Yazara Gore Listeleme

  • Hayrettin Ökçesiz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    106,97 KB
    Eser Türü: Kitap
    “Bir şeyi söylerken binini susarız. Binini duyumsamak birini duymaktan daha güzel değil mi? Ya da öyle bir şey söylemeli, duymalı ki, binini birden duyumsatsın” Hayrettin Ökçesiz bir hukukçu olarak sivil itaatsizlik kitabıyla tanınır. Bu kitabıyla birlikte felsefe dünyamız da kendisinden çok söz edecek.
  • Kant, Schopenhauer, Heidegger
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    178,05 KB
    Eser Türü: Kitap
    Uzun zaman önce Parminedes 'to gar auto noein estin te kai einai: Düşünme ve varlık aynıdır' demişti. Düşünce tarihi boyunca çok çeşitli yorumlara konu olmuş olan bu söz sonunda bir varlıkbilim meselesi olarak kabul edildi ve rafa kaldırıldı. Descartes dünyanın ve insanın varoluşu üzerine büyük yalnızlık içinde yirmi yıl boyunca sürdürdüğü düşünmesini 'cogito, ergo sum: düşünüyorum, o halde varım' diye sona erdirdi. Bu, 'kuşku duyuyorum, demek ki varım' kestirmesiyle solipsizm (tekbencilik) uçurumundan kurtulma çabası olarak yorumlandı. 'Düşündüğüm kadar ve düşündüğüm sürece varım' önermesi, hiçbir iddiası olmayan bir yorum olarak bile zihinlerde yer etmedi, dolayısıyla düşünmeyle var olmak arasındaki bağ uzunca bir zaman bir daha kurcalanmamak üzere örtük kaldı. Dünyanın ve insanın geldiği nokta her haliyle düşünmeye çağrıda bulunurken, karşılaştığımız her mesele bizi durup dinlemeye, dinleyip düşünmeye davet ederken neden düşüncenin izine rastlanmıyor? Düşünmeye bu ayak direyiş neye işaret ediyor? Yaşadıklarımız bu çağrıya karşı gösterilecek serkeşliğin düşünmeyle erişilecek olanın kendisini geri çekmesiyle sonuçlandığını gösteriyor: Kitap, milletçe varlığımızın tehlikenin eşiğine geldiği şu günlerde bu tehlikeyi savuşturabileceğimiz tek ve biricik tutumağa mütevazı bir ışık tutmayı amaçlıyor.
  • Ahmet Cemaleddin Saraçoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    152,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’de tarihimizde milad kabul edilen dönüm noktalarından biridir. Öyle ki Müttefik donanması ile Osmanlı topçusunun düellosu olarak nitelenebilecek bu gün, 3 Kasım Seddülbahir borbardımanından başlayıp 8-9 Ocak 1916 gecesi son müttefik askerinin yine Seddülbahir bölgesineden ayrılmasına kadar süren Çanakkale Muharebeleri’nin sembol günü olarak da anılamktadır. Bu kitap, işte o günü sadece bizim tarafımızdan değil karşı tarafın gözlemleriyle de anlatıyor. Hamasi duyguların yanında teknik bilgilerle de zenginleştirilen çalışma, 18 Mart 1915 Çanakkale Boğazı Muharebesi’nin sonuçlarını irdeliyor, karşılaştırma yapmamızı sağlıyor. Küçük hacmiyle sahasında önemli bir boşluğu dolduruyor.
  • John Maxwell Coetzee
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    277,62 KB
    Eser Türü: Kitap
    Barbarları Beklerken ve Michael K. Nasıl Yaşadı adlı romanlarından tanıdığımız Güney Afrikalı yazar J. M. Coetze Düşman'da Robinson Crusoe'nun öyküsünü bir kadının bakış açısından ele alıyor. Daha doğrusu burada anlatılmak istenen Cuma'nın öyküsü. Ama romanın anlatıcısının da dediği gibi, "Cuma'nın dilinin öyküsü anlatılamaz bir öykü. Veya benim tarafımdan anlatılamaz bir öykü. Aslında, Cuma'nın dili hakkında bir sürü öykü anlatılabilir, ama gerçek öykü, bir dilsiz olan Cuma'nın içinde gömülü. Gerçek öykü, bir sanatın yardımıyla Cuma'ya bir ses vermenin yolunu bulana kadar bilinemeyecek."
  • Cemil Kavukçu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    135,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    Cemil Kavukçu, tam bir öykü ustasıdır; küçücük bir kıvılcımdan tadına doyulmaz öyküler çıkarır. Düşkaçıran, yazarın yeni öykü kitabı. Kavukçu, bundan önceki kitaplarında doğup büyüdüğü İnegöl'den yola çıkarak taşralı gençlerin öykülerini, aşklarını, umutlarını taşımıştı okura... Meyhaneleri mesken edinmiş denizcileri, yaşadığı kasabaya sıkışıp kalmış genç kızları, çocukları... Düşkaçıran, Kavukçu'nun kitaplarında bir kırılmaya işaret eden yeni, farklı öykülerden oluşuyor. Bu öyküler gerçekle gerçeküstü arasında duruyor, öykücülüğümüze fantastik, gotik tatlar getiriyor. İnanılmazı, tedirgin edici düşleri, tuhaf hayvanları, hayaletleri konu ediniyor. Düşkaçıran Cemil Kavukçu okurları için gerçek bir sürpriz.
  • Filiz Özdem
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    229,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    Filiz Özdem'in Korku Benim Sahibim'den sonraki romanı Düş Hırkası aklın öteki yüzüne düşüşü anlatıyor. Bir geçitten geçen onlarca insanın, geçidin ortasında dükkân camekânlarıyla birkaç eski binanın çevrelediği avlunun, birbirinin yanından geçerken farkında olmadan birbirine değen hayatların kitabı... Bir tabağa doldurulmuş bir avuç cam bilyenin birine dokunmak nasıl hepsini döndürür, her dokunuşta bütün renkler nasıl yeniden değişirse, ustaca bir araya getirilen kişilerin her birinin romana katılışıyla bütün metin de farklı bir renge bürünüyor. "Onun arkasında, suyun üstünde, bilincinin dışında kalan zaman, her biri yıllarca süren yirmi adım uzunluğundaki yolculuğunun zamanından koptu. (...) Suyun gök kubbesinde mor yıldızlar parlıyordu. Boşlukta duran ve kendi kendine sallanan sedeşi yelpazeler mor yıldızları dalgalandırıyordu. Ötedeki mercan kayalıkları açılıp siyah bir yarığa dönüştü. Yarık döne döne küçülmeye başladı. İğne ucu kadar küçüldüğünde geçitte ne balıklar kalmıştı, ne yıldızlar, ne insanlar, ne Cevat."
  • Zecharia Sitchin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    661,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    İnsanoğlu, tarihin başlangıcından bu yana evrenin, yaşamın ve yaşamdan sonrasını anlaşılamayan gizemlerini merak etmiş ve hep gökyüzündeki tanrılara ulaşmanın yollarını aramıştır. Yıllar süren titiz çalışmasının sonucunda, en son arkeolojik keşifleri kadim metinler ve buluntularla birleştiren Zecharia Sitchin, "Dünya Tarihçesi" dizisinin bu ikinci kitabında, o efsanevi "Tanrılar Diyarı"nın yerini belirliyor ve gerçek yapılma nedenleri, bilinmeyen tarihin derinliklerinde kaybolmuş olan Büyük Piramitler, Sfenks ve diğer gizemli anıtlar hakkında çok şaşırtıcı yeni bilgileri gün ışığına çıkartıyor.
  • T. Lobsang Rampa
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1001,51 KB
    Eser Türü: Kitap
    Uzun yıllar önce, daha genç bir lama iken, Tibet'in başkenti Lhasa'da bilmediği devlet sırlarını açıklaması için Çinliler tarafından vahşice gözleri oyulmuştu. İşkence edilmiş, sakatlanmış, kör edilmiş, acıları dayanılmaz hale getirilmiş, bir külçe olarak şehrin dışına atılmıştı. İnsanlardan ve insan topluluklarından saklanarak, dayanılmaz acıları ile yarı çılgın bir halde geceleri sürünüp ilerleyerek oralardan uzaklaşmıştı. Düşünüyor, sadece düşünüyordu. İçinde kalan son yaşama ışığı ile, kayalardan sızan bir yudu suyu bulabilmek umudu ile rastlayabildiği seyreltik otlar üzerinde dinlenerek yukarılara doğru tırmanıyordu. Zamanla en berbar yaralar kapanmaya yüz tuttu. Oyuk göz çukurlarındaki akıntılar durdu. Ama o daima yukarılara doğru, kendine haksız yere ve delicesine işkence eden insan soyundan uzaklaşmak için tırmanmaya devam etti. Hava gittikçe seyrekleşiyordu. Artık yiyebileceği bodur çalı filizleri ve tutunabileceği otlar azalmıştı.
  • Andre Gide
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    170,80 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Dünya Nimetleri"nin daha ilk satırlarında, "Andre Gide": "Utanmadan, hiçbir yapmacığa kaçmadan kendimi koydum bu kitaba" der. Böylece, bir yandan sınırsız içtenliğini kesinlerken, bir yandan da başlıca konusunun kendi benliği, kendi deneyimleri, kendi düşleri olduğunu belirtir. "Dünya Nimetleri"nden yaklaşık kırk yıl sonra yazdığı" Yeni Nimetleri"nde ortaya koyduğu temel yönelimleri yansıtır.
  • H. G. Wells
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    426,62 KB
    Eser Türü: Kitap
    “H. G. Wells’in yazdıkları insanı kendine hayran bırakan ve hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacağımız türden.” –Orson Welles “Bay Wells’in eserleri zamanın eskitemeyeceği ve gerçekleşmesi pek de imkânsız olmayan hikâyeler anlatıyor.” -Jules Verne- “Her nesil Dünyalar Savaşı’nı kendi deneyimlerinin ışığında yeniden okuyup yeni bir şeyler öğrenebilir.” -Arthur C. Clarke- “BU BİR SAVAŞ DEĞİL. HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ OLMADI; İNSANLARLA KARINCALAR ARASINDAKİ BİR SAVAŞTAN DAHA FAZLASI DEĞİL BU.” H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın ötesinden gelen bir yazar olan Wells, Dünyalar Savaşı’nda istila altındaki umutsuz ve çaresiz bir gezegenin hikâyesini anlatıyor: Dünya’nın. Gökyüzünden İngiltere’nin güneyine düşen silindirlerin yarattığı merak hemen sonra yerini korkuya bırakmıştır. Dünya, Mars’tan gelen canlıların istilası altındadır. Henüz ne olduğunu anlayamadan Marslılar tarafından katledilmeye başlayan insanlar, var güçleriyle karşılık vermeye ve direnmeye çalışırlar. Uzaylıların kontrolü altındaki İngiltere’de adsız anlatıcının tanıklıkları, insanlığın kaygı verici ümitsizliğinin ve hayatta kalma mücadelesinin karanlık bir portresini çizer. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık hükümdarlığı son mu bulacaktır, yoksa bir kurtuluş ihtimali var mıdır? Arthur C. Clarke’ın önsözüyle, Henrique Alvim Corrêa’nın çizimleriyle...

Sayfalar