancak kitapta incelenen çeşitli nedenlerle bu söylem bir değişim geçirdi. Söylemi cinsel açıdan uygun görülmeyen her unsurdan arındırmak için 19. yüzyılda koca bir kültürel susturma mekanizması harekete geçirildi. Ancak bu, basitçe tepeden inme bir hareket değildi. Devlet susturma konusunda kendi payına düşeni yapsa da, kendi kendini sansürleyen yayıncılar, yazarlar, tüketiciler, hayalciler ve ulemadan oluşan küçük güç odakları da elbirliğiyle cinsel söylemi susturup adeta yok olma noktasına getirmişlerdi. 20. yüzyıla girildiğinde dönüşüm tamamlanmış, Ortadoğu kültüründe
  • Malik Bedri
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    143,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Büşra Dilekoğlu
    Bugün bir taraftan İngiltere ve Avrupa’da pek çok psikoloğun psikanalizden yüz çevirdiğini ve İslam’la nispeten çatışmayan yeni rakip ekollerin ortaya çıktığını görürken, diğer taraftan Müslüman ülkelerde birçok psikoloğun kendilerini hâlâ Freud’un kertenkele deliğinde emniyette hissettiklerini görüyoruz... Psikolog, öznel olarak neyi kendine referans aldığını itiraf edebilirse, önyargılarının gözlemlerini nasıl etkilediğini daha iyi görebilir ve deneysel kanıtlar gerektirdiği takdirde pozisyonunu hemen değiştirmeye hazır olur... Freud, çocuğun babasına karşı olan duygularını Oedipus kompleksini geliştirmek için kullanıyor. Bir Müslüman ise aynı bilgiyi (çocuğun babasına karşı olan duygularını) kullanarak, fıtrat üzerine bir teori geliştirmek için kullanabilir. Kısacası, aynı veriyi gözlemleyip kayıt altına alarak, hem İslami hem de gayri İslami bir teori geliştirilebilir. İslam’ın tasvir ettiği şekliyle fıtratı, Allah’ın bizi dünyaya göndermeden evvel ruhlarımızla yaptığı anlaşma olarak özetleyebiliriz. Dolayısıyla, Allah’a “kulluk” bizim psişemize ve ruhumuza işlenmiş; sistemimize kodlanmıştır. Eğer bu dünyada Allah’a kul olunmazsa, doğuşumuzla beraber getirdiğimiz bu kulluk fıtratı bizi başka şeylere kul olmaya sevk eder...
  • Pınar İlkaracan
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    275,26 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Müzeyyen Engin Erim
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nurten Yıldız
    Hıristiyanlıkta lâik kişi, kilise kurumlarına mensup olmayan, onun karşıtı, yani halktan olan kişidir. Ülkemizde ise biz, lâik düşünce sahibi kişiye lâik diyoruz. Sonuç olarak diyebiliriz ki genel anlamda lâiklik, din kurallarından arındırılmış ilişkilerle yaşayabilme prensibidir. Politik sistemlerde lâiklik, devlet işlerinin dinler üstü kurallarla yürütülmesidir. Lâik devlet, din adamlarının ya da din yasalarının etki ve kontrolünde yönetilmeyen devlettir. Müslümanların dünyasında lâiklik, devletin Kuran yasalarıyla yönetilmesini sona erdirmiş, devlet işlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesini dinin etki ve kontrolünden arındırmış olan bir politik sistemdir. Bu küçük kitap size kişisel bir lâiklik bildirgesi, bir manifesto sunuyor.
  • Erdoğan Merçil
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Türkler İslam dinini kabul ettikten sonra birbiri ardınca devletler kurdular. “Müslüman Türk Devletleri” olarak anılan bu devletler Asya ve Afrika’da yayıldılar ve özellikle Ortaçağ döneminde tarihimizde önemli izler bıraktılar. Daha sonra Anadolu’ya kadar ilerleyip Bizans ile savaşarak bugünkü ülke topraklarına sahip oldular. Öte yandan Haçlı yolları üzerinde bulunan bu bölgeden geçen Haçlılara karşı mücadele verdiler. Zaman zaman zor durumda bulunan Bağdat’taki Abbasi Halifelerine yardım ettiler. Müslüman Türk Devletleri siyasi ve askerî başarılarının yanı sıra teşkilat kültür ve imar faaliyetleri ile de dikkat çektiler. İdari yapı, teşkilat ve müesseseler açısından birbirlerini etkilediler ve sonraki devletlere örnek oldular. Ayrıca hâkim oldukları bölge ve ülkelerde bugün dahi varlığını koruyan önemli mimari eserler bıraktılar. Eserin içindeki konuların hâlen üniversitelerimizin tarih bölümlerinde ders olarak okutulması öğrenciler açısından kitabı aranır bir duruma getirmiştir. Daha ziyade araştırmalardan yararlanarak hazırladığımız bu eserin, Tarih ve yan bilim dalları ile ilgilenen araştırmacılara, öğrenci ve öğretmenlere faydalı bir el kitabı olacağı kanaatindeyiz.
  • Ahmet Kabaklı
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    710,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Müslüman Türkiye; ilmin kemali, fennin doruğu "ileriliğin"özü ve erkânı demektir. Bir ruh temizliğine fezaları arşınlamak, meçhulleri kulaçlamak, semalarda yüzen iki mukaddes timsalimize, Ay'ımıza ve Yıldız'ımıza doğru devasa kanatları açmak; geriliği, miskinliği, açlığı, fıkaralığı mantar gibi ayıklamak, buzullar gibi kırmak demektir (Ahmet Kabaklı).

Sayfalar