Yazara Gore Listeleme

  • Ahmed Hulusi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    690,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dinin temelindeki bilimsel gerçekler nelerdir?.. Din niçin gelmiştir?.. Ölümötesine niçin inanmak zorundayız?.. İnsan denilen varlık nedir?.. Nasıl oluşmuştur?.. Hangi tesirlerin hükmü altındadır?.. Neleri meydana getirebilme özelliklerine sahiptir?.. Dinle emrolunan bir kısım fiillerin ardındaki gerçekler nelerdir?.. Evet, bunlar gibi nice soruların cevaplarını açıklamak gayesiyle hazırlanmış bir kitaptır elinizdeki. Evren -insan - Ölümötesi yaşam!.. İnsan nereden geldi. Neden geldi. Nasıl geldi. Nereye gidiyor?.. İnsan denilen varlığın sahip olduğu eşsiz hazine BEYİN!.. Beyne verilmiş hayalimizden bile geçirmediğimiz sayısız özellikler!.. Bugüne kadar, gerek okuma, gerekse dinleme yoluyla edindiğiniz bilgilerden çok çok değişik bakış açılarını sizlere bu kitap ile ulaştırmaya çalışacağız. Esasen bu kitap iki ana bakış açısını izâh etmektedir: A) ZAHİR yönüylü, dinin dayandığı gerçekler. B) BATIN yönüyle dinin insana idrâk ettirmek istediği, HAKİKATI
  • Ahmed Hulusi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    777,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Büyük bir kısmıyla 1984 yılı içinde banda alınan sohbetlerimizin çözümüyle oluşan bu kitabın, konuları itibariyle düzeyini oldukça yüksek tutmak mecburiyetinde kaldık. Belki bazı bölümlerini bir kaç defa okumak gerekecek mevzûa adapte olabilmek için. Zirâ genelde hakkında pek az konuşulan konular bunlar. Düşünen, düşünmek isteyen beyinlere hitabetmek üzere hazırladık!.. Taklid yoluyla meseleyi kabul edip, o kadarıyla yetinmek isteyenlere söyleyecek hiç bir sözümüz yok!.. Seslenişimiz TAHKİK ehlinedir!..
  • Erich Maria Remarque
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Erich Maria Remarque romanlarında savaşı gerçek yüzüyle anlatır. Yalın, süslemesiz bir anlatımla. Okul sıralarından koparılıp cepheye, ölümlere itilmiş gencecik insanlar, ilk anların sersemliğinden kısa sürede kurtulunca, acı gerçekleri görürler. Yurt sevgisi, milliyetçilik sözlerinin abartmasıyla kısa sürede toparlanırlar, nasıl da aldatılmış olduklarını kavrarlar. Cepheden canını kurtarmış genç askerlerin savaş sonrası durumları daha da acıdır. Remarque'nin İnsanları Seveceksin romanı, Alman faşizminden kaçan ve yabancı ülkelere sığınan on binlerce insanın sınırlar arasında kovalanmasını gözler önüne serer...
  • Aydın Adaklı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    381,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Dilan Temir
    Hayatının filmini, bir figüran olarak tamamlamayı da, filmin başrolü olmayıda sen seçeceksin... Ya varlığı ile yokluğu çok şey değiştirmeyen biri olacaksın bir ömür boyu,rüzgar önündeki yaprak misali savrulacaksın; ya da rüzgarlara yön verecek, gittiğin her yere başarılarını da götüreceksin... Mahşerden öteye bile....
  • Durali Yılmaz
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    717,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Romanlar vardır, bir olay çevresinde kümelenen insanları anlatır. Romanlar vardır tarihten veya bugünden belli bir zaman kesimini konu alır. Romanlar vardır bir şehri ya da bir yöreyi sınırlı bir zaman içinde yakalamağa çalışır. Romanlar vardır, olumluyu veya olumsuzu gözler önüne serer. "Fetva Yokuşu" asırlar boyunca oluşan, gelişen bir medeniyetin özelliklerini taşıyan, sonunda harabeye dönüşen bir semtin romanıdır. Bu semt, bir büyük milletin acı kaderidir. Buraya bakan bir göz, oynanan korkunç oyunları, savrulan binlerce insan beynini görmekte güçlük çekmez.
  • Halil İnalcık
    insan sesi mp3 - Türkçe
    56 Ayrım
    891,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sevgi Gezergen
    “Tarihçilerin Kutbu” Halil İnalcık’ın o dönemlere ait özgün ve güvenilir kaynaklardan derlediği çalışması, sosyal tarihimizin az bilinen bir yönünü gündeme taşıyor. Abbasi ve Emevi geleneğinde de “saltanatın gereği” sayılan sazlı sözlü, içkili sakîli işret geleneğinin tarihini ve bu âdetin Osmanlı sarayındaki uygulamalarını anlatıyor. Bu âdete karşı gösterilen tepkileri de aktarıyor. Hâs-Bağçe’de ‘Ayş u Tarab: Nedimler, Şâirler, Mutribler Osmanlı sarayında padişahların has-bağçede geçirdiği hoş vakitleri ve bu âdetin İslam öncesi İran imparatorluğundan Emevî, Abbasî ve Timurî saraylarına uzanan köklü geleneğini, o dönemlerde yazılmış değerli kaynaklardan derleyerek sunan bir çalışma. Padişah işret meclisi adıyla anılan bu eğlencelere yakın adamları olan nedimlerle birlikte katılır; şiir, musikî, ve raks sanatlarının en seçkin örnekleri eşliğinde eğlenirdi. Bu meclisler, hükümdarın ve imparatorluktaki seçkin sınıfların zevklerini ve yaşam tarzlarını hem yansıtır, hem yeniden biçimlendirirdi. Çiçek bahçeleri, havuzlar, fıskiyeler, su kanalları, nahiller, buhurdanlar arasında, genç sâkîlerin içki sunduğu bir mecliste şiir okuyan, saz çalan, şarkı söyleyen usta sanatkârlar eşliğinde sürülen zevk u safa, tüm Ortadoğu saraylarında vazgeçilmez bir gelenekti. Emevî ve Abbasî dönemlerinden beri bu meclisler levâzim-i saltanat yani hükümdarlığın vazgeçilmez bir âdeti olarak kabul edilirdi. Avrupa saraylarında da bu geleneğin karşılığı olan regalia, yani olağanüstü ziyafetler ve eğlenceler, hükümdarlığın gerekleri arasında sayılmıştır. Doğu’da olsun, Batı’da olsun saray kültürü halk kültüründen her zaman farklı olmuş ve bu farklılık işret meclisi geleneğine ve gösterilen tepkilere de yansımıştır. Bir yandan lalalar üzerinden şehzadelere, diğer yandan sâkînâmeler ve kabusnâmeler yoluyla üst sınıf mensuplarına en ince ayrıntısıyla aktarılan bu geleneğin muhalifleri de fütüvvetnâmeler ile kendini ifade ederdi. Halk için yazılmış ahlâk kitapları olan fütüvvetnâmelerde dinin emirlerine karşı hareketler daima kötülenmiş, şarap başlıca günah sayılmıştır. Ne var ki, sâkînâmeler ve kabusnâmeler dini kurallara aykırı sayılan unsurları İslamiyet ile bağdaştırmayı bir ödev saymıştır: bu eserlerde işret meclislerinin daima Tanrı ve Peygamber’e duâ ile başladığı ve tövbe ile son bulduğu hep vurgulanır. Zira insan zayıftır, günah işler, sonunda Gaffâru’l-zünûb -günahları affedici olan- rabbine sığınır. Osmanlı sosyal-kültürel tarihine bir katkı olarak hazırlanan bu eser, sarayın ve ona bağlı zarîfler denilen yüksek sınıfın kendine has geleneksel kültürü ile yaşamının az bilinen bir yanına ışık tutmaya çalışıyor.
  • Italo Calvino
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    314,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Italo Calvino, Atalarımız üçlemesinin ilk kitabı İkiye Bölünen Vikont'u bir söyleşisinde dile getirdiği gibi, 1952 yılında oyun olsun diye yazmaya başlamıştır: "İkiye Bölünen Vikont'u yazmaya başladığımda, öncelikle eğlenceli bir hikâye yazmak istiyordum, hem kendim eğleneyim diye hem de mümkünse başkaları eğlensin diye: Aklımda ortadan ikiye biçilmiş bir adam imgesi vardı; bu ikiye biçilmiş adam konusunun, insanın bölünmüşlüğünün anlamlı bir konu olacağını, çağdaş bir anlamı olacağını düşündüm: Hepimiz bir biçimde kendimizi tamamlanmamış hissediyoruz, hepimiz bir yanımızla kendimizi gerçekleştiriyoruz, öteki yanımızla değil." Savaştan dönen ve savaş sırasında bedeni ikiye bölünen Vikont Medardo'nun tuhaf hikâyesi yeğeninin ağzından anlatılıyor. Vikontun bedeninin bir yarısında "iyi", diğer yarısında "kötü" kişiliğin uç noktaları yaşamaktadır ve bunların tekrar bir araya gelmesi olanaksız görünmektedir. İkiye Bölünen Vikont, ilk kez her yaştan okura hitap eden bu resimli baskısıyla Türkçede...
  • Furkan Semih
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    612,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Geçmişe ve geleceğe Ayasofya'nın minarelerinden bakmaya hazır mısınız? Kabullenilmesi en güç olanı, yani gerçeği, kabullenebilecek misiniz? Gerçeğin peşinde olan Yufesta ile Şibenza, Kostantinopolis'ten çok uzaklarda yaşamaktadır. Prens kardeşler, bir bilgeden, fetih gününün gelip çattığını ve "fatih" olacak kişinin kıyamete yakın ortaya çıkacak "beklenen kurtarıcı" olduğunu öğrenirler. İki kardeş, Kostantinopolis'in İslamopolis (İslambol) oluşuna tanıklık ederler. Akıllarında ise "ikinci fetih" vardır. 1453'ten 2028'e uzanan olaylar, tarihin öngörüldüğü gibi yaşanacağının kanıtıdır. Şimdi, tarihin gizemli ve mistik atmosferine dalarak gerçeğin büyüsüne kapılma zamanı! Şimdi, yakın gelecekte yaşanacak "büyük fetih" gününün önemini kavrama zamanı! Şimdi, sarsıcı ve saklı hakikatleri paylaşma zamanı! Yazarın cesareti okuyucunun açık fikirliliğiyle buluşuyor ve kurgulama, sorgulamayı da beraberinde getiriyor! Gerçeğin büyüsü, zihinleri allak bullak ederken evrenin ve tarihin merkezine bir yolculuk başlıyor!
  • Jane Porter
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    891,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dile kolay. Kırkıma girdim. Ama pes etmedim. Hemen tatile çıktım ve kendime müthiş bir sörf hocası buldum. Tabii ki tek meselem eğlenmek değildi. Elzem hayat dersleri ve sörf bahaneydi, okyanussa şahane. Hem kolay öğreniyor insan. Canı istediğinde, kırkından sonra bile! Öğrendiğim bir iki şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. 1. Okyanusa asla sırtınızı dönmeyin Hayata ve risklere karşı uyanık olun, okyanusa sırtınızı dönmeyin. 2. Küçük dalgalarda yüzün Büyük dalgalarla boğuşmayın. Tahtanızı aradaki küçük dalgalarda yüzdürün. Hayatınızı neden zorlaştırasınız ki? 3. Dalgalar sıra sıra gelir Hayatın doğal bir ritmi vardır. Dalgalar sizin tarafınızdayken hareket enerjisini kullanın ve kendinizi akışa bırakın. Dalgalar durgunsa dinlenin. 4. Nereye gitmek istediğinize bakın Tahtanız baktığınız yöne gidecektir. Hayatta nereye gitmek istediğinizden emin olun. Gözlerinizi hedeften ayırmayın. 5. Dengenizi bulmak için kendinizi rahat bırakın Gerilmek, dengenizi bulmanıza ya da iniş çıkışları kontrol etmenize yardımcı olmaz. Sakin olun. Her şeyin yoluna gireceğini unutmayın.
  • Adnan Çakmakcıoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    241,00 KB
    Eser Türü: Kitap

Sayfalar