En Son Eklenenler

Toplam 58862 sonuçtan 28091 - 28100 arası görüntüleniyor.
  • Komisyon
    insan sesi mp3 - Türkçe
    51 Ayrım
    909,02 MB
    Eser Türü: Dersler
    Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Fakültesi
    Seslendiren : GÜNFER DEMİRCİ
    Konusu:
    Açıköğretim fakültesi Sosyoloji bölümü dersidir.
  • Debbie Macomber
    insan sesi mp3 - Türkçe
    39 Ayrım
    560,42 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : NURDAN KAYA
    Konusu:
    Muhtemelen eşimin beni terk ettiğinden haberiniz var. Tam ikinci baharı yaşıyorum derken Rachel, ergenliğin zirvesindeki kızım Jolene’le başa çıkamayacağına, bunun karnındaki bebeğimize iyi gelmeyeceğine karar verdi. Suçlunun ben olduğunun elbette farkındayım ama işlerin bu aşamaya geleceğini nereden bilebilirdim? Şu an çözmem gereken en önemli sorun şu: Eşimi nasıl geri getirebilirim? Giderken ne bir adres ne bir telefon bıraktı. Bir diğer soru da kızım Jolene’le nasıl başa çıkacağım. Tabii bu sırada küçük kasabamızda tek sorun yaşayan ben değilim. Bilirsiniz Cedar Cove’da sular durulmaz. Sevgili Charlotte unutkanlıktan mustarip, Linc deseniz kayınpederinin gazabından kurtulamıyor. Ama ne olursa olsun benim aklım sadece Rachel’da. Nerede olduğunu biliyorsanız, beni de haberdar eder misiniz? Lütfen.
  • Bige Güven Kızılay
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    477,84 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Serap Ortayol
    Konusu:
    Sokaklarında ıhlamur, iğde, meyve ağaçlarının sıralandığı, Demirden bahçe kapısına yediveren güllerin sarmalandığı 3-4 katlı apartmanları, akşamüstü fış fış yeşil bir hortumla sulanan bahçeleri, Yerlere attıkları çekirdek kabukları yüzünden Mansur Efendi tarafından çalı süpürgesiyle kovalanan neşeli çocukları, Mizample saçlı, döpiyesli, ince çoraplı, topluklu pabuçlu zarif hanımları, takım elbiseli, düzgün giyimli beyefendileri... Bakkal Seyfi’si, taş fırını, yorgancısı, tuhafiyecisi ile en kralından mahalle esnafı, Siyah-beyaz televizyonlarda Kaçak, Kunta Kinte’yi izleyebilmek için dama tırmanıp anteni düzelten babaları, Karlı havalarda sokakta saatlerce, elleri uyuşana dek kartopu oynayan ahalisi, Kışın közde kestane, yazın buğulu buğulu çağlaları yanında gazete kağıdının içinde bir çimdik tuzla satan Ali Amcası, Selamlaşan, yardımlaşan komşuları, mevsiminde kapı kapı dağıtılan aşureleri, Yaz vakti geldi mi balkonlara kurulan sofraları, kokusu gitti diye kendi pişirdiğinden komşusuna da bir tabak uzatan teyzeleri, Ve ilk aşkları, ve yaz aşkları, ve ergenlik kaygıları, ve üniversite hayalleri, Ve ayrılıklar, kavuşmalar, ve kabuslar, kabuslardan uyanmalar, Ve hastaneye gözyaşları içinde koşmalar, ve o hastane binasının bir penceresinden müjde niyetine sallanan kırmızı karanfiller... Ve kırk yamalı yürekleri... Yamaların çare olduğu, yamaların hediye olduğu 1970-1990 Türkiye’si...
  • Yılmaz Odabaşı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    249,71 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Seslendiren : Sinem Filatlı
    Konusu:
    Hayatın Düşlere Borcu Var, Yılmaz Odabaşı'nın yine yalın, samimi, kuşatan diliyle farklı temaları bir araya getirdiği ve tümü de hayatın sokaklarına çıkan yazılarından oluşuyor. Yazar, bu kitabında okuru yer yer kendi sınanmışlıklarıyla hayata ve sisteme karşı daha güçlü olabileceğimiz bir ruhsal-düşünsel saçağa çağırıyor. Sizleri bambaşka bir dil ve duyarlığa yolculuğa çıkaracak bu kitap, severek, sarsılarak, okuyacağınız yazılar toplamı... (Tanıtım Bülteninden)
  • Hüseyin Yılmaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    738,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Hüzün Çiçeği, yazarın ilk romanı... İlk romanı ve ilk eseri... Yetmişli yılların Bursa’sının mekân edinildiği romanda, derin bir üslûb ve sanat endişesi, baştan sona varlığını hissettiriyor. Genç yaşta kaleme alınmış olmasına rağmen, dildeki zenginlik, başı sonu birbirinden kopmayan uzun cümleler şaşırtıcı bir güzellikte... Kitaba bütünüyle bir aşk romanı demek mümkün değil, ama aslına bakarsanız aynı zamanda başka bir şey de değil. Evet, Hüzün Çiçeği, en müeddeb ve en rûhî tarafıyla belki de bir aşk hikâyesi. Ama bu hikâye, hayatın bütünü içinde yaşanıyor; ferdî ve sosyal hayatın bütün unsurları kitabda yerli yerince...
  • İsmail Yılmaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    586,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    İşçilerin hak arama mücadelesinde tek umutları sendika. Ya sendika işverenle gizli bir işbirliğine giderse!..
  • İSMAİL ÜNVER
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    920,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    1990’lı yıllarda Sakıp Sabancı adına Özdemir Sabancı suikastini aydınlatacak içinde fotoğrafların da olduğu bir paket gönderilir. Merhum Sakıp Sabancı’ya gelen bu sır dolu paket Sabancı suikastinin sır perdelerini aralayabilir mi? Paketten çıkan ve Sabancı’yı benzersiz bir projeyi uygulamaya yönelten ürpertici gerçekler neler? Gizli saklı bir esas ‘kurban’ var mı? Sibirya’dan Orta Asya’ya, Cumhuriyet Türkiye’sinden Selçuklu ve Osmanlı’ya uzanan, başını Sakıp Ağa’nın çektiği bir kovalamaca... Bir ucu hafız Esad ve Abdullah Öcalan’a, diğer ucu Amerika’nın ekonomik çıkarlarına dayanan, Hollywood filmlerine taş çıkartacak cinsten bir santaj, tehditle örülü olaylar zinciri... Tarihi, tüm dünya dünya coğrafyasını, uluslar arası çıkar ilişkilerini ve Türkiye’nin en büyük şirketinin birbirinin içine geçen akıl almaz maceraları ve cinayet araştırması tek bir kitapta, Kurban Sa’da...
  • İskender Pala
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Şiirsel Düz yazı
    Konusu:
    Bir bütün idim ben Leylâ ile. Sense Leylâ’yım diyorsun. Sen Leylâ isen eğer; beni yakmaya hayalin yeter, takatim yok sana kavuşmaya. Varlığı olmayan bir zerreye aynadan ne fayda? Canım gideli hayli zamandır, cismindeki bir başka candır; bir özge candır. Sensin beni benden ayıran, uzaklaştıran. Ben yokum, senin tecellin var. Vuslatının ağır yükünü kaldıramam ki. Önceleri sen vardın, şimdi ben yok oldum. Manevi dünyamda dostum daima sensin. Dış görünüşe değer verme bahsi ortadan kalktı artık. Gönül çok önceleri sana koştu canım seninle gitti. Şimdiki canım Leylâ’ya değil, Mevlâ’ya yönelik. Bir’lik yolunda seninle olmam, yanarım. Şimdi, gözümün nuru, gönlümün aydınlığı!.. Ben maskaralığa nam salmışım nam salmışım bari sen bu yola girme. İçinden çıkma namus perdesinin. Mecnun olan benim; bana yaraşır delilik, kınamışlık. Şimdi git, aşk töresini, âşıklık geleneğini, maşuk gidişatını bozma. Gir şimdi, ey vefalı! Açtırma kötü söz arayanların dudaklarını; sakız verme dedikodu arayanların ağızlarına. Beni aramaya çıktığını âleme bildirip deliliğine ferman yazdırma. Kimse seni burada görmeden git. Ben ki varım; sen içimdesin, bunu bil!..
  • İskender Pala
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,42 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere, paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden; lale ile uğruna can verilecek bir sevgili yaşar içimde. Lale, bağıma taç ve ben ona muhtaç. Kapa göklerini ve dinle sakı, bir İstanbul lalesinin çığlıklarım duyuyor musun?.. İstanbul'a çıkmayan bir lale yolu, lalece çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır, yitiktir. Rüzgârları toplayan hüzünler aşklar yoksa İstanbul bahçelerinde ve bir kabir başında ışıklar yas tutar gibi lale/er ağlar seher vakitlerinde. Uyan sakı, lale devrindeyiz! Rüya gibi bir İstanbul, ülkeler arası entrikalara yol açmış bir çiçek, zengin çağrışımlı bir Osmanlı tarihi, hep merak edilen saray ve aristokrasi, isyana kadar varan taşkınlıklarıyla fakir halk, sınır tanımayan bir eğlence ve zevk dünyası, bütün bunların arasında derin bir aşk hikâyesi ve korkunç bir cinayet…
  • İskender Pala
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    783,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Bazı eşyalarımız vardır, önce atmaya kıyamayıp tavan arasına kaldırırız da sonra unuturuz hayal meyal hatırladığımız ve işimize yarayacağına inandığımız bir şeyi aramak için, paslanmaya yüz tutmuş kilidini açarız tavan arasının ve uzun bir ömre ait bütün eski eşyalarımızı orada buluruz, güzel ve çirkin, neşeli ve üzgün… Hemen bir şey alıp çıkmak için girdiğimiz bu yarı aydınlık ve tozlu mekânda her neye el atsak, bizi gülümseyen bir çehre ile karşılar ve biz hiç farkına varmadan, dimağımıza uzak hatıraların lezzetini bırakarak zamanımızı hızla eleyip geçer. Birkaç zaman sonra ne aradığımızı tam olarak biz de bilmez olmuşuzdur artık ve orada her neye el atsak bir anıyla karşılaşır, ayrı bir sahneye temas ederiz. Bir yerlerden bize tanıdık gelen eşyaların kimisi iyiden iyiye pörsümüştür de kimisi hâlâ yepyeni durur. Onun yeniliği ile bizim sahiplenme duygumuz arasında doğrudan bir bağlantı vardır aslında. Hatta onu antika değeriyle ölçenimiz yahut insan gerçekliğinin aksine, geçen zamana direndiği için eskisinden de değerli bulmaya başlayanımız bile olur. Böyle zamanlarda tavan arası, sandık sandık hazineler gibi kıymetli gelir bize ve o sandıkların kapaklarını açmak kadar heyecan verici bir hazzı daha evvel hiç tatmadığımızı fark ederiz. Her parçası yeni bir medeniyet, her eşyası eski bir kültürdür artık tavan arasının ve orada yolunu şaşırmış zamanın musdarip günleri bir bir dökülür üzerimizden, iksir bulmuş gibi dinç ve tazelenmiş olarak döneriz hayata. Tarihin loş ve tozlu koridorlarında yaptığımız yolculuk birkaç zaman dudağımızda buruk bir gülümseme olarak yaşar ve zamanla, ufukta kaybolan bir gemi misali uzaklaşır gider hayatımızdan…

Sayfalar