Yazara Gore Listeleme

  • Michael Mccarthy Felicity O'dell
    metin - İngilizce
    2 Ayrım
    1,23 MB
    Eser Türü: Kitap
    A second edition of the best-selling vocabulary practice book, ideal for self-study or classroom use. English Vocabulary in Use Advanced with answers and CD-ROM is the highest level in the family of best-selling vocabulary reference and practice books from Cambridge. Vocabulary is clearly presented and contextualised on left-hand pages, with practice activities on facing right-hand pages. The book includes 100 units presenting new words in context, showing advanced learners how to use them, and highlighting common mistakes. It is informed by the Cambridge International Corpus to ensure that the vocabulary is useful, relevant and up-to-date. The accompanying CD-ROM provides interesting and enjoyable exercises to further challenge the learner, plus games, tests and dictionary support.
  • Benjamin R. Barber
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,81 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Roger Byard, Jason Payne-James
    metin - İngilizce
    4 Ayrım
    11,61 MB
    Eser Türü: Kitap
    Encyclopedia of Forensic and Legal Medicine, Volumes 1-4, Second Edition is a pioneering four volume encyclopedia compiled by an international team of forensic specialists who explore the relationship between law, medicine, and science in the study of forensics. This important work includes over three hundred state-of-the-art chapters, with articles covering crime-solving techniques such as autopsies, ballistics, fingerprinting, hair and fiber analysis, and the sophisticated procedures associated with terrorism investigations, forensic chemistry, DNA, and immunoassays.
  • Uğur Mumcu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    988,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    'Türkiye'de devrimci birikim, bölgede ulusallık ve bağımsızlık ilkelerini yerleştirecek bir devrimci siyaseti oluşturup geliştirebilir. O görkemli ulusal kurtuluş tarihine sahip olan Türk halkı, bu siyasetin doğan mirasçısıdır. Ne Amerikan emperyalizminin işbirlikçiliği, ne Sovyet güdümü, ne de Tanzimat batıcılığı... Ulusallık içinde devrimcilik özgürlük ve bağımsızlık!.. Devrimci siyaset işte budur!'
  • Mazhar Alanson
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    199,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Şebnem Morova
    MAZHAR ALANSON KİTABINI ANLATIYOR! "Resimlerini, şarkı sözlerini, notalarını, yazılarını, günlüklerini, fotoğraflarını hatta hatıra diye sakladığı her türlü kâğıt parçasını kullanarak bir kitap tasarladığını biliyor musunuz?" -Cihan DİNAR Mazhar Alanson, Mazhar Olmak kitabıyla bu zamana kadar hiç açmadığı dünyasının kapılarını açıyor. Mazhar Alanson, kitabında dillerden düşmeyen şarkılarının hikâyesini anlatıyor. Özenle hazırladığı kitap, Mazhar Alanson’un müzikal hayatının günlüğü gibi... Âdeta şarkılarının perde arkasını gösteriyor. Sadece şarkıları da değil, Mazhar Alanson’un tüm hayatından fotoğraf albümleri ve resimlerini görecek; âdeta düşüncelerini okuyacaksınız. Yazdığı her söz bestelediği her notayla bu topraklarda yaşayan, yaşamış ve yaşayacak milyonlarca insanın kalbine dokunmuş, dokunmaya da devam eden sahici bir müzisyenin dünyasına misafir olmaya hazır mısınız? Bazı sayfalarda Mazhar Alanson’un aile hatıralarını okuyacak, bazı sayfalarda da MFÖ hayranlarının grubun söz ve beste aşamasındaki şarkılarda nasıl değişiklikler yaptığını Mazhar Alanson’un o doğal ve içten anlatımıyla okuyacaksınız. “Diday Diday Day” şarkısındaki ‘diday’ın ne anlama geldiğini... 70’li yıllarda bir mavi yolculuk sırasında belki de ‘güllerin içinde’ unutulmayan hangi şarkıyı bestelediğini... Orhan Pamuk ve Kadir İnanır’la askerlik fotoğrafları ve hatıralarını... “Peki Peki Anladık” şarkısını kime yazdığını... Mazhar Alanson’a ‘âh’ çektiren şarkılarını... Her yağmurlu sabah akla ilk gelen şarkı olan “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” şarkısını bir zamanlar hiçbir plak şirketinin anlamadığını... Dans etmeyen hiçbir şarkıcı, dans edilmeyen hiçbir klibin olmadığı ülke: Hindistan gezisini... Her gezisinde bazen şarkı besteleyen bazen de “Vay be” dedirten düşüncelerini... Amsterdam gezisini... Amerika gezisini (New York Sokaklarında)... Shanghai gezisini... Ve Paris’i... Bir ilahiden yola çıkarak rock tarzını nasıl sevdirdiğini... “Meğer amma da çok yalnız insan varmış” dediği “Yalnızlık Ömür Boyu” şarkısının duygularını... Kısacası; “Çok gürültü var duyulmuyor sözlerim” diyen bir sanatçının öyküsünü ve kendi kendine söylediği şarkılarını duyacaksınız. Dolayısıyla kitabın sayfalarını çevirirken Mazhar Alanson’un hatıraları gözünüzde canlanabilir ve özel anlarını paylaşabilirsiniz. Mazhar Alanson’un MazharOlmak1 sahne performansının ne kadar iyi olduğunu, beğenildiğini okumuş, dinlemiş olabilirsiniz. Mesela, Cem Yılmaz gösteri sırasında “Bugüne kadar burada seyrettiğim en iyi gösteriydi” diyor. Şimdi bir yazar olarak Mazhar Alanson’u Nesil Yayınları’ndan çıkan Mazhar Olmak kitabını okumaya hazır mısınız? Mazhar Alanson, kendi cümleleriyle hayranlarına kitabını şöyle anlatıyor: “Bu CD’deki şarkılarımı mikrofon karşısına geçip bir kerede gacırtısı tısı, tuşu, detonesi, şaşırması, heyecanı, duygusu, hepsi içinde art arda çaldım söyledim. Neticede sonradan hepsini en düzgün hâliyle çaldıysam da; daha sonra ilk kaydıma geri döndüm. Dinlerken hatıralar, yıllar gözünüzde canlanabilir. Ne de olsa ‘sahibinin sesinden.’ Siz de yavaştan yaşlandığınızı hissedebilirsiniz. Eski, yeni aşklarınızı hatırlayabilir ya da yeniden âşık olmak isteyebilirsiniz. Bir ipucu vereyim. Aşk zordur aklınızda bulunsun... Resimlere gelince, yıllar içinde yaptığım şeyler. Kitaba umarım sıkılmadan bakar, okur, dinler ve seversiniz. Böyle bir örnek olduğunu görmedim. Umarım siz de seversiniz.”
  • Cüneyt Arcayürek
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Derin devlet nedir? Derin devlet aslında kontrgerillanın başkalaşmasıdır. Her ülkede farklı adlarla anılan örgüt, NATO tarafından organize edilir. Faaliyetleri tüm ülkelerde Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde izlenir. Elemanları,ağırlık olarak Panama ve Amerika'da eğitim görürler. 11 Eylül sonrasında NATO tarafından revizyondan geçirilmiş ve ellerindeki teknoloji iyileştirilmiştir. Şu an kendilerine ait özel hapishaneleri de vardır." Bu örgütler; sol siyasi güçlere karşı gizli bir savaş yürüttüler... Bir dizi terörist saldırı ve insan hakları ihlallerinde yer alıp, trenlerde ve pazar meydanlarında gerçekleştirilen bombalı katliamlardan (İtalya), rejim karşıtlarına sistematik işkence uygulamasına (Türkiye), sağ kanat askeri darbelerin desteklenmesinden (Yunanistan ve Türkiye) muhalif grupların paramparça edilmesine uzanan geniş bir saldırı yelpazesinde kullanıldılar...
  • metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,06 MB
    Eser Türü: Dergi
    Takdim, Demokrasi Platformu, elinizdeki Türkiye'de Tarikatlar ve Cemaatler sayısıyla, Türkiye'deki özellikle dinle ilgili sorunların, bilimsel bilgi ile, bilimsel zeminde tartışılarak çözüme kavuşturulması gerektiğinden yola çıkarak, bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğunu değerli okurlarıyla paylaşıyor. Tarikatlar cemaatler konusu, Türkiye'nin gündeminden hiç düşmüyor. Ancak, bu konuda insanların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayacak, bilimsel nitelikli derli toplu çalışmaların sayısı yok denilecek kadar az. İşte Demokrasi Platformu, bu konularda kafa yoran bilim adamlarının birikimleriyle okurlarını buluşturarak, bu konunun öncelikle doğru anlaşılmasına katkıda bulunmak istemektedir. Tarikatlar, cemaatler, radikal akımlar ve diğer dinsel oluşumlar, sanki bir tür tabu gibi görünmektedir. Bu, herkesin duruşuna, çıkarlarına, beklentilerine göre ürettiği, isteyenin istediği şekilde kullanabildiği; tanımlanamayan, belki de tanımlanmak istenmeyen ilginç bir tabuya benzemektedir. Sorunun kaynağı öncelikle, kökleri derinlerde olan tarikatların halen yürürlükte olan yasağa rağmen varlığını işlevsel bir şekilde sürdürüyor olmasında; konuya, korkuyla karışık önyargı ile yaklaşılmasında; dini alanda sağlıklı özeleştiri/eleştiri geleneğinin bir türlü istenilen düzeyi yakalayamamasında aranmalıdır. Ayrıca, konunun çok yönlü olarak istismara açık olduğu da unutulmamalıdır. Osmanlı'nın enkazı üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı'nın bütün sorunlarını da "sıkıştırılmış" bir vaziyette devralmıştır. Bu doğrultuda atılan en önemli adımlardan birisi 1925'te Tekke ve Zaviyelerin kapatılması olmuştur. O zamanki koşullan iyi değerlendirirsek, bu işin kangren haline gelmiş bir uzuvdan kurtulma operasyonu olduğunu düşünebiliriz. Ancak, üzerinde önemle durulması gereken husus, seksen yılın sonunda Türkiye'nin bir tür tarikat cennetine dönüşmüş olmasıdır. İşin ilginç yanı, tarikatlarla ilgili birtakım sorunlar gündeme oturduğu zaman, hemen "komplo"nun söz konusu edilmesi ve özeleştiriye meydan verilmemesidir. Diğer taraftan, din konusundaki olumsuz duygu ve düşüncelerini dile getirmek isteyenler de, tarikatlar üzerinde öfkelerini kusmaktadırlar. Ortada, hem teolojik boyutu olan, hem de sosyolojik koşulların ürettiği bir sorunun mevcut olduğu açıkça görülebilmektedir. Bu sorun çözülemeyecek bir sorun da değildir. Çözüm, tarikat oluşumlarının tarihsel arka planını görerek, hangi psikolojik ve sosyolojik faktörlerin bu sorunu çözümsüzlüğe doğru sürüklediğini doğru tespit etmekten geçmektedir. Tarikatlar, kentlerimizi köye dönüştüren göç olgusunun bunalttığı insanlar için bir tür sosyalleşme aracı olarak işlev görmekte; dayanışma, aş, iş ve eş bulma konusunda insanları cezbeden sığınak olmaktadır. Herhangi bir sosyal oluşum, sağlıklı ya da sağlıksız, insanların ihtiyaçlarına cevap verdiği sürece, gizli ya da açıktan varlığını sürdürmeye devam edecektir. Demokrasi Platformu, "Tarikatlar, Cemaatler ve Diğer Dinsel Oluşumlar" konusunu Uç sayı olarak planlamıştır. Elinizdeki bu sayıda sadece tarikatlarla ilgili yazılar yer almaktadır. Mustafa Kara, "Cumhuriyet Döneminde Tarikatlar" konusunu ele almakta ve insanda mevcut olan mistik eğilimlerin ortadan kaldırılamayacağı varsayımından hareketle, bu eğilimlerin devletin kontrolünde sağlıklı yönlendirilmesi gerektiği konusunda bir teklifle ortaya çıkmaktadır. Niyazi Usta, hakkında çok şey söylenen, fakat pek az bilinen "Menzil Nakşiliği"ni ele almıştır. Mehmet Demirci, çok merak edilen "Kenan Rıfâî ve Çevresi"nin doğru anlaşılabilmesi için bir pencere aralamıştır: "Sâmiha Ayverdi çevresindeki oluşum bir tarikat mıdır, değil midir? Kanaatimce tarikat da denemez, hayır tarikat değil de denemez. Bu çevrede yaygın olarak tarikat ritüeli ile alâkalı bir şey yok. Müntesiplerin eğitiminde düzenli olarak yürütülen evrad, ezkâr, zikir, vs. yok. Şeklî bir unsur yok. Peki ne var? Sadece gönül bağı var, muhabbet var". Yrd. Doç. Dr. Sezai Küçük, Mevleviliğin hem geçmişine, hem de bugününe ışık tutmaya çalışmıştır. İsmailağa Cemaati, Kamil Ocak'ın kaleminden ilk defa konuyu merak edenlerin karşısına çıkmaktadır. Mehmet Ali Kirman, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Süleymancılık konusunu, ortaya çıkışı, geçirdiği evreler ve günümüzdeki durumu açısından ele almıştır. Son makalede ise Hüseyin Bal, dinin geleceğini tartışmıştır. Demokrasi platformu bu konuyu işlemeye devam edecektir. Bir sonraki sayımızda, İskenderpaşa Cemaati, Işıkçılık gibi konuların yanında, ağırlıklı olarak Alevilik-Bektaşilik-Kızılbaşlık ve Nurculuk konusu ele alınacaktır. Daha sonraki sayımız ise Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketi, siyasi boyut taşıyan radikal dini akımlar, siyasal İslam ve diğer dinsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşacaktır. Planladığımız bu üç sayı ile, Türkiye'yi, Türkiye'deki dini hayatı daha iyi anlamaya, sorunların doğru bilgi ile çözüleceği varsayımından hareketle çözüm odaklı arayışlara ışık tutmaya çalışılacaktır. Din konusundaki sorunlanmızın çoğu, gerek teolojik, gerekse sosyolojik boyutta, daha çok din alanındaki korkunç bilgi boşluğu sebebiyle çözümsüz hale dönüşmektedir. Türkiye'nin geleceği açısından, bizim dinle ilgili sorunlarımızı bir şekilde çözmemiz; bazı sorunların da çözülmüş olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Türkiye'yi iyi anlayabilmek ve doğru değerlendirebilmek için, zaman zaman diğer Müslüman ülkelerle mukayese etmek faydalı olur. Fazlurrahman'ın 14 Haziran 1977'de İslam kitabının Türkçe baskısı için kaleme aldığı önsözdeki şu ifadelerin üzerinde düşünülmesi gerektiği kanaatindeyiz: "Müslüman ülkelerin çoğunda, iyi düzenlenmiş bir İslam eğitim örgütü bile mevcut değildir. Sadece Türkiye, 1949'dan beri insana gerçekten umut veren bir islâm eğitim çerçevesi veya örgütü meydana getirmeyi başarmıştır. Ayrıca Türkler'in, Batı kültürü hakkında oldukça yakın, sistemli ve uzun tecrübesi bulunması ve bugün bir bakıma İslam'ı yeniden keşfetmekte olması dolayısıyla bu ülkede İslam Rönesansının zengin ve anlamlı olacağını ümit etmek açısından önemli sebep bulunmaktadır. Çünkü geleceği ilgilendiren köklü meselelerle saklambaç oyunu oynamayıp, bu meseleleri hakkıyla karşılamak için lüzumlu cesarete sahip olmak, Türkler'in ulusal karakterinde yerleşmiş bir unsurdur. Muhammed İkbal'in de ümit ettiği gibi, Türkiye'nin bir kez daha yeni ve semereli bir İslam Rönesansı'nın öncüsü olduğunu ispatlaması pekala mümkündür". Türkiye, gerçekten de çok sancılı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu sancıların, İslam'ın uygarlığa vücut veren kök hücrelerinin, Batının birikimi ile Türkiye üzerinde buluşmasından da kaynaklandığını; bir tür mayalanma sancısı olduğunu düşünmek de pekala mümkündür. Belki de bunlar, yeni bir uygarlığın mayalanma sancılandır... Prof. Dr. Hasan ONAT Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi
  • Haldun Taner
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    232,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Haldun Taner’in 1960’lı yılların başında radyoda yayımlanan oyunu “Timsah” ilk kez 2008 yılında ortaya çıkmış, Selçuk Erez ve Demet Taner’in inceleme yazılarıyla birlikte okura sunulmuştu. 1960 sonbaharında 147 öğretim üyesi Milli Birlik Komitesi kararıyla üniversiteden uzaklaştırıldı. Haldun Taner, siyasi tarihimize “147’ler” olarak geçen bu olaya yakından tanık oldu ve Dostoyevski’nin “Timsah” adlı öyküsünden hareketle yazdığı bir radyo oyunuyla yapılan hukuksuzluğa dikkat çekti. Haldun Taner’in Timsahı, “Mizah haksızlığa karşı en etkili silahlardan biridir” diyen Haldun Taner’in “Timsah” oyununu içeren ve bugün de güncelliğini koruyan önemli bir kitap.
  • Christian Jacq
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yargıç Pazer, II. Ramses'e karşı düzenlenen bir komployu ortaya çıkarmasının ardından işlemediği bir cinayet yüzünden bir kampa sürgüne yollanmış ve ölene kadar orada kalmaya mahkûm edilmiştir. Ne var ki komplocular, Pazer'in kısa süre önce evlendiği genç doktor Neferet'in aşkını, deli dolu ve gözü kara arkadaşı Suti'nin yürekliliğini hesaba katmamışlardır. Neferet ve Suti, Yargıç Pazer'i içinde bulunduğu cehennemden çıkarmak ve soruşturmaya kaldığı yerden devam etmesini sağlamak konusunda kararlıdır. Büyük sfenksin muhafız kıtasını oluşturan eski askerleri kim katletti? Büyük Piramit'i soyanlar kimlerdi? Firavun'un tahtının güvencesi olan tanrıların vasiyetini kim ele geçirdi? Pazer'in manevi üstadını kim ortadan kaldırdı? Christian Jacq, Mısır
  • Zahide Tuba Kor
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    322,50 KB
    Eser Türü: Kitap

Sayfalar