En Son Eklenenler

Toplam 58775 sonuçtan 23731 - 23740 arası görüntüleniyor.
  • Kamuran Şipal
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    170,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Kâmuran Şipal, Orhan Kemal Roman Armağanı kazanan kitabı Sırrımsın Sırdaşımsın’dan sekiz yıl sonra yeni romanıyla okurunun karşısına çıkıyor. Dua Çiçeği, kadın ve kızların dünyasında hayatı keşfeden bir delikanlının hikâyesi... Şipal’in inceliklerle dolu kaleminden gönül ilişkileriyle tatlanan, çiçekli bir geçmiş zaman anlatısı. Fadime’nin ellerinde, kendisine çaylar, kekler buyur eden uzun parmaklarında bir şey vardı sanki, bir an kendi başlarına bırakılsalar uzayacak, uzayacak, onun iç dünyasının derinliklerinde soluğu alacaktı. Kapıyı teyzesi açtı. Geleceğinden habersizdi. Onu görünce şaşırdı. Ne yapacağını bilemeyerek bir an öylece kapıda dikildi. Ağlamaklı bir hal aldı yüzü, kendini tuttu. Sonra birden atılıp onu kucakladı, mutluluk içinde yaşanmış bir geçmişi kucaklar gibi kucaklayıp öpücüklere boğdu.
  • ECE AYHAN
    metin
    2 Ayrım
    107,29 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Ortodoksluklar Ece Ayhan’ın üçüncü kitabı. 27 parça düzyazısal şiirden oluşan kitap, Memet Fuat yönetimindeki “de Yayınevi” tarafından yayımlanışından elli yıl sonra, Ahmet Soysal, Sezer Tansuğ, Ender Erenel’in kılavuz yazılarıyla özel bir baskıya kavuştu. 1960’larda Divan şiirine, Yunan mitolojisine, toplumsal olgulara, folklora, güncel siyasete yönelen şiirimizde aykırı bir yol tutar Ece Ayhan. Protopop Avvakum’un Hayatım (1946), Metin And’ın Bizans Tiyatrosu (1962) gibi kaynaklardan beslenen, göndermelerle yüklü, yoğun, karanlık ve politik sertlikler taşıyan bir şiir koyar ortaya. Türk şiirinin marjlarını oluşturan Ortodoksluklar, “konuşmaların uzun saltanatlısı”, elli yıldır sürüyor. “Ortodoksluklar, Ece Ayhan’ın şiir yazısında bir uç noktayı temsil ediyor.” Ahmet Soysal “Ece Ayhan iyi etmiş de ortodoksluklar etmiş. Kendini birdenbire başka bir ülkede bulan şaman büyücüsü gibi bâtıl bir yabancı.” Sezer Tansuğ “Ortodoksluklar’daki şiirlerin öbürlerine bakımla daha kapalı olduğu, daha güç anlaşıldıkları gelebilir aklımıza. Ama aslında Ece Ayhan bu şiirlerde biraz açılmıştır, aydınlıklaşmıştır.” Ender Erenel
  • Mustafa Kemal A
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    566,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından itibaren kongreler ve Kurtuluş Savaşı’nı, Lozan Konferansı ve saltanatın kaldırılmasını, TBMM’nin açılışı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu, CHP’nin oluşumu ve Terakkiperver Fırka’nın kapanışını, kısacası 1919-1927 arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihini anlattığı büyük bir eserdir. Milli Mücadele’nin ve devrimlerin hangi koşullarda yapıldığını, farklı görüşlere ve tartışmalara da dikkat çekerek, bütün açıklığıyla ortaya koyan Atatürk, nutkun sonunda gençliğe seslenir. Gençliği, kutsal bir armağan olarak bıraktığı bağımsız Cumhuriyet’i sonsuza dek korumak ve savunmakla görevlendirir. Bu büyük eser, ana hatları ve kritik detaylarıyla rahatça okunabilmesi için, günümüz Türkçesine çevrildi ve akıcı bir anlatıma kavuşturuldu.
  • Benedictus de Spinoza
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Türkçeye ilk kez Latince özgün metinden çevrilen Batı Felsefesi’nin sarsılmaz klasiği Spinoza’nın Ethica’sı, ele aldığı “Tanrı, İnsan, Zihin, Beden, Akıl, Duygular, Özgürlük” gibi derin felsefi konulara matematiksel bir düşünme yöntemiyle ve mantık kuralları çerçevesinde yanıt arayan, özgün bir üslupla kaleme alınmış, zorlu, çarpıcı ve kışkırtıcı bir eserdir. Tanımlarla, açıklamalarla, önermelerle, önerme sonuçlarıyla, kanıtlamalarla ve notlarla örülü içeriği, insanın bu eseri çoğu felsefe kitabından ayrı bir rafa yerleştirmesini, zihninin en açık ve en berrak anında o raftan alıp okumaya başlamasını, hatta bütün kitabı bitirdikten sonra tekrar başa dönüp bu kez daha ayrıntılı bir bakış açısıyla okumasını gerektirir. Bu yüzden belki de ancak Spinoza’yla karşılıklı oturup konuşarak, tartışarak, dura dura, sindire sindire okununca kavranabilecektir. O vakit görülecektir ki, aslında Ethica’nın o yoğun mantık örgüsü içine gizlediği tek bir hedefi vardır: insan aklını varlığın en üst bilgisine erişecek kıvama getirmek ve bu şekilde insana sonsuz bir mutluluk yaşatmak…
  • Wilson Amos Farnsworth
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    86 Ayrım
    760,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    Orta Anadolu, Osmanlı’nın son döneminde misyonerlik faaliyetlerinin yoğunyaşandığı bir bölge olarak dikkat çeker. Önemli unsurlardan biri olarak misyonerlik faaliyetleri dikkate alınmadan son dönem Osmanlı tarihini anlamak mümkün değildir. Oldukça az sayıda kaynağa rastlanan bu alanda mevcut eserlerin çoğu eksik, yanlış ya da peşin hükümler içerir. Bölgenin merkezi olarak nitelendirilebilecek Kapadokya da bu çalışmalar için ayrı bir önem taşır. Amerikalı Wilson Amos Farnsworth (1822-1912), 1853-1903 yılları arasında Kapa¬dokya bölgesinde Kayseri, Ankara, Yozgat, Nevşehir, Niğde illerinde, buraların kaza¬ları ve köylerinde misyonerlik yapmış, Orta Anadolu’yu karış karış dolaşarak çoğu at sırtında 120 bin kilometre yol kat etmiştir. Böylece, 19. yüzyılın ikinci yarısı boyunca Orta Anadolu tarihinin canlı şahidi ve yaratıcılarından biri olmuştur. Türkiye’de yaşadıklarını yıl yıl yazarak bir kitap taslağı haline getiren Farnsworth, notlarını yayımlayamadan 1912 yılında vefat etmiştir. Misyoner çevrelerinde dahi bilinmediği anlaşılan bu kitap taslağı, Mehmet Şahin tarafından 2015 yılında Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde bu¬lunmuş, Türkçeye çevrilerek, esere birçok bilgi, görsel ve dipnot eklenmiştir. Konuyla ilgilenen okur ve araştırmacılar için pek çok yanıt ve ipucu içeren Kapadok¬ya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi’nin önemli bir boşluğu dolduraca¬ğını ve özellikle Osmanlı’nın son döneminde Orta Anadolu’nun durumunun daha iyi tasavvur edilmesine yardımcı olacağını umuyoruz.
  • Richard Yates
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    448,30 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Richard Yates’in en önemli romanlarından Mutluluk Fotoğrafı’nda, anne babaları erken yaşta boşanan Grimes kız kardeşlerin hayatını çocukluklarından başlayarak takip ediyor, bambaşka kadınlara dönüşmelerini izliyoruz. Kendini mutsuz bir evliliğin içinde bulan Sarah’ya karşılık, özgür ruhlu Emily bir aşktan öbürüne savrulacak, yalnız bir kadın olarak ayakta kalmaya çalışmanın bütün zorluklarını göğüslemek zorunda kalacaktır. Amerikan rüyasının ve bu rüyanın altında ezilenlerin, birbirine sevgi kadar mutsuzlukla da bağlanan ailelerin, ümitlerin ve hayal kırıklıklarının yazarı Richard Yates, keskin bakışını bu kez kadınların hayatlarına ve hayallerine çeviriyor.
  • Isabelle Mons
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    668,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Konusu:
    Psikanaliz çoğunlukla bir “erkek işi” olarak algılanmıştır. Ne ki psikanaliz tarihine kadınlar da, hem de daha ilk zamanlardan itibaren katkıda bulunmuştur. Hasta, ta­lebe, pratisyen olmuş ve çoğu zaman hayatlarını tehlikeye atma pahasına Viyana’da Freud’un, Zürih’te Jung’un ortaya koydukları teorilerin geliştirilmesinde önemli rol oynamışlardır. Yirminci yüzyılın başlarında psikanalizin öncü kadınları ruh hakkında ilk adımlarını atmaya başlamışlardır: İlk kadın psikanalist Emma Eckstein gibi, Freud’un sadık savu­nucuları Lou Andreas-Salomé ya da Marie Bonaparte gibi… Erkek meslektaşları onlara önce şüpheyle bakar ama bir süre sonra üniversite sıra­larını onlarla paylaşacaklardır. Margarethe Hilferding tıp doktoru çıkar ve kapalı bir çevre olan Viyana Psikanaliz Derneği’ne kabul edilen ilk kadın olur. 1920’de, Lahey’deki kongrede neredeyse hepsi oradadır: Anna Freud, Melanie Klein, Sabina Spielrein, Helene Deutsch, Eugénie Sokolnicka ve Hermine von Hug-Hellmuth. Avrupa’da o dönemde kadınlar kendi davaları için harekete geçmişken, ruha gönül ve­ren kadınlar bilinçdışı, kadın, cinsellik ve çocuk hakkında yeni bir bakış getirirler. Ruhun Kadınları, kimi zaman trajik ama her zaman sıradışı bir hayat sürmüş yirminci yüzyılın on dört kadınını anlatıyor, anıyor. Onlar olmasaydı bugünün kadınları başka türlü düşünme hakkına sahip olamazdı. Isabelle Mons Karşılaştırmalı edebiyat doktorası yapmıştır. Dişil yazın ve edebiyat sanat ilişkisi üzerine çalışmalarını yürütmektedir. 2012’de Lou Andreas-Salomé adlı biyografiyi yayımlamıştır.
  • Will Gompertz
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    286,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sanat
    Konusu:
    Bazı insanlar parlak fikirler bulmakta ve bunları hayata geçirmekte neden daha mahirdir? Pardon Neye Bakmıştınız? / Modern Sanatın 150 Yıllık Şaşırtıcı, Sarsıcı, Kimi Zaman da Tuhaf Hikâyesi kitabından tanıdığımız yazar, BBC sanat editörü Will Gompertz uzun yıllar sanatçılarla çalışmış ve onları incelemiş. Bu süreç zarfında, başarılı sanatçıların birtakım ortak özellikleri olduğunu fark etmiş. Sanatçı Gibi Düşün kitabında bu özellikleri, her zamanki akıcı, esprili üslubuyla ve örneklerle anlatıyor. Yeteneklerin gelişmesine yardımcı olan birtakım yaklaşımları benimseyen ve sanatçı gibi düşünen herkesin, işi ne olursa olsun, daha yaratıcı ve verimli bir hayat sürebileceğini, başarı kazanma ihtimalinin artacağını savunuyor.
  • Andrea Camilleri
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    361,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    “İroni hayatta kalmanın tek yoludur.” Sicilya’nın 19.-20. yüzyıl İtalyan yazınına sağladığı katkı, diğer bölgelerin her birininkine kıyasla nicel üstünlüğe sahip olduğu gibi, nitelik bakımından da önde gelenlerdendir. Unvansız Maktul’un yazarı Andrea Camilleri de, Verga ve Pirandello ile başlayan uzun bir yazarlar dizisinin günümüzdeki son temsilcisi, ülkesinin şu sıralar dünyada en çok okunan ve çeşitli dillere en çok çevrilen yazarıdır. Pek özgün, pek renkli, çokyönlü sahne ve perde adamı kişiliğiyle göz kamaştırır Camilleri: Roma Deneysel Sinema Merkezi’nde öğretim verdikten başka, kırk yılı aşkın süreyle senaryo yazarlığı, tiyatro ve televizyon yönetmenliği, hatta aktörlük yapmıştır; 1978’de başlayan olağanüstü verimli yazarlık etkinliğinin yüzüncü ürününü 2016’da yayımlamıştır. Günümüzde 92 yaşında, Roma’daki evinde hâlâ üretmeyi sürdürmektedir: Gözleri artık görmediği için yapıtlarını dikte ederek, hem ancak Sicilya lehçesini, üstelik onun “Vigata ağzını” bilen birisine. Camilleri’nin anlatım tekniğinde sürükleyicilik öğesi önde gelir: Suya atılan bir taş gibi, ilkin esrarlı bir olaya, genellikle bir cinayete odaklanır; oradan yola çıkar, sonra onu bir gerilim öyküsü biçiminde, suda halkalar gibi genişletir, genişletir, adli vaka giderek zenginleşir, bir toplumsal olgu biçiminde gelişir; yazar kalemini bir sinema kamerası gibi çevresinde gezdirir, Sicilya’nın –özellikle de o belli kesiminin‒ kendine özgü, birbirinden renkli kişilerini gündelik gerçeklikleri, yiğitlikleri ve sefaletleri, inanışları ve inançsızlıkları, gizli kapaklı çıkar ilişkileri ve hesapları içinde yakalayıp büyük bir canlılıkla resmeder, konuşmalar yoluyla okura neredeyse seslerini duyurur, kafa yapılarını, zihinsel kalıplarını ele verir. Anlatı ilerledikçe, gözlerimizin önünde Sicilya toplumunun belli bir zaman kesiti içindeki mozayiği biçimlenir olanca özgünlüğüyle. Giderek yavaş yavaş Sicilya’nın insancıl gerçeği ortaya çıkar, o gerçeği dünüyle ve bugünüyle, tarihsel ve kültürel nedenleriyle kavramaya başlarız, Sicilya gezegeninde işlerin neden başka türlü değil de işte öyle olduğunu, neden başka türlü olamayacağını anlarız. Camilleri bunu hiçbir öğretici yanal açıklamaya gerek bırakmadan, kısacık konuşmalarla, sanki kaleminin ucuna takılıvermiş, kestirmeden betimlemelerle, hatta değinmelerle yapar, olayların bir giriftleşip bir çözülen yumağını acı bir alaycılıkla izletirken okurunu bol bol eğlendirerek, Sicilya’nın taşrasının ve kişilerinin “ağlanacak hallerine” güldürerek. “Sicilya insanı için” der Camilleri, “ironi hayatta kalmanın tek yoludur.” Öykü “Faşizmin yirmi yılı” olarak bilinen döneme yayılmıştır; 1921’de I. Dünya Savaşı sonrasının kargaşa ve yoksulluğunda, güçsüz siyasal partileriyle toparlanmaya çabalayan İtalya’da paramiliter mangalarının uyguladıkları parlamento dışı şiddet eylemleri sayesinde yükselen Mussolini faşizminin giderek bir siyasal parti kimliği edinmesinden ve çaresiz kalan kralın rızasıyla iktidarı ele geçirmesinden, II. Dünya Savaşı sırasında 1942’de Sicilya’ya Müttefik çıkarmasına değin geçen döneme. Camilleri o tarihsel olayların fonunda iki gerçek somut olayı resmî yazışma belgelerini, sorgu tutanaklarını, gazete haberlerini kullanarak, düşgücünün desteğiyle ve acı bir alaycılıkla izler: Biri, kent merkezinde anacaddenin yanı başında, karanlık, izbe bir sokakta kurulan bir pusunun ölümle sonuçlanışı, cinayetin kovuşturuluşu ve davasının mahkemede görülüşü; öbürü, iktidarı yeni ele geçirmiş, “Duceleşmekte” olan Mussolini’nin gönülsüzce çıktığı “Sicilya seferi” sırasında, kendi adını taşıyan orman-kent “Mussolinia”nın temellerini atışı. Tabii ki toplumsal dinamiğin özgünlüğü sonucunda, iki olay da ancak Sicilya’da olabileceği biçimde gelişir ve tabii ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
  • Evrim Alataş
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    185,76 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : nurçehre elver
    Konusu:
    "Yıllarca kaybettiklerimizin dökümlerini yaptık hep. Acı, bizden başlayıp bize dökülen bir dere oldu. Yüreğimiz ve beynimiz bir 'korkunç anılar deposu'na dönüştü. Oysa biraz da gülerek bakmak gerekir hayata. Güldüğümüz kendimiz bile olsak. Yani, 'Alem buysa kral biziz' demek lazım bazen. Yangınlardan çıkıp da paçalarımızdaki yanığa gülmek lazım..." Evrim Alataş, bu kitabında 1990'ların "olağanüstü hal" ortamında Kürtlerin yaşadığı mezalimin mizahını yapıyor. Hayatın içinde akıp giden trajikomiği anlatıyor aslında. Hem zalimin dar kafalılığına hem de mazlumun en berbat durumlarda bile bir 'komiklik' bulma becerisine tanıklık ediyor. Bunların yanı sıra, solcuların 'kendi aralarında' geçen hikâyelerin mizahına da... Bir lokantada üzerindeki figür Apo'ya benzetildiği için suç unsuru sayılan tuzluklardan düğün genelgelerine, sarı-kırmızı-yeşil yasaklarından kendisine yollanan istek peçetesinde "Kürdistan" lafı geçtiği için tutuklanan oryantal dansöze... 90'lar geride kaldı mı, aşılabildi mi, yoksa pusuda bekliyor hatta hortluyor mu, hâlâ tartışılıyor. Evrim Alataş, 90'ların iklimini kara mizah penceresinden bakarak hatırlatmaktan fazlasını yapıyor. İsyankâr neşesiyle, her devirde okunabilecek devlet ve insan manzaraları anlatıyor bize.

Sayfalar