En Son Eklenenler

Toplam 58862 sonuçtan 27901 - 27910 arası görüntüleniyor.
  • Ahmet Cevdet Paşa
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    884,66 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Hayatını en ince noktalarına kadar bilmemiz ve kendi hayatımıza tatbik etmemiz gereken yegâne insan, peygamberler peygamberi Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellemdir. O, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. İşte sıcak bir aile ortamında merakla okunup dinlenecek bu siyer, Osmanlı'nın son devrindeki müstesna simalardan, büyük devlet adamı ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa'nın, "Kısas-ı Enbiyâ" isimli eserinin, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve selemin hayatını anlatan kısmının sadeleştirilmiş halidir.
  • Per Petterson
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    399,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : GÖNÜL AYDOĞDU
    Konusu:
    "İnsanlar onlara bir şeyler anlatmanızdan hoşlanıyorlar, mütevazı ve güven veren bir ses tonuyla yeterince şey anlatırsanız sizi tanıdıklarını sanıyorlar, ama aslında tanımıyorlar, sizin hakkınızda bir şeyler öğreniyorlar sadece, çünkü öğrendikleri şeyler olgular, –duygular değil; herhangi bir şey hakkında ne düşündüğünüzü, başınıza gelenlerin ve verdiğiniz kararların sizi nasıl siz yaptığını bilmiyorlar. Onların yaptıkları şey kendi duyguları, düşünceleri ve tahminleriyle boşlukları doldurmak, sizinle çok az ilgisi olan yepyeni bir yaşam yaratmak, böylece artık güvendesiniz." Trond 67 yaşında kenti arkasında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Taşra hayatı güzeldir ama daha on beş yaşındayken hayatını alt üst eden olaylar tesadüf eseri yeniden zihnine hücum eder. Artık sandıktaki sırların bir bir ortaya dökülme vakti gelmiştir. At Çalmaya Gidiyoruz, çok güzel ve etkileyici bir roman. Çevrildiği bütün dillerde de çok beğenildi ve iyi eleştiriler aldı. New York Times gazetesinin yıl sonlarında yaptığı, ABD'de yayımlanan yılın en iyi edebiyat yapıtları listesinde, 2007 yılında ilk sıradaydı. OKUMA PARÇASI Üçüncü Bölüm’den, s. 38-40. Babam ve ben iki hafta önce Oslo'dan trene binmiştik, sonra Elverum'da trenden inip saatlerce otobüs yolculuğu yaparak buraya gelmiştik. Otobüs benim hiç anlamadığım bir düzene göre mola veriyordu, ama en azından sık sık durduğunu biliyordum, kimi zamanlar sıcak koltukta, güneşin altında pişerek uyuyordum, yeniden uyanıp camdan dışarı baktığımda bir milim bile ilerlememişiz gibi görünüyordu, çünkü manzara ben uyumadan öncekinin aynısıydı: iki yandaki tarlalar arasından kıvrılarak uzanan çakıllı bir yol; beyaz boyalı ahırları, kırmızı boyalı samanlıklarıyla irili ufaklı çiftlik evleri; yola kadar inen dikenli tellerin arkasındaki otların üzerine uzanmış, güneşin altında gözlerini kısarak geviş getiren, neredeyse hepsi kahverengi, birkaç tanesi de beyaz üzerine kahverengi ya da siyah benekli inekler; çiftliklerin arkasında orman ve hiç değişmediğinden emin olduğum bir yamacın üzerindeki maviliğin içinde bulutlar. Bu yolculuk hemen hemen bütün gün sürdü, ama en tuhaf yanı hiç canımın sıkılmamasıydı. Gözkapaklarım ısınıp ağırlaşana kadar camdan dışarıyı seyretmek hoşuma gidiyordu, uykuya dalıyor, yeniden uyanıyor, belki bin birinci kez camdan dışarıyı seyrediyordum ya da arkamı dönüp bütün yolculuk boyunca teknikle, ev yapımıyla, makinalarla ya da motorlarla ilgili bir kitaba burnunu gömüp oturan babama bakıyordum, bu tür şeylere müthiş bir düşkünlüğü vardı. Ben baktığımda kafasını kaldırıp bana bakıyor, başını sallayarak gülümsüyordu, ben de ona gülümsüyordum, sonra yeniden kitabına gömülüyordu. Sonra bir kez daha uykuya dalıp sıcak, yumuşak şeylere dair rüyalar görüyordum; son kez uyandığımda babam omzumu sarsıyordu. "Selam şef," dediğinde gözlerimi açıp çevreme bakındım. Otobüs durmuş, motoru susmuştu, dükkânın önündeki büyük huş ağacının gölgesindeydik. Irmağın üzerindeki köprüye giden yolu, tam orada daralıp köpürerek akan ırmağı ve ağaçların tepesinde parlayan alçalmış güneşi gördüm. Şimdi son kez dışarı çıkacaktık. Burası son duraktı. Daha öteye gitmek olanaksızdı, geri kalanını yürümek zorundaydık, beni Norveç'te gidilebilecek en uzak yere kadar getirmiş olmanın tam babama göre bir davranış olduğunu düşündüm; niçin özellikle buraya geldiğimiz konusunda hiçbir şey sormadım, çünkü sanki beni bir sınava sokmuş gibiydi ve benim de buna hiç itirazım yoktu. Babama güveniyordum.
  • Lev Nikolayeviç Tolstoy
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    204,55 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Büşra başoğlu
    Konusu:
    "...Kadın kendisinin olmayan çocuklara duyduğu sevgiyi gösterip ağlayınca, içindeki Tanrı'yı gördüm. O anda 'İnsan ne ile yaşar' anladım. O an, Tanrı'nın son dersini verdiğini ve beni bağışladığını anladım. O anda üçüncü kez gülümsedim." "...İnsan Tanrı'yı daha iyi anladıkça, O'nu daha iyi tanır. Tanrı'yı daha iyi tanıdığı zaman da, O'na daha yakınlaşır, böylece O'nun iyiliğini, merhametini ve sevgisini daha iyi örnek alabilir..." "...Uşak küreği aldı. Pahom'un içine sığabileceği büyüklükte bir çukur kazdı ve onu gömdü. İki metreden az bir toprak parçası Pahom'a yetti de arttı bile." Sayfa Sayısı: 80 Baskı Yılı: 2014 Dili: Türkçe Yayınevi: Bilge Kültür Sanat
  • Robin Sharma
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    1115,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Sevilay Çelik
  • Byung-Chul Han
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    612,89 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Seslendiren : Melahat Coşkun
    Konusu:
    Han'ın kitabı, eski toplumlardan günümüze şiddetin tarihsel değişiminin temel uğraklarını tespit eden felsefi bir anlatı. Yazar bunu yaparken şiddetin tarih boyunca inatla kalıcılık göstermesini araştırmış bir dizi düşünüre, Sigmund Freud, Carl Schmitt, Walter Benjamin, René Girard, Giorgio Agamben, Gilles Deleuze, Michael Hardt ve Antonio Negri'nin tezlerine eleştirel bir gözle uğrayarak kısa ve özlü bir hikâye kuruyor. Şiddetin Topolojisi, bakış açımızı tekrardan sorgulamamıza ve değiştirmemize neden olan o kısa ama etkili felsefi uyarılardan biri. "Geç modernitenin başarıya ve performansa odaklı öznesi, kendi dışın-daki bir iktidar kurumunun baskısına maruz kalmadığı ölçüde özgürdür. Ama gerçekte bir kul kadar da özgürlükten yoksundur. Dış baskı nihayet aşıldığında, içerideki basınç devreye girer. Başarıya ve performansa odaklı yaşayan özne, bir depresyon geliştirir. Şiddet azalmadan sürmektedir. Yalnız ağırlık noktası içeri kaymıştır. Egemenlik toplumundaki kelle alıcı kuvvet yani dekapitasyon, disiplin toplumundaki deformasyon ve başarı ve performans toplumundaki depresyon, şiddetin topolojik dönüşümünün birer aşamasıdır. Şiddet giderek içselleştirilir, ruhsallaştırılır ve böylelikle görünmez hale gelir. Giderek Öteki'nin veya Düşman'ın olumsuzluğunu üzerinden atar ve insanın kendisine yönelir." -Byung-Chul Han- (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 152
  • Nurullah Abalı
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,24 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Biyografi
    Konusu:
    Bu eseri hazırlamaktan amacım, sadece meşhur ve farklı insanların hayatlarını, buluşlarını tanıtmak değildir. Gayem; sıradan, fakir, hastalıklı, hatta özürlü insanların bile istedikten ve diledikten sonra neleri başarabileceklerini gözler önüne sermektedir. Hayata zor şartlar altında veya istemediğimiz bir şekilde atılabiliriz. Bu, hayatımız boyuna böyle gidecek manasına gelmez. Nitekim eseri okuduğunuzda, bir çok insanın hayatında da göreceğiniz gibi, çok isterseniz ve çok çalışırsanız hayatınızın gidişatını değiştirebilirsiniz.
  • Duygu Asena
    insan sesi mp3
    21 Ayrım
    857,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Seval Dikkanat
    Konusu:
    Duygu Asena, bu defa öyküler yazdı. 1995'te Hollanda'da yayımlanan kitapta 13 öykü ve bir masal var. Aslında masal, on üçbuçuğuncu öykü. Gerçekten bir masal mı bu? Neden o bir masal da, diğerleri birer öykü? Peki kitabın adı niçin "Kahramanlar Hep Erkek !" ? Yani erkekler kahraman olmayı mı isterler yoksa kahramanlar erkek mi olur? Veya asıl kahramanlar kadınlar mıdır? Evet, kahraman kim? Dahası kahraman olmaya gerek var mı?
  • Turgut Özakman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    39 Ayrım
    489,94 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Merve Erdinç
    Konusu:
    Periler padişahının kızı Züleyha gibi çırılçıplak saçlarını beline akıtmış, ayakta duruyordu. Su tanecikleri inci dizisi gibi teninden aşağı süzülüyor, su almak için eğilip doğruldukça, ıslak kalçaları Balkız'ınkiler gibi kabarıp sönüyordu. Birden yan dönünce soluğum kesildi... Sevdiğim her şey onda toplanmıştı.
  • Hermann Hesse
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    385,70 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Macide Bahar Öztürk
    Konusu:
    1962 yılında ölen Hermann Hesse'nin doğrudan kendini anlattığı bu romanı, diğer romanlarına göre farklı bir anlatım şekli sergiliyor.
  • Aret Vartanyan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    377,83 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Fulya Kitaplı
    Konusu:
    Ya her şey aşktı ya da aşk hiçbir şeydi! Seni de, beni de fena kandırdılar. Aşk diye bize anlattıkları, hayallerini kurdurdukları gerçek aşk değildi. İnsanın insana duyduğu aşk, "yasak elma"nın ta kendisiydi... Önce kadın ısırdı elmayı, sonra erkek ve her şey bu andan sonra şekillendi. Savaşların, paranın hükümdarlığında, korku imparatorluklarında, aşk en çok korkulandı ve bir o kadar da çarpıtılmaya çalışılan... Aşk ağza sakız edildi, bazen içi boşaltıldı, bazen günah dendi, bazen ağdalı sözcüklere sebep oldu. Üstüne perdeler indi, bulutlar örttü ışığı... İnsanlık yok olurken, aşkı da kirletti. Formüllerden, stratejilerden, onu bunu tavlamaktan, elinde tutmaktan bahsetmiyorum. Bunları yapan, aşkı hiç anlamayan çokbilmiş, çok kitap var. Yaşamı anlamaktan, sen olmaktan, aşkı gerçekten yaşamaktan... Sana öğretilen değil, senin yaşattığın, seni yaşatan aşk. Aşkı anlatmaya, anlamaya yetmez düşüncelerin gölgesinde tanımlanmış aşk. Günlük yaşamın içinde kaybolmuş insanlar, ilişkiler, evlilikler, aldatmalar, aldanışlar, hayal kırıklıkları, namus ve ötesi... Belki sen, belki sevdiğin, belki çevrende var olan insanların gerçek hikâyelerini sayfalara serdim; aralarına karıştım. Yaşamı ve aşkı ayırmadan sana geldim. Seni, yaşamı, insanı, Tanrı'yı, evreni konuşmadan zaten aşkı konuşamazdık. Bu yazdıklarımı sana kitap harfleriyle değil, yaşanmışlıklarımla yazıyorum. Sen okuyacaksın diye yazılmış değil. Karşında çırılçıplak kaldım, yüreğimi çırılçıplak bıraktım, seninle aşkı çırılçıplak konuşmak, paylaşmak için... Sen hiç âşık oldun mu? Âşık olundun mu? Aşkı gerçekten yaşıyor musun? Neden sadıksın ya da değilsin? Gerçekten aldattın mı, aldatıldın mı? Aşkla mı seviştin gerçekten? Neden evlendin ya da evleneceksin? Sen kimsin? Ne için yaşıyorsun? Şimdi yanıt verme. Belki evlisin, belki bekârsın, belki imkânsız aşkın ortasındasın, belki aşka âşıksın, belki hovardasın, belki aşktan çoktan vazgeçmişsin, belki yapayalnızsınç... Sohbetin sonuna gelmeden hiçbir yorum yapma. Aşkla ilgili sana öğretilen birçok şeyi, hatta her şeyi unut öyle başlayalım... Sonra sen anlat, ben dinleyeyim. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar