Yazara Gore Listeleme

  • Bekir Yıldız
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    371,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bekleşen insanlar zavallı şaşkın... Tann'nın arkasında kalan, hep Tann'nın gölgesine düşüp unuttuğu insanlar... Tanrı büyük, insanlar küçücük... Tann'nın gözünden kaçanlar... Beş, on, yirmi... Ve daha fazla. Hayvanların boşalttığı vagona alındılar. Kadınlar, çocuklar, erkekler... Everest Yayınları Türkçe edebiyatın usta kalemlerinden biri olan Bekir Yıldız'ın kitaplarını yayımlamaya Kara Vagon ile devam ediyor. Kitaba adını da veren Kara Vagon adlı öyküde evlerinden, köylerinden ayrılıp pis bir vagonun içinde tıkış tıkış ve aç susuz, günlerce yol alan, başka bir şehre mevsimlik işçi olarak çalışmaya giden insanların öyküsünü gerçekçi bir dille aktarıyor Bekir Yıldız. Bekir Yıldız'a 1968 May Edebiyat Ödülü'nü kazandıran Kara Vagon ibret veren yaşamlara ışık tutuyor.
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    131,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    159,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Yazdığı masallar, öyküler yüzünden öldürülerek cezalandırılan Samed Behrengi (1939-1968), yaşadığı kısacık hayatın içine pek çok kitap sığdırmış, ünü ülkesinin sınırlarını aşmış İranlı bir yazar. Bu Gelen Köroğludur, onun yazdığı en güzel öykülerden biri. Köroğlu, bildiğimiz Köroğlu; bizim Köroğlumuz. Ama Samed Behrengi'nin de Köroğlusu. Çünkü Samed Behrengi , şimdi İran sınırları içinde yaşayan Azerbaycan Türklerindendi. Bilirsiniz; Köroğlu'nun yurt edindiği yer Çamlıbel'dir. Ama onun destanları Aras Irmağına kadar uzanır. Bugün Anadolu'nun değişik yörelerinde değişik Köroğlu destanları anlatılır. Yirmi dört ayrı Köroğlu öyküsü vardır. Samed Bahrengi'nin yazdığı Bu Gelen Köroğludur da yirmi dört öyküden biridir. Bu kitap, eşitliğin, kardeşliğin, direnmenin, dayanışmanın öyküsüdür.
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    278,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Çocuk kitapları ve masalları konusunda otorite olarak kabul edilen ünlü yazar Samed Behrengi’nin en güzel kitaplarından biri olan “Yıldız ve Kargalar” Kalender Çocuk Yayınları tarafından tam ve eksiksiz çevirisiyle her yaştan okurun beğenisine sunulmaktadır. Farsçaya hâkimiyetiyle beğeni kazanan usta çevirmen Kemal Küntaş’ın çevirisini okurken çok seveceğinizi umuyoruz. Kitapseverler okuyacakları çeviri eserleri seçerken kitabın akıcılığına ve kültürün tam ve eksiksiz aktarılmış olup olmadığına dikkat etmelidir. Kitaptan: “Selam, çocuklar! Benim adım Yıldız. Yıldız’ın Farsçası, Sitare’dir. Bu yıl on yaşımı tamamladım. Okuyacağınız hikâye benim yaşantımdan bir parçadır. Behreng Bey bir zamanlar köyümüzün öğretmeniydi. Bizim evde kalıyordu. Bir gün ona başımdan geçenleri anlattım. Hoşuna gitti ve dedi ki; “Eğer izin verirsen senin ile kargaların macerasını hikâyeleştirip kitap yaparım.” Ben de birkaç şart ile kabul ettim; Birinci şartım hikâyemi sadece çocuklar için yazmasıydı. Çünkü yetişkinlerin akılları o kadar dağınık ki benim hikâyemi anlamaz ve tadını çıkaramazlar. İkinci şartım hikâyemi fakir veya çok nazlı büyütülmemiş çocuklar için yazmasıydı…” (Tanıtım Bülteninden)
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    103,00 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    121,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bir zamanlar uzak bir ülkede annesiyle birlikte küçük bir evde oturan bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlının on-on beş tane güvercini varmış, onları eğitir, çeşit çeşit numaralar öğretirmiş; bir de keçisi varmış. Delikanlının başında hiç saç olmadığı için herkes ona Kel Güvercinci dermiş. Anneyle oğul çok yoksullarmış; kulübelerinin tam karşısındaysa kralın görkemli sarayı yükseliyormuş; delikanlı ne zaman güvercinlerini eğitse, kralın güzeller güzeli kızı da nedimeleriyle birlikte sarayın balkonuna çıkar, onları seyredermiş. Delikanlı da kızı çok beğenirmiş ama bir kralın kızını yoksul bir güvercinciye vermeyeceğini bildiğinden hiç umut beslemezmiş. (Tanıtım Bülteninden)
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    133,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Samed Behrengi'yi kim sevmez ki. Onu, dünyanın dört bir yanında büyük yankılar uyandıran, iki de büyük ödül kazanan Küçük Karabalık adlı kitabıyla tanımıştık. Bir Şeftali, Bin Şeftali de onun en güzel kitaplarından biri. Bu küçük öyküde iki küçük yoksul çocuk var: Ali ile Mehmet. Ama öykünün asıl kahramanı, dalından kopmuş dünya güzeli bir şeftali. Samed Behrengi, öyle uygun görmüş, şeftali'yi konuşturmuş bu kez. Toprağın altında kalın kabuklu bir çekirdek olarak nasıl uyuyup beklediğini, mevsim bahara dönüşünce nasıl çekirdeğin kabuğunu ikiye ayırıp içinden filizlenip boy attığını, sonunda toprağın üstüne çıktığını, ağaç olabilmek, meyve verebilmek, özellikle Ali ile Mehmet yesinler diye, dünya güzeli şeftalilerle dallarını süslemek için nasıl çabaladığını ilgiyle okuyacaksınız. Sonra bu güzel şeftali ağacının bir de küsüşü var. Yok, öykünün bütününü anlatmamızı beklemeyin. Açın, okuyun. Çok seveceğinizi umuyoruz.
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    166,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi (1939-1967), kısa süren yaşamı boyunca köy öğretmenliği yapmış, halk masallarını ve efsaneleri derlemiş, yeniden yorumlamıştır. Yazdığı çocuk hikâyeleriyle ise başka bir dünyanın mümkün olduğuna işaret etmiş, bu yönüyle çocuk edebiyatının niteliğini artırarak hem çocukların hem büyüklerin gönlünde taht kurmuştur. Merhaba çocuklar! Ben Ulduz Hanım'ın konuşan bebeğiyim. Ulduz ile Kargalar kitabını okuyanlar beni ve Ulduz'u iyi tanır. Ulduz ile benim öyküm kargaların öyküsünden önceydi. O zamanlar Ulduz'un analığı geleli bir iki yıl olmuş olmamıştı. Ulduz da dört beş yaşlarındaydı. Ben de konuşmayı bilmiyordum. Ulduz'un annesi beni eski başörtüsünden yapmıştı. Kendi saçlarını göğsüme, karnıma, ellerime, ayaklarıma doldurmuştu. Bir akşam Ulduz beni karşısına koydu, benimle konuştu da konuştu, dertleşti. Sözleri beni o kadar etkiledi ki; sonunda dillendim ve konuşmaya başladım. Samed Behrengi'nin Ulduz hikâyeleri, kaç çocuğa arkadaşlık etti, kaç anne babanın çocukluğunda iz bıraktı kim bilir!.. Ulduz'un aydınlığı hiçbir sebeple azalmayan dünyasında bu kez sevgiyle dillenen konuşan bir bebek var. Bakalım bize neler anlatıyor?
  • Naşide Gökbudak
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ayvalık'ın o güzelim sahillerinden İstanbul'a uzanan, zaman içerinde filizlenen bir aşk hikâyesi… Hümeyra koltuğun arkasına yaslanmış, gözlerini kapamıştı. Emirgan'a ne zaman geldiklerini fark etmedi bile. Aslında uzun bir yol değildi. Uyumuyor, arada bir hissettiği ıhlamur ve iğde çiçeklerinin kokusunu içene çekiyor, Nejat ile yaşayacağı bir ömür tahayyül etmeye çalışıyordu. Tabii ki çok güzel olacak. Hatta muhteşem olacak. Ben aşkların en güzelini yaşıyorum. Bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmez! Babamın bile," diye düşündü. Nejat arabayı durdurmuş, öylece Hümeyra'ya bakıyordu, "Sarmaşık Gülü, inelim mi? Asırlık bir ailenin birbirinden farklı kadınları ve onların yaşantıları… Khodonia'dan günümüze bir ailenin çatışmaları, sevgileri, tutkuları ve düş kırıklıkları… Ve hepsinin gölgesinde Ayvalık'ın o güzelim sahillerinden İstanbul'a uzanan, zaman içerinde filizlenen bir aşk hikayesi… Naşide Gökbudak'ın kaleminden bu kez Hümeyra'yı Ege'nin kalbinde yeşeren bu tutku dolu hikayeyi, heyecan içerinde okurken; kendi ailenizden, sevgilerinizden, dostluklarınızdan ve tutkularınızdan akisler bulacak, Ege sahillerinden esen ılık rüzgarları yüreğinizde hissedeceksiniz.
  • Naşide Gökbudak
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    İşgal altında bir ülkede ve savaşın tam ortasında filizlenen bir aşkın hikâyesi... "… Yüzbaşı kollarını iki yana açıp ayağını yere vurarak, zeybeğe başladı. Daha ilk hareketi ile çok erkeksi ve çok efeci bir oyun oynadığı belli oluyordu. Feraye şaşkın, öylece Yüzbaşı'yı seyrediyordu. Yüzbaşı bir adımda onun yanına yaklaştı ve yavaşça "Hadi küçük kız, başla. Herkes bize bakıyor," dedi. Feraye, utana sıkıla çevresine bir göz attı. Kendilerinden başka oynayan kimse yoktu. Gerçekten de herkes nefesini tutmuş, onlara bakıyordu. Feraye de kollarını kaldırdı. Müziğe ve Yüzbaşı'ya uymaya çalışıyordu. İlk bir iki dakika bocaladı. Sonra, sanki çevresindeki herkes yok oldu. Yüzbaşı'nın gözlerinden, kendisine doğru bir alev akıyor gibiydi. Başka bir tarafa bakamıyordu. Birbirlerine kilitlenmiş ve uyum içinde; Yüzbaşı erkekliği, kahramanlığı ve tutkuyu, Feraye de kadını ve zarafeti anlatan hareketlerle oynuyorlardı… Ne zamandan beri bu haldeydiler, kendileri de seyredenler de farkında değildi. Müzik devam ediyordu. Belki de ikinci veya üçüncü tekrarıydı…" İşgal altındaki bir ülke… Ellerinde silahları, ayaklarında çarıkları olmadan; yüreklerindeki vatan aşkı ve hürriyet sevdasıyla cepheye koşan kahraman bir halk… Ve bu savaşın tam ortasında, kan ve göz yaşıyla filizlenen bir aşkın tutku dolu hikayesi… Feraye; Naşide Gökbudak'ın eşsiz anlatımı ve yaşanmış hikayelerden yola çıkılarak hazırlanmış kurgusuyla unutulmayacak bir roman…

Sayfalar