Yazara Gore Listeleme

  • Halit Ertuğrul
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    636,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Ruhumun yine sıkılıp bunaldığı bir anda, şehrin en ünlü kitapçısına gitmiştim. Hiçbir açıklama yapmadan, Kitap istiyorum diye daldım içeriye.. Usta bir psikolog tavrıyla, orta yaşlı bir bayan dikildi karşıma.. Bir kitap tavsiye edeceğim size, dedi. Bu kitabı okuyunca, yazarın diğer kitaplarını da bir an önce okumak isteyeceksiniz. Kitabı, klasik bir deyimle bi soluk'ta bitirdim. Nerede mi? Oracıkta.. Hem de iki saat içinde.. Yaşanmış, ibretli ve sırlarla dolu hayat öykülerinin satır aralarında kendimi bulmuştum. Acaba, dedim. Ben de ibretli hayat hikayemi anlatsam, benim öyküm de yolunu kaybetmiş, ümidini yitirmiş genç kuşağa bir kılavuz olamaz mı? Bunun için, umutsuz dünyanın Son Umut'unu sizinle yaplaşmak istedim. Oradaki olayların ve sahnelerin, hayatınıza ışık olması niyetiyle..
  • Galip Erdem
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    888,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Milliyetçilik, millet adını verdiğimiz içtimaî birliklerin meydana çıktığı tarihten itibaren değilse bile, millet kelimesinin kullanılmaya başlandığı 1789 Fransız ihtilâlinden günümüze kadar uzayan 200 yıllık bir zaman içinde sürekli bir tarzda, mütemadiyen suçlanmıştır. Hiç şüphe yok ki, milliyetçiliği övenler, bir milleti kurtaracak tek fikir ve tek görüş olduğunu öne sürenler de vardır. Ancak, özetle anlatmaya çalışacağımız değişik sebepler yüzünden yazılanlara ve söylenenlere bakılarak yapılacak bir değerlendirmeye göre, milliyetçilik düşmanlarının dostlarından daha çok oldukları veya öyle göründükleri gerçeğini inkâr edemeyiz. Hemen işaret edelim ki, milliyetçilik düşmanlığını yalnız bir sebebe bağlamak gibi, milliyetçileri suçlama yarışına katılanları da tek bir zümre içinde toplamak tamamen yanlıştır.
  • Muhyiddin ŞEKUR
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    1,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    "İnsanların taş üzerine yazdıkları yüzyıllık yazılar, Allah için su üstüne yazılmış yazı gibidir." Amerika'da doğan, orada İslam'la tanışan ve halen orada yaşayan, çeşitli Amerikan ve Avrupa üniversitelerinde psikolojik danışmanlık dalında akademisyenlik yapan Muhyiddin Şekûr Su Üstüne Yazı Yazmak'ta tasavvufa giriş öyküsünü anlatıyor. Şekûr, bu serüveni tasavvufla karşılamasından başlatıp şeyhinin rehberliğinde eriştiği dervişliğe ve ötesine kadar götürüyor. Şeyhinden aldığı "ders"lerle hayatın her anına dalga dalga yayılan ve hepsi birer hikmete işaret eden, kendisine sunulan lütufları ve bu yolda geçirdiği dönüşümü dile getiriyor. Bölümler arasında ilerledikçe, okur da günlük hayatın içinde insana yapılan ilahi çağrıya tanık oluyor. Lavabonun tıkanması, biriken günahlara karşı bir uyarıdır aslında. Sadece perşembeleri kendisini aramasını söyleyen şeyhine ulaşamadığında yaşadığı hayal kırıklıkları, yazarı Allah'a giden yolda pişiren ateştir. Yolda rastladığı yaralı kuş, şehirde kopması beklenen fırtına ve arabasının bozuluşu hep semadan gelen işaretlerdir görmeyi bilene. Eski bir plakçaların iğnesini ararken aslında kaybettiği inancını aramaktadır. Ve tüm bu olaylarda okur, yazarın samimiyetine, bazen acemiliklerine, tereddütlerine, ama en çok da teslimiyetine şahit olur ve onunla birlikte ruhun ve kalbin bu olağanüstü serüvenine dâhil olur. Su Üstüne Yazı Yazmak, okura karanlıklar içinden bir ışık sunuyor, soluk aldırıyor, umut aşılıyor... Arayış içinde olanlar ve aradığını tasavvufta bulmayı umanlar için kaçırılmayacak bir roman.
  • Jane Austen
    insan sesi mp3 - Türkçe
    49 Ayrım
    659,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nurten Yıldız
    Aşk ve Gurur, taşralı bir beyfendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama "ilk izlenim"i tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan "gurur" ile elizabeth'in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği "önyargı", Darcy'yi mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth'in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı "gurur", hem de Darcy'nin züppeliği karşısındaki "önyargı" etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen'ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zaman bütün İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.
  • Ord. Prof Dr A. ZERİ VF.LİDÎ TOGAN
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    59,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Cild 1/ En Eski Devirlerden 16. Asra Kadar "... Bence ilmi tetkikat genişledikçe medeniyet aleminin dikkatini çeken ve gün geçtikçe orijinallikleri meydana çıkmakla geniş ilim muhitini derinden ilgilendiren Türk tarihi uydurmalar yoluna girmeğe muhtaç değildir. Onu aydınlatmak yolundaki mesai hakiki ilme ne kadar sadık kalırsa, o nisbette takdire mazhar olur..."
  • ERİK JAN ZÜRCHER
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF), Türk siyasal yaşamının ilk bağımsız muhalefet partisi girişimidir Cumhuriyetin kuruluş döneminde iktidar için yapılan mücadelenin şekli, en açık biçimde bu muhalefet partisinin varlığında gözlenir. Savaştaki rolü nedeniyle önemi ve saygınlığı tartışılamayacak olan bir lidere karşı ve ona rağmen muhalefet olmaya çalışmak, kendi düşüncelerini, politik perspektifini açıklamak ve bunun propagandasını yapmak ve nihayetinde siyasal iktidarı elde etmek için mücadeleye girişmek... Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bugün doğal karşılanan bir siyasal mücadele yöntemi olarak sayılacak adımları atarken, partinin varlığı hegemonik siyasal elit tarafından bir ihanet şebekesinin girişimi ve komplosu olarak algılandı. O dönemki siyasal iktidar ve en önce de Mustafa Kemal, sürecin en başından itibaren, böyle bir muhalefet partisini emelleri gizli bir grubun -yani eski İttihatçıların, ordu kumandanlarının, padişah ve hilafet yanlılarının içinde olduğu bir fesat topluluğunun- girişimi olarak algılamayı tercih etti. İzmir Suikasti davasıyla başlatılan siyasal temizliğe giden yolda TCF deneyimi, bir yandan siyasal alanın hâkimiyetinin kimlerde olduğunu gösterirken, diğer yandan iktidara siyasal "hasımlarım" seçme ve bertaraf etme imkânı sundu. "O dönem gözlemcilerinin, CHF'li politikacılar ile bürokratlarının hükümet partisine muhalefeti, devlete muhalefetle bir tutma ve muhalefetin her üyesini devlet düşmanı olarak görme eğilimi üzerine yorumları mevcuttur. Başlıca partiler arasında programları açısından çok büyük uçurumlar almadığı zamanlarda bile, ortak bir zeminin varlığını inkâr ederek, muhalefeti vatan haini olarak suçlama eğilimi, bugüne kadarla Türk siyasal sisteminin istikrarsızlığının temel kaynaklanndan biri olarak kabul edilmelidir."
  • MEVDUDI
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    11,34 MB
    Eser Türü: Kitap
    "İslâm nimeti her devirde insana ancak iki kaynaktan gelmiştir. Birincisi, Allah'ın kelâmı, ikincisi Allah'ın peygamberleri (Allah'ın selâmı onların üzerine olsun). O peygamberler ki Allah-ü Tealâ tarafından sadece kelâmını yaymak, buyruklarını duyurmak ve açıklamakla değil, aynı zamanda bunların nasıl tatbik edildiğini ve başkalarına nasıl örnek olabileceklerini göstermek için de görevlendirmişlerdir. Peygamberler aynı zamanda, Kur'an'ın belirlediği amaçları varılabilmesi için, fertler ile toplumu denetlemeye, insan hayatının eksikliklerini düzeltmeye de memurdurlar. Hem Kur'an-ı Kerim, hem Hz. Muhammed (s.a.v.)in vazifesi aynı olup, aynı amacı taşımaktadırlar. Onları gerçek anlamda kaavramamız, ancak o vazife ve amacı anlama derecemize bağlıdır. Bu gerçek unutulduğu takdirde, Kur'an-ı Kerim yalnız sözler yığını ve siret-i mübarek de sadece bir hayat hikâyesi ve olaylar zincirinden ibaret kalır. Siz, sözlük, kitap, belge, ilmî çalışma ve araştırmalar ile bir yığın tefsir kitapları yazabilirsiniz. Tarihi araştırmadaki ustalığınızla da Hazreti Peygamberin şahsiyeti ve asr-ı saadet ile ilgili belki de en doğru ve en geniş bilgileri toplayabilirsiniz. Fakat, dinin ruhuna ve özüne varamazsınız. Çünkü bu iş yalnız sözler ve olaylarla bitmiyor, asıl varılmak istenen o amaç ve hedeftir ki, uğruna Kur'an-ı Kerim inidirilmiş ve Muhammed Mustafa (s.a.v.) örnek olarak bize gönderilmiştir. Bu amaç ne kadar iyi anlaşılırsa, Kur'an ve siyer de o kadar iyi anlaşılacak ve ne kadar yanlış anlaşılırsa, ikisi hakkındaki bilgimiz de o derece yanlış ve eksik olacaktır." Mevdudi
  • Sen
    Erol Anar
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    2,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Uzaklar elinizdeki kitapta da belirteceğim gibi, bütün hayatımın anlamı ve tek hazinesidir. O nedenle tüm mektuplarımda Uzaklara seslendim. Uzaklar bana göre, üzerinde hayatın tüm anlamını taşıyan ve sürekli uzaklara uçan bir halıdır. Bu halı onun üstünde bulunabilme onuruna erişebilen insana hayatın sonsuz hafifliğini duyumsatır. İnsan o an yaşadığı için kendisini inanılmaz şanslı hisseder. Bazen ona hitap ederken, aslında kendime ya da topluma, insanlara hitap ettim. Uzaklara seslenirken, bazen kendi içime döndüm, bazen ise karşıdaki sevgiliye seslendim. Bu nedenle söylediklerimin bir bölümünü -özellikle de eleştirileri de kendime ve insanlara yönelttim. Aradığım tek şey derinlikti. Bu mektupları onun için Uzaklara yazdım. Kendimi keşif yolundaki sonsuz maceram da onun verdiği ilham ve şevk ile ben yaşadıkça devam edecek. Ve bu derinlik yalnızca onun içinde gizli. Onun için Uzakların iflah olmaz âşığı, ölümüne arkadaşıyım. Hep onu izleyeceğim, benim pusulam yalnızca odur. Mektuplara başlıklar koymamın daha iyi olacağını düşündüm. Başlıklı mektuplar bunlar. Mektuplarımı kâğıttan bir uçurtma gibi rüzgârın rehberliğine bırakıyorum. Biliyorum ki o güçlü rüzgâr bu mektupları Uzaklara taşıyacaktır. Sözü fazla uzatmadan yazdığım mektuplara bırakmak istiyorum.
  • Hilmi Ziya Ülken
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    3,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Birçok bilim dalında eser vermiş olan Hilmi Ziya Ülken, uzun yıllar sosyolojinin yerleşmesi ve kurumsallaşması için de çaba harcamıştır. Birbirinden farklı konularda pekçok eseri bulunan Hilmi Ziya Ülken, Sosyoloji ve özellikle Din Sosyolojisi konusunda ilk eser veren bilim adamlarındandır... Anadolu kültürü üzerine yoğunlaşan araştırmalarını gözönünde tutarak onu, bugün kadar bilinmesine karşın gün yüzüne çıkarılmamış Mihrab Mecmuası'ndaki üç makalesiyle neticesinde, Hilmi Ziya Ülken'in bu üç makalesi ve makaleler çerçevesinde ele alınan diğer yazılar, müstakil bir eser haline geldi. Başlangıçta Hilmi Ziya Ülken'in makalelerinin sadece tanıtılması, hatta sadeleştirilmesi düşünülmüştü. Oysa bu çalışma başlı başına bir kitap halini aldı. Kuşkusuz çalışmanın kitap haline gelişinin başlıca sebepleri arasında makalelerin önem ve güncelliğini hala koruyor oluşu da vardır. Ancak diğer araştırmacıların makalelerden haberdar olmalarına karşın yararlanma imkanlarının olmayışını da eklemek gerekmektedir...
  • Ahmed Hulusi
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    794,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Kuantum Fiziği" ve ona dayalı olarak inşa edilen "Holografik Beyin ve Evren" gerçeğine açıklık getirmeye çalışan bölümlerimiz ile; Tasavvuf'un "Vahdet" müşahedesinin tespit ettiği "Âlemlerin aslı hayaldir" realitesi bu kitapta olabildiğince net bir şekilde açıklanmaya çalışılarak; bilim ile tasavvufun, "aynı şey"in iki ayrı yorumlaması olduğu anlatılmak istenmiştir. Gerçekte varolan "tek yapının" = "hakikatin" geçmişte sezgiye veya "vahye" dayalı bir şekilde algılanıp; "mecazî" bir şekilde, benzetme yollu, semboller yollu dile getirilmesiyle; 1990'larda en son şeklini alan bilimsel bakış açısının aynı gerçekte buluşması, elbette ki ehli için büyük bir zevkle temâşa edilecek bir kemâlât ve güzelliktir! En son bilimsel tespitlere göre; EVRENİN ASLI, KUANTSAL YAPIDAN OLUŞAN ve HOLOGRAFİK ÖZELLİK GÖSTEREN BİR TÜMELLİKTİR. Atomaltı parçacıkların bulutumsu hareketlerinin Holografik özellik gösterdiği deneylerle gösterilmiştir. Tespit edilen ilginç bir durum da, ATOMALTI PARÇACIKLARIN BİRBİRİ İLE İLİŞKİLİ olduğudur. Bu ilişki, parçaların bütün tarafından organize edildiğini ortaya koymaktadır. Yani, atomaltı parçalar bağımsız değildir; Gizli bir düzen tarafından organize edilmektedir. Holografik yapının özelliğine göre, varlığın tümünde olan her özellik, varlığın her zerresinde tam olarak mevcuttur. Her şey birbirinin devamı olarak süreklilik arzetmektedir; her şey, bir diğer şeyin taşıdığı tüm özellikleri bünyesinde barındırmaktadır ve aynı diğer "şey"dir. Varlık, bildiğimiz "evren" kavramı ötesinde, bölünmez, parçalanmaz, parçaların bütünü olarak meydana gelmemiş TEK bir yapıdır!.. Bütün bunların sonucunda ortaya çıkan gerçek, evrende mekânı olan herhangi bir yerdeki bir TANRININ varlığından söz edilemeyeceğidir. Öte yandan İslâm'ın kutsal kitabı Kurân'a göre de, "TANRI YOKTUR, SADECE ALLÂH VARDIR". Bu "ALLÂH", "AHAD"dır!.. Yani, öyle bir TEK ki, varlığı yanı sıra ikinci bir varlıktan söz edilemeyeceği gibi; O'nun parçaların birleşmesiyle oluşan bir tümel yapı olduğundan da söz edilemez.

Sayfalar