Yazara Gore Listeleme

  • A. M. Celal Şengör
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    502,34 KB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye bir bilim ülkesi değildir. Ürettiği bilim de birkaç kişisel istisna dışında dünya ölçeğinde tamamen ihmal edilebilir düzeydedir. Türkiye'nin bu bilim fakirliği, sanayisine ve ticaretine de yansımıştır. Özgün hemen hiçbir sanayi ürünü olmayan Türkiye, ticarette de, tarımda da gariban olup, örneğin yazılım oluşturmak gibi akıl ve bilgiden başka hiçbir sermaye istemeyen son derece kolay ve getirisi büyük bir işi dahi yapamamaktadır. Türkiye'de (askerlik hariç) hemen hiçbir konuda bir ehil insanlar sınıfı yoktur. Türkiye bu zavallı duruma 1946'dan sonra düşmüştür. Çünkü 1946'dan sonra ülke idaresi tam cahillerin eline geçmiştir. 1920'lerden beri gelen Atatürk'ün elit idaresinden intikam almaya azmetmiş bu kırsal güruh, Türkiye'yi gerçek bir felâkete sürüklemiştir. Ülkedeki tüm sözümona "gelişme" dünya gelişme hızının çok gerisinde kalmış, ancak zır cahil üçüncü dünya ile kıyaslandığında "göğsümüzü kabartan" otoban gibi, gökdelenler gibi, telekomünikasyon gibi kopya ürünleriyle yaşam seviyesi yukarı doğru kımıldamıştır. Eğitim, 1946 sonrası dönemde en büyük yarayı alan kesim olmuştur. Öğretmenlik mesleği ayağa düşürülmüş, üniversiteler, bu adı taşıyan bina sayısı arttığı halde tamamen ortadan kalkmış, eğitim ehil insan yaratmak yerine diplomalı cahil üreten bir fabrika haline getirilmiştir. Bunda da temel amaç, cahil kırsal kesimin hak etmeden ve emek harcamadan her şeye, başkalarını ve kendisini kandırarak ulaşma hırsını tatmin olmuştur. Türkiye sonu pek fecî bitebilecek olan bu cehalet temelli politikalarından derhal vazgeçerek aklını başına almalıdır.
  • Hasan Ali Toptaş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    136,98 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hasan Ali Toptaş'ın ilk öykü kitabıdır.
  • A. M. Celal Şengör
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    3,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Avrupa Bilimler Akademisi'nin ve Amerikan Bilimler Akademisi'nin ilk Türk üyesi, Rus Bilimler Akademisi'ne Fuat Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türk, Türkiye Bilimler Akademisi'nin en genç kurucu üyesi, TÜBİTAK Bilim Ödülü kazanan en genç bilim adamı... İki şeref doktorası, Paris'te Collège de France'da profesörlük, ulusal ve uluslararası otuz bir adet şeref payesi ve ödül. Tüm bu nitelikleri şahsında toplayan Prof. Dr. A. M. Celâl Şengör halen İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü ile Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nde görevini sürdürmektedir. Dünyanın en saygın jeolog, bilim adamı ve üniversite hocalarından biri olmasının yanı sıra Prof. Şengör'ün en önemli özelliği hayata bir bütün olarak bilim çerçevesinden bakmasıdır. Bu anlamda kelimenin tam anlamıyla bir "akademisyen"dir. Prof. Şengör'ün yirmi yılı aşkın süreyle çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazıları ve farklı platformlarda yaptığı konuşmalarının metinleri elinizdeki kitapta bir araya getirilmiştir. Prof. Şengör bilimsel birikimini elbette yine başta bilim olmak üzere eğitim, tarih, arkeoloji, coğrafya, edebiyat, toplum ve kültür gibi pek çok alanda okurlarla paylaşıyor. Herkesi Bilgiyle Sohbet'e davet ediyor.
  • Ali Kuzu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,30 MB
    Eser Türü: Kitap
    İstiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebelerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara'dan duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisi'nin Kayseri'ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde, Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren İstasyonu'ndaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin'e: "Acele olarak Fevzi Paşa'yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle." diyor. Ali Metin, Fevzi Paşa'yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk'ün yanına gelmek üzere, hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa, Atatürk'ün yanına girince, Atatürk ona bir kağıt kalem uzatıp: "Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver." diyor. Kendisi de bir kağıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı, Fevzi Paşa'ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra, her iki paşa da karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar. Her ikisinin de yazdıklarını kendi kağıtlarından okuyan Çavuş Ali Metin, her iki kağıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor: Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz, Hacı Bayram-ı Veli'ye diyor ki: "Mustafa'ya söyle, korkmasın, sonunda zafer onların olacak." Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz, Hacı Bayram-ı Veli'ye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri, "Mustafa Kemal" ve "Mustafa Fevzi"dir.
  • Stieg Larsson
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    4,20 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Sizi uyarıyoruz: Millennium üçlemesi kesinlikle bağımlılık yapıcı.” -The Guardian “Dönüp tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Millennium üçlemesi bu milenyumun en iyi üçlemesi.” -John Timpane, Philadelphia Inquirer “Stieg Larsson’u okumak, sert bir kahve gibi sizi canlandırır… Kitaplar sıra dışı bir şekilde aksiyon dolu ve düpedüz bağımlılık yaratıcı. Larsson son derece zeki bir aktivist ve feminist olmanın yanı sıra Tanrı vergisi bir aksiyon yazarlığı yeteneğine de sahip…” -David Kamp, New York Times “Kasırga gücünde bir roman. Alexandre Dumas’ın Üç Silahşörler’ini veya Charles Dickens’ın romanlarını aynı hararetli heyecanla okumuştum. Olağandışı… Hiç gocunmadan söylüyorum: Muhteşem.” - Mario Vargas Llosa, El Pa
  • Lynn McTaggart
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,20 MB
    Eser Türü: Kitap
    Modern bilim, insanoğlunu maalesef geriye çekti. Denklemlerini normale dönüştürmeye çalışırken yaptıkları şey, aslında Tanrı'yı denklemlerinden çıkarmak. Bir devrimin eşiğinde durmaktayız ki bu yaklaşan devrim Einstein'ın izafiyet teorisi kadar etkileyici olacak. Bilimin sınırlarında sürekli yeni fikirler ortaya çıkmakta. Ortaya çıkarılan gerçeklerin, dinin her zaman belirlemiş olduğu gerçekler olduğunu görüyoruz: insanoğlu sadece et ve kemik yığını olmaktan çok daha fazlasına sahip. Yeni bilim, bilim adamlarının yüzyıllardır kafasını yoran sorulara cevap vermeye başladı. En derinden baktığımızda, bu yeni bilim, mucizeler bilimi. Gelmekte olan bilimsel devrim her yönden düalizmin bitmekte olduğunu haber vermekte. Bilim ilk kez Tanrı'nın varlığını kanıtlıyor-o yüksek kolektif bilincin oralarda bir yerlerde olduğunu ispat ederek. Artık bilimin gerçekleri ve dinin gerçekleri ayrılmak zorunda değil. Bu dünya için birleşmiş tek görüş vardır. Bilimsel düşüncedeki bu devrim ayrıca bize iyimserlik aşılamakta. Biz yirminci yüzyıl düşünme sistemimizle, özellikle de bilim tarafında bize dayatılan fikirlerle bu iyimser bakıştan uzak kalmıştık. Biz yalnız bir gezegende, zavallı hayatlarını yaşayan, izole olmuş varlıklar değiliz. Her zaman daha büyük bir bütünün parçalarıyız. Hiçbir şey birbirinden ayrılamaz. Evrenin derinlerinde her şeyin bir kaydı vardır ve bu her şeyin birbiriyle olan ilişkisini mümkün kılar. İnsan bilincinin inanılmaz güçleri vardır, hem kendilerini, hem dünyayı şifalandırabilirler-bir bakıma her şey istediğimiz şekilde oluşur.
  • metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,02 MB
    Eser Türü: Kitap
  • metin
    2 Ayrım
    757,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Şakir Balkı
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    406,20 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Aç Ayı Oynamaz"ı okurken güleceksiniz, gülerken de düşüneceksiniz. İçindekiler - Odun Kafalı - Abuş Bey Hizmet Yarışında - Bulunmaz Koca - Asansörde - Böyle Başlara Böyle Taşlar - Kavanoz Dipli Dünya - Aç Ayı Oynamaz - Ne Şehit Ne de Gazi - Öküzlük Üstüne Nutuk - Dikkat, Köpek Var! - Ayılar Dayılar - Salak Kutusu Televizyon - Argo Kalemi - Seçim Dayağı - Hiç Kimse Duymasın - Büyük Burunlar - Haydi Bana Eyvallah - Kısmet Paşa'nın Çizmeleri - Roman Yazmak - İlk Dayak Nasıl Oldu - Kafamı Nasıl Üşüttüm - Ayvayı Yedik!
  • Liz Fenwick
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eski Bir Evi Yeniden Hayata Döndürmek, Kalbi Kırık Bir Kadına Da Yaşamayı Yeniden Sevdirir Mi? Ressam Maddie’ye kocasının ölümünün hemen ardından Cornwall’da bir malikâne miras kalır. Hayatında yeni bir sayfa açma umuduyla ergenlik çağındaki üvey kızı Hannah’yı da yanına alarak buraya taşınır. Malikâne güzel ama bakımsızdır, derme çatma mobilyalarla döşenmiş olsa da hâlâ tarih kokmaktadır. Gördükleri karşısında büyülenen Maddie evin geçmişine doğru bir yolculuk yapmak ister ve nesiller boyu saklı kalan gerçekler bir bir gün yüzüne çıkar. Maddie daha önce orada yaşamış olan kadınların çektiği acıları ve yaşadığı aşkları keşfettikçe evin duvarlarında saklı olan sırların kendi hayatına da yön verdiğinin farkına varır. Ne var ki zorluklar, kırsalda sakin bir hayat sürmeyi hayal eden Maddie’nin peşini bırakmaz. Hâlâ babasının yasını tutmakta olan Hannah’yla araları gittikçe bozulur. Üstüne bir de maddi sıkıntılar baş gösterince Maddie ne yapacağını bilemez hale gelir. Ancak umutların tükendiği anda Maddie’nin tekrar hayata tutunmasını sağlayacak yeni bir aşk ufukta görünür. “Günlük hayattaki dertlerinizden bir süre de olsa uzaklaşmanızı sağlayacak duygu yüklü bir kitap arıyorsanız Yine Baharlar Gelecek tam size göre.” -Star Magazıne- “Kalp kırıklığı, yanlış kararlar, ölüm ve değişimi konu alan bir kitap. Açığa çıkmayı bekleyen sırlar, beklenmedik arkadaşlıklar ve tükenmeyen umutlar... Birçok kez kahkahalarla gülmeme ve ağlamama sebep oldu. Bayıldım!” -Debs Carr- “Merak uyandırıcı, cana yakın ve dokunaklı bir roman.” -Elızabeth Buchan- “Kaybedilen biri için tutulan yasın ardından yeniden hayata dönüşün anlatıldığı yürek burkan bir hikâye.” -Woman & Home- “Okurken kendinizle özdeşleştireceğiniz karakterler bulacağınız samimi bir hikâye.” -Sıdmouth Herald- “Sizi hemen etkisi altına alacak. Liz Fenwick bu ilk romanıyla yayın dünyasına enfes bir giriş yapıyor.” -Telegraph & Argus- (Tanıtım Bülteninden) Medya Cinsi: Ciltsiz Sayfa Sayısı: 400 Ebat: 14x21 İlk Baskı Yılı: 2017 Hamur Tipi: 2.Hamur Baskı Sayısı: 1. Basım

Sayfalar