Yazara Gore Listeleme

  • Kendra Adachi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    326,90 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tutku Dinçer
    Bir tembel dâhi olmak, daha fazla ya da daha az şey yapmak değildir; önemli olan şeyi yapmaktır. Ne yapmanız gerektiğini söyleyen ne çok ses var, değil mi? Anı yaşamalısınız, büyük hayaller kurmalısınız, her şeye sahip olmalısınız, güneş doğmadan uyanmalısınız, içtiğiniz su miktarını takip etmelisiniz, sık sık dışarı çıkmalısınız ve her şeyde en iyi olmalısınız... Belki de diğer insanların ne dediğini umursamamalı, günlerinizi kuru şampuanla geçirmeli, veli toplantılarını o kadar da umursamayan bir anne olmalı, dağınık bir evde yaşamalı ya da dağınıklığını bir onur nişanesi gibi gururla kabul etmelisiniz. Tembel Dâhi hareketinin yaratıcısı Kendra Adachi sizi, kendi tanımınıza göre iyi bir yaşam sürmeye davet ediyor ve sizin için önemli olan şeylerde bir dâhi gibi hareket etmenizi, önemsiz olan şeylerde ise tembellik etmenizi istiyor. Bu kitap sayesinde ilişkilerinize, işinize ve birikmiş postalarınıza karşı daha iyi bir yaklaşım olabileceğini keşfedeceksiniz. Başkalarının fikirlerinden bağımsız bir şekilde kendiniz olmayı öğreneceksiniz. Önemli olana odaklanıp geri kalanı ikinci plana atarak tekrar kendiniz gibi hissedeceksiniz.
  • M. Öcal Oğuz
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,89 MB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye ve Azerbaycan sahası halk şiirinde tür, şekil ve makam sorunlarını tartışmak düşüncesiyle hazırlanan denemelerden oluşan bu kitapçık, halk şiirinde kullanılan nazım tür ve şekillerinin tarihçesi niteliğine sahip bir "türler monografisi" değildir. Bu kitapçıkta yazar, öncelikli olarak, halk şiiri üzerinde çalışanların ihmal ettiği bir alan olan tür monografilerinin hazırlanmasının önündeki bilimsel süreçlere ve uygulanabilecek yöntemlere dikkat çekmeyi hedeflemektedir. Türkiye ve Azerbaycan'da tür, şekil ve makam konularında hazırlanan belli başlı çalışmaların irdelenip sorgulandığı ve yöntem eksikliklerinin doğurduğu sorunların dile getirildiği bu çalışma, ortaya koyduğu tanım, tasnif ve tekliflerde, halk şiirinin Azerbaycan ve Türkiye sahasındaki sorunlarını "Türk Dünyası Halkbilimi" yaklaşımı çerçevesinde ele almayı denemektedir.
  • Baki Yasa Altınok
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    3,36 MB
    Eser Türü: Kitap
    19. yüzyıl Alevî-Bektâşî tekke şairlerinden Yanbolulu Ali Türabi Baba, İstanbul Merdivenköy Bektâşî Dergahı’nın postnişinliğini yapmış, Kırşehir Hacı Bektaş Pir Evi’nde Dedebaba Postu’na oturmuş bir gönül eridir. Aruzla ve heceyle yazdığı şiirlerin samimi ve yanık sesi, Anadolu halkının hafızasında silinmez izler bırakmış, akıcı ve anlaşılır dili şiirlerinin bestelenerek okunmasını sağlamıştır. Bu anlamda, son dönem Osmanlı Tekke şiiri içinde Divan sahibi bir şair olarak önemli bir yeri olan Ali Türabi Baba’nın şiirine daldığımızda, onun şiirinin ilahi aşkın nağmeleriyle coşkun bir ırmak gibi çağladığını görmekteyiz. Baki Yaşa Altınok’un “Türabi Divanı” üzerine çalışması, onun hayatıyla ilgili bilgileri bilimsel yöntemleri kullanarak titiz bir şekilde ortaya çıkarıyor ve eski yazıda kalmış bir Alevî-Bektâşî şiir hazinesi olan Divan’ını günümüz alfabesiyle okuma imkanı veriyor. Halimi bilmez mi ol yarim bilir bilmezlenir Geceler ah ettiğim zarım bilir bilmezlenir N’eyleyim bir rahm kılmaz aşık-ı üftadeye Kanlı zalim gör ki efkarım bilir bilmezlenir
  • metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Elinizdeki kitap, 1950'li yıllarda O'nun Kabataş Erkek Lisesi'ndeki öğrencileri arasında yer alan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ün Necatigil hakkında değişik tarihlerde ve zeminlerde farklı sıfatlarla yaptığı üç konuşma ile iki yazısından oluşmaktadır. Anılarla Behçet Necatigil ve Kabataş Lisesi ve Behçet Necatigil başlıklarını taşıyan iki bölümde toplanan bu konuşma ve yazılar, Necatigil'in iki yönünü, şair ve öğretmen kimliklerine ışık tutmaktadır.
  • Şükrü Günbulut
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    3,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kitapta, Anadolu'da, 1240'dan 1970'lere kadar, 66 başkaldırının öyküsü, bunlardan 52'sinin üstüne söylenmiş, 160 kadar şiir var. (Babailer ve Şeyh Bedreddin'den, son başkaldırılara kadar). Ayrıca, Anadolu'da, adları bilinmeyen başkaldırıcılara yakılmış türküler, Türkiye dışındaki Türklerin ve Avrupalıların, kendi ayaklanmacılarına söyledikleri ağıtlar da eklendiğinde kitaptaki şiirler 200'ü geçiyor. Öykülerini ve çoğunun türkülerini bildiğimiz 66 başkaldırı içinde, daha iyi, daha hakça bir dünya için, bilim ve aydınlanmaya dayalı olanlar, yalnızca dört şiir var. Diğerleri az çok kişisel sorunlar veya batıni amaçlar peşinde. Bu dört başkaldırının, tarih içinde dağılımı da ilginç. 1240'tan 1900'lere kadar Anadolu'da bilim ve aydınlanmaya dayalı başkaldırı yok. Bu tür kımıldanmalar 1970'lerde, Cumhuriyet belli bir olğunluğa ulaştıktan sonra çoğalıyor. Bu tablo bize, Anadolu'da Selçuklulardan başlayıp, Osmanlılarla süren, halkın büyük ezilmişliğini ve kulluk geleneğinin halk üzerindeki yıkımını gisteriyor. Bu gelenek, bilimsel düşüncenin ortaya çıkmasını engellediği gibi, akla, bilime dayanan bir aydınlığın peşine düşmeyi de olanaksız kılmış. Kitapta, Osmanlı sarayı ve taşrası da, ayaklananlar açısından inceleniyor.
  • İbrahim Tüzer - Muhammed Hüküm
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    6,19 MB
    Eser Türü: Kitap
    Edebiyat sosyolojisinin eser, yazar, okur ve basım - yayın - dağıtım arasındaki ilişkiler üzerinden ilerleyen yapısı, günümüz karmaşık toplumlarını anlayabilmek için oldukça önemli imkanlar sunmaktadır. Kavramları kurcalayarak onlarla ilgili derinlikli ve tartışmalı alanları irdeleyen Edebiyat Sosyolojisi, diğer taraftan bilimsel bir bakış açısıyla işaret ettiği veri ve analizlerle edebiyat araştırmalarının da önünü açabilecek bir konuma gelmiştir. Bugünün dünyasından topluma ve edebi esere yansıyan piyasa, reklam, tüketici, üretici gibi kültürel ve bireysel farklılıkların oluşturduğu birçok ilişki, edebiyat ve sosyoloji birlikteliği ile açığa çıkarılıp anlamlandırılabilmektedir. Bu toplumsal bağların ardında eserlerin içeriğindeki sosyolojik veriler de başlı başına edebiyat sosyolojisi kavramı için bir yönelim oluşturabilmektedir. Diğer taraftan estetik olanın ihmal edilmeden yer verildiği edebi eserdeki tip, karakter, mekan, zaman, dil - üslup gibi unsurların her biri, toplum ve edebiyat arasındaki ilişkinin okunabileceği önemli bağlantı yollarıdır. Bu kitap, sözü edilen yönelimleri bir arada değerlendirme gayretiyle kalem alınmıştır. Edebiyat hayatın bir yansımasıdır. yargısının etrafındaki sorulara tatmin edici cevaplar vererek edebiyat ve hayat arasındaki ilişkiye dikkat çekmek; yerli bir edebiyat sosyolojisinin oluşması adına imkanları yoklamak ve edebî metinlerin anlam alanlarının derinleşmesinde edebiyat sosyolojisinin katkısını belirlemek temel çıkış noktasıdır.
  • Aneta Emilova
    insan sesi mp3 - Türkçe
    43 Ayrım
    270,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Çiçek Enginler
    Biliyorum, bazen derin bir acı, insana, ölmemesini söyler. Çünkü ölse de o acıdan kurtulamayacak gibidir, en iyisi onu burada halletmektir, toprağın üstünde ve canlıyken. Bazı hayatlar vardır, bir acıyı telafi etmek için acımasızca uzamışlardır. Bazı hayatlar da bir mutluluğa, o mutluluğun yaşandığı ana çivi çakarlar. Ama çok az insan mutluluğu hafızasında tekrarlamak için yaşar, çoğu acısını ödetir yaşama. Günleri söke söke alır yaşamın cebinden. Seçenek diyorsun, ben sadece, –şansım olsun veya olmasın– beni yaşatacak şeyi seçiyorum. Gustav, aklını bir çantada taşıyan, bütün benliği bir çantaya sıkışmış bir karakterdir. Birden tutunduğu aşk, onu bir yandan başka biri olmaya zorlarken diğer yandan benliğinin bütün gizlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Elinde çantası, kendi gerçekliğiyle bütün bir dünya arasında gidip gelen Gustav, benliği, aşkı ve hayatındaki onca insanla yüzleşmek zorunda kalır ve hikâye başlar. Bu romana bir çanta, bir adam, bir kadın, yardımsever bir kadın, bir iblis, cehennemin bir parçası, bir leylek, bir balık, birkaç yıldız, bir rahibe ve daha birçok şey sığdı.
  • Şehnaz Haşimoğlu, Gülşen Haşimoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    79 Ayrım
    1184,02 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    SOYSUZ BİR ACIYI, ASİL BİR KADIN SESSİZCE ÇEKER! Çanlar çalıyor. Ait hissedemediği bir evde, ait hissetmediği bir dinde, ait hissetmediği bir kalpte “Ben Kimim?” savaşını veren adam için çanlar ısrarla çalıyor. Çanlar çalıyor. Baskı altında, el eliyle çizilmiş sınırların etrafında, “Ben Bunu Neden Yaşıyorum?” sorusunu soramayan ve özgürlüğünün kısıtlanmasına ses çıkarmayan kadın için çanlar ısrarla çalıyor. “Sen gerçeği görene kadar...” Çanlar çalmaya devam edecek. “Geride bıraktığını düşündüğün hayatın için...” Çanlar çalmaya devam ediyor. “Bir kadın olarak kurban seçildin...” Çanlar sağır eden bir gürültüyle son kez çaldı. “Yaratıcı buna izin vermeyecek! Yara veren her şeyi sök!” Çanlar durdu. Kadın yarayı sökemedi. İlahi bir sesin yankısı, kadının yarasını sökemediği yerden duyuldu: “Hakikatin sahibini inkâr eden, hakkını aramasın!” “Eğer
  • Prof. Dr. Cemal Kurnaz
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    9,64 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ben Türk şiirini gül-i ra'nâya benzetiyorum; yarı sarı yarı kırmızı... Halk ve divan geleneğinden beslendiği için iki renkli. Rengini, kokusunu bizim havamız, suyumuz ve toprağımızdan alan, bizim besleyip büyüttüğümüz bir gül. Edebiyatımızı doğru anlayabilmek için önce zihnimizdeki ikiliği kaldırma-mız gerektiğine inanıyorum. Türk kültürü, tarihi ve sanatı gibi edebiyatı da bir bütün. Şiir de bu bütünlük içinde gelişimini sürdürüyor. Farklı estetik çizgilere sahip olmakla birlikte, ortak bir kültür birikimine yaslanan halk ve divan edebiyatlarımızın müşterekleri tahmin ettiğimizden çok daha fazla. Şimdiye kadar ısrarla farklı taraflarına dikkat çekildiğinden bu ikisinin biri birine zıt ve tamamıyla farklı edebiyatlar olduğu sanılmış, arada uçurumlar yaratılmıştır. Ben bunun böyle olmadığını örnekleriyle ortaya koymaya çalıştım.
  • Freida Mcfadden
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    On bir yaşındaki Nora Davis odasında ödevlerini yaparken babasının bodrumda kadınları öldürdüğünden bihaberdi. Ta ki polisler gelene kadar. O günlerin üzerinden yıllar geçmişti. Babası ömrünü parmaklıklar ardında çürütürken Nora başarılı bir cerrah olmuş, sessiz, yalnız bir hayat sürmeye başlamıştı. Kimse babasının ünlü bir seri katil olduğunu bilmiyordu. Nora da bunun böyle kalması için elinden geleni yapmaya kararlıydı. Fakat bir gün hastalarından birinin öldürüldüğünü öğrenecekti. Üstelik genç kadın, Nora’nın babasının kurbanlarını öldürdüğü o eşsiz, korkunç yöntemle öldürülmüştü. Birileri Nora’nın kim olduğunu biliyordu. Birileri bu dehşet verici suçun cezasını onun çekmesini istiyordu. Ancak Nora, babası gibi katil değildi. Polisler onu suçlayamazdı. Bodrumuna bakmadıkları sürece…

Sayfalar