Yazara Gore Listeleme

  • Osho
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    594,07 KB
    Eser Türü: Kitap
    Osho, Zen deneyimini ani bir kavrayış ve daima etrafını kuşatan bir müziğin farkına varmak olarak tanımlar. "Kalbin, bütünün kalbiyle aynı ritimde atar." Kitapta her bölüm Osho'nun bizi bilmediğimiz ama içimizde derin yankı bulan bir dünyaya götürmek için kullandığı bir Zen öyküsüyle başlar. Zen'in büyük mucizesi basit şeylerin olağanüstü bir şeye dönüşmesindedir.
  • Mehmet Çelik
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    785,17 KB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye'nin sosyo-politik konularına meraklı olanların ufkunu açacağını, olayların perde arkasını nasıl okumaları gerektiği hususunda yol gösterici muhteşem bir kitap… Son yıllarda "tarih" kamuoyunun gündeminde yer alan en önemli konulardan biri hâline geldi. Yazılı ve görsel medyada çok sık yer almaya başladı. Bazı televizyon kanalları haftalık daimî programlar yapmaya, bazı gazeteler haftalık dergi ve ekler vermeye başladı. Son dönemlerde Türkiye genelinde en rağbet edilen konferans konuları hep tarihle ilintili olanlardı. Belki de tarihe böylesine yoğun bir merak başlamasaydı tarih hâlâ arşivin tozlu rafları arasındaki belgelerde kalan yahut bir avuç akademisyenin merakından öteye gitmeyen bir araştırma alanından öte bir anlam ifade etmeyecekti. Oysa köklerini merak eden milletimizin fertleri tarihi buralardan alıp evlerde, kahvehanelerde günlük konuşma konuları arasına alarak yeniden canlandırmaya başladı. 30 yılı aşkın akademik hayatım boyunca, hemen hemen her hafta en az bir konferans veriyorum. İki-üç saat süren konferanslar sonunda dinleyiciler bana hep bu anlattıklarımı okuyacakları eserlerim olup olmadığını sordular. İşte Tarihin Hafızası adını verdiğimiz bu eserin içerisinde yer alan makaleler, uzun zamandır farklı platformlarda dile getirdiğimiz özellikle yakın tarihimize dair merak ettiklerinizin cevabı olacak nitelikteki yazıların derli toplu sunumudur. Özellikle tarihe ve Türkiye'nin sosyo-politik konularına meraklı olanların ufkunu açacağını, olayların perde arkasını nasıl okumaları gerektiği hususunda yol gösterici olacağını ümit ediyoruz.
  • Mehmet Altan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    346,14 KB
    Eser Türü: Kitap
    Turgut Özal Dönemi'ndeki çok derin değişimlerin ardından 28 Şubat'ı ve 27 Nisan'ı da gördüm… Biz 28 Şubat'a, çok özgür yaşadığımız ve toplumsal tartışmaların bugünkünden çok daha ileri düzeyde olduğu Turgut Özal Dönemi'nden sonra geldik… Üstelik darbeler 28 Şubat'ta da son bulmadı… Ardından da 27 Nisan 2007 yılında, parlamentoyu feshederek erken seçime gidilmesine neden olan bir "e-muhtıra" yaşandı. 12 Eylülcülerin yargı önüne çıkacak olmasına, Balyoz, Ergenekon gibi çok olumlu gelişmelere, mevzuat değişmese de yaşanan daha sivil ve demokrat jestlere rağmen 28 Şubat gibi 27 Nisan'ın failleri de henüz yargı önüne çıkarılmadı. 28 Şubat'ın 15. yılında, "12 Eylül Rejimi'nden AB Standardında bir demokrasiye geçip geçmeyeceğimiz" hâlâ bir muammadır… Siyasetçiye, 12 Eylül rejimini berhava etmek yerine ele geçirmek daha cazip geliyor… Bu ise 28 Şubatların, 27 Nisanların yeniden yeniden yaşanmasına neden oluyor… Elinizdeki "Cami Kışla Parantezinde Türkiye" kitabı, yaşanan tecrübeler ışığında bu açmazın geride bırakılması için atılan bir çığlığı bir kez daha atıyor… Umarım duyulur.
  • İlber Ortaylı
    metin - Türkçe
    5 Ayrım
    1,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Tarihi sevdiren adam sizi "Tarihin İzinde" dolaştırmaya devam ediyor... "Bazı tarihçilerimiz vardır, diyorlar ki mesela, 'Osmanlılar Arapça kullanmış, Farsça kullanmış.' Hâlbuki Osmanlı'nın Arapça bileni, bugün bizim İngilizce bilenimiz kadardır." "Bize Türkiye ismini 12. asırda İtalyanlar koymuştur. Ülkenin çoğunluk halkı Türk olduğu için bize Türkiye, "Türkü Mania" gibi isimler koymuşlar. Ama biz kendimize ısrarla Rum, Romen demeye devam ettik. Çünkü bu Roma imparatorluğu'nun bir devamıdır. İstanbul'u fetheden Fatih de kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiştir. Ama bununla beraber tabii ki o da Türktür." "Sultan Abdülaziz'in öldürüldüğü kanısındayım. Çünkü Sultan Abdülaziz bir kere çok dindar. Dindar adamlar kolay intihar etmiyorlar. Abdülaziz yaşamayı seven biri..." "Vahdeddin ve Atatürk karşı karşıya gelmişlerdir. Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi." "Din ile devletin ayrılması Yahudi ve Müslümanlıkta imkânsızdır. Çünkü her iki dinde de din insanların yirmi dört saatini ayarlar. Sadece devletle olan ilişkilerini değil özel hayatlarını, nasıl yiyip içeceklerini, nasıl temizleneceklerini, karı-koca arasındaki ilişkiyi ve tabii ki devletle olan ilişkiyi ayarlar." Ülkemizin değil dünyanın en önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı "Tarihin İzinde" dolaşıyor, kafa kurcalayan sorulara cevaplar veriyor ve ezberleri bozuyor.
  • Ahmed Şahin
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    558,46 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tarihin Şeref Levhaları'nı okurken göreceksiniz ki, İslam, bir dünya nizamı olarak Peygamberimiz Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam vasıtasiyle vaz' edildikten, ilahi hakikat güneşi Arabistan çöllerinden fışkırıp bütün bir insanlık alemini cehalet karanlığından kurtardıktan sonra tarih, tarih olabilmiş, hakiki kahramanlar zaman içerisinde mevkiini almış, vahşetalud sahralarında irtikab edilen cinayetler yerini emniyet ve adalete terk etmiş, en katı kalbler en kirli vicdanlar, en paslı sineler nura, huzura, aydınlığa yol bulabilmişlerdir.
  • Levent Çalıkoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    515,01 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sanat eleştirmeni, küratör Levent Çalıkoğlu: Ali Akay, Başak Şenova, Borga Kantürk, Can Altay, Emre Erkal, Emre Zeytinoğlu, Erhan Muratoğlu, Serkan Özkaya, Şener Özmen, Zerrin Boynudelik ile çağdaş sanat üzerine konuşuyor. Teknolojinin sanat için ne ifade ettiğiyle başlayan konuşmalar, sanatın hayat olma hali, felsefeyle flörtü, kopya-taklit sorunsalı, yeni tip kamusal sanat gibi konu ve kavramlara dek uzanıyor. Sonuçta çağdaş sanatın güçlü yönleri, çelişki ve sorunları ile geleceğe yönelik hareket planını tartışmaya açan bir kaynak çıkıyor
  • Tess Gerritsen
    metin - Türkçe
    5 Ayrım
    3,62 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bir tıp konferansı için Wyoming'e giden adli tabip Maura Isles, hafta sonunu arkadaşlarıyla birlikte bir kayak merkezinde geçirmeye karar verir. Ancak korkunç kar yağışı altında araçları devrilir ve ıssız dağ yolunda mahsur kalırlar. Yürüyerek ulaştıkları on hanelik köy ilk bakışta tamamen terk edilmiş gibi görünse de, sofralarda dokunulmadan bırakılmış yemekler, garajlardaki arabalar, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar burada bambaşka, esrarengiz olayların yaşandığını düşündürmektedir. Maura'dan haber alamayan ve onun peşinden bu köye gelen dedektif Jane Rizzoli, arkadaşının izine rastlayamasa da karların altında tüyler ürpertici bir başka gerçeği keşfeder. Buz Gibi Soğuk temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor.
  • İlber Ortaylı
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    499,47 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tarihimiz, bize doğru mu öğretiliyor? Tarih kitapları belirli bir ideolojinin propagandasını yapmak amacıyla, bazı gerçekleri görmezden mi geliyor? Tarihi doğru öğrenmek bize ne kazandırır? Gerçekten Cumhuriyetle Osmanlı birbirlerine çok uzak devletler midir? Osmanlı’yı reddedersek ne kazanırız, ne kaybederiz? 19. yüzyıl Osmanlı’nın neden “en uzun yüzyılı”? Osmanlı bugün devam ediyor mu? Türkiye-AB ilişkileri… 21. yüzyılda onurlu bir devlet ve millet olarak yaşayabilmemiin şartları nelerdir? İlber Ortaylı’dan tarihi, tarihimizi doğru anlamaya dair sorulara cevaplar bu kitapta… “Resmi tarih dediğimiz de, alternatif tarih dediğimiz de, övgümüz de, sövgümüz de, ilkelliklerimiz de birbirinden farksız.” “Tarih çim sahası değil ki, istediğin yerleri tespit edip, kazık çakıp çitle çeviresin. “Ben bu kadarını seviyorum, gerisini yakalım” veyahut “Bana ne?” diyemezsiniz. Bu mümkün değil.” “Türkiye’de insanların bir kısmı ‘Biz Osmanlı değiliz’ derken, diğerleri ‘Osmanlı biziz’ diyor. Bu tip bir ayrım sakattır ve mümkün değildir.
  • Nikolay Semyonoviç Leskov
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    762,67 KB
    Eser Türü: Kitap
    Roman, öykü ve oyun yazarı Nikolay Semyonoviç Leskov (1831-1895), on dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatı geleneğinde bir bomba etkisi yaratmıştır. Gerçekçi geleneğe karşı olmasa da mitsel, ayrıksı bir Rusya'dır onun resmettiği; askerlerin, rahiplerin, serflerin, prenslerin, çılgın Tatarların ve Çingenelerin cirit attığı, büyülü, düşsel, kabına sığmaz bir dünyadır. Sözlü anlatım geleneğine dayanan, meselsi, alegorik, sembolik ve çok-katmanlı örneklerden oluşan Büyülü Gezgin, Leskov'un olağanüstü imgelemiyle ilk kez tanışacak okurlar için ideal bir seçki sunuyor.
  • Alun Munslow
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    832,70 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tarihe, özellikle kendi tarihine çok meraklı olup da tarihçi ve tarih metninin kendisi üzerinde pek durmayan bir entelektüel iklimde bu soruların hayati önemi ortadadır. Focault'ya göre ifade edersek, tarih geçmiş hakkında tarihçilerin çağdaş söylemlerinden ibarettir ve bu tarih, her bilgi gibi iktidar ilişkilerinin kurulmasında ve sürdürülmesinde kullanılır. Bir insanın yüzündeki çizgilere bakarak neleri yaşadığını çıkarabilir miyiz? Kaldı ki ortada kendisi değil de bir fotoğrafı, heykeli ya da resmi varsa, bunlar o insanın yaşadığı gerçekliği ne kadar yansıtır? Dolayısıyla, çizgilere bakılarak yazılanlar ve bu yazıları okuyanların yazdıkları nasıl bir tarihtir? Geçmiş ve bir daha geri gelmeyecek hayat deneyimin bıraktığı izlere bakarak aslına uygun olarak yeniden yaratmak mümkün müdür? Yani nesnel ve tek bir tarih yazılabilir mi? Yüzdeki aynı çizgilerden hem aşk acısı hem geçim sıkıntısı hem de kurak iklimin izleri okanabiliryorsa, tarihçinin kurduğu tarih metninin edebiyatçının kurduğu öyküden farkı nedir? İşte Alun Munslow Tarihin Yapısökümü'nde bu sorulara yanıt arıyor.Tarih salt zihinsel ya da salt dilsel bir kendilik olmadığı gibi nesnel de olamaz. Geçmişten bize kalan izler vardır. Ama bu izler kendi başlarına dilsizdir: Onları dillendiren tarihçidir. Tarihçi, fiilen varolan geçmişe açıklayıcı, ideolojik, siyasi nedenlerle hikayeler dayatarak bir anlatı, yani taih yaratır. Daha doğrusu, Foucault'nun "epistem"lerinin art arda dizilişi gibi, mecazların akışıyla yaratılan bir anlatıyla gerçeklik etkisi yaratır tarihçi. Dilin gerçekliği ne kadar yansıtabildiği, tarih ve tarihçinin neyi anlattığı, tarihsel gerçeklerin ne kadar gerçek olduğu soruları ortadayken yine de tarih yazılabilir mi? Yoksa şöyle mi demeliyiz: Tarih mümkün değildir, geçmiş olsun

Sayfalar