Yazara Gore Listeleme

  • Feroz Ahmad
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    537,42 KB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye'de tarihçilerin, siyaset ve toplum bilimcilerin yakından tanıdığı bir isim olan Feroz Ahmad, bu son eserinde Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan günümüz Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan sürecin toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel veçhelerini 'bir kimlik arayışı' sorunsalında incelerken; bu arayışın peşinde koşulan yüzlerce yıllık serüvenin geniş çerçevesini büyük bir ustalıkla çiziyor. Ahmad'ın akademik yaşamında uzun yıllara dayanan araştırma ve gözlemlerinin ürünü olan bu çalışma, yaşadığımız coğrafyada kurulan bir aşiret tarafından kurulan devlet düzeninin dayandığı dini ve kültürel temellerin gelişimini, tarihsel ve toplumsal olayların yüzyıllar sonra ulaşılan "millet olma" kavramıyla birleşmesini, devamlı değişen bir "kimlik" harcıyla kararken, birbirinden farklı sonuçlara da ulaşıyor. Yazar, kendi deyişiyle "tarihçilere tarih öğreten biri olarak değil" dışardan analitik ve nesnel bakan biri olarak, günümüz dünyasında modern Türkiye Cumhuriyeti'nin önüne Batılılar tarafından sürekli konulan siyaset-ordu, demokrasi-cumhuriyet, din-laiklik ikilemlerinin yarattığı gerilimleri incelerken, bunların kaynaklarına da nüfuz edebiliyor. Eskilerin deyimiyle "müfit ve muhtasar" olan bu kitabın, Türkiye tarihi için yepyeni bir referans olacağına inanıyoruz. "Bu çalışma kırk yıl sürmüş bir araştırmanın herkesin anlayabileceği bir özeti... Batılı ve Ortadoğulu akademisyenlerin güncel çalışmalarıyla yazarın içerden bakış ve yorumunun birleştiği bu eser İslâm, küreselleşme ve Türkiye'nin Amerika ve Avrupa Birliği ile ilişkileri gibi zorlu güncel konuları tarihsel arkaplanı içinde incelemektedir…" Hasan Kayalı, California Üniversitesi, San Diego "Eserdeki tarihlerin güvenilirliği ve ekteki mükemmel kronoloji, bu kitabı Türkiye'nin Modern Tarihi konusunda yararlı bir referans haline getiriyor."Huge Pope, Internatioanal Journal of Middle East Studies
  • David Gibbins
    metin
    1 Ayrım
    815,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tarih, binlerce yıl saklı kalan gizemlerle doludur ve bizler, birilerinin onları açığa çıkarmasını bekleriz. İşte ünlü Arkeolog Jack Ho-ward ve arkadaşları da aynı merak ve inançla hayatlarını bu bilinmezlere adamış insanlardır. Araştırmaları onları; Sicilya açıklarındaki St. Paul batığından Vezüv’ün patlamasıyla yok olan eski bir kütüphaneye, Roma şehrinin altındaki kanallardan Kudüs’ ün kutsal bölgelerine kadar uzanan bir zaman tüneline sürükler. Aslında ekibin önüne çıkan gerçekler bilinen resmi tarih ve Kilise merkezli Hıristiyan inancını temellerinden sarsacak türdedir. ACABA?; • İlk Hıristiyanlar pagan inançlara daha mı yakındı? • İlk dönemlerde kadın merkezli Hıristiyan kültürünün varlığı Kilise ve eski imparatorluk tarafından bastırılmış mıydı? • Hıristiyanlığın kökenlerini araştıran bilim insanları Kilise ve mafya tarafından engelleniyor mu? • Eski Roma Kilisesi ve Vatikan, İsa’nın elyazmalarının bulunmasını istemiyor muydu? Tüm bu soruların cevapları SON AHİT’in heyecan dolu satırlarında keşfedilmeyi bekliyor!
  • Cemal Süreya
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    647,67 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sen bir çocuksun, annen sinirden bir de sevinçten doğurdu seni yırtılan ipek sesiyle; Bir çocuksun sen, bedeviler gibi ezberindeki şiirlerle bulmak zorundasın çölde yitirdiğin yolu; yeryüzü şenliğinin azımsanamaz bir parçasıdır yaktığın ateş, kıvrıldığın dönemeç, açtığın şemsiye, kucakladığın yaşlı ağaç; iyi çocuksun; tuhaf çocuksun; ağzını burnunu tıkasalar gözlerinle soluk alırsın; gözlerini bağlamaya kalksalar el ve ayak tırnaklarınla; kalsiyum ve kalker destekler seni, yeraltı suları destekler seni yırtılan ipek sesiyle; Bütün evler boşaltılmış, herkes dışarı dökülmüş; taşıtlar adam almıyor, sinemalar tıklım tıklım, sokaklarda insan başlarından bir nehir; meydanlarda insanî tabaka görülmemiş bir çiçeğin taçyaprakları gibi yırtılan ipek sesiyle; Aşkla isyanı bütünleştiren şiirleriyle tanınan Cemal Süreya hiç şüphesiz Üvercinka ile İkinci Yeni şiirinin öncülerinden olmuştur. Bir Kırlangıcın Daha Var, şiiri şairin fikir eğiliminin değil, kişiliğinin belirleyeceğine inanan, şiirin "insan töresi, insanın kendisi" olmasını isteyen Cemal Süreya'nın Sevda Sözleri'nden bir seçki.
  • Agatha Christie
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    413,61 KB
    Eser Türü: Kitap
    Doğum günü masası yedi kişi için hazırlanmıştı… Masada altı kişi korkudan soğuk terler dökerek, müthiş bir şeyin vukuunu bekliyorlardı. Son derece güzel bir kadının doğum gününü kutlamak üzere toplanmışlardı. Ellerde şampanya kadehleri vardı… Gözlerde korku yanıp sönüyordu. Nihayet ışıklar azaltıldı, numaralar başladı… Davulların öfkeli uğultusu sona ererken ışıklar tekrar yandı… Doğum gününü kutlayan güzel kadın, masanın üstünde kapanmıştı. Yüzü mosmordu. Parmakları takallüs etmişti… Artık masada altı kişi idiler. Masadaki erkeklerin kalplerine aşk ve cinayet tohumları saçmış olan güzel kadın ölmüştü. Onu kim öldürmüştü? Çılgına çevirdiği aşıklarından biti mi? Kıskançlıktan kahrettiği kadınlardan biri mi?
  • Philip Margolin
    metin
    2 Ayrım
    1,27 MB
    Eser Türü: Kitap
    konusu internette bulunamadı.
  • Guy De Maupassant
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    442,25 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Birden Julien iki eliyle karısını omuzlarından tuttu ve bütün ağzıyla, kızın daha önce hiç yaşamadığı derin, ıslak bir öpücük kondurdu. Öpücük Jeanne'ın damarlarına, hatta iliklerine kaar işlemişti. Öyle tuhaf bir titreyişle sarsıldı ki farkında olmadan iki koluyla birden ittiği Julien'in sırt üstü düşmesine neden oldu. (...) Julien ona susamış gibi, çılgınca üzerine atılıp onu kollarına aldı. Aceleci, acıtıcı, çılgın öpücükler Jeanne'ın bütün yüzünde, gerdanında geziniyor, okşamalardan boğulacakmış gibi hissetmesine neden oluyordu. Ellerini açmış, ne kendisinin ne de diğerinin ne yaptığını anlayamadan, bir şeyleri anlamasını engelleyen allak bullak olmuş kafasıyla hareketsiz duruyordu. Ama ani bir acıyla içinin yırtıldığını hissetti. Kendisine zorla sahip olan kocasının kollarında kıvranarak inlemeye başladı. (...) Ruhunun en derinlerine kadar umutsuzlukla doluydu. O kadar farklı hayal ettiği bir hazzın yanılgısı, yerle bir edilen, parçalanan mutluluk beklentisinin hayal kırıklığı içindeydi: 'İşte karısı olmaktan anladığı bu. Yalnızca bu! Yalnızca bu!'" On yedi yaşında aşka susamış umutlar ve düşler içindeki genç bir kız... Evlendikten sonra aşkın şiirsel olmayan yanlarını da keşfetmek zorunda kalır... Kırılmaya başlayan yanılsamalar kısa sürede paramparça olur... Ama hayat gene de devam etmektedir... Büyük Fransız yazarı Guy de Maupassant'ın bu küçük mücevher değerindeki romanı Bir Hayat da hak ettiği yerde... "Oğlak Klasikleri" arasında.
  • Honoré de Balzac
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    303,28 KB
    Eser Türü: Kitap
    19. yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830'dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Bir Havva Kızı bu anıtsal eserin "Toplum Ahlak ve Görenekleri Üzerine İncelemeler" bölümünün "Özel Hayattan Sahneler" başlığı altında yer alır. Honoré de Balzac (1799-1850): Fransa'nın 19. yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830'dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Bir Havva Kızı bu anıtsal eserin "Toplum Ahlak ve Görenekleri Üzerine İncelemeler" bölümünün "Özel Hayattan Sahneler" başlığı altında yer alır. Balzac'ın roman kahramanları çıkar çatışmalarının ortasında, ait oldukları sınıfın tipik karakterleri olarak ele alınsa da, her birinin bireysel özellikleri, ruh hallerinden giyim kuşamlarına kadar ayrıntılı olarak tasvir edilir. Bir Havva Kızı'nda romancılığının ve ince alaycılığı bütün özellikleri izlenebilen Balzac günümüzde edebi gerçekçiliğin en büyük yazarlarından biri sayılmaktadır. Babür Kuzucuoğlu (1939): Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. Yüksek öğrenimini İÜ Fransız Filolojisi'nde, Gazetecilik Enstitüsü'nde ve Paris VIII Vincennes Üniversitesi Sosyoloji bölümünde yaptı. Türkçeye çevirdiği yazarlar arasında André Malraux, Selma Lagerlöf, Stefanos Yerasimos, Ludovic Halévy yer alıyor. 1975'den beri Paris'te yaşayan Babür Kuzucuoğlu'nun Paris'te Türkiye Hareleri adlı bir kitabı var.
  • Hasan Basri Efendi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    811,15 KB
    Eser Türü: Kitap
    6 Kasım 1914’te batırılan Mithatpaşa gemisinin kâtibi Hasan Basri Efendi’nin Sibirya’daki esaret hatıraları... “Denize düştüğüm anda bir iki kere yuvarlandım, battım, çıktım. Çünkü güverteden atlamış idim. Gerçi güverte bir derece alçalmış bulunuyordu. Gemi (Mithatpaşa) ağır ağır suya giriyordu... Biz bir türlü gemiden ayrılamıyoruz. Tahtada bulunanlara bir parça gayret edin gemiden ayrılalım diyorum. Hiçbirisinde lakırdı anlamak yok. Yarabbi şimdi gemi denize girdiği anda bizi de çekecek burada öleceğiz, diye düşünüyordum.”
  • Cahit Zarifoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    446,94 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bir Değirmendir Bu Dünya, şiirlerinden, anı yazılarından ve hikâyelerinden tanıdığımız Zarifoğlu'nu başka bir açıdan tamamlamaktadır. O herkesin entel takıldığı bir zamanda çevresindeki meraklı insanlara, dostlarına, okuyucularına ilmihal okumayı tavsiye ediyordu. Namazların tadil-i erkân üzere kılınmasını, gece namazlarına kalkılmasını, hanımlara iyi davranılmasını, çocukları adam yerine koyarak karşımıza almamızı, yollarda zikirle yürümemizi telkin ediyordu. Daha doğrusu müslüman olarak yetişmemiz için elinden geleni yapıyordu. Hem çocuklar için yapıyordu, hem de büyükler için. Bu kitaptaki yazılara, kendi yatağında sessiz, sakin ve içten içe maverai uğultularla akan bir nehrin zaman zaman coşup kabarması olarak da bakılabilir.
  • Hermann Hesse
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    373,90 KB
    Eser Türü: Kitap
    Yaşlı Nuh, ışıl ışıl gözlerini kaldırıp kendisine soruyu yöneltenlere baktı babacan bir bakışla Çocuklar dedi iyilikseverlik dolu alçak bir sesle. Yüzündeki ifade bir anda iyice aydınlandı. Sevgili çocuklar söylediklerinde hem haklısınız hem haksız. Ama siz daha sormadan, Tanrı sorunuzun yanıtı vermiş bulunuyor. Sizi haksız görmem elde değil, savaş ülkesinden gelen bu adam pek hoş bir konuk sayılmaz kuşkusuz. Bu gibi antikaların yeryüzünde ne işi var, bilmem. Ama bu tür insanları bir kez yaratan Tanrı neden böyle davrandığını biliyordur elbet. Hepimizin de bu beyaz adamların pek çok suçunu bağışlaması gerekir, zavallı dünyamızı bir kez daha mahvedip cezalandırılmasına yol açan bunlardır. Ama bakın, Tanrı beyaz adamla neyi amaçlandığını yol açan bunlardır. Ama bakın, Tanrı beyaz adamla neyi amaçlandığını yeryüzündeki yaşam için sevgili eşlerinizi de yanınıza aldınız sen Zenci eşini, sen Kızıldereli eşini, sen de Eskimo eşini. Yalnızca Avrupalı beyaz adamın eşi yok yanında. Uzun zaman böyle olduğuna üzülmüştüm, ama şimdi bunun altında yatan anlamı sezer gibiyim. Bu adam bizler için bir uyarı ve itici bir güç olarak, bir hayalet olarak belki de, yok olmaktan kurtarılıp yanımıza verildi. Ne var ki, çoluk çocuğa karışamayacak, meğerki çok renkli insanlığın seli içine yeniden dalıp gitsin. Sizin yeryüzündeki yaşamınızı yok edemeyeceaktir bundan böyle. Gönlünüz rahat olsun

Sayfalar