Eserlere Göre Listeleme

Toplam 6033 sonuçtan 2931 - 2940 arası görüntüleniyor.
  • Fatih Yaşlı
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    765,61 KB
    Eser Türü: Kitap
    Çalışmalarını Türk sağının ideolojik ve örgütsel kökenleri üzerine yoğunlaştıran Fatih Yaşlı, bu kitabında, Türkiye'nin tarihi pek bilinmeyen bir siyasi akımını ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Türkçü faşist ideolojinin yeterince irdelenmemiş metinleri arasında tarihi bir yolculuğa çıkan Yaşlı, bir yandan bu ideolojinin kökenlerini, ona özgüllük katan unsurlarını ve farklı veçhelerini ortaya koyarken, diğer yandan nasıl örgütlü bir siyasal harekete dönüştüğü ve MHP'ye neler devrettiği üzerinde duruyor. Yaşlı'nın Türkiye'de "faşizmin imkânları"nı sorguladığı son bölüm ise, Türkçü faşizmin geçmişte kalmış ölü bir ideoloji olmaktan ziyade, yaşayan ve kendisini her konjonktürde yenileyebilen bir niteliğe sahip olduğunun altını çiziyor. Osmanlı'da Türk milliyetçiliğinin kökenlerinden Kemalizm-Türkçülük ilişkisine, biyo-siyasetin Türkçü faşizm içindeki yerinden anti-komünizmin bu ideolojideki kurucu konumuna kadar pek çok alana dair sözü olan bu çalışma, Türk sağının tarihini merak eden herkes için bir kaynak kitap olma niteliği taşıyor.
  • Hakan Günday
    metin - Türkçe
    5 Ayrım
    29,48 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı'nın yüzü. Bilmiyorum... Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım. Kayra, bir gün bana 'Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun' demişti."
  • Hakan Günday
    insan sesi mp3 - Türkçe
    37 Ayrım
    993 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Birsen Çoban
    "Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı'nın yüzü. Bilmiyorum... Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım. Kayra, bir gün bana 'Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun' demişti."
  • hakan günday
    insan sesi mp3 - Türkçe
    34 Ayrım
    1016,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aynur Şahinkösen
    Çocukluk arkadaşı olan ve 30’larına yaklaşmış olan iki adamın, Afrika’dan önce Amerika’ya daha sonra Türkiye’ye uzanan şiddet ve cinsellikle dolu hayat hikayeleri anlatılmaktadır.
  • Jules Verne
    insan sesi mp3
    7 Ayrım
    157,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hanife ŞAHİN
    Kaptan Gibson'ın gemisi James Cook, altın aramak için gemiden ayrılan dört tayfa yüzünden çaresiz hâlde, limanda beklemekte. Kaptan, oğlu Nat ve geminin ortağı armatör Hawkins ile buluşmak için hemen yola çıkmak istiyor ama nafile… Çünkü bu uzun ve sıkıcı bekleyiş, gemiyi ele geçirmek isteyen baştayfa Balt'ın kendisi gibi kötü niyetli birkaç adam bulup getirdiği ana dek devam edecek. Acaba bu uygunsuz şartlar altında yola koyulmaya mecbur kalan Kaptan Gibson ve Nat'in yolu Kip Kardeşler ile ne zaman ve nasıl kesişecek? Jules Verne'in (1828-1905), okuyucuyu adalet gibi kavramları sorgulamaya iten eseri Kip Kardeşler, sizi soluk soluğa okunacak bir maceraya davet ediyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • İsmail Güzelsoy
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    461,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Göksun Günal
    “Büyüdüm. Zehirli bir ırmaktı zaman. Bizi kendine, kendini suskunluğa sürükledi.” O yaz sonu kent kıyamet söylentileriyle uyandı güne. İşaretler bir bir çıkıyordu ya da öyle olduğuna inanmayı istiyordu bazıları. Sokakta alamünit fotoğraf çeken Settar, kenti çalkalayan o dört günde, hesapta olmayan bir gönül hikâyesine savrulacak, hayatı boyunca ondan saklanan sırlar yumağını çözmek zorunda kalacaktı. Bir insanın kendisi hakkında bildiği en temel şeyler yanlış olabilir mi? Peki böyle bir durumda hatıraların içeriği de değişir mi? Settar’ın bir şeyleri değiştirecek zamanı var mıydı? Dört gün sonraki mahşere hazırlanan kent ahalisi ibadethaneleri ve meyhaneleri doldurmuşken, sırları dökülmüş bir hayatı yeniden biçimlendirmek mümkün müydü? İstanbul tarihinde kaydedilmemiş o dört günlük mahşerin sarsıcı öyküsüdür Kıpırdamıyoruz. Bir halkın yaşadığı altüst oluşun kıyısında kendi hayatına tutunmaya çalışan karakterin öyküsüdür. Aşkın doğasını anlama çabasıdır. Aşkın “her şeye rağmen” olduğunun şiiridir Kıpırdamıyoruz. Fotoğrafa dönüşen bir dünyanın kuytularında gezinerek onun gizemlerini çözen saf bir çocuğun destansı hikâyesidir. Bu romanı okuduktan sonra kötülük ile iyiliği yeniden tanımlamak zorunda kalacaksınız. Kıpırdamıyoruz içimizde kıpırtısız kalan, suskun isyanın sesi olacak. İsmail Güzelsoy romanları okumuş olanlar bilir… O, başkadır… Sözcüklerin, hikayelerin efendisidir… Kurduğu hikayelerle insanı teslim alır, başka bir dünyaya götürür. “Her yazı, büyüdür aslında. Yazarlar da büyücü!” diyen bir adam. Bence doğru… Güzelsoy bir büyücü… Benden söylemesi onun dünyasına dalın, kitaplarını okuyun. Pişman olmayacaksınız. -Ayşe Arman- İsmail Güzelsoy’un yeni romanı ‘Kıpırdamıyoruz’, çok boyutlu, hayatın temelini oluşturan kavramları bu boyutlarda tartışan bir roman. Kötülerle daha kötüler arasında geçen mücadelede arada kalan, ezilen, zarar gören iyileri anlatıyor. Hiç kimsenin tamamen iyi ya da tamamen kötü olamayacağını düşündürüyor. -Metin Celal-
  • Aysel Gürmen - Mustafa Delioğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    17,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Selin Duman
    Kıpırık, çok zor günler geçirmektedir. Orman perisi yardımına koşar ve ona yaşamda karşılılaşılan güçlüklerin nasıl aşılacağının sırrını verir.
  • Lawrence Block
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    808,62 KB
    Eser Türü: Kitap
    Yirmi yirmi beş yaşlarında olmalıydı. Yüzünün incelenecek o kadar küçük bir bölümü vardı ki, yaşını kestirmek doğrusu pek güçtü. Kızıl sakalı gözlerinin hemen altında başladığı gibi, gözleri de kalın camlı, kalın çerçeveli gözlüğünün ardındaydı. Üzerinde haki renkli, düğmeleri açık bir asker gömleği, onun altında sözde organik suyla yapılma günün modası olan bir Güney Dakota birasının reklamını taşıyan bir tişört vardı. Pantalonu kahverengi kadife, koşu ayakkabıları sarı çizgili maviydi. Bir elinde bir raniff Havayolları çantası, diğerinde William Cowper'in Everyman Kütüphanesi baskısı Şiirler'i vardı...
  • GREGG LOOMIS
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    626,74 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sır romanlarının efsane yazarı Gregg Loomis'ten büyük bir heyecan fırtınasına davet var! Randevularınızı iptal etmenizi ve soluksuz kalacağınız bir maceraya hazırlıklı olmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Yüzyılın buluşu için düzenlenen bir baloda sırlarla dolu parşömenler bir kez daha ortadan kaybolur ve işin içinde bu parşömenlere yaklaşacak herkesi seve seve öldürebilecek eski ve gizemli bir tarikat vardır. Ölümcül maceraların üzerine hayatını kenara koyarak, giden Lang Reilly de bu balodadır. Hayatı ne kadar tehlike altındaysa, sırrı çözmek için o kadar inatçı olan Reilly için harekete geçme zamanıdır. "Gregg Loomis heyecanlı kurgusuyla şaşırtmaya devam ediyor." -I Love a Mystery- "Nefesinizi tutun, Gregg Loomis'in yeteneği sizi büyüleyecek. Bravo!" -Harriet Klausner- Pegasus Sırrı'nın yazarı Gregg Loomis nefes kesen yeni romanıyla kitapseverlere nefis bir okuma ziyafeti sunuyor.
  • Theodor W. Storm
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    4,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Birinci baskıda "Masal" başlığı altında yayımlamış olduğum aşağıdaki öyküler, aslında iyi dostum olan bazılarınca salt bu başlık yüzünden ok^^adan bir yana ahlmak talihsizliğine uğramışlardır: O zamanki önsözde, ikinci parçanın daha çok zarif bir söylence biçiminde kendini gösterdiği, üçüncünün "özgün bir öykü" olduğu konusunda güvence vermem bile işe yaramamışta. Her günkü alışılmış dünyayı, belki trenle gidecek yerde kanatlarla havada uçulan bir dünyayla değiştirmek, ins^ o kadar yadırgahr ki... Bundan başka -pek haklı olarak- masal, saygınlığını yitirmiş, üst^ıkörü ve renkli resimlerle süslü yazılar sayesinde sürüm sağlamaya girişen birtakım genç heveslilerin konusu olmuştur; bu yazı türünde gerçek usta elinden çıkan birkaç masal da karışıklık içinde yitip gitmektedir. Bu durum göz önüne alınarak, küçük kitap ikinci yolculuğuna başlarken daha az göze batan bir ad veriiniiş ve bunda, hala eski zamanları yaşatan bir çocukluk anısı rol oynamışhr. Oyun arkadaşlarımızın en yiğitlerinden birisi, yoksul bir eskicinin oğlu ve yıllardan beri belediyenin bakhğı yetim bir çocuk Theodor Storm olan "Haydut Hans"tr; haydut takma adım, en çok sevdiğimiz "hırsız-polis" oyunundaki üstün başarılarıyla herkesten çok hak ederek kaz^^nıştr. Bundan başka, bu mert ve şakacı çocuğun, çok beğendiğimiz bir yeteneği daha vardı. Okul saatlerinden sonra, havanın çabucak karardığı o uzun güz akşamlarında, oyun oynayamaz olunca, herhangi bir ev merdiveninin basamaklarında toplanırdık; işte öykü anlatmanm sırası o zaman gelirdi. Bunda da us^^ur yine Hans'h. Bizi kah korkudan tir tir titrettiği, kah k^^a-halarla güldürdüğü garip öyküler kim bilir aklına nereden gelirdi. Bu öykü anlatma mevsiminde özellikle yurdumuzdaki halk inancının düşlemleri içimizde o kadar canlı bir d^^m alırdı ki, bir keresinde bab^^n ahırının d^^ndaki delikten Cin'in dışarıya baktrğım iyice gördük; av bıçakları ve çiçek herekleriyle silahlanarak Cin'e karşı her yandan boşuna bir sefere giriştik. Masal dinleme yerimiz ne kadar gizli olursa, öyküler o oranda tatlı dinlenirdi. Saklı öykü yerlerini yeğleme duygusu, özellikle beni her zaman saklanacak yeni köşeler bulmaya yönlendirirdi; bu aradaki en iyi buluşum, büyük, boş bir fıçı oldu. Bu fıçı, yazı odasına yakın, "Ambar" adını verdiğimiz yerde dururdu; kısa sürede, yalnızca benimle Hans tarafından ziyaret edilen kutsal bir yere dönüştü. Akşamları, Kır Atlı hesap dersinden sonra, bunun içinde birlikte çömelir, yetecek kadar ufak mum araklarıyla doldurduğumuz küçük el fenerini kucağımıza alır, fıçının üstünde bulunan birkaç tahtayla ağzını yeniden örterdik; böylece en gizli bir odacıkta karşı karşıya otururmuş gibi olurduk. Sonra, akşamleyin herkes yazı odasına giderken, fıçıdan bir mırılh yükseldiğini işittikleri ve ara sıra ışık parılniarı^n sızdığmı gördükleri zaman, yaşlı yazman bunun nedenini iyice aniatamazdı. Bu arada Hans'la ben nerelerdeydik? Yukarıya doğru yavaş yavaş yükselirken günlük yaşamdan iyice ayrılırdık. öyle ki, okulla ve dünyayla ilgili bütün tozlar rüzgarda dalgalanan giysilerimizden uçup giderdi. Biz, yükseklerin temiz havasmı içimize çekerken, alımızda düzensiz çekimli fiilleriyle eski kolej, yetim çocukların yatakl^^un durduğu kötü kerpiç zeminli sağır mahzen, derinliklerin sisi içinde kalırdı. Ne var ki, kulede saat yediyi çaldığı zaman avlu kapısından beni akşam yemeğine çağıran hizmetçi kızın soprano sesi, yukarıya, bize kadar bile gelirdi. O zaman kendimizi birdenbire gene dar fıçımızda oturur bulurduk; fıçı^rn yanları çahrdayıncaya kadar bir kez daha gerinir, sonra kenarına hrmanarak günlük yaşama dönerdik: Ama bundan sonra daha uzun süre, içimizde bu Theodor Storm dünyadan olmayan bir ışık bulunduğunu herkes yüzümüzden okuyabilirdi. O zamandan bu yana kırk yıl ve daha da uzun bir süre geçti. Benim Haydut Hans'ım garip bir şansla, yaşlılığında bir kez daha belediyenin bakhğı yetim bir çocuk oldu. Acaba bir ölümlü olduğu halde o bölgelere çok fazla mı uçmuştu? Şu yaşadığımız dünyaya, bir çeyrek yüzyıl, çalışkan bir gemi dülgeri olarak hizmet ettikten sonra hastalandı, uzun yıllar bu dünyada rahah-nı bulamadı. Böylelikle bir düşkünler evine girdi. Ama yavaş yavaş yine iyileşti, şimdi rahatı yerindedir; kendi isteğine göre, hoşnut bir durumda, iyi çalışmaktadır; gerçi karısını çoktan gömmüştür; ama çocuklarının uzakta iyi bakıldıklarını bilir. Şimdi kırlaşmış saçlarıyla k^^m, mert yüzü karşıma çıktığı zaman, eğilerek birbirimizi selamlarız: Kara gözleri sanki bana: "O zamanlar fıçıda nasıl oturduğumuzu hala anımsıyor musun? Bunu yalnızca ikimiz biliriz, değil mi? O ne güzel günlerdi!" demek istermiş gibi alaylı alaylı parıldar. İşte bu yeni "Masal"m, eskileri kadar güçlü olup olmadığını okuyucu bakalım şimdi bir denesin! Yolculuk fazla uzun sürmeyecek ve yeni zamanımızın pratik kafalarını, baş dönmesine uğratacak kadar yükseklere çıkılmayacaktır.

Sayfalar