Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5979 sonuçtan 2641 - 2650 arası görüntüleniyor.
  • Jean-Patrick Manchette
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    5,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Martin Terrier, bir anti-kahraman; sınırsız öldürme serbestisiyle dünyanın her tarafında dolaşan ve gözünü kırpmadan tetiğe basan bir kiralık katil!.. Ancak Terrier'nin kariyeri bir noktada öyle bir karışır ki, 'derin devlet'le sıcak ilişkileri birdenbire sarpa sarmaya başlar ve olaylar kendisinin hiç beklemediği, bambaşka bir yörüngeye girer...
  • Clint Eastwood
    insan sesi mp3
    1 Ayrım
    227,55 MB
    Eser Türü: Sesli Betimleme
    Seslendiren: Emine Kolivar
    Cesur bir asker olarak tanınan Chris Kyle, yoğun savaş ortamının hüküm sürdüğü Irak’a silah arkadaşlarını korumak için gönderilir. Kyle gerçekten keskin bir nişancıdır ve isabetli atışlarıyla savaş alanında pek çok hayatı kurtarır. Cephede adeta bir efsaneye dönüşür. Ama şöhreti çok geçmeden düşman hatlarında da yayılınca, bu sefer kendisi hedef haline gelecektir... Öte yandan, her ne kadar profesyonel bir asker de olsa zihni, Amerika'da evde bıraktıklarıyla meşguldür... Yönetmenliğini Clint Eastwood'un başrolünü ise Bradley Cooper'ın üstlendiği filmin senaryosu Chris Kyle, Scott McEwen ve Jim DeFelice üçlüsünün imza attıkları otobiyografik kitaptan yola çıkılarak Jason Dean Hall tarafından kaleme alındı. Savaş dramında başrol Cooper'a eşlik eden isimlerse Sienna Miller, Kyle Gallner, Jake McDorman, Luke Grimes, Sam Jaeger, Owain Yeoman, Billy Miller ve Eric Close.
  • Halil Toker
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    619,90 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitapta yer alan makalelerde Keşmir'in günümüze kadarki tarihi serüveni, özellikle 1947 sonrası döneme vurgu yapılarak aktarılmış ve Pakistan ile Hindistan'ı defalarca karşı karşıya getiren bu karmaşık sorunun perde arkasında olup bitenler ile Keşmir'deki müslümanların durumu gün ışığına çıkartılmaya çalışılmıştır.
  • Cengiz Topel Mermer
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    3,01 MB
    Eser Türü: Kitap
    Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Keşmir Sorunu ve Pakistan-Hindistan İlişkileri Üzerine Etkisi” isimli doktora tezi, aynı isimle TasamYayınları tarafından kitaplaştırıldı. Küresel güç mücadelesindeki jeopolitik adımların bölge üzerinde yarattığı baskılardan da etkilenerek zaman içerisinde çapı büyüyen Keşmir Sorunu’nu her yönüyle inceleyen, beş bölüm ve 437 sayfadan oluşan çalışmada 1.548 atıf yapılmış olması, kitabın derinliğini ve kapsamının mahiyetini ortaya koyuyor. Kitapta Ön Söz ve Giriş’in ardından birinci bölümde “Kavramsal ve Teorik Çerçeve”, ikinci bölümde “Tarihî Arka Plan”, üçüncü bölümde “Hint Milliyetçiliğinde Ayrışma, Altkıtanın Bölünmesi ve Sorunu Üreten Süreç”, dördüncü bölümde “Keşmir’de Hint Hâkimiyeti ve Hindistan-Pakistan Çatışmaları” ve beşinci bölümde “Güney Asya’daki Jeopolitik Gelişmelerin Pakistan-Hindistan/Keşmir Sorunu Üzerine Yansımaları” konuları yer alıyor. Kitabın altıncı ve son bölümünde ise “Sonuçlar” irdeleniyor. Kitabın amacının “Hindistan-Pakistan arasında Keşmir sorununda görünürlük kazanan çatışmalı ilişkiyi analiz edip problemin kaynağına ulaşmak ve Keşmir sorununun iki ülke anlaşmazlığı üzerindeki izlerini ortaya çıkarmak ve Güney Asya coğrafyasına yönelik bir Türkiye perspektifi ortaya koyabilmek” olduğunun belirtildiği arka kapak yazısında şu ifadelere yer verilmiş; “Hindistan ve Pakistan, II. Dünya Savaşı sonrası emperyal kapasitesini yitiren İngiltere’nin Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine 1947 yılında, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. Hindistan’ı arada bırakarak, Doğu ve Batı Pakistan olarak ikiye ayrılan Pakistan, 1971yılında yaşanan iç savaşa Hindistan’ın müdahalesi neticesinde Doğu Pakistan’ı kaybetmiş, Doğu Pakistan Bangladeş adıyla bağımsız bir devlet haline gelmiştir. İngiltere’nin çözmeden bıraktığı; maddi kaynakların paylaşılması, sınır aşan su kaynaklarının paylaşımı, tartışmalı sınırlar, görece özerk yönetilen prensliklerin statüsünün netleştirilememesi gibi sorunlar Hindistan ve Pakistan arasında ciddi krizlere neden olmuştur. Hindistan ve Pakistan, İngiliz mirası sorunları zaman içerisinde büyük oranda çözerken, halkın büyük çoğunluğu Müslüman ancak yöneticisi Hindu olan Cammu ve Keşmir Prensliği’nin (Keşmir) statüsü konusunda anlaşamamış; bu sorun iki ülke arasında kronik çatışma üreten bir mekanizmaya dönüşmüştür. İki ülkenin kurulduğu Ağustos 1947’den sonra Keşmir’de çıkan iç savaşa Hindistan, Hindu Maharaca’nın Hindistan’a bağlanmayı kabul ettiği gerekçesi ile müdahale etmiş; bu gelişmeyi kabul etmeyen Pakistan’ın da müdahil olmasıyla başlayan ilk Pakistan-Hindistan savaşı, Birleşmiş Milletler aracılığında, 1 Ocak 1949’de sağlanan ateşkes ile sonuçlanmıştır. Çatışmalar sonrasında Batıda, Pakistan’ın kontrolünde, Keşmir topraklarının üçte birini kapsayan bir alanda, başkenti Muzaffarabad olan “Azad Keşmir Yönetimi” kurulmuştur. Doğuda ise, başkenti Srinagar olan, Keşmir topraklarının üçte ikisini kapsayan alan Hindistan kontrolünde kalmıştır. İki ülkenin de kuruluş ilkelerinde başat yer alan Keşmir’in tamamına sahip olma davası temelinde Hindistan ile Pakistan iki defa daha savaşmış ve iki defa da sınırlı çatışmaya girmiştir. Bu çatışmalara rağmen, Keşmir’de 1949 ateşkesi ile oluşan sınır hattı pek fazla değişmemiştir. Keşmir Sorunu, küresel güç mücadelesindeki jeopolitik adımlarının bölge üzerinde yarattığı baskılardan da etkilenerek zaman içerisinde çapını büyütmüştür. Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ile 1962 yılında yaşadığı savaştaki toprak kayıpları Hindistan’ı küresel aktörlerle işbirliği yapmaya mecbur bırakmıştır. Hindistan-ÇHC savaşından sonra Pakistan’ın ÇHC ile ittifak kurarak, kendi kontrolündeki Keşmir topraklarından bir bölümünü ÇHC’ye bırakması da ÇHC’nin soruna nüfuz etmesine neden olmuştur. ÇHC’nin bölge denklemlerine dâhil olması küresel aktörlerin bölgeye yönelik adımlar atmasına neden olurken, Afganistan gelişmeleri de Keşmir Sorunu üzerinde belirleyici olmuştur. Soğuk Savaş sonrasında Hindistan ve Pakistan küresel baskıların hafiflemesinden doğan çözüm zeminini değerlendirmenin aksine silahlanma yarışını sürdürmüş ve bu yarış tarafların nükleer kapasite kazanmasıyla sonuçlanmıştır. Bu gelişme sonrasında sorun tüm dünyayı etkileme kapasitesine sahip bir nükleer tehdit kaynağı haline gelmiştir. Pakistan’ın kontrolündeki Keşmir’de nüfusun tamamını oluşturan Müslümanlar Pakistan Yönetimi ile ciddi bir sorun yaşamazken Hindistan kontrolündeki Keşmir’de kalan Müslümanlar Hint hâkimiyetini kabul etmekte zorlanmıştır. Bu bağlamda nüfusun yaklaşık yüzde sekseni Müslüman olan Hindistan kontrolündeki Keşmir’in Hindistan’a entegrasyonu sorunlu olmuş; Keşmir halkı Hindistan kontrolündeki yönetime karşı yabancılaşmış ve zaman zaman da isyan etmiştir. Hindistan, mevcudu yüz binlerle anılan güvenlik personeli ve “Olağanüstü Hal Yasaları” ile Keşmir’de hâkimiyet kurmaya çalışsa da başarılı olamamıştır. Keşmir’deki ayrılıkçılığı Pakistan’ın desteklediğini iddia eden Hindistan, 5 Ağustos 2019’da Keşmir’i dış dünyaya kapatıp özel statüsünü kaldırmış ve bölgeyi güvenlik çemberine almıştır. Hindistan, bu adımı ile demografik yapıyı değiştirerek Müslüman nüfusu azınlığa düşürmek ve sorunu kesin olarak çözmek istemektedir. Bu gelişmeyi kabul etmeyen Pakistan gerilimi artırarak konuyu canlı tutmakta ve soruna uluslararası camianın müdahil olmasını sağlamaya çalışmaktadır. Keşmir’in bölünmesinden bugüne, tartışmalı ateşkes hattında yaşanan küçük çaplı çatışmalar ve karşılıklı ateş açmalar nedeniyle sivil ve asker can kayıpları devam etmekte, iki nükleer silah kapasiteli ülkenin çatışma riski Demokles’in kılıcı gibi dünyanın üzerinde sallanmaktadır”.
  • Engin Aktel
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    230,38 KB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tarayan: Kitapsevenler
    1940'ların sonunda Burgazada'da geçen Kestane Karası, yıllarca gazetecilik yapan Engin Aktel'in ilk romanı. Dinlediklerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yazdı Engin Aktel bu kitabı. Kestane Karası denizin başrol oynadığı, balıkların ve insanların yardımcı rollerde hayatta kalma kavgasını sürdürdüğü bir roman ve okuru peşinden sürüklüyor. Sürüklendiğiniz bu öyküde adanın insanlarıyla tanışacak, -öykülerine konuk olacaksınız. Onlarla birlikte balığa çıkacak, kimi zaman eli kolu dolu, kimi zaman denizin gazabından yorgun döneceksiniz. Burgazada'nın kahvelerinde oturup, sohbete dalacak, meyhanelerinde bir tek atacaksınız. Ama her seferinde yaşamı elinde tutan asıl gücün deniz olduğunu fark edeceksiniz. Coğrafi sınırları böylesine kısıtlı olan bü adada, insanların öfkelerinin, nefretlerinin olduğu kadar, dostluklarının, sevgilerinin de deniz gibi uçsuz bucaksız olduğuna tanık olacaksınız. Bir de denizin her zaman payını aldığına... Kestane Karası... En korkunç fırtınalardan biri. Burgazada... Kozmopolit ahalisi ve doğal güzellikleriyle Marmara'nın en gözde adalarından biri. Zaman ise 1940'ların sonu. Tanıdık bir dünyanın bilinmeyen öyküsü. Engin Aktol "Dünyamıza hoş geldin küçük. Bu senin sonun, benim ise kurtuluşum olacak. Ne olur bana öyle hainmişim gibi bakma. Sen nasıl yaşamak için kısacaları, kolyosları, çaçaları, hamsileri yiyorsan, ben de seni yemek zorundayım. Bu dünyanın en gaddar yaratıkları, biz insanlarız. Anan sana bunu belki öğretmiştir. Belki de öğretmeye vakit bulamadan bir oltanın ucuna, bir ağın içine takılmıştır. Devran böyle dönüyor... Gırtlak meselesi..."
  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: ECZ. DENİZ SEVGEN

    ilaç prospektüsü

  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: ECZ. SEMA BAYYOZGAT ARAS

    ilaç prospektüsü

  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: Ayşe Seyhan Türker
  • Mario Vargas Llosa
    insan sesi mp3 - Türkçe
    38 Ayrım
    1420,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Filiz Nehir
    "Bu ülkede küçük de olsa bir uygarlık alanı yaratmak olanaksız," diye geçirdi aklından. "Barbarlık her şeyi önüne katıp sürüklüyor." Karamsarlığa kapıldığı zamanlarda yaptığı gibi yine, gençliğinde gidip başka ülkelerde kendine bir yaşam kurmak yerine, burada, Lima denen bu korkunç şehirde kalmaya karar vermekle ne kadar yanlış bir şey yapmış olduğunu düşündü. Peru'da iki şehir ve iki patron. Başkent Lima'da sigortacı Ismael Carrera, taşra güneşinin altında kavrulan Piura'daysa nakliyeci Felícito Yanaqué. Bir tarafta Felícito'nun, kapısına sıkıştırılan örümcek imzalı haraç mektubuna meydan okumasıyla değişen hayatı. Diğer taraftaysa ikinci baharının zirvesindeki Ismael'in ailevi antikalıkları yüzünden kabağın, sadık dostu ve şirketinin yöneticisi Don Rigoberto'nun başında patlaması. Tam da emeklilik hayalleri kurarken... Mario Vargas Llosa, Don Rigoberto'nun Not Defterleri, Üvey Anneye Övgü, And Dağlarında Terör ve Palomino Molero'yu Kim Öldürdü romanlarından karakterlerle renklendirdiği, sürükleyiciliğiyle arkası yarınlara taş çıkaran bu kitabında dalaverenin evrenselliğini bolca tebessümle gözler önüne seriyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Lionel Shriver
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,06 MB
    Eser Türü: Kitap
    Sevgili Franklin, Bu öğleden sonra neden tek bir önemsiz olay yüzünden sana yazma ihtiyacı duydum emin değilim. Ama ayrıldığımızdan beri en çok özlediğim şey, eve gelip gündüz yaşadığım hikâye türünden tuhaflıkları anlatmak galiba... 17 yıl önce oğlu Kevinı dünyaya getirdiğinde, Eva kocasına böyle mektuplar yazacağını bilmiyordu. Çok istediği çocuğunun karşısına kötü bir şaka gibi çıkacağını, yüce annelik duygusunun ruhunu böyle kanatacağını... Henüz on beş yaşındayken yedi okul arkadaşını, bir öğretmenini ve bir yemekhane çalışanını, incelikle planladığı bir katliamla öldüren Kevin, kendisiyle beraber annesini de bu karanlığa hapseder. Doğumundan beri oğluyla yıldızı bir türlü barışmayan Evayı" bu olaydan sonraki iki yıl boyunca korkunç bir soruyla karşı karşıya bırakır: Kevinın içindeki bu nefreti ve kötülüğü besleyen, onun intihara benzer bu korkunç saldırıyı gerçekleştirmesine yol açan şey Evanın kendi oğluna için için beslediği nefret midir? Kevin Hakkında Konuşmalıyız, tüm dünyada büyük ilgiyle karşılandı, onlarca dile çevrildi ve 2005 yılında Lionel Shrivera Orange Ödülü nü kazandırdı. Kevin 1984 yılına doğru, tedirgin geri sayım sırasında doğmuştu. Hatırlarsın, 1984ten ne kadar korkulurdu. George Orwellın keyfi bir biçimde konmuş başlığını ciddiye alanlarla alay etsem de bu rakamlar benim için gerçekten de bir despotluk dönemini getirdi. Perşembe, 1999daydı; önceden dünyanın sonu olarak tartışılan yıl. Gerçekten de öyle olmadı mı?

Sayfalar