Yazara Gore Listeleme

  • Şevket Pamuk
    insan sesi mp3 - Türkçe
    47 Ayrım
    1310,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tuğba Buhur
    Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi hem kapsadığı dönem hem de içerik ve vurguları ile, iktisadi tarihimize farklı bir yaklaşımı hedefliyor. Osmanlı-Türkiye iktisat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Şevket Pamuk'un bu son çalışmasının önemli bir özelliği son 200 yılı birlikte ele alması. Türkiye iktisadi tarihçiliğinde 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl sık sık birbirlerinden kalın duvarlarla ayrıldı. Oysa Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde önemli siyasal değişiklikler gerçekleşirken, iktisadi açıdan önemli süreklilikler de yaşanmıştı. Bu sürekliliklerin bir bölümü Osmanlı geçmişinden, bir bölümü de Sanayi Devrimi sonrasında dünya ölçeğinde ortaya çıkan gelişmelerden kaynaklanıyordu. Bu nedenle Pamuk, son 200 yılı bir bütün olarak ele alıyor ve bugünkü Türkiye ekonomisinin kimi özelliklerinin kökenlerini 19. yüzyıldaki dönüşümlerde arıyor. Kitap ayrıca ekonomilerin uzun dönemli gelişmesini değerlendirirken temel ölçütler olarak, bir yandan kişi başına gelir artışlarını ya da iktisadi büyümeyi, öte yandan da sağlık ve eğitim boyutlarıyla insani gelişmeyi ve bölüşümü öne çıkarıyor. Yazar, önce ayrıntılı veriler kullanarak son 200 yılda Türkiye'de iktisadi büyümenin dünya ortalamalarına yakın ama onların biraz üzerinde, buna karşılık insani gelişmenin dünya ortalamalarının altında kaldığını ortaya koyuyor. Daha sonra da Türkiye'de uzun vadeli iktisadi gelişmenin niçin dünya ortalamalarının üzerine çıkamadığını sorguluyor. Bu soruların sadece iktisatla sınırlı bir çerçevede yanıtlanamayacağının altını çizen Pamuk, daha doyurucu yanıtlar için toplumsal ve siyasi yapıların da dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor ve iktisadi gelişmenin nihai nedenleri olarak kabul edilen kurumların Türkiye'deki özelliklerini ve işleyişlerini inceliyor.
  • İsmail Bayram
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    129,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Muhammet İsmail Bayram
    İsmail Bayram, ‘Bir Bingöl Romanı Söle Yemmin’ adlı kitabında, Bingöl’de yaşanmış deprem, ölüm, aşk, özlem, futbol, mahalle, komşuluk, bilye, sokak, örf adet gibi konuların ele alıyor. Baryam’ın romanı şöyle başlıyor: “Siz hiç etrafınızda kopan kıyameti oturup seyrettiniz mi çaresizce? Ben seyrettim. Sağa sola koşuşan insanlar… Kimi ihtiyar babasını sırtına almış, nereye olduğunu bilmeden öylece giderken; kimi kucağında iki aylık çocuğunu ağlayarak emziriyordu. Aradığı numaraya hatlar kesildiği için ulaşamayan, korkudan eşinin paltosunu giyip dışarı çıkan, panikle balkondan atladığı için düştüğü yerden kalkamayan, suratı cam kesiklerinden dolayı kan revan içinde öylece ambulans bekleyen bir sürü insan… Bütün bu teşkalenin tam ortasında kalmış gibiydim. Çaresizdim. Hiçbir şey düşünemiyordum. Şahit olduğum olayları kabuslarımda bile görmemiştim. Gecenin köründe bu kadar insanı bu denli korkutan şey neydi? Nasıl ve ne zaman olmuştu? Bana sorsan karne almamıza az kalmış, yaz ayları kadar kavurucu olmayan sıcak havalardan şikayet edenlerin sayısının arttığı günlerden biriydi derdim. Çok sonra öğrendim tarihin bir mayıs, saatin 03.27 olduğunu.”
  • Adem Çaylak
    insan sesi mp3 - Türkçe
    50 Ayrım
    1384,76 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Buğra Zayim
    İktidar ve muhalefet ilişkileri bağlamında, Türkiye'nin siyasal hayatında Osman Bölükbaşı ve siyasal hareketi.
  • Miraç Çağrı Aktaş
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    205,34 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Arzu Duman
    Seni ''canımın içi'' diye sevecek birini kaybettin. Şimdi hiçbir can nefes olmayacak sana. Daha çok sevileceğini umarak gittiğin yerde sıkışırsa kalbin, elini kalbine koy. Çünkü o acı benim. O sıkışmayla sana, bizi bitirme çabalarını ve hiçe sayışlarını hatırlatmaya geleceğim. Biliyor musun sevgilim? Seni sevdim. Bir insan hayatında ne kadar çok ve ne kadar güzel sevebilirse, o kadar sevdim. Bu da benim yenik zaferim… Sen benim ilk çaresizliğim, sen benim ilk yenilgimsin.  (Tanıtım Bülteninden)
  • Mary Doria Russell
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    16,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Mary Doria Russell'ın ilgiyle okunan romanı Serçe'den sonra Tanrının Çocukları da Türkçede: Beklenmedik dönemeçlerle dolu incelikli olay örgüsü ve edebi ustalığıyla en az ilki kadar güçlü bir eser. Roman, Jana'ata ve Runa adlı iki akıllı türün bulunduğu Rakhat gezegenine yapılan ilk seferde yaşanan felaketin ardından, yeni bir sefer için kolların sıvanmasıyla başlıyor. Dünya'da hazırlıklar sürerken, paralel bir anlatımla, Rakhat'ta insanların ister istemez başlattığı değişim rüzgârına da tanık oluyoruz. Zorlu bir yolculuğun ardından Dünyalı ekip hedefe vardığındaysa, iki gezegenin halklarının kaderi bir kez daha kesişiyor. Bir bilimkurgu romanı olarak Tanrının Çocukları'nın ayırt edici özelliği antropolojik derinliği: karakterlerin karmaşık iç dünyasını ikna edici bir şekilde resmetmesi; onların zaaflarını, kendi kendini kandırma ve anlam olmayan yerde bile sürekli anlam arama eğilimlerini, hırs ve yanılgılarını, iyi niyetle de olsa başkalarına zarar verme kapasitelerini gözler önüne sermesi. Dahası, yazarın önemli toplumsal meselelere -farklı türlerin/kültürlerin bir arada yaşaması, anlayış ve hoşgörünün kendinden farklı olanı tanımayla başlaması, katı geleneklerin zulmü, değişimin kaçınılmazlığı vb- yaklaşımı da kayda değer. Bütün bunlara yaratıcı bir hayal gücü ve kitabın her sayfasında hissedilen ince bir mizah da eklenince, ortaya keyif ve heyecanla okunan doyurucu bir roman çıkıyor. Tüm bilim kurgu hayranlarına ve edebiyat severlere tavsiye ediyoruz.
  • umut sarıkaya
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    5,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kapıyı Remzi açtı. Remzi avurtları içine çökmüş, gözünde, hani siz de bilirsiniz ya, yalnızca çocuklara özgü olan o meraklı bakışların zerresi bulunmayan embesil yaradılışlı bir çocuktu. Zaten çocukları sevmeyen ben, geçen bayram, bayramın dördüncü günü olmasına karşın hâlâ siyah çizgili gri takım elbisesini giyip bizden şeker istemeye geldiğinden beri Remzi'den tiksiniyorum. Yalandan bir başını okşayıp içeri, babası Menderes Abi'nin yanına gittim. Menderes abi oğlundan yana çok dertliydi. Remzi'ye karşı hırpalayıcı bir davranış sergileyerek oğlunun derslerinin çok kötü olduğunu, mümkünse yardımcı olmamı istedi. Ve karşışığında reddedilmeyecek bir meblağ sundu. Meblağı duyunca birden Remzi'ye karşı büyük bir sempati besledim ben. Hatta öyle sempati besledim ki Remzi gibi pırlanta bir çocuğa karşı sert çıkışlar yapan babası bir anda düştü. Ama sonra meblağı ödeyen şahsın Remzi değil de babası Menderes Abi olduğu idrak edince her ikisine karşı da nötr bi tutum sergiledim...
  • Sebastian Fitzeke
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    9,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Leon bir sabah uyandığında, karısının eşyalarını toplayıp kaçarcasına evden ayrıldığını görür. Kadının yüzünde ve kollarında morluklar vardır. Leon’un aklına gelen ilk şey artık geride kaldığına inandığı hastalığı olur: uyurgezerlik. Yoksa yine geceleri ikinci benliği devreye girip insanlara zarar vermeye mi başlamıştır? Bu soruya bir cevap bulabilmek için uykuya dalmadan önce başına hareket sensörlü bir kamera yerleştirir. Sabah görüntüleri izlediğindeyse dehşete düşer: Yatak odasındaki gardırobun arkasında daha önce hiç görmediği gizemli bir kapı vardır. Onu bilinçaltının en karanlık köşelerine girmeye zorlayan bir kapı… Hayal ile gerçeği ayıran çizgi bulanıklaştığında, insan kendini, kendisinden bile korkacak bir hale getiren ürkütücü bir kâbusun içinde bulabilir mi? “Kâbusunuz olacak bir gerilim. Labirentlerin arasında kaybolacaksınız. Hatta kitabı okuduktan sonra bir daha uyumak bile istemeyebilirsiniz.”
  • paolo bacigalupi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    739,99 KB
    Eser Türü: Kitap
    Gelecekte su, petrolden daha pahalıya satılacak Gelecekte su, altından daha değerli olacak Gelecekte suya sahip olmak için insanoğlu savaşmayı bile göze alacak Dünyanın ekolojik dengesini giderek bozan küresel ısınmanın zararları önlenemez boyutlara ulaşıp verimli araziler tamamen kuruduğunda, ortaya çıkacak sorunları tahmin etmek hiç de zor değil. Amerikalı yazar Paolo Bacigalupi'nin distopik eseri de insanoğlunu bekleyen bu küresel tehlikeyi konu ediniyor. Colorado Nehri'ndeki suyun gün geçtikçe azalmasıyla baş gösteren çatışmaların ve düşmanca politikaların ekseninde gelişen Suda Bıçak İzleri, yakın gelecekte bölgesel olmaktan çıkıp dünyanın genelini kuşatacak kuraklık sorununu gerçekçi boyutlarıyla ele alması açısından oldukça çarpıcı ve dikkate değer bir roman.
  • Alper Canıgüz
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    77,44 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Ben bu anı daha önce de yaşamamıştım sanki…” Gül bahçesi maziye, kanlı bir yolculuk… Kan ve Gül, fantastik bir polisiye. Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman. Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik. İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde. Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete… geçmesi pekâlâ mümkündür. Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması… galiba iyi olacaktır. Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır. Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir. Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir? Maktulü kurtardığına, katili bulduğuna memnun olacak mıdır? Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi? Kara mizah ustası Alper Canıgüz, beşinci romanında, kurgu ve anlatımdaki yetkinliğini bir adım daha öteye taşıyor. Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir. Fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankâr bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikâye anlatmak. O yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım. Evlendiğim ve boşandığım tarih, nikah dairesindeki memur ve avukatımızın tuhaf ve müşterek bir cilvesiyle, aynı güne denk gelmekteydi. Doğum 17 Ocak 1995, ölüm 17 Ocak 2004. Dokuz sene; flört dönemimiz de hesaba katılınca, on altı. Flört ne demekse? “Ayrılık acısından kurtulmak için gereken süre, birlikte geçirilenin yarısı kadar” demişti bir arkadaşım Nergis’le boşandığımızda. O zamanlar sekiz seneyi kendimi öldürmeden ya da ne bileyim, en iyi ihtimalle aklımı kaçırmadan geçirebileceğime pek ihtimal vermemekteydim ya, yuvamızın yıkılışının onuncu sene-i devriyesini geride bıraktığım günlerde, o arkadaşımın bu teoriyi belki de beni teselli etmek için uydurduğunu düşünmeye başlamıştım. Çünkü bu aşkın, bu sevdanın üstünden kış geçiyor, bahar geçiyor, yaz geçiyor, ömür geçiyor lâkin kalbimdeki yara geçmiyor, geçemiyordu.
  • şükrü erbaş
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    6,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Benim bütün hayatım, kıstırılmış insanın trajedisini canında duyma üstüne şekillenmiştir. Şiirim de, politik tepkilerim de, etik tutumum da bu trajediden almıştır varlığını. Kendisini bir başkasıymış gibi yaşayan insanlar, gittikçe ağırlaşan derdim oldu benim. Yabancılaşma olgusu, şiirimin ve yazılarımın bel kemiğini oluşturur dersem abartı sayılmamalı"

Sayfalar