Yazara Gore Listeleme

  • Süleyman Dama
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,30 MB
    Eser Türü: Kitap
    İddia ediyoruz ki mahşerin psikolojisini bu denli canlandıran başka bir kitap yazılmadı. Belki de mahşeri, uyku-uyanıklık (yakaza) halinde başka bir boyutta yaşamayı hiç duymadınız. "Ey Yâr Gir Kalbime" adlı bu kitap, uyku - uyanıklık (yakaza) halinde mahşerin tüm aşamalarını başka bir boyutta yaşayan bir gönül erinin ilginç hikâyesidir. Görüp yaşadıkları, adeta Kur'an'ın mahşer psikolojisini ortaya koyan ayetlerinin önceden yaşanmış hali gibidir. Hasret, pişmanlık, endişe, korku, sevinç ve ümitler mahşerin yaşamında öylesine karmaşıktır ki sevincine de korkusuna da dayanmak neredeyse imkânsızdır. Bu kitapla nefesler tutulacak, okunan her bölümden sonraki aşama merak edilecek. Kalp sürekli Rabbini arayacak, "Utancım bana yeter, Ey Yâr gir kalbime" diyecek. Diyaloglar sanki kendisiyle yapılmış gibi olacak. Mahşerin bilinmeyen ayrıntıları bu kitapla gün yüzüne çıkacak. Yüzler bazen parıl parıl parlayıcıdır orada, bazen de kederlerinden dolayı simsiyah kesilmiştir. Cennet ehli ile cehennem halkının diyalogları bambaşkadır kitapta. Zemin bazen ateştir orada; üzerinde dans eden buzdan sevaplar vardır. Bazen de bin bir çeşit renk ve kokusuyla cennet bir hasretliktir insan için. Peygamberlerin bile fısıltı halinde konuştukları bu zaman diliminde En Sevgili onu sevenlerin tüm hasretlerini dindirecek duası ile bambaşka bir görüntü sunmaktadır. Önemli bir hatırlatma yapalım ki kitapta konu edilen hayat, hiçbir şekilde yaşanacakların aynısı değildir elbet. Ancak kişinin uyku-uyanıklık halinde yaşadığı mahşeri hayat, Kur'an ayetleriyle örtüştüğü, kitapta apaçık görülecektir. Kitap biraz olsun kendi geleceğini düşünenler ve mahşerin ayrıntılarını merak edenler içindir (Tanıtım Bülteninden)
  • Süleyman Dama
    metin
    3 Ayrım
    25,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitap, ülkemizde yaşayan, İslam inancına mensup insanların değişik inanç tezahürlerini yaşanan olaylardan hareketle yazılmıştır. Kur'an'ın ara satırlarından alınan ve inandım diyenlerde görülen bu tezahürler kitapta akıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Bir bakıma elimizdeki bu roman tam olmasa da tezli bir roman olarak karşımıza çıkmaktadır. "Aşk & İsyan" başlığı öngörülen kitap, Kur'an'ın tanımladığı ve ülkemizde yaşanan İslam içerisindeki inanç çeşitliliğini ele almıştır. Aynı inancın temsilcilerinin oluşturduğu eylem ve duygu biçimlerinin farklılığı yeni inançları beraberinde getirdi. Öylesine ki İslam inancı içerisinde olduklarını her zaman dile getirenlerden bir kısmı, yine Kur'an'ın tanımladığı "İçlerine korku salınanlar" olduğu görülmektedir. Kendi nefsani arzu ve isteklerini ilahlaştıranlar aynı inanç sistemi içerisinde bambaşka bir inanç oluşturmuşlardır. Oluşturdukları bu inanç sistemleri çoğu zaman kin ve düşmanlığa, ardından da kendilerini inkara kadar sürüklediklerinin farkına varamayanlar olarak görülmüştür. Diğer taraftan inancın doğru temsilcileri de diğer bir zümreyi oluşturur. Kur'an'a bakılmasa da onlara bakarak Kur'an'ı anımsatırlar. Dünya toplumları içerisinde bu numune insanlar inancın doğru temsilcileri olmaları nedeniyle saldırıya en çok maruz kalanlar olduğu görülür. Bununla birlikte aynı inanç esasları içerisinde nereye oturtacağımızı bilemediğiniz milyonlarca insanın heva ve hevesinin oluşturduğu, inancı problem haline getirilmiş anlayışlar vardır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de İslam içerisinde olduğunu dile getirmesine rağmen uluhiyeti kendinde veya ekabir şirk temsilcilerine bu makamı reva görenlerin sayısı az değildir. Ne yazık ki terbiye edici olarak terbiyeye muhtaç olanları kendilerine mürebbi edinenler inancın bir başka şekliyle ortaya çıkmaktadırlar. Meşrep ve mezhepleri bir zenginlik olarak görmeyerek ayrılığın ve parçalanmanın önünü açanlar, birbirlerini zaman zaman tekfirle suçlayacak kadar ileri gitmişlerdir. Parçalanmışlığı biraz daha ileri boyutlara taşıdıklarının farkında değillerdir. Örf ve adetlerini, dünyalığı, makam ve şöhretini…dinine tercih eden yoktur demek insanı tanımamak demektir. Bununla birlikte etliye sütlüye karışmayıp "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" saçmalığını kendine ilke edinen belki de toplumun büyük bir kısmını oluşturur. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmanın farz olduğunu bilerek. İşte bu roman bir Türkiye gerçeğini açığa çıkarmaya çalışmıştır. Yaşanan olayların ortaya çıkardığı sonuçlar Kur'an ayetleri ile desteklenerek sunulurken aynı zamanda seyri sülükte günümüz metodu da bir nebze olsun yansıtılmaya çalışıldı. Halk içerisinde kalıp sabırla aşk basamaklarını tırmanmanın mümkün olduğu tezi işlendi. Roman, okunduğunda insanın kendini sorgulayacağı bir anlayışla yazılmıştır. Bir bakıma insanı kendine getiren, silkeleten bir eser.
  • Süleyman Zaman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    20,73 MB
    Eser Türü: Kitap
    İnternette konusu bulunamamıştır.
  • Süleyman Zaman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    142,72 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Turgut Özakman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    9,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    'Oyun ve Senaryo Yazma Tekniği', Turgut Özakman'ın, 51 yıllık yazarlık, 36 yıllık öğretmenlik birikiminin ürünü olan bir kitap; yalnız öğrencilerin ve dramaturgların değil, oyun ve senaryo yazmak isteyen herkesin yararlanabileceği özgün bir çalışma. Kitapta, birçok örnekle desteklenmiş olarak, konu bulmakla ilgili bütün yöntemler, karakter yaratmanın yolları, drama sanatının başlıca teknik ve estetik sorunları ve çözümleri, pratik bir anlatımla açıklanmaktadır.
  • Olgun Yılmaz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    33 Ayrım
    343,61 MB
    Eser Türü: Dergi
    Görev Sayı 71 Dergi
  • Zeynep Yıldırıcı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    350,00 MB
    Eser Türü: Dergi
    Kibele Altı Nokta Sesli Kadın Bülteni Sayı 49
  • Zeynep Yıldırıcı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    123,95 MB
    Eser Türü: Dergi
    Genç Altınokta Sayı 38 dergi
  • Zeynep Yıldırıcı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    86,64 MB
    Eser Türü: Dergi
    Genç Altınokta Sayı 37 dergi
  • Ahmet Turgut
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    639,83 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tugba Tor
    Alemlere Rahmet Efendimiz (sav), “Dil, kalbin tercümanıdır,” buyurur. Aynı ilkenin kişilik ve kimlik inşasındaki etkisine dikkat çeken Hz. Ali (kv) ise; “Her insan konuştuğu dilin evladıdır,” der. Benzeri diğer bildirimlerden de hareketle ikrar edebiliriz. Şuur dilde başlar, kalbe iner. Keza dil temizlenmeden kalp de arınmaz, aklediş de… Oysa üzülerek gözlemliyoruz. Yaşamakta olduğumuz sevgi-güven bunalımları, gitgide herkes(im)i kuşatan önyargı zırhları, benlikleri esir alan üstün gelme arzusu misali nefsânî-psikolojik baskılar veya sosyal savrulmalar, asırlık eğitim ve kültür sorunlarımızla buluştukça anlamın ve hikmetin tahtına sloganik-hipnotik imajlar oturmakta. Öyle ki; en geç bir nesil sonra konuşan ama anlaşamayan insanlar topluluğuna dönüşmemiz kaçınılmaz görünüyor. Haliyle böylesi bir iletişim-idrak krizinden kurtulmak için bir an evvel “dil-zihin” ve “dil-kalp” ilişkisi bağlamında kişisel ve toplumsal planda tadilata girişmek zorundayız. Nitekim böylesi bir ihya girişiminin ilk meyvesi, dile dair şuur ve ahlâk farkındalıkları olacaktır. Bu uğurda gayret bizden, tevfik Allah’tandır şüphesiz.

Sayfalar